game - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

game

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"game" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 91 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
game i. oyun
General
game f. kumar oynamak
game f. aldatmak
game f. kandırmak
game f. rol yapmak
game f. bilgisayar oyunu oynamak
game f. kanundaki açıkları kullanmak
game i. oyunlarda parti
game i. karşılaşma
game i. eğlenme
game i. maç
game i. şikar
game i. av eti
game i. dolap
game i. cesur
game i. parti
game i. sakat (kol/bacak)
game i. eğlence
game i. spor
game i. meslek
game i. av hayvanı
game i. şaka
game i. savaş
game i. tertip
game i. av
game i. oyun
game i. hile
game i. kumar
game i. strateji
game i. plan
game i. yöntem
game i. yol
game i. taktik
game i. kazanmak için gereken skor sayısı
game i. bazı kart oyunlarında en yüksek puanlı kartlara sahip olan oyunculara verilen puan
game i. bazı kart oyunlarında on puanlık koz
game i. bazı kart oyunlarında teklif verene yükümlülükler getiren teklif veya deklarasyon
game i. skor
game i. bir ligdeki takımların göreceli rekabet durumunu ölçmek için kullanılan istatistiksel birim
game i. yarışmada oynama şekli, niteliği veya tarzı
game i. oyun kuralları
game i. oyunda yön
game i. oyunda aşama
game i. yarışma
game i. rekabet
game i. mücadele
game i. hedef nesnesi
game i. saldırı nesnesi
game i. oyun ekipmanı
game i. yasak olmayan av
game i. zafer
game i. galibiyet
game i. hafife alınan şey
game i. spor
game s. aksak
game s. hazır
game s. topal
game s. hevesli
game s. sakat
game s. yiğit
game s. gözü pek
game s. oyunsal
game s. oyuna ait
game s. oyunla ilgili
game s. av hayvanlarına ait
game s. (hayvan) dövüşken
game s. ısrarcı
Colloquial
game i. yasa dışı faaliyet
game i. raket
game s. ilgili
game s. meraklı
game s. istekli
game s. hevesli
Computer
game i. (kısaca) bilgisayar oyunu
Math
game i. oyun
Linguistics
game i. oyun
Military
game i. savaş oyunu
Archaic
game f. kumarda kaybetmek
game f. kumarda çarçur etmek
game i. av kuşlarına özgü dövüşkenlik
game i. mücadeleci ruh
game i. cesaret
Ornithology
game i. kuğu sürüsü
game i. kümes hayvanı
Slang
game f. (erkek) baştan çıkarma stratejisi uygulamak
game i. sıra dışı yetenek
game i. olağanüstü yetenek
game i. cazibe
game i. flört yeteneği
game i. baştan çıkarma yeteneği
game i. baştan çıkarıcılık

"game" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
give the game away f. ihanet etmek
call the game off f. oyunu iptal etmek
play a game of billiards f. bilardo oynamak
play a double game f. iki tarafı da idare etmek
lose a game f. oyun vermek
play the game f. dürüstçe hareket etmek
run a game f. bir oyun işletmek
rig a game f. şike yapmak
make a game of f. gırgıra almak
play a double game f. ikili oynamak
make a game of f. alay etmek
not to play the game f. mızıkçılık etmek
win a game f. oyun almak
spoil the game f. oyun bozmak
get out the game f. oyundan çıkmak
play the game by the rules f. oyunu kurallarına göre oynamak
play the glad game f. polyannacılık oynamak
play the game by its rules f. oyunu kurallarına göre oynamak
play computer game f. bilgisayar oyunu oynamak
play computer game f. bilgisayar oynamak
win the game f. maçı galip bitirmek
win the game f. maçtan galip ayrılmak
win the game f. maçı kazanmak
win the game f. maçı galibiyetle kapatmak
win the game f. maçı galibiyetle bitirmek
win the game f. maçı galibiyetle tamamlamak
win the game f. maçı galip tamamlamak
play a game f. oyun oynamak
entertain the children with a game f. çocukları bir oyunla eğlendirmek
watch a hockey game f. hokey maçı izlemek
lose the game f. oyunu kaybetmek
play a card game f. kart oyunu oynamak
play okey game f. okey oynamak
die game f. kanının son damlasına kadar mücadele etmek
preserve game f. tükenmelerini engellemek için av hayvanlarını korumak
die game f. savaşarak ölmek
confidence game i. üçkağıtçılık
ball game i. vaziyet
ball game i.
