birbirini - Türkçe İngilizce Sözlük

birbirini

"birbirini" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 3 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
birbirini each other zm.
The two must run in parallel, but must not block each other.
Bu iki adım paralel olarak yürütülmeli ancak birbirini engellememelidir.

More Sentences
birbirini one another zm.
Konuşma Dili
birbirini one another expr.

"birbirini" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
birbirini izleme succession i.
birbirini izleyen successive s.
Genel
birkaç sesin belirli aralıklarla birbirini izleyerek söylediği şarkı round i.
birbirini takip etme succession i.
birbirini etkileme interaction i.
birbirini sırayla izleme alternation i.
birbirini izleme alternation i.
birbirini izleme consecution i.
birbirini izleme succession i.
birbirini sırayla izlemesini sağlama alternation i.
birbirini anlama understanding i.
birbirini izleyen iki ya da daha fazla sayıda tümce ya da dizenin sonlarının tekrarı epistrophe i.
birbirini suçlama recrimination i.
birbirini uzaklaştırma gücü rally i.
karşılıklı olarak birbirini tanıma interknowledge i.
birbirini uzaklaştırma gücü repugnance i.
birbirini götüren hatalar offsetting errors i.
birbirini tamamlama complementing (each other) i.
birbirini tutma coherence i.
cisimlerin birbirini itme gücü repulsion i.
birbirini tutma cohesion i.
birbirini tutma correspondence i.
birbirini etkileme interacting i.
aynı okuldan mezun kişilerin geliştirdiği birbirini gözetme ilişkisi old-boy network i.
apostollerin birbirini takip etmesi apostolic succession i.
birbirini seven iki kişinin evlendiklerini ilan etmek için, aile ve sevdikleriyle birlikte, dış ortamda yaptıkları, genellikle yasal olmayan, evlilik töreni handfasting i.
birbirini izleyen devreler successive periods i.
belli bölüm veya dizelerin alfabede birbirini takip eden harflerle başladığı yazılar abecedarian psalms i.
karşılıklı birbirini sevme durumu redamancy i.
iki kişinin birbirine yardım ettiği ya da birbirini koruduğu sistem the buddy system i.
birbirini tamamlayan parçalardan oluşan bir birim veya grup ensemble i.
birbirini tamamlayan veya görünüm olarak birbiri ile uyumlu veya benzer olan ikili match i.
birbirini takip eden tıkırtı sesleri brattlings [dialect] [scotland] i.
tarihsel gelişime sahip ve birbirini takip eden dişil olguların ilki veya en eskisi grandmother i.
birbirini tekrar eden davranış routinism i.
birbirini takip eden bir dizi şey consection i.
(birlik, araç) tüm unsurların birbirini takip ettiği oluşum column i.
farklı iki varlığın birbirini etkilemeyeceği görüşü parallelism i.
birbirini takip eden takırtılar click-clack i.
birbirini takip eden tıklamalar click-clack i.
farklı unsurların birbirini etkilemesi cross-pollination i.
grup üyelerin birbirini ziyareti intervisitation i.
birbirini izleyen görüntü panorama i.
birbirini takip eden altı harf kümesi pentagraph i.
postacı taklidi yapan oyuncuların ödeme olarak birbirini öpmesiyle oynanan bir oyun post office i.
yüksek kariyerli, başarılı ve birbirini tamamlayan çift power couple i.
ipek telinin birbirini takip eden iki özünden herhangi biri filament i.
birbirini takip eden dizi fire i.
birbirini tamamlayan eşya takımı suit i.
(yeniden doğumda) iman ile insan eyleminin birbirini desteklediğini öne süren teolojik bir öğreti synergism i.
birbirini uzaklaştırma gücü repugnancy i.
birbirini tamamlayan melodik bölüm period i.
ölçüleri birbirini tutmak fit f.
birbirini örtecek derecede büyümek (bitkiler) overgrow f.
suçlamak (birbirini) recriminate f.
birbirini tutmak cohere f.
birbirini sırayla izlemek alternate with f.
birbirini takip etmek ensue f.
birbirini örmek intertwine f.
iki şey birbirini tutmak check out with f.
birbirini tutmamak contradict f.
birbirini izlemek alternate f.
birbirini takip etmek alternate f.
