sık sık - Turco Inglés Diccionario
Historia

sık sık



Significados de "sık sık" en diccionario inglés turco : 23 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sık sık frequently adv.
sık sık often adv.
General
sık sık as often as not adv.
sık sık ofttimes adv.
sık sık often and often adv.
sık sık time after time adv.
sık sık passim adv.
sık sık again and again adv.
sık sık continually adv.
sık sık fast adv.
sık sık more often than not adv.
sık sık over and over adv.
sık sık ever so often adv.
sık sık over and over again adv.
sık sık constantly adv.
sık sık oft adv.
sık sık every so often adv.
sık sık quite a bit adv.
sık sık often adv.
sık sık alday adv.
Phrases
sık sık ever and anon
Colloquial
sık sık now and again
Technical
sık sık frequently

Significados de "sık sık" con otros términos en diccionario inglés turco: 312 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sık frequent adj.
General
sık ve kesik soluklar alıp vermek breathe hard v.
ince eleyip sık dokumak go through v.
ince eleyip sık dokumak fuss v.
ince eleyip sık dokumak split v.
ince eleyip sık dokumamak   not to mince matters   v.
sık sık uğramak haunt v.
sık sık gitmek habituate v.
ince eleyip sık dokumak be too particular v.
ince eleyip sık dokumak niggle v.
ince eleyip sık dokumak pick over v.
sık sık alçalıp yükselmek bob v.
ince eleyip sık dokumak pick holes in v.
ince eleyip sık dokumak go over v.
sık sık sallanmak bob v.
sık nefes almak breathe excessively v.
sık sık gitmek frequent v.
ince eleyip sık dokumak scrutinize v.
ince eleyip sık dokumak split hairs v.
ince eleyip sık dokumak refine v.
sık sık uğramak (hortlaklar/ruhlar) haunt v.
ince eleyip sık dokumak go over something with a fine comb v.
sık uğramak haunt v.
sık sık gitmek visit v.
sık sık nefes almak puff v.
ince eleyip sık dokumak sift v.
sık sık gitmek (bir yere) frequent v.
ince eleyip sık dokumak be too fussy v.
sık sık gitmek haunt v.
ince eleyip sık dokumak   go over something with a fine tooth comb   v.
ince eleyip sık dokumak scrutinise v.
ince eleyip sık dokumak make tiny distinctions v.
sık sık nefes almak pant v.
sık sık uğramak resort v.
ince eleyip sık dokumak go over the matter with a fine-toothed comb v.
en sık -e rastlanmak prevail in v.
en sık -e rastlanmak prevail among v.
-den sık aralıklarla çıkmak (duman vb) puff from v.
sık sık ziyaret etmek visit frequently v.
sık sık uğramak/ziyaret etmek visit frequently v.
sık enfeksiyon geçirmek have frequent infections v.
ince eleyip sık dokumak canvass v.
ince eleyip sık dokuyan kimse refiner n.
sık çalılık thicket n.
sık aralıklarla çıkan duman veya buhar kümelerinden biri puff n.
ince eleyip sık dokuma scrutiny n.
sık aralıklarla az miktarda gıda alma nibbling n.
sık orman dense forest n.
sık sık gidilen yer haunt n.
sık sık arızalanan yer trouble spot n.
sık sık gidilen yer resort n.
sık sık gidilen yer stamping ground n.
sık söylenen söz commonplace n.
sık sık olma frequency n.
karışık ve sık bir sürü huddle n.
çok sık kullanılan laf tag n.
sık çalılık brushwood n.
sık dokunmuş bez percale n.
sık ağaçlardan veya çalılardan oluşan çit hedge n.
sık saç dense hair n.
sık sık olan scope n.
sık sık olma frequentness n.
sık sık tekrarlanma frequency n.
av kuşlarının saklandığı sık örtü covert n.
sık sık gidilen yer beaten track n.
sık tekrarlanırlık frequentness n.
ince eleyip sık dokuyan scrutiniser n.
ince eleyip sık dokuma scrutinizing n.
ince eleyip sık dokuma scrutinising n.
ince eleyip sık dokuyan scrutinizer n.
sık sık numara yapan kişi seemer n.
intihara eğilimli tutukluların gardiyanlarca sık sık kontrol edilmesi suicide watch n.
sık yazılmış sayfalar closely written pages n.
sık orman jungle n.
geniş ve sık ormanlık weald n.