game of chance i. kumar oyunu
game plan i. oyun planı
running game i. koşu oyunu
away game i. deplasman maçı
ball game i. top oyunu
turkey's official football betting game i. iddaa
game bag i. celbe (avcı)
confidence game i. dolandırıclık
game equipment i. oyun ekipmanı
fantasy game i. hayal oyunu
ball game i. durum
game fish i. avlanınca direnen balık
game show i. oyun spor gösterisi
shell game i. üçkağıtçılık
party game i. parti oyunu
card game i. iskambil oyunu
golf game i. golf oyunu
game preserve i. av hayvanları için ayrılmış yer
video game i. bilgisayar oyunu
bunco game i. dolandırıcılık
game fowl i. kümes hayvanı
a kind of dice game i. barbut
game shows i. oyun şovları
card game i. iskambil
the name of the game i. asıl sorun
game of chance i. şans oyunu
big game i. büyük hayvan avı
gambling game i. kumar oyunu
game country i. avlak
chess game i. satranç oyunu
guessing game i. tahmin oyunu
skin game i. dolandırıcılık
table game i. masa oyunu
confidence game i. dolandırıcılık
game law i. avcılık hukuku
volleyball game i. voleybol maçı
game bag i. av çantası
football game i. futbol
skin game i. üçkağıt
away game i. deplasman
game licence i. av ruhsatı
game theory i. oyun teorisi
rigged game i. şike
poker game i. poker oyunu
black game i. kayıntavuğu
game animal i. av hayvanı
game bird i. av kuşu
game warden i. av bekçisi (resmi)
zero sum game i. sıfır toplamlı oyun
thrown game i. şike
video game i. video oyunu
return game i. rövanş maçı
fair game i. yasak olmayan av
zero sum game i. toplamı sıfır olan oyun
confidence game i. dolandırma
confidence game i. sahtekarlık
action game i. aksiyon oyunu
game language i. oyun dili
game reserve i. vahşi hayvanların doğal hayatlarını devam ettirdikleri geniş alan
game park i. vahşi hayvanların doğal hayatlarını devam ettirdikleri geniş alan
mind game i. zeka oyunu
name of the game i. konunun özü
game tricks i. oyun hileleri
game center arcade i. oyun salonu
game arcade i. atari salonu
game arcade i. oyun salonu
video game arcade i. oyun salonu
video game arcade i. atari salonu
game center arcade i. atari salonu
the game is up i. oyun bitti
con game i. alavere dalavere
bunco game i. alavere dalavere
bunko game i. alavere dalavere
confidence game i. alavere dalavere
game room i. oyun odası
game-changing technology i. oyunun kurallarını değiştiren teknoloji
rules of the game i. oyunun kuralları
management game i. yönetim oyunu
non-cooperative game i. işbirliksiz oyun
nested game i. yuvalanmış oyun
nested game i. içice oyun
stochastic game i. rasgele oyun
glad game i. mutluluk oyunu
game keeper i. bekçi
game of hazard i. kumar
game of hazard i. talih oyunu
game keeper i. kolcu
game law i. av yasası
game meat i. av etleri
game meat i. av ürünleri
fair game i. alay konusu olabilecek kimse
board game i. masa oyunu
dangerous game i. tehlikeli oyun
game center i. oyun merkezi
in the rest of the game i. oyunun geri kalanında
creative game i. yaratıcı oyun
game madness i. oyun çılgınlığı
game frenzy i. oyun çılgınlığı
rest of the game i. oyunun geri kalanı
rest of the game i. maçın geri kalanı
heads or tails game i. yazı tura oyunu
cat and mouse game i. kedi fare oyunu
indoor game i. iç mekan oyunu
pinball game i. tilt oyunu
mental game i. zihinsel oyun
a game plan i. bir oyun planı
laws of the game i. oyunun kuralları
a game addict i. oyun bağımlısı
handheld video game i. avuç içi oyun
dress-up game i. giysi oyunu
the most watched game of the week i. haftanın en çok izlenen maçı
the game plan i. oyun planı
line game i. çizgi oyunu
bucket game i. kova oyunu
brick game i. tuğla oyunu
the game philosophy i. oyun felsefesi
game show i. yarışma programı
string game i. ip oyunu
rope game i. ip oyunu
scratch game i. kazı kazan
scratch game i. kazı kazan kartı
