force - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

force

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "force" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 55 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
force v. zorlamak
force v. baskı yapmak
force v. mecbur etmek
force n. cebir
force n. kuvvet
force n. güç
force n. zorlama
General
force v. ırzına geçmek
force v. icbar etmek
force v. baskı yapmak
force v. çabuklaştırmak
force v. mecbur etmek
force v. zorlamak
force v. turfanda yetiştirmek
force v. dayatmak
force n. tesir
force n. geçerlilik
force n. nüfuz
force n. baskı
force n. şiddet
force n. tazyik
force n. hüküm
force n. yığın
force n. geçerli
force n. kütle
force n. kuvve
force n. zecir
force n. zor
force n. etki
force n. angarya
force n. kaba kuvvet
force n. yürürlük
force n. kudret
force n. birlik
force n. güç
force n. kuvvet
force n. zorlama
force n. enerji
Law
force kuvvet
force cebir
force zorlamak
force meriyet
force icbar etmek
force ırzına geçmek
Politics
force yasadışı şiddet
Technical
force enerji
force güç
force sıkıştırmak
force itmek
Computer
force zorla
Construction
force yük
Automotive
force kuvvet
Medical
force fors
Biochemistry
force erk
Military
force kuvvet

Bedeutungen, die der Begriff "force" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
labour force n. işgücü
labor force n. iş gücü
labor force n. işgücü
General
remain in force v. yürürlükte kalmak
force the pace v. hızlandırmak
force one's hand v. zorlamak (birisini birşey yapmaya)
use force v. cebir kullanmak
enter into force v. yürürlüğe girmek
force the door v. kapıyı zorlamak
force into v. sığdırmak
force somebody to pay money v. haraca bağlamak
put in force v. yerine getirmek
force to be v. zorlamak
force somebody to do something v. gırtlağına basmak
force back v. kanırmak
force to submit v. boyun eğdirmek
force a smile v. zorla gülümsemek
be in force v. yürürlükte olmak
have the force of law v. kanun hükmünde olmak
resort to force v. kuvvete başvurmak
use force v. zor kullanmak
force the pace v. çabuklaştırmak
bring into force v. yürürlüğe koymak
force back v. kanırtmak
put a law into force v. kanunu yürürlüğe koymak
resort to force v. şiddete başvurmak
enter into force v. geçerlilik kazanmak (yasa vb)
be in force v. hükmü olmak
force one's hand v. dayatmak
use force v. baskı yapmak
force to v. zorlamak
force out of business v. işini kaybetmeye mecbur bırakmak
come into force v. yürürlüğe girmek
enter in force v. yürürlüğe girmek
force somebody's hand v. zorla yaptırmak
come into force v. yürürlük kazanmak
force pay protection money v. haraca bağlamak
use force v. güç kullanmak
come in force v. yürürlüğe girmek
use force v. güç uygulamak
force the pace v. hız vermek
force (someone) to (do something) v. mecbur bırakmak
use physical force v. fiziksel güç kullanmak
resort to physical force v. fiziksel güç kullanmak
force to resign v. istifaya zorlamak
force someone v. birini zorlamak
be brought into force v. yürürlüğe alınmak
be brought into force v. yürürlüğe konmak
force into marriage v. zorla evlendirmek
force someone to marry v. zorla evlendirmek
apply force v. kuvvet uygulamak
force someone to emigrate v. tehcir etmek
use force v. kuvvet uygulamak
use brute force v. kaba kuvvet kullanmak
resort to brute force v. kaba kuvvete başvurmak
force-feed v. zorla yedirmek
put into force v. yürürlüğe koymak
get by force v. söke söke almak
take by force v. söke söke almak
be in force v. yürürlükte bulunmak
enter by force v. zorla içeri girmek
enter by force v. zorla girmek
force someone to resign v. istifaya zorlamak
order the secretary of defence to use military force v. savunma bakanına askeri güç kullanma emri vermek
use disproportionate force v. orantısız güç kullanmak
feel the force v. gücü hissetmek
force a laugh v. zorla gülmek
force a laugh v. zoraki gülmek
force someone’s hand v. elini zorlamak
the status of labor force n. işgücünün statüsü
propulsive force n. itici güç
force majeure n. fors majör
force majeure n. zorlayıcı neden
magnetizing force n. mıknatıslayıcı kuvvet
police force n. polis kuvveti
force majeure n. forsmajör
mobile striking force n. çevik güç
kilogram force n. kilogramkuvvet
wind force n. rüzgar gücü
labor force n. insan gücü
magnetomotive force n. manyetomotor kuvvet
