butt - Türkçe İngilizce Sözlük

butt

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

butt — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /bʌt/ – BrE /bʌt/)
Terim Türü:
İsim: butt (butts); Fiil: butt (butts – butted – butting)
Bir şeyin dip/arka kısmını ifade eder; fiil olarak kafayla tos vurmayı anlatır; ayrıca sigara izmariti anlamı da vardır. Kökeni “ucu/dibi” fikrini veren eski biçimlerden evrilmiş; farklı alanlarda “son/arka parça” anlamı etrafında dallanmıştır

"butt" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 131 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
butt i. popo
You can use a much more comfortable seat to comfort your butt when cycling.
Bisiklet sürerken poponuzu rahatlatmak için çok daha rahat bir koltuk kullanabilirsiniz.

More Sentences
butt i. kıç
Get off your butt and do something!
Kıçını kaldır ve bir şey yap!

More Sentences
butt i. izmarit
Please don't throw cigarette butts into the sea.
Lütfen sigara izmaritlerini denize atmayın.

More Sentences
Genel
butt i. izmarit
Please don't throw cigarette butts into the sea.
Lütfen sigara izmaritlerini denize atmayın.

More Sentences
butt i. dipçik
The shotgun has a walnut butt.
Av tüfeğinin ceviz dipçiği var.

More Sentences
butt i. biriktirme kabı
We bought and installed a rainwater butt kit to save water.
Sudan tasarruf etmek için bir yağmur suyu biriktirme kabı seti alıp kurduk.

More Sentences
butt f. toslamak
The goats started to butt each other.
Keçiler birbirleriyle toslamaya başladılar.

More Sentences
butt f. biriktirme kabı
We bought and installed a rainwater butt kit to save water.
Sudan tasarruf etmek için bir yağmur suyu biriktirme kabı seti alıp kurduk.

More Sentences
butt f. vurmak
James angrily butted his head against the wall.
James öfkeyle kafasını duvara vurdu.

More Sentences
Teknik
butt i. izmarit
Please don't throw cigarette butts into the sea.
Lütfen sigara izmaritlerini denize atmayın.

More Sentences
Tütün
butt i. izmarit
Please don't throw cigarette butts into the sea.
Lütfen sigara izmaritlerini denize atmayın.

More Sentences
Askeri
butt i. dipçik
The shotgun has a walnut butt.
Av tüfeğinin ceviz dipçiği var.

More Sentences
Silah/Atıcılık
butt i. dipçik
The shotgun has a walnut butt.
Av tüfeğinin ceviz dipçiği var.

More Sentences
Argo
butt i. kıç
Get off your butt and do something!
Kıçını kaldır ve bir şey yap!