ince eleyip sık dokuma subtlety n.
sık aralıklar frequent intervals n.
sık sık dünyayı dolaşan kimse globe-trotter n.
artık eskisi gibi etki uyandırmayan bir sanat eseri (sık sık/fazlasıyla icra edildiği için) war-horse n.
sık sık uğrama frequenting n.
sık sık giden frequenter n.
sık dokunmuş yünlü paltoluk kumaş chinchilla n.
sık aralarla ancak az miktarda besin alma nibbling n.
sık kullanılan yol well-trodden path/track/route n.
sık karşılaşılan sorunlar common problems n.
az ve sık yiyen kimse grazer n.
sık orman thick forest n.
şehrin kültürel hayatında sık sık boy gösteren kimse scenester n.
kafe ve kulüplere sık sık gidenler café society n.
kafe ve kulüplere sık sık gidenler cafésociety n.
ince eleyip sık dokuma refinedness n.
ince eleyip sık dokuma refinement n.
sık tekrarlanan düşünce veya deyiş refrain n.
sık sık olan frequent adj.
sık close adj.
sık dense adj.
sık olan thick adj.
sık dikilmiş (bitki) thickset adj.
sık görülen endemic adj.
sık (saflar) tight adj.
sık thick adj.
çizgileri sık close grained adj.
sık görülen frequent adj.
sık (orman) thick adj.
daha sık more frequent adj.
ince eleyip sık dokunmuş flyspecked adj.
sık sık vuku bulan eterne adj.
sık taneli close grained adj.
sık compact adj.
sık dikilmiş thickset adj.
sık sık tekrarlanan frequent adj.
ince eleyip sık dokunmuş scrutinised adj.
ince eleyip sık dokunmuş scrutinized adj.
sık ilmekli fine-meshed adj.
sık close-timbered adj.
sık taneli close-grained adj.
sık damarlı close-grained adj.
sık continual adj.
başında yukarı dikilmiş sık ve kalın saçlara sahip olan shockheaded adj.
(bitki) sık ve yaygın rank adj.
sık duyulan often-heard adj.
sık sık duyulan oft-heard adj.
sık duyulan oft-heard adj.
sık sık duyulan often-heard adj.
en sık kullanılan most frequently used adj.
en sık başvurulan most frequently used adj.
en sık başvurulan most frequently referred adj.
sık sık meydana gelen frequentative adj.
en sık (olmak vb) oftenest adj.
sık alıntılanan oft-quoted adj.
sık oranda high incidence of adj.
sık/küçük/minik tırtıklı/çentikli minutely-toothed adj.
ince eleyip sık dokuyan captious adj.
sık ifade edilen commonly referred adj.
sık kullanılan oft used adj.
sık kullanılan oft-used adj.
sık kullanılan oftused adj.
sık kullanılan frequently used adj.
sık konumlu tightly packed adj.
sık sık değişen multihued adj.
sık sık ihmal edilen oft-neglected adj.
sık rastlanan common adj.
sık kıllı capillose adj.
sık thickly adv.
sık sık arada sırada every so often adv.
sık closely adv.
sık often adv.
sık boğaz ederek importunely adv.
sık görülmeyen occasionally adv.
çok sık very often adv.
aşırı sık too often adv.
çok sık too often adv.
fazla sık too often adv.
dişini sık hang in there! interj.
Phrasals
ince eleyip sık dokumak pick over
Colloquial
sık dişini hang on
Idioms
sık dişini! hang on there!
sık dişini! be patient!
sık dişini! hang in there!
sık dişini! grin and bear it!
biraz dişini sık grin and bear it!
ince eleyip sık dokumak go over with a fine-tooth comb
ince eleyip sık dokumak split hairs
ince eleyip sık dokuma splitting hairs
sık sık fikir değiştiren blow hot and cold
ince eleyip sık dokumak cherry-pick
birisini çok sık ziyaret ederek kabak tadı vermek wear out one's welcome
ince eleyip sık dokumak cherry-pick something
inişli çıkışlı/çok sık değişen durum a roller coaster
çok sık gidilen yer somebody's stamping/stomping ground
dişini sık grit your teeth
Speaking
sık seyahat ederim i travel a lot
buraya sık gelir misin? do you come here a lot?
eskiden buraya daha sık gelirdik we used to come here a lot more
sık sık gelip gider he comes and goes a lot
son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsun you've been seeing a lot of him lately
anladığım kadarıyla son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsunuz you've been seeing a lot of him lately
anladığım kadarıyla son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsunuz you've been seeing a lot of her lately
sık rüya görür müsün? do you often dream?
işi gereği sık seyahat eder she travels a lot for work
dışarıya daha sık çıkmalısın you need to go out more often
oldukça sık aslında quite often actually
sen ve arkadaşların çok (sık) bir araya gelir misiniz? do you and your friends get together a lot?