thermodynamic force n. ısıl devinim kuvveti
force majeure n. zorunlu
tractive force n. çekme gücü
magnetic line of force n. manyetik kuvvet çizgisi
military force n. askeri kuvvet
the force n. polis
labour force mobility n. emek seyyaliyeti
retarding force n. geciktirici güç
weak interaction force n. zayıf etkileşim gücü
moral force n. manevi güç
labor force activity n. işgücü iştirak nispeti
force of circumstances n. durumu gereği
force of gravity n. çekim
force of gravity n. ağırlık
task force n. geçici bir süre için işbirliği yapanlardan oluşan grup
labour force mobility n. işgücü seyyaliyeti
labor force n. işgücü oranı
driving force n. itici güç
resultant force n. bileşke kuvvet
by brutal force n. zorbalıkla
seapage force n. sızma kuvveti
private security force n. özel güvenlik kuvveti
labour force mobility n. emek hareketi
nuclear force n. nükleer kuvvet
suction and force pump n. emme basma tulumba
labor force n. işgücü iştirak nispeti
combined task force n. birleşik görev gücü
force pump n. basma tulumba
work force n. çalışanlar
brute force n. acı kuvvet
police force n. polis kuruluş
police force n. kolluk kuvveti
task force n. görev gücü
force majeure n. mücbir sebepler
brute force n. kaba kuvvet
expansionary force n. genişleyen güç
attractive force n. çekici güç
thermodynamic force n. termodinamik kuvvet
line of force n. kuvvet çizgisi
initial response force n. erken müdahale kuvveti
force of gravity n. ağırlık kuvveti
security force n. güvenlik kuvveti
combined task force n. çekiç güç
labor force activity n. işgücüne katılma oranı
life force n. yaşam gücü
deterrent force n. caydırıcı güç
labor force activity n. işgücü oranı
thermodynamic force n. fiksatör
wind force n. rüzgarın beaufort ölçeğiyle ölçülen gücü
the status of labor force n. işgücünün meslekteki mevkii
brute force approach n. kaba kuvvet yaklaşımı
binding force n. bağlayıcı güç
task force n. tim
magnetomotive force n. mıknatısla süren kuwet
force unit n. güç birimi
mechanical force n. mekanik kuvvet
lift and force pump n. emme basma tulumba
labor force n. işgücüne katılma oranı
force majeure n. zorunlu sebebler
force majeure n. zorunlu hallerde
force majeure n. zorunlu haller
force majeure n. zorunlu nedenler
work force n. işgücü
municipal police force n. belediye polisi
electromotive force n. elektromotor kuvvet
centrifugal force n. merkezkaç kuvvet
social force n. toplumsal güç
sale force n. satış gücü
force feed n. zorla besleme
force feed n. zorla yedirme
use of force n. güç kullanma
use of force n. güç kullanımı
full force n. tam güç
cohesive force n. yapışma gücü
air force base n. hava kuvvetleri üssü
armed force n. silahlı güç
date of entry into force n. tarihi neşri
date of entry into force n. yürürlüğe giriş tarihi
tour de force n. güç gösterisi
tour de force n. zoru başarma
tour de force n. yetenek gösterisi
tour de force n. beceri ile elde edilen başarı
the law in force n. yürürlükteki yasa
unproportional force n. orantısız güç
balanced force n. orantılı güç
unbalanced force n. orantısız güç
proportional force n. orantılı güç
force line n. kuvvet çizgisi
force constant n. kuvvet katsayısı
force of attraction n. çekme kuvveti
force majeure n. zorlayıcı nedenler
labor-force participation n. işgücü desteği
motive force n. harekete geçirme kuvveti
motion force n. hareket kuvveti
muscular force n. kas kuvveti
physical force n. fiziksel güç
task force n. çalışma kolu
muscle force n. kas gücü
force follow n. ileri falso
removal force n. çıkarma gücü
leading force n. öncü güç
mysterious force n. gizemli güç
force of nature n. doğal fenomen/olay
force of nature n. doğal afet
brute force attack n. kaba kuvvet saldırısı
centrifugal force n. savurma kuvveti
centripetal force n. ortaya çekici kuvvet
centripetal force n. merkezcil çekim kuvveti
in-extremis force n. rehine kurtarma operasyonları gibi zor durumlarda nihai çare olarak kullanılan askeri kuvvet
the legislation in force n. yürürlükteki mevzuat
contact force n. temas gerektiren kuvvet
standing force n. daimi kuvvet/güç
force concept n. kuvvet kavramı
force of will n. irade gücü
kg-f (kilogram-force) n. kilogram kuvvet
ton-force n. ton-kuvvet
skeleton force n. çekirdek birlik
in force adj. cari
in force adj. yürürlükte
in force adj. geçerli
in force adj. geçer
