birlik - Turco Inglés Diccionario

birlik

Significados de "birlik" en diccionario inglés turco : 108 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
birlik association n.
We know that the Western European Nuclear Regulators Association is seeking harmonisation.
Batı Avrupa Nükleer Düzenleyiciler Birliği'nin uyumlaştırma arayışında olduğunu biliyoruz.

More Sentences
birlik unity n.
An economic unity of Latin American countries may become a major partner in the global economy.
Latin Amerika ülkelerinin ekonomik birliği, küresel ekonomide önemli bir paydaş haline gelebilir.

More Sentences
birlik union n.
The threats in an enlarged Union do not only lie beyond Europe's borders but also within them.
Genişlemiş bir Birlik'te tehditler sadece Avrupa'nın sınırlarının ötesinde değil, aynı zamanda içinde de yatmaktadır.

More Sentences
General
birlik alliance n.
The western world has countless alliances fighting global warming.
Batı dünyasında küresel ısınmayla mücadele eden sayısız birlik bulunuyor.

More Sentences
birlik contingent n.
The Swiss contingent was dissatisfied with the organization.
İsviçre birliği örgütlenmeden memnun değildi.

More Sentences
birlik brother n.
The knight raided the town with the brothers.
Şövalye, birliğiyle kasabayı bastı.

More Sentences
birlik corps n.
The Army Medical Corps was placed in the defense zones.
Ordu Sıhhiye Birliği savunma bölgelerine yerleştirildi.

More Sentences
birlik force n.
The force held out bravely against their enemy's attacks.
Birlik, düşmanın saldırılarına karşı cesurca direndi.

More Sentences
birlik troop n.
NATO dictated the terms of troop withdrawal from the region.
NATO, askeri birliklerin bölgeden çekilme şartlarını belirlemiştir.

More Sentences
birlik oneness n.
Today's world requires us to accept the oneness of humanity.
Günümüz dünyası insanlığın birliğini kabul etmemizi gerektirmektedir.

More Sentences
birlik brotherhood n.
The brotherhood of workers went on strike.
İşçiler birliği greve gitti.

More Sentences
birlik league n.
Universities, schools and the offices of the League for Democracy must finally be reopened.
Üniversiteler, okullar ve Demokrasi için Birlik ofisleri nihayet yeniden açılmalıdır.

More Sentences
birlik body n.
There seems to be a strong body of opinion in favour of what the Commission proposed earlier.
Görünen o ki Komisyon'un daha önceki önerisi lehinde güçlü bir görüş birliği var.

More Sentences
birlik communion n.
I believe in the communion of Saints.
Azizlerin birliğine inanıyorum.

More Sentences
birlik union n.
The threats in an enlarged Union do not only lie beyond Europe's borders but also within them.
Genişlemiş bir Birlik'te tehditler sadece Avrupa'nın sınırlarının ötesinde değil, aynı zamanda içinde de yatmaktadır.

More Sentences
birlik guild n.
The Minister was in a secret alliance with the Guild of Commerce.
Bakan Ticaret Birliği ile gizli bir ittifak içindeydi.

More Sentences
birlik unity n.
An economic unity of Latin American countries may become a major partner in the global economy.
Latin Amerika ülkelerinin ekonomik birliği, küresel ekonomide önemli bir paydaş haline gelebilir.

More Sentences
birlik unit n.
A US army unit seized the town.
ABD'ye ait bir ordu birliği kasabayı ele geçirdi.

More Sentences
birlik accord n.
How does this actually accord with the Union's policy on competition?
Bu durum Birliğin rekabete ilişkin politikasıyla ne kadar uyumludur?

More Sentences
birlik league n.
Universities, schools and the offices of the League for Democracy must finally be reopened.
Üniversiteler, okullar ve Demokrasi için Birlik ofisleri nihayet yeniden açılmalıdır.

More Sentences
birlik single n.
The man gave two singles to the beggar.
Adam dilenciye iki tane birlik verdi.

More Sentences
birlik brigade n.
His brigade was just composed of three battalions.
Askeri birliği üç taburdan oluşuyordu.