Trade/Economic
sık sık satın alınan tüketim maddeleri convenience goods
Law
sık sık kargaşa ve huzursuzluğa sebebiyet verme barratry
sık sık kargaşa ve huzursuzluğa sebebiyet verme barretry
Politics
sık sık haksız davalar açan ve kavga gürültü çıkaran kişi embraceor
sık sık haksız davalar açan ve kavga gürültü çıkaran kişi embracer
Technical
ortak dizin sık kullanılanları public folder favorites
sık kullanılanlar dizini favorites folder
sık palplanş close piling
ince sık taneciklere sahip olan close-grained
üst düzey sık kullanılan top-level favorite
en sık esen rüzgar prevailing wind
sık istifli altıgen kristaller hexagonal close-packed crystals
sık istifli altıgen metaller hexagonal close-packed metals
sık istifli altıgen örütler hexagonal close-packed crystals
sık tekrarlayan frequent
sık tekrarlayan recurring frequently
sık tekrarlayan frequently recurrent
Computer
sık kullanılanlarınız your favorites
sık kullanılır used often
sık kullanılan ekle add favorite
sık kullanılanları kaldır remove favorite
sık aranan yerlere ekle add to favorite places
sık kullanılanlara ekle add favorites
sık kullanılanlar'a ekle add to favorites
sık kullanılanları düzenle edit favorite
boş sık kullanılanlar empty favorites
sık kullanılan öğe favorite item
sık aranan yerler favorite places
sık kullanılanlar url'si favorite url
sık kullanılanlar favorites
sık kullanılan favorite
sık kullanılanlar adı favorite name
sık kullanılanlar menüsü favorites menu
sık kullanılanlar simgesi favorite icon
sık kullanılanın adı favorite name
en sık aranan yerler favorite places
sık kullanılanlar listesi favorites list
sık kullanılanlar bandı favorites band
sık frequently
sık sorulan sorular s s s frequently asked questions
sık orman kapat jungle close
sık orman hata jungle error
sık orman ekranı kapla jungle maximize
sık orman geri dönüşüm jungle recycle
sık orman taşı jungle move
sık orman aç jungle open
sık orman varsayılan jungle default
sık orman bip jungle beep
sık orman simge durumuna küçült jungle minimize
sık orman soru jungle question
sık orman yıldız imi jungle asterisk
sık orman meşgul ani jungle busy ani
sık kullanılanlar'a bak look in favorites
sık kullanılanlarım my favorites
yeni sık kullanılan new favorite
bir internet sitesini sık kullanılanlara eklemek bookmark
sık kullanılanlar çubuğu bookmark bar
internet explorer'da ve sık kullanılanlardaki ikonlar favicon
sık kullanılanlar favourites
sık kullanılan favourite
Informatics
sık sorulan sorular frequently asked questions
Mechanic
çok sık yerleştirmeli extra close pitch
sık yerleştirmeli close pitch
Textile
kaba kumaşların kenar katlama işlemlerinde sık kullanılan zikzak dikiş catstitch n.
sık kumaş close fabric
yüzü parlak sık dokunmuş ipekli kumaş atlas
dolgun sık dokunmuş t-shirt heavyweight t-shirt
dolgun sık dokunmuş tişört heavy weight t-shirt
dolgun sık dokunmuş tişört heavy weight tee shirt
sık iğne single crochet
Construction
sık düzen close packing
Woodworking
sık elyaflı kereste closely ringed timber
sık yaşhalkalı kereste closely ringed timber
Traffic
sık sık kaza olan yer accident blackspot
Railway
şehir içi seferlerinde kullanılan ve halk otobüsü kadar sık sefere çıkan tren railbus n.
