alarak - Türkçe İngilizce Sözlük

alarak

"alarak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
alarak taking zf.
alarak receiving zf.

"alarak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
hava hattından elektrik alarak çalışan otobüs trolley i.
tabiattaki modelleri inceleyip bu tasarımları taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan bilim dalı biomimicry i.
saati ileri alarak zaman kazanma daylight saving time i.
doğadaki modelleri inceleyip taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanların problemlerine çözüm getirmeyi amaçlayan bilim dalı biomimicry i.
cesaretle ve risk alarak hakikati söyleme parrhesia i.
hisse senedi satın alarak yapılan şirket devri takeover i.
fidye alarak serbest bırakma ransoming i.
oyuncuların sırayla dizilmiş yığınlardan çeşitli miktarlarda alarak, en sonda tek kalan nesneyi alan kişiye oyunu kaybettirmeye çalıştığı zeka oyunu nim i.
yaşanılan mekanda, temel önlemler alarak, dışarıdan gelen tehditlere karşı oluşturulan güvenli bir alan shelter in place i.
hava hattından elektrik alarak çalışan otobüs trolly i.
erkeklerin yanlarına tazıları alarak av için toplanması meet i.
insanın örnek alarak yetiştiği model mould i.
insanın gerçeği sadece aklı temel alarak bilemeyeceğini ve gerçek ortaya çıksa dahi tümüyle anlayamayacağını ifade eden, tanrı tarafından tebliğ edilmiş dini öğreti mystery i.
ileri vadeli etkenleri göz önüne alarak bir sorunu inceleme long view i.
etraflıca ele alarak tanıtma coverage i.
eğlence gösterisinde en sonda yer alarak mizahi konuşmayı sürdüren kimse corner man i.
oyuncuların üzüm veya diğer atıştırmalıkları yanan brendiden alarak yemeye çalıştığı bir oyun snapdragon i.
oyuncuların üzüm gibi atıştırmalıkları yanan brendiden alarak yemeye çalıştığı bir oyun flapdragon i.
izin alarak işe gitmemek take off from work f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle f.
fidye alarak serbest bırakmak ransom f.
-i örnek alarak bir şeyi yapmak model something on f.
seçimleri büyük çoğunluğun oyunu alarak kazanmak landslide f.
satın alarak stoklamak buy in f.
bir yeri merkez alarak çalışmak work out of somewhere f.
(birini) etki altına alarak bir şeye ikna ya da teşvik etmek charm [obsolete] f.
(kaynakları) kenar boşluklarına not alarak belirtmek margin f.
bir şeyden destek alarak uzanmak repose f.
(alfabeyi veya metni) belirli sıradaki her harfi alarak başka bir sıraya sokmak decimate f.
(edebi eserde ele alarak) sonsuz ün kazandırmak immortalize f.
(edebi eserde ele alarak) sonsuz ün kazandırmak immortalise f.
bir şeyi haz alarak deneyimlemek feast f.
üst üste darbe alarak düşmek pelt f.
üst üste darbe alarak düşmek pelter f.
(bir kimseye kredi puanını baz alarak) kredi vermek preapprove f.
(bir kimseye) kredi puanını baz alarak (kredi kartı) vermek preapprove f.
risk alarak şansını zorlamak push f.
(armada başı ön pati üzerinde yer alarak) uzanan dormant s.
tad alarak savorily zf.
ağırdan alarak aversely zf.
dikkate alarak consideringly zf.
garantiye alarak hedgingly zf.
ağırdan alarak hesitantly zf.
güneşi arkasına alarak with the sun zf.
geri alarak withdrawing zf.
tad alarak savourily zf.
ağırdan alarak unwillingly zf.
göze alarak at the risk of zf.
intikam alarak retaliatingly zf.
tat alarak gustatorially zf.
zevk alarak savourily zf.
sırtına alarak piggyback zf.
tat alarak gustatorily zf.
zevk alarak savorily zf.
ağırdan alarak reluctantly zf.
tedbir alarak with caution zf.
engelleyici önlemler alarak proactively zf.
önceden önlemler alarak proactively zf.
sırtına alarak pick-a-back zf.
hafife alarak airily zf.
belirli bir kişiyi veya şeyi hedef alarak pointedly zf.
riski göze alarak venturesomely zf.
dikkate alarak up zf.
zorla alarak usurpingly zf.
haksız yollarla alarak usurpingly zf.
zorla alarak usurpedly zf.
haksız yollarla alarak usurpedly zf.
öç alarak vindicatorily zf.
intikam alarak vindicatorily zf.
ağırdan alarak lingeringly zf.
geri alarak revokingly zf.
tiye alarak derisorily zf.
tiye alarak derisively zf.
alaya alarak derisively zf.
tiye alarak deridingly zf.
devletten düzenli işsizlik yardımı alarak on the dole zf.
rüzgarı arkadan alarak down-wind zf.
eleştiri alarak on the pan zf.
zevk alarak savorly zf.
dalgaya alarak fleeringly zf.
ağırdan alarak ploddingly zf.
kesik nefes alarak puffingly zf.
