go on - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

go on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "go on" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 26 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
go on v. devam etmek
General
go on v. davranmaya devam etmek (belirli bir şekilde)
go on v. gitmek
go on v. dayanmak
go on v. ileri gitmek
go on v. ilerlemek
go on v. olmak
go on v. geçmek (zaman)
go on v. yerine geçmek
go on v. sürmek
go on v. gitmek (para)
go on v. olagelmek
go on v. yanmak
go on v. harcanmak
go on v. devam etmek
go on v. zaman geçmek
go on v. güvenmek
go on v. konuşmaya devam etmek
go on v. çalışmaya başlamak
go on v. süregitmek
go on v. çalışmaya başlamak (aygıt)
go on v. bel bağlamak
go on v. yanmaya başlamak (ışıklar/kalorifer)
go on v. yer almak
go on v. sürdürmek
go on v. dayanmak (bir işi sürdürebilmek için bir söze/kanıta)

Bedeutungen, die der Begriff "go on" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 313 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
go on a walk v. yürüyüşe çıkmak
General
go on sale v. ucuzlamak
go on a diet v. perhize başlamak
go on foot v. yayan gitmek
go on a bat v. kafayı çekmek
go on to claim v. söylecek denli ileri gitmek
go on a walk v. yürüyüş yapmak
go on tour v. turneye çıkmak
be on the go v. bir takım işlerle meşgul olmak
go down on one's knees to v. ayaklarına kapanmak
go on the dole v. işsizlik yardımı almak
go on the booze v. alem yapmak
go on a spree v. alem yapmak
go on foot v. tabanvayla gitmek
go on strike v. grev yapmak
go on to the finals v. finale kalmak
go back on v. terketmek
go on the stump v. seçim propagandası yapmak
go on strike v. greve gitmek
go on a visit to v. misafirliğe gitmek
go on a course v. staj görmek
go on incessantly v. ardı arkası kesilmemek
go back on one's word v. sözünden dönmek
go down on one's knees to somebody v. ayaklarına kapanmak
increasingly go on v. artarak devam etmek
go on a holiday v. tatile çıkmak
go on the lam v. sıvışmak
go down on one's knees to v. diz çökmek
go on the road v. tiyatro topluluğu turneye çıkmak
go on the stage v. tiyatro oyuncusu olmak
go back on v. caymak
go on a jaunt v. gezmeye gitmek
be too tired to go on v. şişmek
go on a jaunt v. gezinti yapmak
go on attack v. atağa kalkmak
go on trial v. hakim karşısına çıkmak
go on trial v. mahkemelik olmak
go on the rampage v. kıyameti koparmak
go on the booze v. içki içmek
go on shank's pony v. yürüyerek gitmek
go on at v. başının etini yemek
go on a pilgrimage to mecca v. hacca gitmek
go on an outing v. gezintiye çıkmak
go back on one's promise v. sözünden dönmek
go on shanks's pony v. tabanvayla gitmek
go back on v. inkar etmek
go on for v. yaklaşmak
go in with someone on v. bir şeyde biriyle ortak olmak
go to school on foot v. okula yürüyerek gitmek
go on the black market v. karaborsaya düşmek
go back on someone v. birine ihanet etmek
go on a honeymoon v. balayına çıkmak
go easy on v. kıyak geçmek
go on the rampage v. kasıp kavurmak
go on a training course v. staj görmek
go on a spree v. felekten bir gün çalmak
go halves on v. yarı yarıya paylaşmak
go on the loose v. çapkınlık yapmak
go on shank's mare v. tabanvayla gitmek
go on the stage v. oyuncu olmak
go on a holiday v. tatile gitmek
go on a jaunt v. dolaşmak
go on a trip v. geziye çıkmak
go on a diet v. rejim yapmak
go on about v. fazlasıyla konuşmak (hakkında)
go on the stage v. tiyatrocu olmak
go on foot v. yaya gitmek
go on about v. bıktıracak kadar konuşmak
go on a hunger strike v. açlık grevine başlamak
go back on v. dönmek
go on at v. azarlamak
go on foot v. yürüyerek gitmek
go on holiday v. tatile çıkmak
go on an excursion v. gezintiye çıkmak
go on an outing v. gezmeye çıkmak
go on a trip v. gezintiye çıkmak
go on an excursion v. tura çıkmak
go on a journey v. yolculuğa çıkmak
