Pop - Türkçe İngilizce Sözlük

Pop

"Pop" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 142 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pop i. rehin
pop i. babalık
pop i. baba
pop i. ateş etme
pop i. gazoz
pop i. patlama sesi
pop i. hafif bir patlama
pop i. tabanca
pop i. hafif bir patlama sesi
pop i. çat pat
pop i. patlatma
pop i. pop şarkısı
pop i. pop müziği
pop i. eleştiri
pop i. sözlü saldırı
pop i. (eton college'da) tartışma topluluğu
pop i. (eton college'da) sosyal kulüp
pop i. sorumlu öğrenci birliği
pop i. öğrenci başkanları birliği
pop i. mümessiller birliği
pop i. vuruş
pop i. indirme
pop i. hız
pop i. anlık
pop i. an
pop i. kısa süre
pop i. lahza
pop i. nokta
pop i. benek
pop i. puantiye
pop i. pedal kontrol düğmesi
pop i. küçük bölüm
pop i. torna aynası
pop i. pop kültürü
pop i. meşrubat
pop i. pop
pop i. pop müzik
pop i. hafif patlama sesi
pop f. ateşlemek
pop f. rehine koymak
pop f. ateş etmek
pop f. bumlamak
pop f. patlatmak
pop f. çıtçıtlamak
pop f. çabucak giymek
pop f. patlamak
pop f. pat diye sormak
pop f. patlatmak (mısır)
pop f. sokuvermek
pop f. ağzına atmak
pop f. sertçe vurmak
pop f. vurmak
pop f. saldırmak
pop f. hücum etmek
pop f. kırmak
pop f. koparmak
pop f. aniden itmek
pop f. ön tekerlekleri havaya kaldırmak
pop f. (düzenli veya sık sık) ilaç almak
pop f. çat diye açmak
pop f. aniden gitmek
pop f. hızlıca gelmek
pop f. aniden gelmek
pop f. aniden girmek
pop f. hızlıca dalmak
pop f. çıkmak
pop f. fırlamak
pop f. atlamak
pop f. zıplamak
pop f. sıçramak
pop f. öne çıkmak
pop f. önem kazanmak
pop f. dikkat çekmek
pop f. yerinden çıkmak
pop f. çıkıntı yapmak
pop f. (içten yanmalı motor veya silah) içten yanmak
pop f. ödeme yapmak
pop f. tutuklamak
pop f. yakalamak
pop f. (özellikle gözler) yerinden fırlamak
pop f. yerinden çıkmak
pop f. boşalmak
pop f. pat diye açılmak
pop f. dolaştırıvermek
pop f. çat diye açılmak
pop f. uğramak
pop f. geçerken uğramak
pop f. pat etmek
pop f. (kulak) basınçtan tıkanmak
pop f. patlamak
pop f. ani çıkmak
pop s. pop
pop s. pop müziğe ait
pop s. popüler
pop s. popüler kültüre ait veya ilgili
pop s. (kulak) basınçtan tıkanmak
pop zf. pat diye
pop zf. birden
pop zf. ansızın
pop ünl. pat
pop kısalt. (kısaca) popülasyon
Öbek Fiiller
pop f. içki içmek
pop f. kadeh yuvarlamak
Konuşma Dili
pop i. beyzbol topuna vuruş hızı
pop ünl. baba
pop exclam. beyamca
pop exclam. dede
Teknik
pop i. bilgi işleme
pop f. kümeden çıkarmak
pop f. (kireç veya harç) kabarmak
Bilgisayar
pop i. çıkma
pop i. veri ögesinin yığın tepesinden çıkarılması
pop f. hoplamak
pop f. (veri ögesini) yığının en üst kısmından silmek
pop f. açılmak
Otomotiv
pop i. nitrometanlı yarış yakıtı
Havacılık
pop f. (atmosferik basınçta östaki borusu) açılmak
Mutfak
pop i. eskimo dondurması
pop i. meybuz
pop i. çubuklu buz
Botanik
pop i. güveyfeneri bitkisinde çanak yaprak
pop i. güveyfeneri cinsi bitki
Spor
pop i. havaya dikilen top
Basketbol
pop f. başarılı atış yapmak
pop f. sayı almak
Beysbol
pop i. hava topu
pop i. yüksek top
Sanat
pop i. popüler sanat
pop s. popüler sanata ait
pop s. popüler sanat ile ilgili
pop s. pop sanat teması kullanan
pop s. pop sanat temalı
pop s. pop sanat temasını taklit eden
pop s. pop sanat teknikli
pop s. pop sanat tekniği kullanan
pop s. pop sanat tekniğini taklit eden
Müzik
pop i. pop orkestrası
pop i. pop müzik orkestrası
pop i. orkestranın çaldığı hafif klasik ve popüler müzik
pop i. popüler şarkı
Argo
pop i. cezaevi avlusundaki mahkumların oluşturduğu kalabalık
pop f. enselemek

"Pop" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
pop pop i.
