walk - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

walk

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "walk" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 44 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
walk v. yürümek
walk v. dolaşmak
walk v. yürüyerek gitmek
walk n. yürüyüş
walk n. yürüme
General
walk v. yaya gitmek
walk v. yürüyerek gitmek
walk v. adımla ölçmek
walk v. yürüterek yormak
walk v. gezdirmek
walk v. eşlik etmek
walk v. yürümek
walk v. yürütmek
walk v. gezmek
walk v. adımlamak
walk v. dolaştırmak
walk v. yürüyüşe çıkarmak
walk v. davranmak
walk v. dolaşmak
walk v. gezinmek
walk n. gezme
walk n. gidiş
walk n. devriye gezme
walk n. gezi
walk n. yürüyüş yolu
walk n. hareket
walk n. yol
walk n. tur
walk n. yürüyüş (tarzı)
walk n. yürünecek yer
walk n. iş sahası
walk n. yol (bahçede taş/beton)
walk n. yürünecek mesafe
walk n. kaldırım
walk n. tavır
walk n. gezinti
walk n. otlak
walk n. yürüme
walk n. geziyolu
walk n. parkur
Slang
walk v. aklanmak
walk temizlenmek
walk temize çıkmak
walk (birdenbire) işi bırakmak

Bedeutungen, die der Begriff "walk" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
walk around v. dolaşmak
go out for a walk v. yürüyüşe çıkmak
go on a walk v. yürüyüşe çıkmak
General
walk through v. üzerinden geçmek
walk away from v. kolayca geçmek
walk the wards v. viziteye çıkmak
walk over somebody v. ezip geçmek
walk off v. uzaklaşmak
walk away with v. yürütmek
walk in v. içeri girmek
walk out v. greve gitmek
walk in one's sleep v. uykuda gezmek
walk on air v. sevinçten havalara uçmak
walk with a quick step v. hızla yürümek
walk in a sexy way v. kıvırmak
take a walk v. yürüyüş yapmak
walk down v. aşağı inmek
walk on air v. etekleri zil çalmak
walk lame v. topallamak
walk out of v. terketmek
walk out of v. ayrılmak
walk the plank v. atılmak
take a walk v. gezmek
go for a walk in the fresh air v. hava almak
walk up to v. yaklaşmak
walk around v. gezdirmek
walk off v. ayrılmak
walk on eggshells v. temkinli davranmak
walk on v. terketmek
walk out v. çekilmek
walk for two miles v. iki mil yürümek
walk up v. yanaşmak
walk out v. ayrılmak
walk off with v. aşırmak
walk off with v. omuzlamak
walk off with v. çalmak
walk the streets v. sokaklarda sürtmek
have a walk v. yürümek
take a walk v. dolaşmak
walk out v. çıkmak
walk into v. girmek
walk on v. yüzüstü bırakmak
walk about v. dolaştırmak
take a walk v. yürüyüşe çıkmak
walk over v. kolayca yenmek
walk in v. içeriye girmek
walk away v. terketmek
go for a walk v. gezinti yapmak
walk out v. bırakmak
walk away from v. rahatlıkla yenmek
walk with light v. pıtır pıtır yürümek
go for a walk v. yürüyüşe çıkmak
walk around v. dolaştırmak
walk out with v. çıkmak
walk a long way v. taban tepmek
walk over v. kolay kazanmak
go for a walk v. gezmeye gitmek
walk out v. grev yapmak
walk a long way v. taban patlatmak
walk around v. etrafını dolaşmak
walk away v. basıp gitmek
take a walk v. gezmeye gitmek
walk back and forth v. dönüp dolaşmak
walk away from v. ucuz kurtulmak (kazadan)
walk on air v. sevincinden uçmak
take walk for a walk v. gezdirmek
walk out v. yürümek
go for a walk v. dolaşmak
go on a walk v. yürüyüş yapmak
walk about v. gezinmek
take for a walk v. yürüyüş yapmak
make somebody walk v. yürütmek
walk up v. yaklaşmak
walk off v. çekip gitmek
take somebody for a walk v. yürüyüşe çıkarmak
go for a walk v. gezinmek
walk the streets v. sokak sokak dolaşmak
walk in other people's shoes v. kendini başkalarının yerine koymak
walk away v. uzaklaşmak