Aeronautic
sık uçan yolcu programı frequent-flyer program
uçakla sık sık seyahat eden kişilere (havayolu şirketi tarafından) sunulan ödül/puan/mil biriktirme/avantaj programı frequent-flyer program
sık uçan yolcu mil puanı frequent-flyer points
sık uçuş yapanlar için sadakat programı frequent-flyer program (ffp)
havayolu şirketleri tarafından işletilen ve genellikle sık uçuşlarla kısa mesafeleri kapsayan bir servis air shuttle
Mining
sık iksa close timbering
Medical
çok sık adet görme hypermenorrhea
en sık yakınma chief complaint
sık idrara çıkma thamuria
sık sık alevlenmeler ve remisyonlar recurrent exacerbations and remissions
başlangıç tanısında en sık görülen semptom most frequent symptom at initial diagnosis
sık düşme frequent falling
en sık yakınma mostly seen complaint
sık idrar pollakiuria
sık uyanma frequent awakening
çocuklarda sık görülen bir sorun a frequent problem in children
sık görülen hastalıklar frequent diseases
en sık hastaneye yatış nedeni the most common reason for hospitalisation
en sık rastlanan semptom the most frequent symptom
ince bağırsağın en sık görülen doğumsal bozukluğu most common congenital abnormality of the gastrointestinal tract
çocukluk çağının sık karşılaşılan bir hastalığı a common disease in childhood
en sık hastaneye başvuru nedeni the most common cause of admission to the hospital
en sık görülen kanser türü the most frequent type of cancer
dural sinüs trombozunun sık rastlanan klinik bir bulgusu a common clinical sign of dural sinus thrombosis
sık karşılaşılan problemler frequently encountered problems
en sık karşılaşılan çocukluk çağı kardiyak problem the most frequently encountered childhood cardiac problem
sık pancar suyu tüketilmesi sonrası kişinin idrar renginin kırmızı veya pembeye dönüşmesi beeturia
Psychology
sık rastlanan özürler high incidence disabilities
yeni uydurulmuş kelimeleri sık kullanma ile belirgin konuşma neolalia
sık tırnak kesme frequent nail cut
Food Engineering
zaman ve yere bağlı olmadan sık rastlanır endemic
Statistics
wishart'ın en sık görülen değer çözümlemesi wishart's modal analysis
Chemistry
sık istiflenme close packing
sık istiflenmiş yapı close-packed structure
sık istiflenme close-packing
Biology
sık görülen aneorobik bakteri clostridium perfringens toxins
Marine Biology
güney afrika'da avlanma ve yemekler için sık tercih edilen parlak kırmızı bir deniz balığı red roman (chrysoblephus laticeps) n.
Botanic
abd'nin güneyindeki sık ağaçlık bölgelerde yetişen uzun boylu bir ot cane reed (arundinaria gigantea) n.
güney afrika ve avustralya'da yem olarak sık kullanılan, dikenli tohum kabuklarına sahip ve öbekler halinde olan çok yıllık bir çim buffel grass (cenchrus ciliaris) n.
güney afrika ve avustralya'da yem olarak sık kullanılan, dikenli tohum kabuklarına sahip ve öbekler halinde olan çok yıllık bir çim pennisetum cenchroides n.
akvaryumlarda sık kullanılan bir tür tropik amerikan su eğreltiotu floating fern (ceratopteris pteridioides) n.
akvaryumlarda sık kullanılan bir tür tropik amerikan su eğreltiotu water sprite n.
pembe-mor çiçekleri ve alternatif tıpta sık kullanılan büzücü kökleri olan bir tür kuzey amerika bitkisi red trilium (trillium erectum) n.
pembe-mor çiçekleri ve alternatif tıpta sık kullanılan büzücü kökleri olan bir tür kuzey amerika bitkisi birthroot n.
pembe-mor çiçekleri ve alternatif tıpta sık kullanılan büzücü kökleri olan bir tür kuzey amerika bitkisi purple trillium n.
Forestry
sık yaşhalkalı ağaç narrow-ringed wood
Geography
en sık esen rüzgarlar prevailing winds
Geology
sık eklemli dilinim close-joints cleavage
çok sık deprem meydana gelen ülke earthquake-prone country
Music
sık sık tekrarlanan müzikal bağ riff
Theatre
tiyatro oyununda güldürmesi beklenen ve sık tekrarlanan espri catchline n.
Printery
sık karakter condensed type
Archaic
kutsal kitapda sık kullanılan, say fiilinin, geniş zaman "simple present tense" kipi saith
Entomology
çiçeklere sık dadanmasına rağmen aslında etobur olan, yumuşak uzun gövdeli böcek cantharid n.