pop pop s.

"Pop" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pop art i. popüler sanat
pop singer i. pop şarkıcısı
nail pop i. pişmiş alçı taşı
pop music i. pop müzik
pop concert i. pop konseri
pop rocks i. patlayan şeker
pop culture i. popüler kültür
pop art i. pop sanat
pop gun i. mantar tabancası
soda pop i. gazoz
pop up stopper i. pop-up engelleyici
pop-shop i. rehinci
pop up stopper i. pop-up önleyici
pop-up i. fırlatıcı
pop-up i. hoplatıcı
a mom-and-pop business i. aile tarafından yapılan iş
a mom-and-pop business i. karı koca tarafından yönetilen iş
pop singer i. popçu
soda pop i. meyveli gazoz
pop and lock i. ani duruş ve kısa hareketlerden oluşan bir break dans tarzı
cork pop gun i. mantar tabancası
orange pop i. portakal gazozu
orange pop i. portakallı gazoz
ring pop candy i. halka/halkalı şeker
pop song i. pop şarkısı
k-pop lovers i. k-pop severler
pop starting i. arabanın iterek çalıştırılması
pop starting i. arabayı iterek çalıştırma
pop-top i. teneke kutu kapağı
pop-up book i. 3 boyutlu çocuk kitabı
pop-pop boat i. bir tür oyuncak tekne
pop-pop boat i. pop pop tekne
pop band i. pop müzik grubu
pop band i. pop grubu
pop machine i. otomat
ice pop i. buzlu atıştırmalık
kpop (korean pop) i. kore popu
vox pop i. sıradan bir kişiye genel ilgi alanına giren bir konu hakkında fikrinin sorulduğu bir mülakat
mom and pop i. küçük aile şirketi
mom and pop i. aile dükkanı
pop bottle i. gazlı içecek şişesi
pop-top i. konserve kutusu
pop-top i. teneke kutu
pop-top i. içecek kutusu
pop tent i. taşıma kamp çadırı
pop-up i. çıkıntı yapan kısım
pop-up i. katlanır bileşen
pop-up i. açılır cihaz
pop-up i. katlanır cihaz
pop-up i. açılır bileşen
skin-pop i. deri altı uyuşturucu enjeksiyonu
pop off f. mortoyu çekmek
pop out f. fırlamak
go pop f. patlamak
pop up champagne (bottle) f. şampanya patlatmak
pop corn f. mısır patlatmak
pop in f. uğramak
pop off f. kıyameti koparmak
pop off f. kakırdamak
pop off f. kıkırdamak
pop off f. nalları dikmek
pop out f. birdenbire çıkmak
pop up champagne f. şampanya patlatmak
pop a champagne bottle f. şampanya patlatmak
pop out f. ağızdan kaçmak
pop in f. sokuvermek
pop for f. parayı çekmek
go pop f. infilak etmek
pop off f. çekip gitmek
pop off f. ölmek
pop the question f. evlenme teklif etmek
pop off f. zıbarmak
pop in f. damlamak
pop for f. ısmarlamak
pop a pill f. hap yutmak
(an idea) pop into someone's head f. aklına bir fikir gelmek
(an idea) pop into someone's head f. fikir gelmek
pop zits f. sivilce sıkmak
pop zits f. sivilce patlatmak
make one's eyes pop f. akıllara durgunluk vermek
pop-out f. çıkıvermek
skin-pop f. deri altına uyuşturucu enjekte etmek