walk about v. gezdirmek
walk away with v. çalmak
take for a walk v. dolaştırmak
walk over somebody v. katlamak
begin to walk v. ayaklanmak
walk off v. kaçmak
walk out v. çekip gitmek
walk out of v. çıkmak
walk out with v. gezip tozmak
walk in v. girmek
walk out v. dolaştırmak
walk through v. inceleyerek gezmek
walk out on v. terk etmek
walk on tiptoe v. ayakucuna basarak yürümek
walk on v. ileri gitmek
walk about v. dolaşmak
walk file v. tek sıra yürümek
go for a walk in the moonlight v. mehtaba çıkmak
walk faster v. adımını sıklaştırmak
walk quickly v. hızlı yürümek
walk through v. şöyle bir incelemek
walk over v. kötü davranmak
win in a walk v. kolayca kazanmak
walk away v. geride bırakmak
(have a) walk around v. çevreyi dolaşmak
walk loudly v. gürültülü yürümek
walk with heavy steps v. gürültülü yürümek
walk away from the accident with only minor injuries v. hafif sıyrıklarla atlatmak
walk away from the accident with only minor injuries v. hafif sıyrıklarla kurtulmak
walk along v. (bir şeyin) yanından geçmek
walk straight v. düz gitmek
can not walk v. yürüyememek
not able to walk v. yürüyememek
walk around naked v. çıplak dolaşmak
take a walk v. biraz yürümek
walk on the street v. sokakta yürümek
walk on the road v. yolda yürümek
walk across the street v. karşıya geçmek
walk on the street v. yolda yürümek
walk the dog v. köpek gezdirmek
walk a long way v. yol tepmek
walk one's rounds v. karakol gezmek
walk one's rounds v. devriyeye çıkmak
walk through the wall v. duvardan geçmek
walk through the wall v. duvarın içinden geçmek
walk around on the street v. sokakta dolaşmak
walk on air v. sevinçten ayakları yerden kesilmek
walk on eggs v. ayağını denk almak
walk the floor v. volta atmak
walk on air v. sevinçten ayakları yere değmemek
jay-walk v. önüne bakmadan yürümek
walk over v. eziyet etmek
walk over v. kolayca kazanmak
walk off with v. kolayca kazanmak
walk out on v. bırakmak
walk over v. katlanmak
walk off with v. yürütmek
walk out one's husband v. kocasından kaçmak
walk out one's husband v. kocasını terk etmek
walk out on one's husband and children v. kocasını ve çocuklarını terk etmek
walk out on one's husband and children v. kocasını ve çocuklarını yüzüstü bırakmak
walk around v. gezinmek
walk around v. amaçsızca dolanmak
walk about v. amaçsızca dolanmak
walk along the road v. yol boyunca yürümek
go for a walk v. yürüyüş yapmak
walk around v. etrafta dolanmak
walk about v. etrafta dolanmak
walk about v. etrafta gezinmek
walk around v. etrafta gezinmek
walk past a place v. bir yerin yanından geçmek
walk away v. alıp başını gitmek
walk away v. başını alıp gitmek
take the dog for a walk v. köpeği gezintiye çıkarmak
street-walk v. fuhuş maksadıyla müşteri bulmak için sokaklarda dolaşmak
walk away v. çekip gitmek
walk up and down v. yukarı aşağı yürümek
walk arm in arm v. kol kola yürümek
walk the dog v. köpeği dolaştırmak
walk the dog v. köpeği gezdirmek
walk without lifting the feet v. ayağını kaldırmadan yürümek
walk into a bank v. bir bankaya girmek
walk out the door v. kapıdan çıkmak
walk through the jungle v. ormanın içinden geçmek
walk the shore v. sahili dolaşmak
walk around with a gun v. cebinde silahla dolaşmak
walk on fire v. ateşin üstünde yürümek
walk through walls v. duvarların içinden geçmek
walk into one’s life v. birinin hayatına girmek
walk hand in hand v. ele ele yürümek
take a walk v. gezintiye çıkmak
walk to the balcony with hands clasped tightly together v. elleri birbirine sıkıca kenetlenmiş bir şekilde balkona doğru yürümek
