piece - Türkçe İngilizce Sözlük

piece

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

piece — Definition

Anlamı ve Tanımı:
parça, eser
Okunuş (IPA):
(AmE /piːs/ – BrE /piːs/)
Terim Türü:
İsim: piece (pieces)
Bütünün bir bölümünü ve mecazi olarak sanatsal ürünü tanımlar. Eski Fransızca piece kökünden evrilen yapı, bölünebilirlik anlamına gelir. Sanat eleştirisi, üretim ve gündelik dilde bütün–parça ilişkisini ifade etmek için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
portion, fragment
Zıt Anlamlılar:
whole

"piece" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 88 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
piece i. tane
Kim was wearing several pieces of jewellery at the gala.
Kim galada birkaç tane mücevher takıyordu.

More Sentences
piece i. parça
She cut a piece of ribbon and tied the bouquet.
Bir parça kurdele keserek buketi bağladı.

More Sentences
Genel
piece i. örnek
This report strikes us as an excellent piece of forward-thinking, a blueprint for the WTO of tomorrow.
Bu rapor bize mükemmel bir ileri görüşlülük örneği, yarının DTÖ'sü için bir plan olarak görünmektedir.

More Sentences
piece i. taş
She moved a piece across the board.
Tahtadaki bir taşı hareket ettirdi.

More Sentences
piece i. eser
He wrote most of his pieces in French.
Eserlerinin çoğunu Fransızca yazdı.

More Sentences
piece i. adet
A fully rebuilt Porsche 356 Carrera Speedster (of which 140 pieces were made) was sold for $ 300,000.
Tamamen yeniden inşa edilmiş bir Porsche 356 Carrera Speedster (140 adet üretildi) 300.000 dolara satıldı.

More Sentences
piece i. parça
She cut a piece of ribbon and tied the bouquet.
Bir parça kurdele keserek buketi bağladı.

More Sentences
piece i. makale
I just read that piece about the deep web.
Derin ağ konusundaki makaleyi yeni okudum.

More Sentences
piece i. parsel
He sold every piece of land he owned.
Sahip olduğu toprakları parsel parsel satmış.

More Sentences
piece i. bozuk para
He swapped me a 20p piece for two tens.
Bana iki onluk karşılığında 20 pound bozuk para verdi.

More Sentences
piece i. sikke
In his pouch was his last two gold pieces.
Kesesinde son iki altın sikkesi kalmıştı.

More Sentences
Teknik
piece i. parça
She cut a piece of ribbon and tied the bouquet.
Bir parça kurdele keserek buketi bağladı.

More Sentences
Otomotiv
piece i. parça
She cut a piece of ribbon and tied the bouquet.
Bir parça kurdele keserek buketi bağladı.

More Sentences
Argo
piece i. tabanca
She was carrying a piece in her purse.
Çantasında bir tabanca taşıyordu.

More Sentences
Genel
piece i. tüfek
piece i. kısım
piece i.
piece i. resim
piece i. kısa süre
piece i. dama taşı
piece i. piyondan büyük taş
piece i. bir parça
piece i. pul (oyun)
piece i. oyun
piece i. piyes
piece i. pare
piece i. kısa mesafe
piece i. kalıp
piece i. pul
piece i. kırıntı
piece i. madeni para
piece i. top
piece i. numune
piece i. (satranç/dama vb) taş
piece i. bebek emziği
piece i. kısa yazı
piece i. ürün
piece i. simge
piece i. işaret
piece i. hafif öğle yemeği
piece i. görüş
piece i. fikir
piece i. bakış açısı
piece i. bozukluk
piece f. yamalamak
piece f. eklemek
piece f. yamamak
piece f. parça koymak
piece f. birleştirmek
Konuşma Dili
piece i. top
piece i. mühimmat
Ticaret/Ekonomi
piece i. madeni para
piece i. hisse
piece i. ortaklık
Teknik
piece i. bölüm
piece f. oku dayanağıyla birleştirmek
piece f. (taze odunu) kusurlu kısmı kesilip atılmış okla birleştirmek
Tekstil
piece i. bir kumaş uzunluğu miktarı
Ağaç İşleri
piece i. kereste
Mutfak
piece i. (maltlama işleminde) çimlendirme için yayılan tahıl yığını
Askeri
piece i. tek silah
piece i. top
Beysbol
piece i. kötü atış
Satranç
piece i. piyondan yüksek taş
Ciltçilik
piece i. kitabın arkasında yerleştirilen deri şerit
Eski Kullanım
piece i. standart bir ürün birimi veya uzunluğu
piece i. düşük kaliteli kristal şeker
Argo
piece i. emanet (tabanca)
piece i. emanet (silah vb)
piece i. silah
piece i. fıstık
piece i. seksi şey
piece i. seksi parça
piece i. afet
piece i. ateşli parça
piece i. erkek saçına yapılan ince at kuyruğu
piece i. tırt
piece i. boktan
piece i. bok gibi şey
piece i. sikko
piece i. beş para etmez
piece i. oyun kartı
piece i. sikişme
piece i. seks partneri
piece i. küte (tabanca)
piece f. isimden daha karmaşık grafitiler yapmak
İngiliz Argosu
piece i. sandviç
piece i. (kadınlar için ofansif) et parçası