More Sentences
Trade/Economic
birlik union n.
The threats in an enlarged Union do not only lie beyond Europe's borders but also within them.
Genişlemiş bir Birlik'te tehditler sadece Avrupa'nın sınırlarının ötesinde değil, aynı zamanda içinde de yatmaktadır.

More Sentences
birlik association n.
We know that the Western European Nuclear Regulators Association is seeking harmonisation.
Batı Avrupa Nükleer Düzenleyiciler Birliği'nin uyumlaştırma arayışında olduğunu biliyoruz.

More Sentences
Law
birlik unity n.
An economic unity of Latin American countries may become a major partner in the global economy.
Latin Amerika ülkelerinin ekonomik birliği, küresel ekonomide önemli bir paydaş haline gelebilir.

More Sentences
birlik league n.
Universities, schools and the offices of the League for Democracy must finally be reopened.
Üniversiteler, okullar ve Demokrasi için Birlik ofisleri nihayet yeniden açılmalıdır.

More Sentences
Politics
birlik league n.
Universities, schools and the offices of the League for Democracy must finally be reopened.
Üniversiteler, okullar ve Demokrasi için Birlik ofisleri nihayet yeniden açılmalıdır.

More Sentences
birlik association n.
We know that the Western European Nuclear Regulators Association is seeking harmonisation.
Batı Avrupa Nükleer Düzenleyiciler Birliği'nin uyumlaştırma arayışında olduğunu biliyoruz.

More Sentences
birlik union n.
The threats in an enlarged Union do not only lie beyond Europe's borders but also within them.
Genişlemiş bir Birlik'te tehditler sadece Avrupa'nın sınırlarının ötesinde değil, aynı zamanda içinde de yatmaktadır.

More Sentences
Computer
birlik association n.
We know that the Western European Nuclear Regulators Association is seeking harmonisation.
Batı Avrupa Nükleer Düzenleyiciler Birliği'nin uyumlaştırma arayışında olduğunu biliyoruz.

More Sentences
Philosophy
birlik unity n.
An economic unity of Latin American countries may become a major partner in the global economy.
Latin Amerika ülkelerinin ekonomik birliği, küresel ekonomide önemli bir paydaş haline gelebilir.

More Sentences
Military
birlik troop n.
NATO dictated the terms of troop withdrawal from the region.
NATO, askeri birliklerin bölgeden çekilme şartlarını belirlemiştir.

More Sentences
birlik unit n.
A US army unit seized the town.
ABD'ye ait bir ordu birliği kasabayı ele geçirdi.

More Sentences
General
birlik collaboration n.
birlik conjunction n.
birlik syndicate n.
birlik coalescence n.
birlik sameness n.
birlik concomitance n.
birlik conference n.
birlik fellowship n.
birlik concurrence n.
birlik company n.
birlik unison n.
birlik establishment n.
birlik gild n.
birlik legion n.
birlik concert n.
birlik consolidation n.
birlik outfit n.
birlik similarity n.
birlik corporation n.
birlik solidarity n.
birlik fraternity n.
birlik ensemble n.
birlik confederation n.
birlik confederacy n.
birlik verein n.
birlik posse n.
birlik combination n.
birlik combine n.
birlik gemeinschaft n.
birlik unicity n.
birlik collectiveness n.
birlik block n.
birlik concord n.
birlik consortium n.
birlik federation n.
birlik party n.
birlik assoc (association) n.
birlik adunation n.
birlik board n.
birlik hui [hawaii] n.
birlik confrerie n.
birlik conjunct n.
birlik connection n.
birlik coalescency [obsolete] n.
birlik commerce n.
birlik concurrency n.
birlik consort (in) n.
birlik consortion n.
birlik sameliness n.
birlik syndication n.
birlik indivision n.
birlik fusion n.
birlik detachment N.
birlik squadron N.
Colloquial
birlik eagle n.
birlik kotahitanga [new zealand] n.
birlik sameyness n.
Trade/Economic
birlik party n.
birlik combination n.
birlik pool n.
birlik corporate body n.
Politics
birlik bloc n.
birlik confederacy n.
birlik consortium n.
birlik systasis [obsolete] n.
Technical
birlik collective n.
Biology
birlik synapsis n.
Astronomy
birlik reseau n.
Religious
birlik confriary n.
Geology
birlik assembly n.
Latin
birlik collegium n.
Archaic
birlik unitude n.
birlik ging n.
birlik presence n.
Slang
birlik frat n.

