rahat - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

rahat



Bedeutungen von dem Begriff "rahat" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 69 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
rahat ease n.
rahat comfort n.
rahat comfortable adj.
rahat comfy adj.
rahat easy adj.
General
rahat ease n.
rahat composure n.
rahat peace n.
rahat comfort n.
rahat welfare n.
rahat repose n.
rahat homey adj.
rahat complacent adj.
rahat snug adj.
rahat cosey adj.
rahat facile adj.
rahat convenient adj.
rahat serene adj.
rahat easygoing adj.
rahat easy going adj.
rahat fine adj.
rahat at rest adj.
rahat in comfort adj.
rahat smooth adj.
rahat cushioned adj.
rahat unmoved adj.
rahat free and easy adj.
rahat unlaboured adj.
rahat peaceful adj.
rahat untroubled adj.
rahat homely adj.
rahat at ease adj.
rahat content adj.
rahat undisturbed adj.
rahat unvexed adj.
rahat affable adj.
rahat unhurried adj.
rahat luxurious adj.
rahat cavalier adj.
rahat snugger adj.
rahat calm adj.
rahat unembarassed adj.
rahat quiet adj.
rahat cushy adj.
rahat cozy adj.
rahat canny adj.
rahat leisure adj.
rahat rakish adj.
rahat tranquil adj.
rahat relieved adj.
rahat commodious adj.
rahat homelike adj.
rahat fluent adj.
rahat easeful adj.
rahat cosy adj.
rahat comfortable adj.
rahat restful adj.
rahat unconventional adj.
rahat unconstrained adj.
rahat unlabored adj.
rahat sweet adj.
rahat contented adj.
rahat equable adj.
rahat easily adv.
Idioms
rahat free and easy
Speaking
rahat all right
Technical
rahat comfortable
Military
rahat at ease!
British Slang
rahat cushy

Bedeutungen, die der Begriff "rahat" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 307 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
rahat bırakmamak get in somebody's hair v.
rahat vermemek get in somebody's hair v.
içi rahat olma ease n.
General
(bir konu(m)da) rahatsız hissetmek/rahat hissetmemek feel out of depth v.
başını yastığa rahat koymak sleep with a clear conscience v.
başını yastığa rahat koymak sleep with peace of mind v.
bir yerde rahat etmek be comfortable in somewhere v.
birini (rahat bir yere) oturtmak settle someone down in v.
birisine rahat bir hayat sağlamak provide a comfortable living for someone v.
birisini rahat bırakmak leave somebody alone v.
daha rahat konuşmak open out v.
hiç rahat bırakmamak badger v.
içi rahat etmek be relieved v.
içi rahat etmek feel at ease v.
içi rahat olmak feel comfortable v.
içi rahat olmak feel at ease v.
içi rahat olmak feel relaxed v.
ile rahat olmak be comfortable with v.
kendini rahat hissetmek feel at home v.
rahat bırakmak leave somebody in peace v.
rahat bırakmak let alone v.
rahat bırakmak free v.
rahat bırakmak leave alone v.
rahat bırakmamak harass v.
rahat bırakmamak tease v.
rahat bırakmamak prey on v.
rahat bırakmamak bother v.
rahat bırakmamak badger v.
rahat bırakmamak persecute v.
rahat bırakmamak beset v.
rahat bırakmamak pester v.
rahat bırakmamak prey on someone's mind v.
rahat bırakmamak (bir isteğin üstüne düşerek) dog v.
rahat bir koltuğa kurulmak/yerleşmek ensconce oneself in a comfortable chair v.
rahat bir nefes almak heave a sigh of relief v.
rahat bir nefes almak breathe a sigh of relief v.
rahat bir şekilde oturmak settle down v.
rahat davranmak behave in an easy fashion v.
rahat davranmak being relaxed v.
rahat davranmak behave loosely v.
rahat davranmak behave in a relaxed manner v.
rahat davranmak feel comfortable around v.
rahat durmak behave oneself v.
rahat durmamak wiggle v.