öç alarak with a siserary [dialect] zf.
kaymağını alarak skimmingly zf.
yağını alarak skimmingly zf.
hafife alarak sniffishly zf.
koruma altına alarak protectingly zf.
kare şeklini alarak square zf.
kontrol altına alarak stanchly zf.
(beyzbol) men cezası alarak out zf.
nefes alarak spiritally zf.
tam uzmanlık alarak off pat zf.
taşrada yer alarak outback [australia/new zealand] zf.
yenilgi alarak out zf.
mola alarak out zf.
mola alarak out zf.
gözönüne alarak having regard to ed.
göz önüne alarak in defiance of ed.
dikkate alarak in deference to ed.
dikkate alarak considering ed.
dikkate alarak in the face of ed.
ihtimalini göz önüne alarak in contemplation of ed.
temel alarak based on ed.
temel alarak based upon ed.
...olgusunu/unsurunu/gerçeğini dikkate alarak taking account of the fact that... bağ.
Öbek Fiiller
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle about f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle something away f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle over something f.
satın alarak tüketmek buy something out f.
bir şeyi satarak/yenisini alarak elden çıkarmak trade something off f.
(birini veya bir fikri) merkeze alarak oluşturmak build around (someone or something) f.
(birini veya bir fikri) merkeze alarak oluşturmak build around f.
(bir alanı) çöküntüleri/çukurları kapayarak veya çıkıntıları alarak düzlemek buff out f.
(bir kişiyi/fikri) odak noktasına/merkeze alarak (bir şeyi) oluşturmak/geliştirmek build around (someone or something) f.
(bir şeyi) belli bir düşünceyle/bir fikir etrafında/bir düşünceyi temel alarak oluşturmak/geliştirmek build around f.
hafife alarak bahsetmek talk down f.
bir şeyi başka bir şeyi örnek alarak yapmak fashion (something) on (something else) f.
bir şeyi başka bir şeyi örnek alarak yapmak fashion (something) after (something else) f.
bir şeyi başka bir şeyi örnek alarak yapmak fashion something on something f.
rüzgarı arkasına alarak rotasında ilerlemek fill away f.
bir şeyi referans alarak çizmek draw from f.
kokusunu alarak bulmak sniff out f.
(bir şeyin, işin, görevin) sorumluluğunu alarak/üstlenerek sıkıntıya girmek trouble (someone or oneself) with (something) f.
golfte çok yavaş oynadıkları için izin alarak öndeki grubu geçip oynamaya devam etmek play through f.
golfte önünde bulunan yavaş ilerleyen bir gruptan izin alarak oynamaya devam etmek play through f.
(bir şeyi başka bir şeyi) temel alarak anlamak see (something) against (something else) f.
(bir şeyi başka bir şeyi) temel alarak anlamak see something against something f.
zorunlu bir dersi sınavdan belli bir not alarak atlamak test out f.
bir yerden destek alarak hareket etmek lever oneself up f.
bir yerden destek alarak hareket etmek lever yourself out of something f.
bir yerden destek alarak hareket etmek lever yourself onto something f.
bir yerden destek alarak ayağa kalkmak lever yourself out of something f.
bir yerden destek alarak ayağa kalkmak lever oneself up f.
bir yerden destek alarak ayağa kalkmak lever yourself onto something f.
(bir şeyi) temel alarak üstüne ekleme yapmak build on (something) f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle over f.
(bir şeyi) referans alarak çizmek draw from (something) f.
-i örnek alarak yapmak fashion on f.
birinin ölçülerini alarak bir giysiye uygun olduğundan emin olmak fit someone for something f.
(birinin) ölçülerini alarak (bir giysiye) uygun olduğundan emin olmak fit (one) for (something) f.
(bir şey) alarak ileriye yatırım yapmak invest in (something) f.
(kendini/bir şeyi birini/bir şeyi) örnek alarak geliştirmek model (oneself or something) on (someone or something else) f.
(bir şeyi başka bir şeyi) örnek alarak yapmak/geliştirmek model (something) after (something else) f.
(kendini/bir şeyi birini/bir şeyi) model alarak geliştirmek model (oneself or something) on (someone or something else) f.
(bir şeyi başka bir şeyi) temel alarak yapmak/geliştirmek model (something) after (something else) f.
-i örnek alarak yapmak/geliştirmek model on f.
'-i temel alarak yapmak/geliştirmek model on f.
(bir şeyi başka bir şeyi) temel alarak yapmak/geliştirmek model (something) on (something else) f.
(bir şeyi başka bir şeyi) örnek alarak yapmak/geliştirmek model (something) on (something else) f.
'-i örnek alarak yapmak pattern on f.