scratch game i. kazı kazan bileti
train game i. tren oyunu
ball game i. basketbol/beysbol veya amerikan futbolu (us)
ball game i. top ile oynan oyunun (uk)
charity game i. bağış toplama amacıyla düzenlenen eğlence yarışması
game of draught i. dama (oyunu)
game on i. oyuna başlama işareti/sinyali
an old table game like domino i. aznif
role-playing game i. rol yapma oyunu
game store i. oyun mağazası
game store i. oyun dükkanı
game line i. oyun sırası
game board i. oyun tahtası
zero-sum game i. iki tarafın da aynı oranda kazanması veya kaybetmesi
world of game i. oyun dünyası
game world i. oyun dünyası
game request i. oyun isteği
guessing game card i. tahmin oyunu kartı
counting-out game i. sayışmaca
counting-out game i. sayışmaca oyunu
the purpose of the game i. oyunun amacı
computer game designer i. bilgisayar oyunu tasarımcısı
previous game i. önceki oyun
basketball game i. basketbol maçı
game player stats i. oyuncu istatistikleri
board game i. kutu oyunu
badger game i. tuzak kurarak birini yüz kızartıcı duruma düşürüp, olayı ifşa etme tehdidiyle şantaj yapma
strap game i. kemerle oynanan bir tür oyun
experimental game i. deneysel oyun
experimental game theory i. deneysel oyun teorisi
a' game i. kişinin en iyi performansı
game of the year (goty) i. yılın oyunu
game of the year (goty) i. senenin oyunu
end game i. son evre
end game i. son aşama
child's game i. çocuk oyunu
game day i. oyun günü
word game i. kelime oyunu
word game i. sözcük oyunu
big game i. büyük av hayvanı
may game i. mayıs ayındaki bahar kutlamalar kapsamında düzenlenen eğlence
may game i. 1 mayıs kutlamasında düzenlenen eğlence
may game i. alay konusu
may game i. gülünecek kişi
may game i. maskara
may game i. soytarı
middle game i. masa oyunlarında oyunun orta safhası
head game i. manipüle etmek veya küçümsemek için kullanılan psikolojik taktik
head game i. akıl oyunu
mug's game i. karsız faaliyet
mug's game i. faydasız meşguliyet
game license i. av ruhsatı
the game i. sessiz sinema oyunu
game egg i. dövüş horozu yumurtası
game face i. oyun öncesi bir sporcunun kararlılık ve konsantrasyon gösteren yüz ifadesi
game face i. sahte yüz ifadesi
game face i. gerçek duyguları gizleyen yüz ifadesi
game fish i. somongillere ait balık
game fish i. av balığı
game fish i. avlanması yasak olmayan balık
game fowl i. dövüş horozu
game fowl i. av kuşu
game license i. avlanma izni
game plan i. strateji
game preserver i. sahip olduğu arazideki hayvanların avlanmasına izin vermeyen arazi sahibi
game-changer i. bir şeyin yapılma veya düşünülme şeklini önemli ölçüde değiştiren şey
go game i. bir tür tahta oyunu
game-changing s. yenilikçi
game-changing s. oyunun kurallarını değiştiren
game-ending s. oyun bitirici
in-game s. oyun içi
game-ball s. (insan) turp gibi
game-ball s. (düzenleme, plan) mükemmel
at the game zf. iş üstünde
beyond the game zf. oyunun ötesinde
ahead of the game zf. avantajlı durumda
Phrasals
a computer game i. bir bilgisayar oyunu
Phrases
game, set, match i. oyun, set ve maç
game, set, match i. zafer
game, set, match i. galibiyet
the game is up expr. plan suya düştü
new day new game expr. yeni gün yeni oyun
Proverb
self-preservation is the name of the game herkes önce kendini düşünmek zorunda
self-preservation is the name of the game herkes önce kendini düşünür
onlookers see most of the game dışarıdan bakan bir göz büyük resmi görür
onlookers see most of the game dışarıdan bakan bir göz olayın tamamını görür
onlookers see most of the game dışarıdan bakan bir göz daha objektif bir görüşe/anlayışa sahiptir
onlookers see most of the game dışarıdan bakan bir göz daha objektiftir
onlookers see most of the game dışarıdan bakan bir göz duruma daha objektif yaklaşır
onlookers see most of the game dışarıdan bakan bir göz daha geniş bir bakış açısına sahiptir