walk in the dark v. karanlıkta yürümek
walk away in disgust v. tiksinti içinde çekip gitmek
walk up to someone v. üzerine yürümek
walk up to someone v. üstüne yürümek
walk with a limp and a cane v. değnekle topallayarak yürümek
walk to and from work v. işe yürüyerek gidip gelmek
walk lamely v. topallayarak yürümek
walk with a limp v. topallayarak yürümek
walk lamely v. aksayarak yürümek
walk with a limp v. aksayarak yürümek
take the dog for a walk v. köpeği yürüyüşe çıkarmak
take the dog for a walk v. köpeği yürüyüşe çıkartmak
walk home alone v. eve tek başına yürümek
walk slowly v. yavaş yürümek
walk slowly v. yavaşça yürümek
walk off v. bir ileri bir geri yürüyerek birşeyi atmak veya ondan kurtulmak
walk on the beach v. sahilde/kumsalda yürümek
walk up the street v. sokaktan yukarı doğru yürümek
walk down the street v. sokaktan aşağı doğru yürümek
walk across the bridge v. köprüden geçmek
walk up the stairs one at a time v. basamakları tek tek çıkmak
walk into the room v. odaya girmek
walk to school v. okula yürümek
walk free v. serbest kalmak
walk free v. ceza almadan serbest bırakılmak
walk on the red carpet v. kırmızı halının üzerinde yürümek
walk on the red carpet v. kırmızı halıda yürümek
walk briskly v. hızlıca yürümek
walk around together v. birlikte gezmek
walk on the bridge v. köprü üzerinde yürümek
walk into the house with shoes on v. eve ayakkabıyla girmek
go on a nature walk v. doğaya yürüyüşe çıkmak
go on a nature walk v. doğa yürüyüşüne çıkmak
walk alone at night v. gece yalnız yürümek
take the dog for a walk v. köpeği gezdirmek
tongue-walk [brit] v. araba oku
walk of life n. kesim
elephant walk n. fil yürüyüşü
walk of life n. toplumsal sınıf
making somebody walk n. yürütme
making someone walk n. birini yürütme
space walk n. uzayda yürüyüş
walk shorts n. bermuda şort
walk of life n. meslek
a five minute's walk n. beş dakikalık yürüyüş
walk through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
walk through n. gidiş yolu
covered walk n. örtülü yaya yolu
covered walk n. örtülü geziyolu
walk-in closet n. gardrop olarak kullanılan gömme dolap
walk-in closet n. büyük gömme dolap
walk-in closet n. elbise odası
walk-in n. bağımsız müşteri
walk-in closet n. geniş gömme dolap
walk-through n. gidiş yolu
walk-through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
walk-in closet n. gardrop olarak kullanılan oda
perimeter walk n. çevre yaya yolu
walk of life n. sosyal durum
guided walk n. rehber eşliğinde gezinti
side walk n. kaldırım
side walk n. yaya kaldırımı
coin walk n. madeni parayla yapılan bir illüzyon hareketi
people from every walk of life n. farklı kesimlerden insanlar
people from every walk of life n. farklı iş veya sınıflardan insanlar
charity walk n. bağış/yardım toplamak amacıyla yapılan yürüyüş
night walk n. gece yürüyüşü
walk of fame n. şöhretler kaldırımı
hollywood walk of fame n. ünlüler kaldırımı
hollywood walk of fame n. şöhretler kaldırımı
walk of fame n. ünlüler kaldırımı
walk-in box n. soğuk hava deposu
walk-in box n. soğuk hava odası
walk-in box n. soğuk oda
walk-in box n. buzhane
crab walk n. yengeç yürüyüşü
bush walk n. doğa yürüyüşü
a walk in the forest n. ormanda yürüyüş
hollywood walk of fame n. hollywood şöhret yolu
air walk n. gök-geçit
lambeth walk n. 1930'larda popüler olan bir çizgi dansı
walk-in adj. geniş
Phrasals
walk down v. aşağı yürümek
walk somebody through something v. birisine bir şeyi her yönüyle açıklamak
walk together v. beraber/hep birlikte yürümek
walk ahead of someone v. birinin önünden yürümek