go on a guided tour v. rehber eşliğinde geziye çıkmak
go back on the contract v. sözleşmeye sadık kalmamak
go back on the agreement v. anlaşmaya sadık kalmamak
go back on the contract v. sözleşmeyi ihlal etmek
go back on the agreement v. anlaşmayı ihlal etmek
go out on a limb v. birisi için riske girmek
go on a diet v. diete girmek
go back on the agreement v. anlaşma bozmak
go on board the ship v. gemiye binmek
go on a diet v. rejime başlamak
go on a diet v. diyete başlamak
go on board the ship v. gemiye çıkmak
go on the internet v. internete girmek
go on strike v. grev kararı almak
go on a trip v. geziye gitmek
go on a tour v. geziye gitmek
go back on the agreement v. anlaşmaya uymamak
go on with v. -e devam etmek
go on the razzle-dazzle v. alem yapmak
go on a cruise v. vapurla geziye çıkmak
go on to the next stage v. kademe atlamak
go on to the next level v. kademe atlamak
go on pilgrimage v. hacı olmak
go on pilgrimage v. hacca gitmek
go on pilgrimage v. hac ziyareti gerçekleştirmek
go on television v. televizyona çıkmak
go on an election tour v. seçim turuna çıkmak
go on an election tour v. seçim gezisine çıkmak
go on a diet v. perhize girmek
go on a diet v. rejime girmek
go on a date v. birisiyle çıkmak
go on a hike v. (arazide vb) yürüyüşe çıkmak
go on a date v. biriyle çıkmak
go to someone's house on the pretense of buying their car v. arabasına müşteriymişim gibi evine gitmek
go on with his/her life v. yaşamını sürdürmek
go on the left side of something v. bir şeyin solundan gitmek
go on a media blitz v. yoğun bir tanıtım kampanyası başlatmak
go on to claim that v. ...diyecek/iddia edecek kadar ileriye gitmek
can't go on v. devam edememek
not able to go on v. devam edememek
go out on patrol v. devriyeye çıkmak
go away on its own v. (acı/ağrı) kendiliğinden geçmek
go away on its own v. (acı/ağrı) kendi kendine geçmek
go on full alert v. tam alarma geçmek
be/go out on the town v. şehre eğlenmeye gitmek
go on the roller coaster v. (lunapark) hız trenine/eğlence trenine binmek
went on (go on) v. devam etmek
go a little heavy on the eye makeup v. göz makyajını biraz abartmak
go on leave v. izne çıkmak
go on leave v. izne ayrılmak
go to school on time v. okula zamanında gitmek
go on a school trip v. okul gezisine çıkmak
go on an adventure v. maceraya atılmak
go on a picnic v. pikniğe gitmek
go on lunch break v. öğle tatiline girmek
go on lunch break v. öğle arasına girmek
go on a sightseeing tour v. şehir turuna çıkmak
go away on holiday v. tatile gitmek
go away on holiday v. tatile çıkmak
go to bed on time v. zamanında uyumak
go on a nature walk v. doğaya yürüyüşe çıkmak
go on a nature walk v. doğa yürüyüşüne çıkmak
go bad cop on someone n. kötü polis oyunu oynayarak bilgi alma taktiği
on the go adj. gittikçe kötüleşmekte
on the go adj. faal
on-the-go adj. hareket halinde
on-the-go adj. çok meşgul
on the go adv. harekette
on the go adv. iş başında
on the go adv. faaliyette
on the go adv. gittikçe
go on! interj. hadi
Phrasals
go back on bir sözü tutamamak
on the go sürekli dolu
go back on caymak
on the go sürekli meşgul
go back on vazgeçmek
go back on (sözü yerine getirmekten) geri kalmak
go on to (site vb) girmek
go on to ... yaparak devam etmek
Phrases
go easy on yourself kendine yüklenme
Proverb
do not let the sun go down on your wrath öfkeni yarına taşıma
do not let the sun go down on your anger öfkeni yarına taşıma
do not let the sun go down on your wrath gün bitmeden öfkeni unutmuş ol
do not let the sun go down on your anger gün bitmeden öfkeni unutmuş ol
Colloquial
go on! devam
go a bundle on bayılmak
go a bundle on çok beğenmek
go straight on bu yoldan dümdüz git
go on a kill-crazy rampage katliam yapmak
go there and see what's going on oraya gidip ne olup bittiğine bak
on your mark-get set-go hazır ol . . . başla!
