ilerleyen - Türkçe İngilizce Sözlük

ilerleyen

"ilerleyen" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 17 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ilerleyen advancing s.
Use your targeting cursor to fend off the advancing girls!
İlerleyen kızları savuşturmak için hedefleme imlecinizi kullanın!

More Sentences
ilerleyen progressive s.
The degenerative cerebellar disorders are slowly progressive disorders.
Dejeneratif serebellar bozukluklar yavaş ilerleyen bozukluklardır.

More Sentences
Teknik
ilerleyen progressive s.
The degenerative cerebellar disorders are slowly progressive disorders.
Dejeneratif serebellar bozukluklar yavaş ilerleyen bozukluklardır.

More Sentences
Genel
ilerleyen developing s.
ilerleyen oncoming s.
ilerleyen going far s.
ilerleyen proceeded s.
ilerleyen moving s.
ilerleyen onward s.
ilerleyen booming s.
ilerleyen passing s.
ilerleyen processive s.
ilerleyen ongoing s.
ilerleyen onwardly s.
ilerleyen rising s.
ilerleyen go ahead ünl.
Konuşma Dili
ilerleyen cooking s.

"ilerleyen" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ilerleyen uzunayak advancing longwall i.
yavaş yavaş ilerleyen yangın creeping fire i.
müşteri bulmak için yavaş ilerleyen taksi crawler i.
ilerleyen safha progressive aspect i.
başarıya doğru ilerleyen kimse rising star i.
ilerleyen yaş increased age i.
ilerleyen yaş advancing age i.
(çok) hızlı şekilde ilerleyen hastalık rampant disease i.
ilerleyen kimse advancer i.
parçaları zincir gibi birbiri ile bağlantılı ilerleyen iş chainwork i.
büyük bir ün ya da seçkinlik yolunda ilerleyen şey newcomer i.
ilerleyen kimse mover i.
ilerleyen kimse mover i.
ilerleyen şey mover i.
yüzey araştırmalarında referans olarak kullanılan ve kuzey-güney doğrultusunda ilerleyen, anıtlarla işaretlenmiş hat guide meridian i.
sakin tempoda ilerleyen at pad [dialect] [uk] i.
uzun sıra halinde ilerleyen bir dizi insan crocodile i.
ayrık düşünceler zinciri şeklinde ilerleyen yaratıcı düşünme prosedürü divergent thinker i.
hızla ilerleyen şey scuttler i.
denizden iç kesimlere ilerleyen sis fret [dialect] [uk] i.
sıra ile ilerleyen grup success [obsolete] i.
ilerleyen bir güç önünde geri çekilmek give way f.
(ilerleyen birliklerin kanadını) yan kısma konumlandırılmış askerle desteklemek flanker [obsolete] f.
istikrarlı ve ilerleyen bir oranda artış yaratmak pyramid f.
ağır ilerleyen sluggish s.
zorla ilerleyen plodding s.
yavaş ilerleyen lingering s.
sürünerek ilerleyen slithered s.
yavaş ilerleyen dilatory s.
yavaş ilerleyen slow-going s.
yavaş ilerleyen laggard s.
yavaş ilerleyen tardy s.
yavaş ilerleyen slow s.
yavaş ilerleyen slow-footed s.
ağır ilerleyen tame s.
basamaklı ilerleyen ladderlike s.
ne ilerleyen ne de gerileyen neutral s.
dalga dalga ilerleyen undulary s.
dalga dalga ilerleyen undulative s.
zorla ilerleyen unsexy s.
yirmili ilerleyen vigesimal s.
başa doğru ilerleyen headward s.
sarsıntılı ilerleyen herky-jerky s.
düzensiz ilerleyen herky-jerky s.
kesintili ilerleyen herky-jerky s.
(hastalık) hızla ilerleyen galloping s.
(insan) ilerleyen goey s.
adım adım ilerleyen gradatory s.
yavaş ilerleyen long s.
sekizli gruplar şekilde ilerleyen octaval s.
aşağıya ilerleyen downbound s.
yavaş ilerleyen dragging s.
aşırı yavaş ilerleyen draggy s.
hızlı ilerleyen fast-track s.
dikkatlice ilerleyen pedetentous [obsolete] s.
gerçekçi ilerleyen flatfooted s.
hantal şekilde ilerleyen flatfooted s.
kolayca ilerleyen flowing s.
kesintiye uğramadan ilerleyen flowing s.
boyunca ilerleyen percurrent s.
okula doğru ilerleyen schoolward s.
kıyıya ilerleyen shoreward s.
sahile ilerleyen shoreward s.
belirli bir yönde ilerleyen forward s.
yavaş ilerleyen slow-moving s.
yavaş ilerleyen slow-motion s.
ağır ilerleyen sluggy s.
sabit ilerleyen smooth s.
kare şeklinde ilerleyen squarewise s.
alttan ilerleyen subterfluent s.
sorunsuz ilerleyen surefooted s.
şapır şupur ilerleyen splashy s.
indüksiyonla ilerleyen inductional s.
tam gaz ilerleyen full-bore s.
acımadan ilerleyen inexorable s.
sinsi ilerleyen creeping s.
ağır ilerleyen plodding s.
yavaş ilerleyen gradual s.