More Sentences
Genel
butt i. elalemin maskarası
butt i. hedef
butt i. varil
butt i. dip kısım
butt i. kafa
butt i. dip
butt i. sap
butt i.
butt i. tos
butt i. alay konusu kimse
butt i. kafa atma
butt i. maskara
butt i. nişan
butt i. fıçı
butt i. sigara izmariti
butt i. mağdur
butt i. suiistimal edilen kimse
butt i. eleştirilen kimse
butt i. aşağılanan kimse
butt i. dolandırılan kimse
butt i. sigara
butt i. elin bileğe yakın kısmı
butt f. karışmak
butt f. süsmek
butt f. tos vurmak
butt f. kafa atmak
butt f. boynuzlamak
butt f. uç uca gelmek
butt f. uç uca birleştirmek
butt f. tos atmak
butt f. köşeden köşeye sığdırmak
butt f. (merdiven) alt uca yerleştirmek
butt f. (sigara) bastırarak izmarit haline getirmek
butt f. kenarları boyunca kesmek
butt f. kenarlarını bir araya getirmek
butt f. kenarlarından birleştirmek
butt f. ucunu kesmek
butt f. ucunu dört köşeli hale getirmek
butt f. kafasını vurmak
butt f. kafayla vurmak
butt N. dip/kıç taraf
Teknik
butt i. birleşme hatları
butt i. damacana
butt i. fıçı (şarap/bira)
butt i. fıçı
butt i. hedef arkası duvarı
butt i. tos vurma
butt i.
butt i. uçucaek
butt i. oltadaki bir yapay sineğin arka ucu
butt i. çeşitli hacim birimlerine verilen ad
butt i. 108 ingiliz galonuna eşdeğer bir ölçü
butt i. 140 galona eşdeğer bir ispanyol şarap ölçüsü birimi
butt i. düz menteşe
butt i. yüzey menteşesi
butt i. levhanın kalın ucu
butt i. çubuğun kalın ucu
butt i. panonun kalın ucu
butt i. padavranın kalın ucu
butt i. merdivenin ağır ucu
butt i. merdivenin alt ucu
butt i. hortumun ucundaki bağlantı parçası
butt i. hortumun ucu
butt i. enli sap
butt i. makinede bağlantı vb. işlevi gören kare biçimli ve iri uç
butt i. kalın tahta ucu
butt f. bitişmek
butt f. bitiştirmek
butt f. değmek
butt f. değdirmek
butt f. kafasını vurmak
Mekanik
butt i. yaprak makasın yıpranıp incelmemiş en kalın kısmı
butt f. (dişli) yalnızca dişlerin ucu birbirine değecek şekilde yanlış kapanmak
Otomotiv
butt i. düz kesimli ağız
butt i. küt ek
Havacılık
butt i. buton
butt i. düğme
Denizcilik
butt i. saç levhası birleşme hattı
butt i. sokra
butt i. soğra
butt i. sukra
Maden
butt i. taş ocağından çıkarılacak bir kaya tabakasının başka bir kaya ile kesildiği yer
Baskı Teknikleri
butt f. (iki baskı kalıbını) baskı yüzeyleri birleşecek şekilde yakın yerleştirmek
Mutfak
butt i. sığır filetonun büyük ucu
butt i. domuz omzunun gövde kısmı
Deniz Biyolojisi
butt i. pisi balığı
butt i. dil balığı
Botanik
butt i. bitki köklerinin çıktığı uç
butt i. kütüğün büyük ucu
butt i. ağaç kütüğü
Arıcılık
butt i. samandan örülerek yapılan sepet kovan
Balıkçılık
butt f. ani bir gerilim elde etmek için (balığı) oltanın ucuna bastırarak savurmak
Askeri
butt i. atış destek duvarı
Silah/Atıcılık
butt i. kabza
butt i. hedefe atılan okları yakalamak için kullanılan tümsek veya takoz
butt i. hedef
butt i. mermileri yakalamak için kullanılan tümsek veya kum yığını
butt i. korkulukla gizlenip kuş vurmak için kullanılan bariyer
butt i. aralık
butt i. menzil
butt i. tüfek kabzasının ateşlenirken omza yerleştirilen ucu
butt i. silah kabzasının alt kısmı
Eski Kullanım
butt i. gaye
butt i. amaç
butt i. hedef
butt i. emel
Argo
butt i. göt
butt i. sigara
butt i. antipatik biri
butt i. itici biri
butt i. kalça
butt i. kaba et
butt i. (mum, sigara, puro) yanmamış uç
butt i. kalan kısım
butt zf. bok gibi
butt zf. berbat
butt zf. korkunç