walk right into v. bir şeye çarpmak/bindirmek
walk out v. bırakıp gitmek
walk someone over to someone or something v. bir kimseye bir yere/bir kimsenin yanına kadar eşlik etmek
walk someone over to someone or something v. bir kimseyi onunla beraber yürüyerek bir yere/bir kimsenin yanına götürmek
walk with someone v. biriyle yürümek
walk someone out v. birine dışarıya kadar eşlik etmek
walk over v. birisine veya bir şeye doğru yürümek
walk someone over to someone or something v. bir kimseyi bir yere kadar geçirmek
walk all over v. dümdüz etmek
walk out v. çalışmayı reddetmek
walk all over v. hüsrana uğratmak
walk backwards v. geri geri yürümek
walk something/someone somewhere v. götürmek
walk all over v. hezimete uğratmak
walk all over v. ezip geçmek
walk out v. işi bırakmak
walk out v. ile savaşmak
walk out v. iş terk etmek
walk out v. ile mücadele etmek
walk out v. ile savaşım vermek
walk across something v. karşısına geçmek/yürümek
walk ahead of (someone) v. önden yürümek
walk away with something v. kolayca kazanmak/yenmek
walk away with v. kolayca kazanmak (ödülü/yarışmayı)
walk ahead v. önden yürümek
walk off with something v. kolayca kazanmak/yenmek
walk out v. sorumluluklarını bırakmak
walk all over v. paspas etmek
walk out v. sorumluluklarını terk etmek
walk all over v. silindir gibi ezip geçmek
walk out terk etmek
walk along yanı başında gitmek
walk along yanından yürümek
walk along yanı sıra yürümek
walk away uzaklaşmak
walk back yürüyerek geri dönmek
walk down yürüyerek aşağı inmek
walk in on someone or something (bir konuşmayı/tartışmayı vb) içeri girerek bölmek
walk on yürümeye devam etmek
walk up yürüyerek yukarı çıkmak
walk up yukarıya yürümek
walk off yürüyerek eritmek
Phrases
walk softly and carry a big stick expr. müzakereye açık ol ama gardını düşürme
walk softly and carry a big stick expr. aba altından sopa göstermek
walk softly and carry a big stick expr. sopa siyaseti yapmak
you will never walk alone expr. asla yalnız yürümeyeceksin
walk the path of truth expr. doğru yolda yürü
Proverb
we must learn to walk before we can run koşmadan önce yürümeyi öğrenmeliyiz
Colloquial
walk for a while v. biraz yürümek
walk back and forth v. bir aşağı yukarı yürümek
walk into prison v. hapishaneye girmek
walk the walk v. icraata geçmek
walk the walk v. icraata dökmek
walk back and forth volta atmak
go for a walk yürüyüşe çıkmak
let someone walk by with a clean conscience vicdanı rahat bir şekilde gezmesini sağlamak
walk of shame utanç yürüyüşü
Idioms
walk one's chalks v. sıvışmak
walk the plank v. bir makamı zorla boşaltmak
walk through the fire v. ciddi zorluklara rağmen devam etmek
walk one's chalks v. kaçmak
walk one's chalks v. zengin kalkışı yapmak
walk softly and carry a big stick v. ortalığı alevlendirmeden konuşup bir taraftan da hazırlanmak
walk softly and carry a big stick v. barışçıl müzakereleri yürütüp bir taraftan da mücadeleye hazırlanmak
walk the chalk v. (bir şeyi) başarmak
walk the chalk v. (bir şeyi) yapabildiğini göstermek/kanıtlamak
walk the chalk v. (bir alanda) yetkinliğini göstermek
slow-walk v. ağırdan almak
walk soft v. alttan almak
walk into the lion's den v. aslanın inine girmek
walk into v. aşağılamak
walk on thin ice v. ayağını denk almak
walk on eggshells v. ayağını denk almak
walk someone's feet off v. ayaklarına kara sular inmek
walk into v. azarlamak
walk someone's feet off v. birini yürüterek yormak
walk the extra mile v. biraz daha uğraşmak/çabalamak
walk blindly into something v. bilgi edinmeden/sorup soruşturmadan girişmek