ilerleyen saatlerde on the advancing hours zf.
ilerleyen saatlerde later in the day zf.
günün ilerleyen saatlerinde later in the day zf.
ilerleyen günlerde in the upcoming days zf.
ilerleyen günlerde in the forthcoming days zf.
ilerleyen zamanda later on zf.
ilerleyen zamanlarda later on zf.
ilerleyen yaşına rağmen despite his/her advancing age zf.
(bu belgenin, konuşmanın) ilerleyen kısmında hereinafter zf.
(bu yazının, belgenin) ilerleyen bir noktasında hereinbelow zf.
Öbek Fiiller
golfte önünde bulunan yavaş ilerleyen bir gruptan izin alarak oynamaya devam etmek play through f.
İfadeler
günün ilerleyen saatlerinde on the advancing hours of the day expr.
ilerleyen yaşına rağmen despite his/her advanced age expr.
ilerleyen senelerde in the forthcoming years expr.
ilerleyen senelerde in the advancing years expr.
ilerleyen yıllarda in the advancing years expr.
ilerleyen senelerde in the upcoming years expr.
ilerleyen yıllarda in the upcoming years expr.
ilerleyen yıllarda in the forthcoming years expr.
o günün ilerleyen saatlerinde later that day expr.
(o) gecenin ilerleyen saatlerinde later that night expr.
ilerleyen aşamada in the succeeding stage expr.
(bir şeyi gerçekleştirme/yapma) yolunda planlandığı gibi ilerleyen on course to (do something) expr.
(bir hedefe/noktaya) doğru planlandığı/beklendiği gibi ilerleyen on course for (something) expr.
(bir şeyi yapmaya/gerçekleştirmeye) doğru planlandığı/beklendiği gibi ilerleyen on course to (do something) expr.
Konuşma Dili
kasaba boyunca ilerleyen otobüs crosstown i.
olağanüstü hızda ilerleyen durum fast lane i.
birinin yararına ilerleyen bir şey olmak have something going f.
yavaş ilerleyen slow going s.
bugün ilerleyen saatlerde later today expr.
(birinin) ilerleyen programında/takviminde on (one's) slate expr.
Deyim
gecenin ilerleyen saatleri wee hours of the night i.
gecenin ilerleyen saatleri wee small hours of the night i.
tereyağından kıl çeker gibi ilerleyen süreç easy sledding i.
kör topal ilerleyen kimse/şey a lame duck i.
birinin yararına ilerleyen (bir şey) olmak have going for one f.
yararına ilerleyen (bir şey) olmak have going f.
ağır ilerleyen heavy going s.
tam ilerleyen in full swing s.
gecenin ilerleyen saatlerinde wee hours of the night expr.
gecenin ilerleyen saatlerinde wee small hours of the night expr.
tatmin edici bir şekilde ilerleyen on the right track expr.
tatmin edici bir şekilde ilerleyen on the right tack expr.
(bir şeye/bir yere) doğru ilerleyen süreçte on the way (to something or some place) expr.
(bu noktadan/o noktadan) sonrası daha kolaylaşarak ilerleyen it's all downhill (from here/there) expr.
çarpmaya doğru ilerleyen on a collision course expr.
(bir şeye) doğru ilerleyen on the road to (something) expr.
(bir şey) yolunda ilerleyen on the track of (something) expr.
(bir şeye) doğru ilerleyen on the track of (something) expr.
gecenin ilerleyen saatlerinde so long after sunset and so far from dawn expr.
Ticaret/Ekonomi
düşüş öngörerek ilerleyen yatırımcı tipi permabear i.
yükseliş öngörerek ilerleyen yatırımcı tipi permabull i.
zorla ilerleyen working-day s.
Siyasal
başa baş ilerleyen müsabaka dead heat i.
Teknik
ilerleyen oturma progressive settlement i.
ilerleyen dalga progressive wave i.
ilerleyen yaşlanma progressive aging i.
ilerleyen kırılma progressive failure i.
bir çalışma bandının sıfır çizgisinden zıt yönlerde ilerleyen iki kısmi seriden her biri branch i.
katot ışınlı tüpün ekranı boyunca ilerleyen parlak çizgi veya nokta scan i.
dalga dalga ilerleyen undulatory s.
yanarak ilerleyen degressive s.
Otomotiv
burgu gibi dönerek ilerleyen akış vortex flow i.
her iki yönde gidecek şekilde tasarlanmış kendi ilerleyen araç double-ender i.
Denizcilik
sürekli ilerleyen dalgalar permanent progressive waves i.
ilerleyen sahil advancing coast i.
ilerleyen dalgalar progressive waves i.
omurga hattı boyunca ilerleyen baş kıç hattı fore and aft i.
hızlı ilerleyen geniş ve sığ okyanus akıntısı drift i.
kemereye doğru ilerleyen beam s.
kıç omuzluğuna doğru ilerleyen quartering s.
yavaş ilerleyen (gemi) slack in stays s.