on your mark-get set-go yerlerinize . . . hazır . . . başla!
on the go koşturmaca içinde
Idioms
go on the stage v. oyunculuk kariyerine başlamak
go on the stage v. sahneye çıkmak
go out on a limb başını derde sokmak
go back on one's word sözünde durmamak
go down on someone's knees ayaklarına kapanmak
go out on a limb kolu kanadı kırılmak
go down on one's knees diz çökmek
go down on one's knees dizleri üzerine çökmek
go cold on hevesini yitirmek
go cold on hevesini kaybetmek
enough to go on with işi yürütmeye yetecek kadar
enough to go on with idare edecek kadar
go cold on isteğini yitirmek
enough to go on with yeterli
go cold on hevesini almak
go out on a limb riski göze almak
go out on a spree içip eğlenmek
go out on a spree felekten bir gece çalmak
go out on the town alem yapmak
go out on a spree alem yapmak
go on the blink (makine vb) arıza yapmak
go out on the town içip eğlenmek
go out on the town felekten bir gece çalmak
go out on a limb riske girmek
go on the blink (makine vb) bozulmak
go easy on kullanırken dikkatli olmak
go easy on huyuna gitmek
go easy on kullanırken ölçülü olmak
go easy on birisini yatıştırmak
go back on one's word sözünü tutmamak
go back on one's word sözünden dönmek
go easy on birisini yumuşatmak
go on a bat bütün gece içmek
go on a bat feneri söndürmek
go on a bat kafayı çekmek
go on the rampage dağıtmak
go on the rampage çığırından çıkmak
go on the rampage cinleri tepesinde olmak
go on the rampage zıvanadan çıkmak
go on the rampage kıyameti koparmak
go on the rampage siniri tepesinde olmak
go back on one's pledge sözünden dönmek
go back on one's promise sözünden dönmek
go on before someone birisinin önünde gitmek
go on before someone birisinden daha önce ölmek
go on to a better land ölmek
go on the block müzayedeye çıkmak
go on the block açık artırmaya çıkmak
not go a bundle on something hoşlanmamak
not go a bundle on something beğenmemek
go on a fool's errand gereksiz/boş bir işe girmek/girişmek
go on a rampage tepesi atmak
go on a rampage çileden çıkmak
go on a rampage oraya buraya saldırmak
go on a rampage zıvanadan çıkmak
go on for ages çok uzun sürmek
go on for ages (neredeyse) bir asır/asırlarca sürmek
go on for an age (neredeyse) bir asır/asırlarca sürmek
go on for an age çok uzun sürmek
go out on strike grev yapmak
go out on strike greve gitmek
go on a binge aşırıya kaçmak
go on a binge bokunu çıkarmak
go off on a tangent konuyu saptırmak
go off on a tangent konudan sapmak
go to town on something (bir şeye) tüm enerjisini vermek
go to town on something bir şeyi tüm enerjisiyle yapmak
be on the go (bir) koşturmaca/hay huy içinde olmak/geçmek
go on the defensive savunmaya çekilmek
go out on the razzle alem yapmak
go on record resmi olarak beyan etmek/açıklamak
go on an errand ayak işi yapmak
go on a pub crawl o bar senin bu bar benim gezmek
go out on the tiles alemlere/ortamlara akmak
go to the wall on something (sonu ne olursa olsun) her türlü riski alarak sonuna kadar götürmek