rahat durmamak (bir yerde) wriggle v.
rahat etmek rest v.
rahat etmek be at ease v.
rahat etmek make oneself comfortable v.
rahat ettirmek snug v.
rahat ettirmek comfort v.
rahat ettirmek ease v.
rahat ettirmek make comfortable v.
rahat hissetmek feel relaxed v.
rahat hissetmek feel comforted v.
rahat hissetmek feel at ease v.
rahat hissetmek feel comfortable v.
rahat konuşmak open up v.
rahat koşmak lope v.
rahat olmak feel free to v.
rahat olmak rest at ease v.
rahat olmak feel free v.
rahat oturamamak fidget v.
rahat rahat yürümek amble v.
rahat uyumak sleep well v.
rahat uyumak sleep soundly v.
rahat vermek reprieve v.
rahat vermemek beleaguer v.
rahat vermemek harass v.
rahat vermemek bother v.
rahat vermemek pester v.
rahat vermemek persecute v.
rahat vermemek disturb v.
rahat vermemek mobbing v.
rahat vermemek badger v.
rahat vermemek beset v.
rahat vermemek annoy v.
rahat yüzü görmemek be constantly plagued by troubles v.
rahat yüzü görmemek not to have a moment of peace v.
rahat yüzü görmemek fail to reach a state of comfort and harmony v.
rahat yüzü görmemek have no peace v.
uzun ve rahat adımlarla koşmak lope v.
üzerine rahat bir şeyler giymek change into comfortable clothes v.
üzerine rahat bir şeyler giymek put on something more comfortable v.
üzerine rahat bir şeyler giymek put on something comfortable v.
vicdanen rahat olmak sleep with a clear conscience v.
vicdanen rahat olmak sleep with peace of mind v.
vicdanı rahat etmemek have a guilty conscience v.
vicdanı rahat etmemek feel guilty v.
çok güzel ve rahat bir yer shangri-la n.
en rahat gidilen yol royal road n.
erkeklerin evde giydiği rahat ve zarif ceket smoking jacket n.
içi rahat olma ease n.
iş yerinde rahat giyim business casual n.
işyerine uygun rahat giyim business casual n.
işyerine uygun rahat giyim smart casual n.
kendini rahat hisseden (bir yerde) at home in n.
mali açıdan çok rahat deep pocket n.
rahat bir nefes alma sigh of relief n.
rahat bir yer a comfortable place n.
rahat ettirme easing n.
rahat giyim casual wear n.
rahat kanepeler comfy couches n.
rahat kımıldanacak yer leeway n.
rahat koltuk lounge-chair n.
rahat koltuk easy chair n.
rahat koltuklu lüks vagon pullman n.
rahat koltuklu vagon parlor car n.
rahat koşu lope n.
rahat mevki bed of roses n.
rahat oturamayan kimse fidget n.
rahat sınıf leisure class n.
rahat tavırlar easy manner n.
rahat ve sıkıntısız hayat an easy and pleasant life n.
rahat yaşam tarzı laid-back lifestyle n.
rahat yer snuggery n.
rahat zafer blowout n.
rahat zafer blow-out n.
rahat zafer easy victory n.
şık rahat giyim smart casual n.
yerinde rahat oturamama fidget n.
alışılmışın dışında ve rahat rakish adj.
çok rahat very comfortable adj.
çok rahat so comfortable adj.
çok rahat luxurious adj.
çok rahat/kolayca görünen/görülebilen distinctly visible adj.
daha rahat snugger adj.
davranışları rahat olmayan angular adj.
derin ve rahat (uyku) sound adj.
en rahat snuggest adj.
hoş tavırlı ve rahat suave adj.
içi rahat at ease adj.
içi rahat etmiş relieved adj.
içi rahat olmayan ill at ease adj.
rahat (giysi) casual adj.
rahat (meslek vb) cushy adj.
rahat bırakılmış unmolested adj.
rahat bir şekilde oturmuş ensconced adj.
rahat durmayan fidgety adj.
rahat ettirilmiş eased adj.
rahat olmayan labored adj.
rahat olmayan uncomfortable adj.
rahat olmayan laboured adj.
rahat ve iyi konuşan glib adj.
rahat ve kendinden emin suave adj.
yabancılarla rahat comfortable with strangers adj.
içi rahat bir şekilde relievedly adv.
kendi evinde rahat under one's vine and fig tree adv.
rahat bir şekilde comfortably adv.
rahat bir şekilde freely adv.
rahat rahat easily adv.
beni rahat bırak! leave me alone! interj.