Significados de "birlik" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
öncü birlik scout n.
dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik phylum n.
birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk colony n.
biyolojide takımlardan oluşan birlik class n.
birlik bayrağı union flag n.
ekonomik ve parasal birlik economic and monetary union n.
ekonomik birlik economic union n.
mekanize birlik mechanized unit n.
dörtte birlik bölüm quarter n.
birlik felsefesi monism n.
sosyal birlik alliance n.
bir grup içindeki birlik ruhu esprit de corps n.
zırhlı birlik squadron n.
sosyal birlik togetherness n.
yönetime el koyan askeri birlik junta n.
birlik olma alliance n.
erkek üniversite öğrencilerine ait birlik fraternity n.
sosyal birlik social unity n.
öncü birlik vanguard n.
onda birlik decile n.
parlementolar arası birlik inter-parliamentary union n.
top ateşiyle ölmesi kuvvetle muhtemel birlik cannon fodder n.
top ateşiyle ölmesi kuvvetle muhtemel birlik fresh fish n.
kültürel birlik cultural unity n.
istatistiki birlik statistical unit n.
birlik askerleri union troops n.
birlik ve beraberlik unity and togetherness n.
birlik ve beraberlik fraternity n.
barış, sevgi, birlik ve saygı plur (peace, love, unity, and respect) n.
alay (askeri birlik) regiment n.
çekirdek birlik skeleton force n.
demokrasi ve milli birlik günü democracy and national unity day n.
mesleki birlik order n.
otuz ikide birlik kısım thirty-second n.
otuz yedide birlik kısım thirty-seventh n.
otuz sekizde birlik kısım thirty-eighth n.
otuz üçte birlik kısım thirty-third n.
otuz birde birlik kısım thirty-first n.
otuz beşte birlik kısım thirty-fifth n.
otuz altıda birlik kısım thirty-sixth n.
otuz dokuzda birlik kısım thirty-ninth n.
otuz dörtte birlik kısım thirty-fourth n.
şahsi birlik personal union n.
yirmi ikide birlik parça twenty-second n.
ordunun işleyişini ve birlik komutanının kararlarını etkileyen koşullar ve durumlar uncertain environment n.
kalkanın üst üçte birlik kısmı chief n.
öncü birlik vant-courier n.
mareşalin emrindeki birlik marshalcy [obsolete] n.
birlik üyelik kaydı book n.
yanlış birlik misunion n.
uygunsuz birlik misunion n.
gizlice konuşlandırılan askeri birlik bushment [obsolete] n.
(hanedan armalarında) çapraz bölünmüş dörtte birlik alanın alt kısmından oluşan bir arma işareti giron n.
(hanedan armalarında) çapraz bölünmüş dörtte birlik alanın alt kısmından oluşan bir arma işareti gyron n.
organize birlik quire n.
organize birlik choir n.
özellikle gerilla savaşında düşman hattının arkasında çarpışan müfreze birlik mensubu guerilla n.
özellikle gerilla savaşında düşman hattının arkasında çarpışan müfreze birlik mensubu guerrilla n.
(orta çağ'da) belirli bir zanaat veya ticaretle uğraşan kimselerden oluşup mesleklerinin ve meslektaşlarının refahı için çalışan ve bazen yönetime katılan bir birlik guild n.
aynı sınıfa ait veya benzer çıkarları ve hedefleri olan kimselerden oluşan birlik guild n.
ortak ilgi alanına sahip kişilerin oluşturduğu birlik confrerie n.
birlik sağlamak achieve unity n.
(birlik, araç) tüm unsurların birbirini takip ettiği oluşum column n.
bazı faaliyetleri bastırmak için güç kullanan silahlı birlik üyesi cossack n.
küçük askeri birlik maniple [obsolete] n.
(hipodromun iç korkuluklarında sekizde birlik mil aralıklarla) mesafe işareti pole n.
15 temmuz demokrasi ve milli birlik günü july 15 democracy and national unity day n.
birlik hissi fellow-feeling n.
askeri birlik unsurları arasındaki (enine) boşluk interval n.