onlookers see most of the game olayın içerisinde olmayan biri daha geniş/objektif bir bakış açısı geliştirebilir
onlookers see most of the game dışarıdan bakan bir göz daha fazla şeyin farkına varabilir
football's a game of two halves (futbol maçında) ikinci yarıda her şey değişebilir
football's a game of two halves (futbolda) maç sonuna kadar hiçbir şey belli olmaz
football's a game of two halves (futbolda) ikinci yarının sonuna kadar sonuç belli olmaz
Colloquial
make game of f. gırgıra almak
make game of f. alay etmek
spoil the game f. oyunu bozmak
spoil the game f. oyununu bozmak
have game f. bir şeyde iyi olmak
have game f. bir şeyde uzman/usta olmak
have game f. yeteneği olmak
have game f. hevesi olmak
have game f. işi bitmemiş olmak
have game f. cesareti olmak
be game f. istemek
be game f. istekli olmak
be game f. can atmak
be game f. gönüllü olmak
shell game i. üçkağıt
shell game i. bul karayı al parayı
a mug's game i. aptal oyunu
a mug's game i. başarısız girişim
bunko game i. bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma
con game i. bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma
bunco game i. bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma
a game sexual in nature i. cinselliğe dayanan bir oyun
bunko game i. dolandırıcılık
con game i. dolandırıcılık
bunco game i. dolandırıcılık
bunco game i. güveni suistimal suçu
con game i. güveni suistimal suçu
bunko game i. güveni suistimal suçu
game face i. yüze takınılan kararlı ifade
easy game i. kolay lokma
(one's) game i. (birinin) planı
(one's) game i. (birinin) gündemi
(one's) game i. (birinin) altta yatan düşüncesi
(one's) game i. (birinin) motivasyonu
(one's) game i. (birinin) asıl niyeti
(one's) game i. (birinin) aklından geçenler
(one's) game i. (birinin) planladığı oyun/numara
game time i. oyun zamanı
game time i. harekete geçme zamanı
game time i. işe koyulma zamanı
game time i. işe başlama zamanı
game time i. yapılması gerekenleri yapma zamanı
big game i. büyük oyun
big game i. önemli veya tehlikeli bir girişimin amacı
easy game i. kolay kandırılabilir kimse
easy game i. kolay lokma
easy game i. enayi
easy game i. yolunacak kaz
easy game i. kolay kanan kimse
easy game i. kolay kafalanan kimse
easy game i. kolay dümene gelen kimse
easy game i. kolay üçkağıda gelen kimse
easy game i. kolay kazıklanan kimse
easy game i. hemen inanan/ikna olan kimse
anyone's game i. herkesin kazanma şansı olduğu oyun
anyone's game i. kimsenin avantajlı durumda olmadığı oyun
somebody’s (little) game i. birinin (küçük) oyunları/oyunu
somebody’s (little) game i. birinin hilesi
somebody’s (little) game i. birinin dümeni
somebody’s (little) game i. birinin üçkağıdı
somebody’s (little) game i. birinin numarası
somebody’s (little) game i. birinin planı
somebody’s (little) game i. birinin niyeti
somebody’s (little) game i. (küçük) oyunların/oyunun
somebody’s (little) game i. hilen
somebody’s (little) game i. dümenin
somebody’s (little) game i. üçkağıdın
somebody’s (little) game i. numaran
somebody’s (little) game i. planın
somebody’s (little) game i. niyetin
ahead of the game s. rakiplerinden önde
one more game expr. bir oyun daha
oldest game in the world expr. dünyadaki en eski oyun
a little game expr. küçük bir oyun
let the game begin expr. oyun başlasın
at your own game expr. kendi oyununda
at your own game expr. kendi oyunuyla
your (little) game expr. senin küçük oyunun
your (little) game expr. senin numaran
your (little) game expr. senin hilen
your (little) game expr. senin küçük planın
in the game expr. oyunda
in the game expr. oyunun içinde
in the game expr. bir şeye aktif olarak katılan
in the game expr. oyuna girmiş
in the game expr. oyunda kazanma şansı hala olan
what is your game? expr. neyin peşindesin?