birbirini suçlamak recriminate f.
ile birbirini tutmak consistent with f.
birbirini desteklemek be consistent f.
birbirini desteklemek support each other f.
birbirini tamamlamak go with f.
birbirini sırayla izlemesini sağlamak alternate f.
birbirini etkilemek interact f.
birbirini tutmak tie in f.
birbirini tamamlar nitelikte olmak complete each other f.
birbirini tamamlar nitelikte olmak complement each other f.
birbirini tamamlar olmak complete each other f.
birbirini tamamlamak complement each other f.
birbirini tamamlar olmak complement each other f.
birbirini tamamlamak complete each other f.
birbirini uyarmak warn each other f.
birbirini güçlendirmek strengthen each other f.
birbirini suçlamak accuse each other f.
birbirini izlemek follow in quick succession f.
birbirini etkilemek affect each other f.
birbirini tanımak know each other f.
(maddeler) birbirini tutmak check f.
birbirini tutmak check f.
birbirini az tanımak be on speaking terms f.
birbirini sevmek love each other f.
birbirini örmek writhe f.
birbirini takip eden olayların başına veya ilk evresine dönmek rewind f.
birbirini takip etmek develop f.
(ragbide ortaya atılan topu kapmak için) takım arkadaşlarına kenetlenip birbirini itecek pozisyonu oluşturmak pack f.
birbirini etkilemek cross-pollinate f.
birbirini ziyaret etmek intervisit f.
birbirini tamamlamak cooccur f.
(birbirini) çağrıştırmak collocate f.
birbirini kesmek crisscross f.
birbirini takip eden ensuing s.
birbirini tutan clannish s.
yan yana ve birbirini kesmeden uzayıp giden parallel s.
birbirini takip eden bir dizi (şey) succession of s.
birbirini sırayla izleyen (şeyler) alternate s.
yaptıkları birbirini tutmayan (kimse) inconsistent s.
birbirini takip etmiş ensued s.
birbirini izleyen consequent s.
birbirini izleyen consecutive s.
birbirini izleyen alternate s.
birbirini takip eden bir sürü (kimse) succession of s.
birbirini izleyen serial s.
birbirini etkileyen interactive s.
birbirini izleyen sequenced s.
birbirini izleyen successive s.
birbirini izleyen sequential s.
birbirini izlemeyen nonconsecutive s.
birbirini tamamlayıcı mutually complementary s.
birbirini tamamlayan mutually complementary s.
birbirini tamamlayan complementary s.
birbirini tamamlayıcı complementary s.
birbirini tutar consistent s.
birbirini tutmayan contradictory s.
birbirini etkileyen interacting s.
karşılıklı olarak birbirini güçlendiren mutually reinforcing s.
birbirini izlemeyen non-consecutive s.
birbirini tamamlayan matchy-matchy s.
birbirini dışlayan mutually exclusive s.
birbirini izleyen rapid-fire s.
birbirini suçlayan recriminative s.
birbirini suçlayan recriminatory s.
birbirini tutmayan nonmatching s.
birbirini tutmayan unbalanced s.
birbirini tutan uncontradicted s.
birbirini izlemeyen unsuccessive s.
birbirini kavramış meshed s.
birbirini tamamlayan farklı parçaları bir araya getiren mix-and-match s.
hızlı şekilde birbirini izleyen dingdong s.
hızlı şekilde birbirini izleyen ding-dong s.
iki mineralin ortaklaşa kristalleşerek birbirini çevrelediği bir taş yapısına sahip olan graphical s.
birbirini izleyen consectary s.
mantık çerçevesinde (birbirini) takip eden consectaneous [obsolete] s.
birbirini izleyen consectaneous [obsolete] s.
öncül ve sonucun döngüsel olarak birbirini kanıtladığı circular s.
birbirini tutan clubby s.
birbirini izleyen parallel s.
(hanedan armaları) birbirini takip eden metal, altın, kürk ve renkten oluşan counter-compony s.
(hanedan armaları) birbirini takip eden renklerde küçük kare çift sıralarından oluşan countercompony s.
birbirini iten interrepellent s.
grup üyelerin birbirini ziyaretiyle ilgili intervisitation s.
birbirini karşılıklı olarak dışlayan mutually exclusive s.
birbirini izleyen subsecutive s.
birbirini izleyen successional s.
(üst üste dizildiğinde) birbirini tamamlayan superimposable s.