by force of adv. sayesinde
by force of adv. icabı olarak etkisiyle
by force adv. cebren
from force of habit adv. alışkanlıkla
without using force adv. güzellikle
by main force adv. zorla
by force adv. yaka paça
by main force adv. var gücüyle
by force adv. zorla
by force adv. çatır çatır
in force adv. büyük kuvvetlerle
by force of adv. gereği olarak
by force adv. metazori
by force adv. cebri
by main force adv. cebren
without resort to force adv. zora başvurmadan
in force adv. bütün kuvvetiyle
by reason of force majeure adv. zorunlu nedenlerle
because of force majeure adv. zorunlu nedenlerle
due to force majeure adv. zorunlu nedenlerle
except the force majeure adv. mücbir sebepler dışında
by force adv. şiddet yoluyla
in force adv. bütün gücüyle
in force adv. tüm gücüyle
by brutal force pron. salt güce dayanarak
Phrasals
force through bir şeyi başka bir şeyden geçirmeye çalışmak
force out dışarı çıkmaya zorlamak
force someone to do something birini bir şey yapmaya zorlamak
force someone out of something birini bir yerden zorla/ite kaka çıkarmak
force upon dayatmak
force on dayatmak
force back geri püskürtmek
force somebody into something birini bir şeye zorlamak
force into zorlamak
Phrases
by sheer force of will yalnızca irade gücüyle
depending on the direction of force kuvvet yönüne bağlı olarak
Colloquial
force into a corner (kişiyi) köşeye sıkıştırmak
brute force bilek gücü
brute force kaba kuvvet
force an issue konuyu zorlamak
force an issue gündemi zorlamak
by force of habit alışkanlıktan
by force of habit alışkanlıkla
be kicked off the force polislikten atılmak
force of habit alışkanlık gereği
Idioms
persuade or force someone to agree with you v. birini hizaya getirmek
persuade or force someone to agree with you v. birini yola getirme
force someone's hand birisini istemediği bir şeyi yapmaya zorlamak
driving force olayın arkasındaki insan
by main force tüm enerjisini kullanarak
by main force bedensel gücünü kullanarak
driving force destekçi
driving force itici güç
driving force cesaret veren kişi
bring into force işlerlik kazandırmak
bring into force yürürlüğünü sağlamak
the moving force (bir şeyin ardındaki) itici güc
the moving force (bir şeyin) itici gücü
force someone out of office istifaya zorlamak
force someone or something down someone's throat zorla yedirmek
force someone or something down someone's throat zorla yutturmak
force someone or something down someone's throat zorla kabul ettirmek
force someone to the wall birisini köşeye sıkıştırmak
a tour de force yetenek gösterisi
a tour de force güç gösterisi
force something up fiyatını yükseltmek
become the driving force behind someone birinin arkasındaki itici güç olmak
force something down someone's throat birine bir şeyi dayatmak
be the driving force behind someone birinin arkasındaki itici güç olmak
put something into force bir şeyi uygulamaya koymak
attack in force güruh halinde saldırmak
come out in force güruh halinde gelmek
come in full force tam kadro gelmek
put something into force bir şeyi yürürlüğe sokmak
put something into force bir şeyi yürürlüğe almak
be out in force hepsi/tümüyle orada olmak
be out in force tam kadro bulunmak/gelmek
be out in force tüm güçleriyle orada olmak
force someone off something birini istifaya zorlamak
force someone off birini istifaya zorlamak
a force to reckon with hafife alınmaması gereken kişi/şey
a force to be reckoned with hafife alınmaması gereken kişi/şey
spent force harcanmış güç
spent force eski gücünü kaybetmiş
spent force yitik güç
spent force tükenmiş güç
the driving force behind arkasındaki itici güç
the driving force behind ardındaki itici güç
force someone's hand birisini bir şey yapmaya zorlamak/mecbur etmek
heavy-handed force kaba kuvvet
Speaking
there is force what he says söylediği boş değil
i tried to force a smile gülmeye çalıştım
don't force yourself kendini zorlama
Trade/Economic
potential labor force potansiyel işgücü
female labor force participation rate kadın işçi katılım oranı
sales force satış ekibi
task force iş gücü
be law in force yürülükte olmak
civilian labor force sivil işgücü
labour force faal nüfus
contract in force yürürlükte olan sözleşme
force majeure mücbir sebep
whether or not having the force of law kanun hükmünde olsun olmasın
labor force işgücü arzı