Phrasals
hazır pozisyondan rahat pozisyona geçmek stand down
Phrases
vicdanı rahat olarak with a clear conscience adv.
Proverb
iyi bir vicdan en rahat yastıktır a clean conscience is a good pillow
vicdanı rahat olanın uykusu da rahat olur a clean conscience is a good pillow
vicdanı temiz olan rahat uyur a clean conscience is a good pillow
Colloquial
(birini) rahat bırakmak ease off on someone
(maçı) rahat kazanmak ease past
beni rahat bırak let me off
beni rahat bırak! stay out of my hair!
içi rahat olmayan ill-at-ease
insanın evi gibi rahat a home away from home
insanın evi gibi rahat a home from home
rahat bırakmak let well alone
rahat bırakmak leave well alone
rahat bir nefes almak be able to breath again
rahat dur! be still
rahat içinde yaşamak live high
rahat ve sıkıntısız hayat a life of riley
vicdanı rahat bir şekilde gezmesini sağlamak let someone walk by with a clean conscience
Idioms
(birini) rahat bırakmak ease off on someone
(birini) rahat bırakmak get off somebody's case
(ölenin arkasından) rahat bir yaşam sürdü have had a good innings
(özellikle yabancı bir ortamda olduğu için) kendini rahat hissetmemek be out of one's element
(rahat bir yerden) kalıcı olarak göç etmek/ayrılmak pull up roots
(zor günlerden sonra) rahat etmek breathe easy
başkalarını rahat ettirmek için fazladan çaba harcamak go out of your way to do something
beni rahat bırak leave me be
beni rahat bırak stop giving me hard time
birine hiç rahat vermemek badger someone to death
birini rahat bırakmak keep someone loose
birini rahat bırakmak leave someone be
birini rahat bırakmak leave someone in peace
birini rahat hissettirmek put one at one's ease
birini rahat hissettirmek put one at ease
birisini rahat bırakmak keep off someone's case
birisini rahat bırakmak keep off someone's back
birisini rahat bırakmak cut someone some slack
birisini rahat bırakmak cut someone a break
çok rahat as comfortable as an old shoe
çok rahat comfortable as an old shoe
çok rahat bir yaşam sürmek eat high on the hog
çok rahat bir yaşam sürmek live high off the hog
çok rahat bir yaşam sürmek live high on the hog
çok rahat koşullar bed of roses
çok rahat ve gamsız olmak not have a care in the world
karnı tok ve rahat fat and happy
kendini rahat hissetmek be in one's element
kendini rahat hissetmek be at ease
kısa/az/rahat çalışma saatlerine sahip olmak keep banker's hours
maddi yönden ömür boyu rahat olmak/hiç sorun yaşamamak set for life
rahat bırakmak leave well enough alone
rahat bırakmak let well enough alone
rahat bırakmak get off someone's back
rahat bir nefes a breath of a fresh air
rahat bir nefes almak be able to breathe freely again
rahat bir nefes almak be able to breathe easily again
rahat bir nefes almak be able to breathe again
rahat bir yaşam sürmek live off the fat of the land
rahat bir yaşam sürmek live on the fat of the land
rahat bir yer a bed of roses
rahat hareketleriyle dikkat çekmek make free with
rahat hissetmek be at ease
rahat olmak rest easy
rahat olmayan in the rough
rahat ve geniş loosey-goosey
rahat ve geniş insan laid-back
rahat ve mutlu bir yaşam a bed of roses
rahat ve sıkıntısız hayat the life of riley
rahat ve sorunsuz iş smooth sailing
rahat ve sorunsuz iş plain sailing
rahat vermemek pull one's leg
rahat yaşamak take things easy
vicdanı rahat biçimde in all good conscience
vicdanı rahat biçimde in good conscience
vicdanı rahat olmak have a clean conscience about something
vicdanı rahat olmak have a clear conscience about something
Speaking
adama bir rahat ver give him a break
ağaçları rahat bırak leave the trees alone
ayakkabılar rahat değil shoes are not comfortable
beni rahat bırak get off my case
beni rahat bırak leave me alone
beni rahat bırak get off my back
beni rahat bırak just get off my back
beni rahat bırak! give me a rest!