"piece" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
piece work i. götürü çalışma
piece rate i. akort ücret
a piece of cake i. çok kolay bir şey
piece of crap i. saçmalık
piece of chalk i. tebeşir
piece work i. götürü hizmet
a piece of advice i. tavsiye
chess piece i. satranç taşı
a piece of land i. arazi parçası
lock piece of a yoke i. zelve
piece of land i. kara parçası
piece concept i. izin verilen bagaj miktarında ağırlığın değil ebat ve sayının esas alındığı havayolu bagaj sistemi
a piece of advice i. öğüt
piece of work i. görev
piece goods i. parça kumaş
piece of i. parçası
two piece suit i. iki parçalı elbise
piece of advice i. tavsiye
shattering piece of news i. bomba gibi haber
piece of land i. toprak parçası
ridge piece i. çatı kirişi
piece of advice i. küçük bir tavsiye
fowling piece i. av tüfeği
t piece i. t parçası
seller of piece goods i. parçacı
a piece of cake i. baklava börek
piece of cake i. çok kolay
piece of work i.
piece concept i. parça konsepti
three piece suit i. üç parça elbise
connection piece i. irtibat parçası
piece of wood i. tahta
a piece of money i. ilginç antika sanat eseri
a piece of money i. ıvır zıvır
a piece of money i. ufak süs eşyaları
piece goods i. parça mal
piece de resistance i. ana yemek
piece de resistance i. en önemli şey
piece de resistance i. ana şey
piece de resistance i. en önemli olan
piece de resistance i. en önemli eser
piece of cake i. çocuk oyuncağı
piece of cake i. basit iş
piece of cake i. kolay iş
mounting piece i. montaj parçası
distance piece i. çiroz
distance piece i. çelik
shrapnel piece i. şarapnel parçası
a piece of broken glass i. cam kırığı
a broken piece of glass i. cam kırığı
center-piece i. göbek
centre-piece i. göbek
half-burnt piece of wood i. öksü
centre-piece i. orta kısım
two-piece i. bikini
two-piece i. döpiyes
one-piece i. tekparça
two-piece dress i. döpiyes
one-piece i. tek parça
two-piece suit i. döpiyes
head piece i. üst başlık
head piece i. başlık
knee piece i. dizlik
steep and uneven piece of land i. engebeli arazi parçası
piece part i. küçük parça
piece of paper i. kağıt parçası
worthless piece of paper i. değersiz kağıt parçası
a piece of advice from me i. benden bir tavsiye
musical piece i. müzik eseri
a piece of metal i. bir metal parçası
a piece of advice i. öneri
single piece non-priority mail i. tek parça önceliksiz posta
piece of broken glass i. kırık bardak parçası
a small piece of information i. bilgi kırıntısı
set piece i. doğal sahne dekoru
set piece i. sahneden bağımsız doğal dekor
set piece i. iyi planlanmış ve idare edilmiş askeri operasyon
set piece i. sanatsal yapıt
altar piece i. mihrabın arkasındaki heykel/tablo
battle piece i. savaş resmi
piece of meat i. et parçası
piece 'n bacon i. domuz pastırmalı sandviç
piece 'n bacon i. beykınlı sandviç
art piece i. sanat eseri
piece of art i. sanat eseri
piece of technology i. teknolojik alet
tiny piece i. çok küçük parça
tiny piece i. parçacık
tiny piece i. küçücük parça
tiny piece of matter i. maddenin çok küçük parçası
think piece i. düşünce yazısı
a piece of money i. madeni para
a piece of bric-a-brac i. süs eşyası
a piece of bric-a-brac i. antika eşya
piece of eight i. ispanyol doları
volant piece i. miğferin alın bölgesinin sağlamlığını arttıran bir parça
birding piece i. av tüfeği
mortar piece i. havan
history piece i. tarihi eser
piece [obsolete] i. herif
piece of work i. sıra dışı ürün
piece of writing i. yazı
piece of work i. garip kimse
piece [obsolete] i. müstahkem mevki
piece broker i. kumaş paçavrası alıp satan kimse
piece of writing i. eser
piece of work i. kayda değer başarı
piece [obsolete] i. müstahkem şehir
piece of leather i. deri parçası
piece [obsolete] i. 17 ve 18. yüzyılda ingiltere'de kullanılan çeşitli altın paralara verilen ad
piece of work i. olağanüstü kimse
piece of work i. anlaşması zor kimse
pole piece i. (atı ok ağacına bağlayan) semer kayışı
flower piece i. kesme çiçeklerle yapılan masa süsü
set piece i. etkileyici sahne
set piece i. etki yaratmayı amaçlayan etkinlik
set piece i. etkileyici tasvir
set piece i. etkileyici konuşma
shaking piece i. sığırın boynunun altından kesilen et parçası
side piece i. kenar parçası
side piece i. kenar aparatı
side piece i. kenarlık
classical piece i. klasik parça
pocket piece i. şans parası
pocket piece i. uğur parası
pocket piece i. şans eşyası
sticking piece i. gerdan eti
sticking piece i. boyun eti
far piece i. hatırı sayılır mesafe
fur-piece i. kürkten yapılmış boyunluk
piece with f. birleştirmek
speak one's piece f. kendi fikrini belirtmek
piece on f. eklemek
piece together f. toparlamak
piece something together f. bir şeyin parçalarını bir araya getirmek
piece out f. parça ekleyerek tamamlamak
cut down a piece of clothing into f. eski bir giysiden yeni bir şey yapmak
piece together f. biraraya getirmek
piece up f. yamamak
give a piece of one's mind f. ağzına geleni söylemek
give someone a piece of one's mind f. birine verip veriştirmek
piece together f. birleştirmek
piece together f. bir araya getirmek
give somebody a piece of good news f. müjde vermek
be a piece of f. parçası olmak
(for a time piece) be slow f. geri kalmak
spoil (a piece of writing) by alteration f. üzerinde kalem oynatmak
clear a piece of land (in order to grow crops) f. tarla açmak
give someone a piece of one's mind f. ağzının payını vermek
piece together f. tamamlamak