labor force faal nüfus
low skilled labour force düşük vasıflı işgücü
actual labor force gerçek işgücü
sales force satış teşkilatı
force majeure kaçınılmaz durum
force account emanet usulü yapılan işler
in force yürürlükte bulunan
actual labor force halen çalışsın veya çalışmasın iş arayan insanların sayısı
work force işçi mevcudu
laboring force işgücü
field force belli bir saha da belli bir iş için yetiştirilmiş ve organize olmuş kadro
field force saha takımı
field force saha ekibi
enter into force yürürlüğe koymak
binding force bağlayıcı güç
force majeure zorunlu neden
use force cebir kullanmak
force majeure fors majör
work force işgücü
legal force kesin hüküm
sales force satış kadrosu
sales force satış gücü
labour force aktif nüfus
labor force beşeri sermaye
labor force idle atıl durumdaki işgücü
labor force participation rate iş gücüne katılım oranı
qualified work force nitelikli insan gücü
labor-force participation rate işgücü katılım oram
reduction-in-force kadro kısıntısı
reduction-in-force eleman sayısının azaltılması
labour force işgücü
work-force işgücü
labour force işçi sınıfı
average work force ortalama iş gücü
mobility of the work force işgücünün hareketliliği
mobility of the work force işgücü hareketliliği
qualified labour force yetişmiş işgücü
reduction in-force kadro azaltması
reduction in-force eleman çıkarma
reduction in-force kadro kısıntısı
reduction in-force tenkisat
task force iş ekibi
entry into force yürürlüğe girme
financial action task force on money laundering kara para aklamayla mücadelede mali eylem görev gücü
global economic force küresel ekonomik güç
financial action task force mali eylem görev gücü
the entry into force of the contract sözleşmenin yürürlüğe girmesi
business environment simplification task force procedure iş ortamının basitleştirilmesine yönelik faaliyet grubu
female labor force participation rate kadınların işgücüne katılım oranı
qualified labour force yetişmiş insan gücü
qualified labor force yetişmiş insan gücü
labour force participation işgücüne katılım
labour force participation rate iş gücüne katılma oranı
labour force status of non institutional population kurumsal olmayan nüfusun işgücü durumu
not in labour force işgücüne dahil olmayanlar
Law
use of excessive force aşırı güç kullanma
force major fors major
come into force yürürlülüğe girmek
force major mücbir hal
in full force and effect tam olarak yürürlükte
excessive force aşırı güç
force major mücbir sebep
put into force yürütmek
action force çevik kuvvet
enter in force meriyete girmek
by use of force cebirle
enter in force yürürlüğe girmek
conclusive force ispat gücü
by force zorla
by force ihzaren
binding force of the constitution anayasanın bağlayıcılığı
conclusive force of trial record duruşma tutanağının ispat kuvveti
decree having force of law kanun hükmünde kararname
law in force meri hukuk
remain in force geçerli kalmak
legislation in force meri hukuk
probative force ispat gücü
retaining in force yürürlükte tutma
the law in force yürürlükteki kanun
use force güç kullanmak
use force baskı yapmak
use force zor kullanmak
force majeure mücbir sebep
be in force yürürlükte olmak
physical force fiziksel güç
physical force fiili şiddet
right to use force güç kullanma yetkisi
right to use force zor kullanma yetkisi
legislation in force meri mevzuat
retain in force yürürlükte tutmak
emergency decree having the force of law sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun hükmünde kararname
decrees having the force of law kanun hükmünde kararnameler
financial action task force on money laundering karaparanın aklanmasını önleme mali eylem görev gücü
constitution came into force anayasa yürürlüğe girdi
provisional entry into force geçici olarak yürürlüğe girme
force majeure mücbir sebep
entry into force yürürlüğe girme
law in force yürürlükteki hukuk
the law on international labor force uluslararası iş gücü kanunu
patents in force yürürlükteki patentler
the full force of law kanunun tam kuvveti
Politics
after the entry into force yürürlüğe girmesinden sonra
labour force participation rate işgücü katılım oranı
resort to the use of force şiddete başvurmak
labour force participation rate işgücüne katılım oranı
this regulation shall enter into force on bu tüzüktarihinde yürürlüğe girer.