go back on the deal anlaşmada geri adım atmak
go back on the deal anlaşmadan caymak
go on a bender alem yapmaya gitmek
go on a rampage dinden imandan çıkmak
go off on a sidetrack konudan sapmak
go off on a sidetrack bambaşka bir alana geçmek
go off on a sidetr konudan sapmak
go off on a sidetr bambaşka bir alana geçmek
go on the offensive hücuma geçmek
Speaking
go on with you hadisene
go on with you sana inanmıyorum
go on with you yeme beni
go on with you kafa bulma benimle
don't go native on me bana yerli gibi davranma
don't go out on the balcony in bare feet çıplak ayakla balkona çıkmayın
don't go out on the balcony in bare feet yalınayak balkona çıkma/çıkmayın
don't go out on the balcony in bare feet çıplak ayakla balkona çıkma
you cannot go on behaving like this! bu şekilde davranmaya devam edemezsin
i'll go on my own then ben de tek başıma giderim öyleyse
how can you go on vacation with a woman that you don’t love? sevmediğin bir kadınla nasıl tatile gidebilirsin?
how long did your affair go on? ilişkiniz ne kadar sürdü?
how long did your affair go on? ilişkiniz ne kadar devam etti?
i can't go on like this böyle devam edemeyeceğim
the show must go on gösteri devam etmeli
why don't you go on a vacation sen bir tatile çıksana
why don't you go on a vacation neden bir tatile çıkmıyorsun
how often do you go on holiday? ne sıklıkta tatile çıkarsın?
life must go on hayat devam etmeli
i don't know how much longer we can go on like this bu şekilde ne kadar gidebiliriz/sürdürürüz bilmiyorum
i go to school on foot okula yürüyerek giderim
go on without me bensiz devam edin
go easy on him huyuna git
you go on siz devam edin
you go on devam edin siz
you go on devam et sen
you go on sen devam et
we always go to alanya on holidays biz tatillerde daima alanya'ya gideriz
we always go to alanya on holidays tatillerde her zaman alanya'ya gideriz
I go to school on the weekdays hafta içleri okula giderim
I go to school on the weekdays hafta içi okula giderim
you should go on holiday tatile çıkmalısın
where do you usually go on holiday? tatilde genelde nereye gidersin?
I go to turkey on my holidays tatillerde türkiye'e giderim
go straight on buradan dümdüz gidin
let's go on hadi devam edelim
Slang
go down on oral seks yapmak
go on the wagon (bir süre için) içkiyi kesmek
go on the streets sokağa düşmek
go on the dole işsizlik sigortasından para almak
go on the streets fahişelik yapmak
go on the dole işsizlik parası almak
go on the game fahişelik yapmak
go on the game fuhuş yapmak
go down on aşağılara doğru inmek
Trade/Economic
go on a world trip dünya turuna çıkmak
go on a round-the-world tour dünya turuna çıkmak
go on strike greve gitmek
go on the dole işsizlik tazminatı almak
be on a go slow işi yavaşlatmak
Law
go on a hunger strike açlık grevine başlamak
Marine
go on a cruise sefere çıkmak
Football
go on loan kiralık gitmek
British Slang
not go a bundle on hoşlanmamak
go off on one kendini kaybetmek
go off on one kontrolü kaybetmek
go on a jolly geziye çıkmak