bulundurmak - Turco Inglés Diccionario

bulundurmak

Significados de "bulundurmak" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
General
bulundurmak keep v.
I keep an extra pack of coffee in the pantry.
Kilerde fazladan bir paket kahve bulunduruyorum.

More Sentences
bulundurmak carry v.
Always carry some cash.
Daima yanında nakit bulundur.

More Sentences
bulundurmak bear v.
In my opinion, the Commission has borne this difference in mind at all times.
Kanaatimce Komisyon bu farkı her zaman göz önünde bulundurmuştur.

More Sentences
bulundurmak stock v.
bulundurmak have present v.
bulundurmak keep handy v.
bulundurmak have in stock v.
bulundurmak provide v.
bulundurmak purvey v.
bulundurmak mount v.
bulundurmak pack v.
bulundurmak inhold v.
Textile
bulundurmak handle v.

Significados de "bulundurmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
göz önünde bulundurmak consider v.
General
göz önünde bulundurmak take into consideration v.
el altında bulundurmak keep something accessible v.
el altında bulundurmak keep something near at hand v.
bulundurmak (bir yerde) stock v.
aklında bulundurmak realize v.
el altında bulundurmak keep something available v.
göz önünde bulundurmak bear in mind v.
elinin altında bulundurmak keep something by one v.
el altında bulundurmak have something on hand v.
el altında bulundurmak keep something readily available v.
göz önünde bulundurmak conceive v.
el altında bulundurmak keep something at one's fingertips v.
stokta bulundurmak stock v.
aklında bulundurmak bethink oneself v.
el altında bulundurmak keep something handy v.
el altında bulundurmak have something available v.
hazır bulundurmak keep available v.
el altında bulundurmak keep something at arm's length v.
üzerinde bulundurmak carry v.
stokunda bulundurmak carry v.
el altında bulundurmak keep something within reach v.
aklının bir köşesinde bulundurmak keep something in a corner of one's mind v.
elinde bulundurmak possess v.
emre amade bulundurmak place at the disposal v.
silah bulundurmak possess gun v.
silah bulundurmak have a weapon on v.
silah bulundurmak have a gun on one's possession v.
gözönünde bulundurmak take into consideration v.
gözönünde bulundurmak bear in mind v.
ipleri elinde bulundurmak pull the strings v.
gözönünde bulundurmak cater for v.
hazır bulundurmak keep something available v.
hazır bulundurmak keep ready v.
hazır bulundurmak make available v.
göz altında bulundurmak keep under surveillance v.
elinde bulundurmak keep v.
emrine hazır bulundurmak put at the disposal of v.
emre hazır bulundurmak hold at the disposal v.
yedekte bulundurmak keep in tow v.
emrine hazır bulundurmak place at someone's disposition v.
emrine hazır bulundurmak make something available for v.
yedekte bulundurmak keep as a back-up v.
bünyesinde bulundurmak include v.
bünyesinde bulundurmak incorporate v.
bünyesinde bulundurmak embody v.
bünyesinde bulundurmak comprise v.
bünyesinde bulundurmak contain v.
emre hazır bulundurmak place at the disposal v.
göz önünde bulundurmak to show regard to v.
yedekte bulundurmak have in tow v.
göz önünde bulundurmak take in consideration v.
bir arada bulundurmak keep something together v.
göz önünde bulundurmak show regard to v.
göz önünde bulundurmak pay regard to v.
gözönünde bulundurmak consider v.
dünya rekorunu elinde bulundurmak hold the world record v.
elinde bulundurmak be vested with v.
aklında bulundurmak realise v.
ihtimali göz önünde bulundurmak entertain the possibility v.
parlementoda çoğunluğu elinde bulundurmak hold majority in parliament v.
hazır bulundurmak muster v.
sabit bir fiyatla ileride satın alma hakkını göz önünde bulundurmak buy the refusal v.
göz önünde bulundurmak have in contemplation v.
göz önünde bulundurmak see about a thing v.
yanında bulundurmak tote [dialect] v.
ödül olarak yedekte bulundurmak hold v.
göz önünde bulundurmak envision v.
göz önünde bulundurmak mark v.
aklında bulundurmak have v.
göz önünde bulundurmak revolve v.
elinde bulundurmak obtain [obsolete] v.
göz önünde bulundurmak impute [obsolete] v.
emrinde bulundurmak command v.
göz önünde bulundurmak fame v.
(insan) bulundurmak people v.
göz önünde bulundurmak prepend v.
yaşam bulundurmak support life v.
listede bulundurmak bear v.
kayıtlı olarak içeriğinde bulundurmak bear v.