force majeure zorunlu neden
dissuasive force caydırıcı güç
multilateral force çok taraflı kuvvet
united nations protection force (unprofor) birleşmiş milletler koruma gücü
this regulation shall enter into force on bu tüzük tarihinde yürürlüğe girer.
rapid deployment force hızlı intikal kuvveti
deployment force intikal kuvveti
political force siyasal erk
put into force yürürlüğe koymak
force of res judicata yargı makamınca karara bağlanmış meselenin gücü
entry into force yürürlüğe girmek
rapid reaction force acil müdahale gücü
have a binding force bağlayıcı gücü olmak
joint task force müşterek görev gücü
after the entry into force yürürlüğe girmesini takiben
come into force yürürlüğe girmek
kosovo force kosova barış gücü
government force devlet kuvveti
united nations peacekeeping force birleşmiş milletler barış gücü
peace force barış gücü
police force kolluk kuvveti
entry into force yürürlüğe girme
rapid deployment force çevik kuvvet
entering in force yürürlüğe girme
act of force şiddet eylemi
show of force gövde gösterisi
show of force güç gösterisi
act of force şiddet hareketi
multinational force çok uluslu güç
disproportionate force orantısız güç
protective force koruyucu tim
protective force koruyucu güç
united nations disengagement observer force birleşmiş milletler ateşkesi gözlem gücü
united states preventive services task force amerika birleşik devletleri koruyucu hizmetler görev gücü
the prohibition of the use of force kuvvet/güç kullanma yasağı
collective rapid reaction force collective rapid reaction force
stabilisation force (sfor) nato istikrar gücü
implementation force (ifor) nato uygulama gücü
public force kamu gücü
multinational protection force çok uluslu koruma gücü
united nations protection force birleşmiş milletler koruma gücü
afghan public protection force afgan halk koruma gücü
air force one abd başkanı’nın seyahat ettiği uçak
disproportionate use of force orantısız güç kullanımı
eu peace keeping force ab barışı koruma gücü
un peacekeeping force bm barış gücü
deterrent force caydırıcı güç
task force görev gücü
paramilitary force paramiliter kuvvet
excessive force aşırı güç
multinational peace force çok uluslu barış gücü
eu force avrupa birliği gücü
force deployment kuvvet konuşlandırılması
entry into force yürürlüğe giriş
us preventive services task force (uspstf) abd önleyici hizmetler görev gücü
oecd financial action task force oecd mali eylem görev gücü
european gendarmerie force avrupa jandarma kuvveti
nato high-level task force on conventional arms control nato konvansiyonel silah kontrolü üst düzey görev gücü
financial action task force on money laundering (fatf) karaparanın aklanmasının önlenmesine yönelik mali eylem görev gücü
financial action task force (fatf) mali eylem görev gücü
authorization for use of military force tezkere
Institutes
european operational rapid force bab’a karşı sorumlu kara kuvvetleri
fraud prevention task force dolandırıcılık ile mücadele koordinasyon birimi
turkish air force hava kuvvetleri komutanlığı
financial action task force mali eylem görev grubu
turkish naval force deniz kuvvetleri komutanlığı
european maritime force avrupa deniz kuvvetleri
Insurance
contract in force yürürlükte olan sözleşme
policy being in force geçerli olan poliçe
Technical
secondary inertia force ikincil atalet kuvveti
sediment dislodging force sürükleme kuvveti
secondary force ikincil kuvvet
force polygon kuvvet poligonu
coercive force artık mıknatıslanım giderici kuvvet
force and power transmission güç ve enerji aktarımı
seepage force sızma kuvveti
adhesive force yapışma gücü
application of a force bir kuvvetin yüklenmesi
axial force aksiyel kuvvet
expansive force şişme kuvveti
transversal force yanal kuvvet
repulsive force itme kuvveti
force of gravity çekim kuvveti
single force tekil kuvvet
force transmission kuvvet aktarması
motor thrust force motor çekiş gücü
distribution of force kuvvetlerin dağıtılması
lateral force yanal kuvvet