küçük askeri birlik peloton n.
kalkanın üst bölümünün en alttaki dörtte birlik kısmında yer alan dar ve yatay şerit fillet n.
(fransa'da) bir silahlı birlik ordonnance n.
askeri birlik outfit n.
askeri birlik phalanx n.
öncü birlik scurrier [obsolete] n.
öncü birlik scurriour n.
kırk birlik miktar forty-one n.
daimi bir birlik kurmanın öncesinde yapılan toplantı preunion n.
az sayıda gönüllüye sahip askeri birlik skeleton regiment n.
gösterilere karşı eğitim gören askeri birlik snatch squad [uk] n.
müfrez birlik point n.
dörtte birlik oran square [obsolete] n.
(kuzey irlanda) birlik yanlısı loyalist n.
birlik ve beraberlik cohesion n.
düşman yağmalayan hafif birlik üyesi partisan n.
birlik ve beraberlik ruhu party spirit n.
yağmacı hafif birlik komutanı partisan n.
yağmacı hafif birlik lideri partisan n.
dörtte birlik kısım fardel [dialect] n.
bir birlik oluşturmak team up v.
birlik olmak gang together v.
birlik olmak conspire v.
birlik olmak gang up v.
birlik olmak collaborate v.
birlik olmak aline oneself with v.
birlik olmak unite v.
birlik olmak align oneself with v.
birlik olmak unionize v.
birlik yapmak unionize v.
birlik kurmak syndicate v.
birlik olmak team up v.
birlik oluşturmak için para koymak pool v.
korkakça geri çekilmek (askeri birlik vb) exfiltrate v.
birlik oluşturmak league together against v.
birlik olmak league together against v.
birlik olamamak be unable to unite v.
-e karşı birlik olmak align against v.
düşmanla birlik olmak collaborate v.
birlik yapmak unionise v.
birlik olmak unionise v.
onda birlik vergi koymak tithe [obsolete] v.
birlik olmak hang together v.
birlik kurmak walk v.
birlik kurmak league v.
birlik olmak league v.
birlik olmak companion [obsolete] v.
birlik olmak conjugate v.
birlik altında toplamak consociate v.
birlik olmak consociate v.
birlik olmak inleague [obsolete] v.
önceden birlik kurmak preunite v.
(askeri birlik) kemik kadroya düşürmek skeletonize [us] v.
(askeri birlik) kemik kadroya düşürmek skeletonise [uk] v.
(birlik vb.) kabul edilmek admit v.
birlik olan solid adj.
birlik olan solidary adj.
birlik olan allied adj.
birlik olmuş corporate adj.
kollektif birlik halinde corporate adj.
yüzde birlik centesimal adj.
kiliseye verilmesi gereken (onda birlik vergi) tithe adj.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesinden veya tanrı ile birlik içinde olmasından kaynaklanan mystical adj.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesine veya tanrı ile birlik içinde olmasına ait mystical adj.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesi veya tanrı ile birlik içinde olması ile ilişkili mystical adj.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesini veya tanrı ile birlik içinde olmasını açıkça ortaya koyan mystical adj.
(hanedan armalarında) çapraz bölünmüş dörtte birlik alanın alt kısmıyla ilgili gyronic adj.
(hanedan armaları) çapraz bölünmüş dörtte birlik alanın alt kısmından oluşan işaretle kaplı veya bu işarete bölünmüş gyronny adj.
pasif askeri birlik mensuplarından oluşan inactive adj.
pasif askeri birlik mensuplarıyla ilgili inactive adj.
birlik üyeleri olarak bir araya gelmiş incorporate [obsolete] adj.
kırk birlik forty-one adj.
daimi bir birlik kurmadan öncesine ait preunion adj.
altmış birlik sixty-one adj.
birlik ile ilgili solidaristic adj.
dörtte birlik subquadruple adj.
beşte birlik subquintuple adj.
altıya birlik subsextuple adj.
yedide birlik subseptuple adj.
hafif birlik komutanlığı yapan partisan adj.
hafif birlik lideri olan partisan adj.