hakimiyeti elinde bulundurmak sovereignize v.
hakimiyeti elinde bulundurmak sovereignise v.
elinde bolca bulundurmak stink v.
elinde bulundurmak command v.
göz önünde bulundurmak spell v.
göz önünde bulundurmak entertain v.
Phrasals
göz önünde bulundurmak keep in sight v.
göz önünde bulundurmak take for v.
birşeyi yanında/yakınında bulundurmak keep something around v.
birşeyi yanında/yakınında bulundurmak keep something about v.
göz önünde bulundurmak reckon with v.
(bir şeyi) yanında/yakınında/çevresinde bulundurmak have something about v.
yanında bulundurmak carry something around (with one) v.
yanında bulundurmak carry around v.
her zaman yanında bulundurmak carry (someone or something) along with (someone or something) v.
her zaman yanında bulundurmak carry someone or something around v.
her zaman yanında bulundurmak carry someone or something about v.
her zaman yanında bulundurmak carry around v.
her zaman yanında bulundurmak carry (someone or something) about v.
göz önüne bulundurmak crank in/into (something) v.
elinde bulundurmak reside in v.
birini/bir şeyi bir şeyin altında bulundurmak keep someone or something under something v.
önceden göz önünde bulundurmak allow for v.
bir şeyi göz önünde bulundurmak allow something for something v.
bir şeyi göz önünde bulundurmak allow something for something v.
önceden göz önünde bulundurmak allow for v.
hazır bulundurmak have in v.
birini/bir şeyi birinin emrine hazır bulundurmak put someone or something at someone's disposal v.
yeterli para bulundurmak run to v.
yanında/yakınında/çevresinde bulundurmak have about v.
elinin altında bulundurmak keep by v.
yanında/yakınında bulundurmak keep around v.
(birini/bir şeyi) göz önüne almak/göz önünde bulundurmak look at (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) göz önünde bulundurmak reckon with (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) göz önünde bulundurmak think about (someone or something) v.
göz önünde bulundurmak figure on v.
Colloquial
sıkı denetim altında bulundurmak keep a tight grip v.
sıkı denetim altında bulundurmak keep a firm grip v.
kozları elinde bulundurmak have the aces v.
göz önüne bulundurmak crank in v.
prezervatif bulundurmak be prepared v.
(bir bilgiyi, tavsiyeyi, talimatı) göz önünde bulundurmak take home v.
(bir bilgiyi, tavsiyeyi, talimatı) aklının bir köşesinde bulundurmak take home v.
… olduğunu göz önünde bulundurmak bear in mind that... expr.
… olduğunu aklında bulundurmak bear in mind that... expr.
göz önünde bulundurmak gerek ki mark you [old-fashioned] exclam.
Idioms
arada mesafe bulundurmak keep aloof v.
kozları elinde bulundurmak hold the aces v.
yedekte bulundurmak hold something in reserve v.
gelecekte olabilecekleri göz önünde bulundurmak take the long view v.
birisini denetimi altında bulundurmak hold someone in the palm of one's hand v.
birisini denetimi altında bulundurmak have someone in the palm of one's hand v.
göz önünde bulundurmak take something on board v.
tüm kozları elinde bulundurmak hold all the cards v.
tüm kozları elinde bulundurmak hold all the aces v.
(birini) çok sıkı kontrolü altında bulundurmak have somebody on a short leash v.
(birini) çok sıkı kontrolü altında bulundurmak keep somebody on a short leash v.
(birini) çok sıkı kontrolü altında bulundurmak keep somebody on a tight leash v.
(birini) çok sıkı kontrolü altında bulundurmak have somebody on a tight leash v.
tüm kozları elinde bulundurmak have all the aces v.
elde birden fazla seçenek bulundurmak have several irons in the fire v.
birisini denetimi altında bulundurmak have somebody eating out of the palm of one's hand v.
kontrolü/gücü/yetkiyi elinde bulundurmak have/hold the whip hand v.
aklının köşesinde bulundurmak have something at the back of someone's mind v.
aklının köşesinde bulundurmak keep something in the back of someone's mind v.
aklının bir köşesinde bulundurmak have something in the back of someone's mind v.
aklının bir köşesinde bulundurmak keep something at the back of someone's mind v.
aklının köşesinde bulundurmak have something in the back of someone's mind v.
aklının bir köşesinde bulundurmak have something at the back of someone's mind v.
aklının köşesinde bulundurmak keep something at the back of someone's mind v.