what is your game? expr. amacın ne?
what is your game? expr. asıl niyetin ne?
what's your game? expr. neler oluyor?
what's your game? expr. ne yapıyorsun?
what's your game? expr. neyin peşindesin
what's your game? expr. ?
what's your game? expr. amacın ne?
what's your game? expr. ne planlıyorsun?
what's your game? expr. asıl niyetin ne?
what's the game? expr. neler oluyor?
what's the game? expr. ne yapıyorsun?
what's the game? expr. neyin peşindesin
what's the game? expr. ?
what's the game? expr. amacın ne?
what's the game? expr. ne planlıyorsun?
what's the game? expr. asıl niyetin ne?
Idioms
be game f. bir oyunda galip olmak
be game f. kararlı ve inatçı olmak
give the game away f. açığa çıkarmak
give the game away f. açık vermek
play the glad game f. aşırı iyimser olmak
be ahead of the game f. avantajlı durumda olmak
remain ahead of the game f. avantajlı durumda olmak
stay ahead of the game f. avantajlı durumda olmak
get ahead of the game f. avantajlı durumda olmak
keep ahead of the game f. avantajlı durumda olmak
keep ahead of the game f. avantajlı konumda olmak
remain ahead of the game f. avantajlı konumda olmak
stay ahead of the game f. avantajlı konumda olmak
get ahead of the game f. avantajlı konumda olmak
be ahead of the game f. avantajlı konumda olmak
be new to the game f. bir şeyde yeni olmak
play a waiting game f. beklemede kalmak
play a waiting game f. bekleyip görmek
play the waiting game f. beklemede kalmak
play the waiting game f. bekleyip görmek
skin in the game f. bir hedefi gerçekleştirmek uğruna maddi riske girmek
have the game in one's hand f. çantada keklik
play the game f. dürüst ve onurlu olmak
be off one's game f. formunda olmamak
back in the game f. görevine dönmek
be off one's game f. havasında olmamak
be off one's game f. gününde olmamak
step up (one's) game f. geliştirmek
step up (one's) game f. ilerletmek
be off one's game f. iyi oynayamamak
play a double game f. iki tarafı da idare etmek
play a double game f. iki tarafı birden idare etmek
play the game f. kurallarına göre oynamak
have the game in one's hand f. oyunun kaderini ellerinde tutmak
play a game of cat and mouse f. kedi-fare oyunu oynamak
beat someone at their own game f. kendi oyunuyla yenmek
play someone at their own game f. kendi oyunuyla/taktiğiyle yenmek
back in the game f. oyuna dönmek
play one's own game f. kendi oyununu oynamak
somebody has got game f. kabiliyeti olmak
play one's own game f. kendi işini yapmak
give the game away f. oyunu bozmak
teach the ins and outs of the game f. oyunun püf noktalarını öğretmek
play someone at their own game f. kendi oyunuyla yenmek
be off one's game f. kötü oynamak
play somebody at their own game f. kendi oyunuyla/taktiğiyle yenmek
be new to the game f. oyuna/duruma/işe yeni olmak
have a grip on the game f. maça hakim olmak
beat one's own game f. kendi oyununu oynamak
have the game in one's hand f. oyunun kaderinin elinde olması
beat one's own game f. kendi işini yapmak
throw a game f. kasten yenilmek
keep ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı konumda olmak
remain ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı konumda olmak
be ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak
play the glad game f. polyannacılık oynamak
remain ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak
stay ahead of the game f. rakiplerinden avantajlı olmak
stay ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı durumda olmak
keep ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak
get ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı konumda olmak
be ahead of the game f. rakiplerinden avantajlı olmak
keep ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı durumda olmak
get ahead of the game f. rakiplerinden avantajlı olmak
get ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı durumda olmak
be ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı konumda olmak
be ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı durumda olmak
stay ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak
be ahead of the game f. rakiplerinden önde olmak
remain ahead of the game f. rakiplerinden avantajlı olmak
keep ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak
remain ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak
stay ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak
keep ahead of the game f. rakiplerinden avantajlı olmak
be ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak
remain ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı durumda olmak
get ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir durumda olmak
stay ahead of the game f. rakiplerinden daha avantajlı konumda olmak
get ahead of the game f. rakiplerine göre daha avantajlı bir konumda olmak
back in the game f. tekrar faaliyete geçmek
raise one's game f. (bir futbol takımı vb) oyun kalitesini geliştirmek
throw a game f. (maçı/müsabakayı) bilerek kaybetmek
have skin in the game f. bir amaçta/başarıda katkısı olmak
have skin in the game f. bir amaçta/başarıda parasal desteği olmak
have skin in the game f. çorbada tuzu olmak
have skin in the game f. çorbada tuzu bulunmak
have/put skin in the game [us] f. bir şeyin, projenin, etkinliğin başarısında/başarısızlığında katkısı olmak
have/put skin in the game [us] f. bir şeyin, projenin, etkinliğin başarısında/başarısızlığında payı olmak
have/put skin in the game [us] f. pay sahibi olmak
play someone's game f. birinin kitabına göre oynamak/hareket etmek
play someone's game f. birinin yolunu takip etmek
play someone's game f. birinin tasarladığı/planladığı yoldan gitmek
play someone's game f. birinin şartlarına/koşullarına göre hareket etmek
play the same game (as somebody) f. (birini) kendi silahıyla vurmak
play the same game (as somebody) f. (birine) onun yöntemlerini kullanarak karşılık vermek
play the same game (as somebody) f. kısasa kısas yapmak
play the same game (as somebody) f. misilleme yapmak
play the same game (as somebody) f. kana kan mücadele etmek
play the same game (as somebody) f. göze göz mücadele etmek
play the same game (as somebody) f. dişe diş mücadele etmek
play the same game (as somebody) f. yapılan kötülüğün karşılığını aynı biçimde vermek
play a losing game f. başarısız olacağı belli bir şeyi yapmaya çabalamak
play a losing game f. beyhude çaba sarf etmek
play a losing game f. boşuna çaba sarf etmek
play a losing game f. boşa kürek çekmek
play a losing game f. haybeye kürek çekmek
play a losing game f. boşuna uğraşmak
play a losing game f. olmayacak duaya amin demek
play the percentage game f. eski istatistiklere/deneyimlere bakarak şansını artırmaya çalışmak
play the percentage game f. eski tecrübelerden veya verilerden yola çıkarak hareket etmek/karar vermek
take the game to f. rakibe karşı atağa geçmek/atak yapmak
take the game to f. rakibe yoğun bir şekilde hücum etmek
take the game to f. sert bir şekilde karşı rakibin üstüne gitmek
take the game to f. rakibin üstüne oynamak
talk a good game f. ağzı laf yapmak
talk a good game f. ağzı iyi laf yapmak
talk a good game f. ağzı laf yapıp icraata gelince fos çıkmak
play a waiting game f. işin sırasını beklemek
play a waiting game f. bekle gör politikası uygulamak
be a game of two halves f. (futbol) takımların bir devrede iyi diğerinde kötü oynadığı maç olmak
be a game of two halves f. (futbol) maçın devreleri bambaşka karakterde oynanmak
make game f. (av köpeği) koku aldığı yeri hızlı hızlı koklamak
play the percentage game f. başarılı olmak için ihtimalleri hesaplarken güvenli ve sistemli bir eylem planı tercih etmek
be on (one's) game f. formunda olmak
be on (one's) game f. gününde olmak
be on (one's) game f. iyi bir performans sergilemek
be on (one's) game f. havasında olmak
be on (one's) game f. iyi oynamak
be still in the game f. hala oyunda olmak
be still in the game f. hala pes etmemiş/vazgeçmemiş olmak
be still in the game f. hala mücadelede olmak
be still in the game f. hala savaşmak
be still in the game f. engellere/zorluklara rağmen mücadeleye devam etmek
be a mug's game [uk] f. aptal oyunu olmak
be a mug's game [uk] f. aptalca bir aktivite olmak
be a mug's game [uk] f. tehlikeli bir görev/aktivite olmak
be a mug's game [uk] f. kötü sonuçlanacak bir oyun olmak
be a mug's game [uk] f. faydasız bir aktivite olmak
be ahead of the game f. önceden hazırlıklı olmak
be ahead of the game f. takvimin/programın ilerisinde olmak
be ahead of the game f. planların bir adım önünde olmak
be fair game f. kolay hedef olmak