"butt" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
cigarette butt i. izmarit
butt end i. dipçik
rifle butt i. dipçik
gun butt i. tabanca kabzası
water butt i. yağmur suyu fıçısı
water butt i. su fıçısı
big butt i. dolgun kalça
shoulder butt i. omuz vurma/atma
butt dialing i. tuş kilidi açık telefonun cepteyken yanlışlıkla arama yapması
butt dimples i. bel gamzesi
butt crack i. kıç çatalı
butt cheek i. kalça yanağı
a butt's length i. ateş edilen yer ile hedef arasındaki normal mesafe
head-butt i. kafa atma
butt chain i. römorkörün ucuna takılmış kısa zincir
butt pack i. arkasında gözü olan bel çantası
butt [obsolete] i. hudut
butt [dialect] i. çevresindeki araziden ayrılmış küçük toprak parçası
butt [obsolete] i. sınır
butt [obsolete] i. limit
butt [dialect] i. çevresindeki araziyle bağlantısı kesilmiş küçük toprak parçası
butt [obsolete] i. amaç
butt [obsolete] i. hedef
cigar butt i. puro izmariti
butt in on f. karışmak
butt in f. burnunu sokmak
butt in f. araya girmek
be the butt of something f. hedef olmak
make butt f. tokuşturmak
strike with a butt f. dipçiklemek
butt in f. karışmak (birisine)
butt in f. karışmak
butt in f. bir konuşmayı ya da eylemi bölmek
butt in on f. burnunu sokmak
butt in f. sözü kesmek
butt in f. (konuşmada) araya girmek
butt in f. lafı kesmek
butt against f. arabayla (ağaca vb) çarpmak
butt against f. toslamak
head butt f. kafa atmak
toss out a cigarette butt f. izmarit atmak
butt [obsolete] f. sınır koymak
butt [obsolete] f. sınırlamak
butt [obsolete] f. kısıtlamak
butt [obsolete] f. sınırlarını çizmek
butt-naked s. anadan doğma
butt-naked s. anadan üryan
as smooth as a baby's butt s. bebek poposu gibi pürüzsüz
as smooth as a baby's butt s. bebek poposu kadar pürüzsüz
butt and butt s. (kalas) uçları üst üste binmeden birleşen
full butt zf. kafa üstü çakılarak
full-butt zf. ani çarpışma ile
full-butt zf. birden çarparak
full-butt zf. şiddetle muhalefet ederek
full-butt zf. doğrudan karşı çıkarak
full-butt zf. direkt dalarak
Öbek Fiiller
butt against f. çarpışmak
butt against f. hızla çarpmak
butt (up) against someone or something f. birine/bir şeye yüklenmek
butt into f. bölmek
butt into (something) f. (bir şeyi) yarıda kesmek
butt in (on someone or something) f. (birinin/bir şeyin) lafını kesmek
butt in (on someone or something) f. (birine/bir şeye) maydanoz /salça olmak
butt in (on someone or something) f. (birine/bir şeye) burnunu sokmak
butt into f. yarıda kesmek
butt (up) against (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) kıçına/dibine girmek
butt into (something) f. (bir şeyin) arasına girmek
butt (up) against someone or something f. birini/bir şeyi ittirmek
butt (up) against (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) dibinde/bitişiğinde durmak
butt in (on someone or something) f. (birini/bir şeyi) bölmek
butt into (something) f. (bir şeye) maydanoz /salça olmak
butt into f. araya girmek
butt in (on someone or something) f. (birini/bir şeyi) yarıda kesmek
butt into (something) f. (bir şeyi) bölmek
butt into f. burnunu sokmak
butt (up) against someone or something f. birine/bir şeye abanmak
butt in (on someone or something) f. (birilerinin/bir şeyin) arasına girmek
butt into (something) f. (bir şeye) burnunu sokmak
butt (up) against someone or something f. birine/bir şeye dayanmak
butt (up) against (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) kıç kıça durmak
butt on f. yanında yatmak
butt on f. sınırını paylaşmak
İfadeler
monkeys might fly out of my butt expr. belki çıkmaz ayın son çarşambasında
Atasözü
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda bir çok işi yapamazsın
you can't sit in two chairs with one butt iki şey aynı anda yapılamaz
you can't sit in two chairs with one butt ikisinden birini seçmesi gerek
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda her yere yetişemezsin
Konuşma Dili
butt-cheeks i. kaba et
butt-cheeks i. kalça eti
butt in f. müdahale etmek
kick butt f. harika/mükemmel olmak
clip a butt f. sonra içmek üzere sigaranın (yanan) ucunu koparmak
clip a butt f. daha sonra içmek üzere sigarayı kırmak
clip a butt f. yanan sigaranın ucunu koparmak
butt out! expr. kaybol!
butt out! expr. defol!
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay vay
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. nutkum tutuldu
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. çok şaşırdım
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay anasını
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay be
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. yok artık
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. bak sen
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. vay canına
(well,) butter my butt and call me a biscuit [us] expr. hadi canım
Deyim
butt of a joke i. alay konusu
butt of a joke i. şakanın/esprinin hedefi
the butt of the joke i. şakanın hedefi
the butt of a joke i. şakanın hedefi
the butt of the joke i. alay konusu
the butt of a joke i. alay konusu
butt in f. kaş yapayım derken göz çıkarmak
butt into my conversation f. lafa girmek
be made the butt of a joke f. alay konusu olmak
kick some butt and take names f. dayak atıp öttürmek/isimler verdirtmek
somebody's butt is on the line f. topun ağzında olmak
have as much chance as a one-legged man in a butt kicking contest f. hiç şansı olmamak
work one's butt off f. canını dişine takarak çalışmak
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. iki eliyle bir işi beceremeyen
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. son derece aptal veya beceriksiz
hot enough to burn a polar bear's butt expr. cehennem gibi sıcak
hot enough to burn a polar bear's butt expr. cehennem kadar sıcak
hot enough to burn a polar bear's butt expr. çok sıcak
hot enough to burn a polar bear's butt expr. aşırı sıcak
it'll knock you on your butt expr. aklını başından alacak
it'll knock you on your butt expr. yerinde duramayacaksın
it'll knock you on your butt expr. kendinden geçeceksin
Konuşma
kick butt out there i. göreyim seni
Teknik
butt hinge i. pomel menteşe
butt joint i. küt birleşme
butt joint i. düz ek
fusion welded butt joints i. alın birleştirmesi yapılmış çelik
butt weld i. küt kaynak dikişi
butt welding i. küt kaynak
butt welding i. alın kaynağı
joint butt i. mafsallı ek
hammer butt i. dövme kafası
butt joint i. alına gelme
butt strap joints i. ara parça bağlantıları
butt joint i. küt ek
butt weld i. uç kaynağı
butt log i. dip tomruğu
butt weld i. alın kaynağı
butt point i. değmeli bağlantı
butt joint i. alından birleşme
butt weld i. küt kaynak
butt hinge i. fransız menteşe
butt end i. kaim uç
butt joint i. uç uca ek
butt hinge i. alın menteşesi