beni rahat bırak! get off my back!
beni rahat bırak! gimme a break
beni rahat bırak! get out of my face!
beni rahat bırak! give me a break
beni rahat bırak! cut me a break!
beni rahat bırak! get off my case!
beni rahat bırak! cut me some slack!
eğer seni daha rahat hissettirecekse if you would be more comfortable
içim rahat i'm set at ease
için rahat olsun don't worry
için rahat olsun rest assured
için rahat olsun be at ease
içiniz rahat olsun rest assured
kafanı rahat tut put your mind at ease
karımla da çok rahat bir hayatım var i have a very comfortable life with my wife
karımla da çok rahat bir hayatımız var i have a very comfortable life with my wife
neden onu rahat bırakmıyorsun? why don't you just leave him alone?
neden onu rahat bırakmıyorsun? why don't you just leave her alone?
onu biraz rahat bırak just give him a break
onu rahat bırak give her a rest
onu rahat bırak give him a rest
onu rahat bırakın give him a rest
onu rahat bırakın give her a rest
onu rahat bırakmanı istiyorum I want you to leave him alone
onu rahat bırakmanı istiyorum I want you to leave her alone
rahat bırak beni leave me alone
rahat hissetmeniz için for your convenience
rahat ol take it easy
rahat ol be cool
rahat ol make yourself comfortable
rahat ol! hang loose!
rahat ol! stay loose!
rahat olunuz don't stand on ceremony
rahat uyudun mu? did you sleep well?
rahat uyudunuz mu? did you sleep well?
rahat yaşıyorlar they Live comfortably
seni rahat bırakayim bari I’m gonna get out of your hair
umarım rahat uyumuşsundur i hope you slept well
umarım rahat uyumuşsunuzdur i hope you slept well
vicdanım rahat my conscience is clear
Slang
beni rahat bırak get off my dick
beni rahat bırak! eat my shorts!
bi rahat ol ya chill the fuck out
birini rahat bırakmak get off one's ass
kene/sülük (gibi yapışan) ve insanı rahat bırakmayan (kimse veya nesne) clinger
kolay ve rahat yapılan iş cakewalk
rahat kimse laid back
rahat ol lamp (rap slang)
rahat ve geniş davranan tip laid back
Trade/Economic
rahat ulaşılabilen ürünler convenience goods
Computer
rahat hareket loose gesture
Textile
rahat elbise casual dress
rahat elbise casual wear
rahat giysi casual wear
rahat giysi casual dress
rahat kıyafet casual dress
rahat kıyafet casual wear
Medical
rahat nefes alma trepopnea
rahat ölüm euthanasia
Physics
rahat geçme snug fit
Literature
çoğunlukla serseri bir kahramanın başıboş gezginlik yaşamında yaşadığı olayları gevşek ve rahat bir üslupla anlatan roman türü picaresque novel
Military
rahat atlı yürüyüş düzeni route order
rahat geçiş smooth transition
rahat motorlu yürüyüş düzeni route order
rahat vaziyetinde durmak stand easy
rahat! stand at ease
rahat! at ease!
rahat! komutu close station
Sport
rahat duruş relaxed position
rahat duruş standing at ease
British Slang
rahat giyinen dar gelirli eğitimsiz kız senga
rahat ol play it cool