pop-out f. birden bire belirmek
pop in f. ansızın girmek
pop out f. aniden çekip gitmek
pop-up f. birden gelmek/gözükmek
pop in f. bir yere uğramak
pop into f. bir yere uğramak
pop up like a cork f. mantar gibi fırlamak
pop up f. pat diye belirmek/ortaya çıkmak
pop up f. aniden belirmek
pop up f. birdenbire ortaya çıkmak
pop open f. aniden açılmak
pop [uk] f. (bir şeyi) bir yere koymak
skin pop f. (deri altına) ilaç enjekte etmek
pop a pimple f. sivilce patlatmak
pop eyed s. patlak gözlü
pop-eyed s. patlak gözlü
mom and pop s. aile işletmesi
mom-and-pop s. küçük işletme olan
mom-and-pop s. küçük ölçekli işletme olan
mom-and-pop s. küçük kapsamlı
mom-and-pop s. küçük ölçekli
mom-and-pop s. küçük esnaf olan
pop-top s. (teneke kutu) kapaktan açılabilen
pop-top s. (konserve kutusu) üzerindeki halka ile açılan
pop-up s. yukarı itme özellikli cihaz ile ilgili
pop-up s. yukarı itme özellikli cihaza ait
pop-up s. yukarı itme özellikli cihazı olan
pop. kısalt. popüler
pop. kısalt. popülasyon
pop. kısalt. popüler bir şekilde
pop-up N. geçici etkinlik
Öbek Fiiller
pop off to f. bağırmak
pop off to f. ölmek
pop off to f. yazmak çiziktirmek
pop off to f. karalamak
pop off to f. tahtalı köye gitmek
pop off to f. patlamak
pop off to f. patlatmak
pop off to f. eşek cennetini boylamak
pop off to f. kızgınlıkla konuşmak
pop off to f. ruhunu teslim etmek
pop by f. geçerken uğramak
pop in f. geçerken uğramak
pop in f. kısa bir süre için gelmek
pop back f. aniden geri dönmek
pop across f. geçerken uğramak
pop back f. aniden geri gelmek
pop down f. bir yere damlamak
pop across f. şöyle bir uğramak
pop down f. şöyle bir uğramak
pop by f. şöyle bir uğramak
pop someone (on something) f. (vücudunun bir yerine) vurmak
pop someone off f. öldürmek
pop back (for something) f. bir süreliğine geri dönmek
pop out (of something) f. (bir yerden) fırlamak
pop something into something f. (bir şeyi bir yere) bastırmak/iteklemek
pop something in f. (bir şeyi bir yere) bastırmak/iteklemek
pop something out f. (şişe kapağı vb) çıkartmak
pop something out of something f. (şişe kapağı vb) çıkartmak
pop in f. birini ziyaret etmek
pop round f. birini ziyaret etmek
pop something onto something f. bir şeyi bir şeyin üstüne kapatmak
pop something on f. bir şeyi bir şeyin üstüne kapatmak
pop something onto something f. bir şeyi pat/çat diye bir şeyin üstüne kapatmak
pop something on f. bir şeyi pat/çat diye bir şeyin üstüne kapatmak
pop something on something f. bir şeyi pat/çat diye bir şeyin üstüne kapatmak
pop something on something f. bir şeyi bir şeyin üstüne kapatmak
pop in f. aklına gelivermek