walk into v. başını belaya sokmak
walk tall v. başı dik olmak
walk tall v. başını dik tutmak
walk a tightrope v. bıçak sırtında olmak
slow-walk v. bir işi yavaş yavaş yapmak
walk on stage and off again v. çok kısa bir rolü olmak
walk on thin ice v. dikkat etmek zorunda olmak
walk down the aisle v. dünya evine girmek
walk on eggs v. dikkat etmek
walk on eggs v. dikkatli olmak
walk on eggs v. dikkat etmek zorunda olmak
walk the line v. çizgiyi aşmak
walk on thin ice v. dikkat etmek
walk on eggshells v. dikkat etmek
walk on eggshells v. dikkatli olmak
walk on thin ice v. dikkatli olmak
stand/walk tall v. dik durmak
walk on eggshells v. dikkat etmek zorunda olmak
slow-walk v. geciktirmek
walk into v. fırça atmak
walk down the aisle v. evlenmek
walk off the job v. greve gitmek
walk into v. gözünü kırpmadan saldırmak
walk the floor v. heyecandan bir sağa bir sola yürümek
walk blindly into something v. gözü kapalı atlamak/dalmak/girmek
walk out v. grev yapmak
walk a thin line between something v. iki tarafı da dengede tutmak
walk a thin line between something v. ince bir çizgi üzerinde yürümek
walk a fine line between something v. iki tarafı da dengede tutmak
walk on eggshells v. ince buz üzerinde yürümek
walk on thin ice v. ince buz üzerinde yürümek
walk a tightrope v. ip üstünde yürümek
walk a fine line between something v. ince bir çizgi üzerinde yürümek
walk off the job v. işi bırakmak
walk off the job v. işten çıkmak
walk and chew gum at the same time v. iki/ birçok işi aynı anda yapabilmek
walk on eggs v. ince buz üzerinde yürümek
walk into v. kalaylamak
walk down the aisle v. nikah masasına oturmak
walk ahead of someone v. önünde/ilerisinde yürümek
walk in someone's shoes v. kendini bir başkasının yerine koymak
walk the talk v. konuştuğu gibi davranmak
be the cock of the walk v. küçük dağları ben yarattım havasında olmak
walk in one's shoes v. kendini bir başkasının yerine koymak
walk tall v. kendine güvenmek
walk into v. kendi hatasıyla başını belaya sokmak
stand/walk tall v. kimseye boyun eğmemek
walk the line v. sınırda dolaşmak
walk on the balls of the feet v. parmak ucunda yürümek
walk the talk v. söylediği ile yaptığı bir olmak
walk the line v. sınırı aşmak
walk like a lost soul v. ruh gibi (amaçsızca/cansız) yürümek
walk on air v. sevinçten havalara uçmak
walk into v. pervasızca saldırmak
cock of the walk n. bir grupta diğer üyeleri bastıran
cock of the walk n. bir yerde borusu öten kişi
cock of the walk n. diğer üyeleri sindiren
cock of the walk n. kendisiyle övünen
cock of the walk expr. aşırı gururlu
the cock of the walk expr. burnu havada
every walk of life expr. her meslekten
from every walk of life expr. her kesimden
every walk of life expr. her kesimden
talk the talk ... walk the walk expr. laf çok iş yok
talk the talk don't walk the walk expr. konuşur ama söylediklerini de uygular (lafta kalmaz)
the cock of the walk expr. kibirli
walk all over someone tepesine binmek
walk all over someone üzerine yürümek
walk into (birinin üzerine) saldırmak
walk out (bir yeri) aniden terk etmek
walk out yürüyüşe geçmek
walk out yürüyüş düzenlemek
walk on air (mutluluktan) ayakları yerden kesilmek
run before one can walk yürümeyi öğrenmeden koşmaya çalışmak
walk on thin ice temkinli davranmak
walk on eggs temkinli davranmak
every walk of life toplumun her kesimden
walk the extra mile [bir şeyi elde etmek] gerekenden fazlasını yapmak
walk in a single line tek sıra halinde yürümek
walk in single line tek sıra halinde yürümek
walk the talk (teoriyi) pratiğe dökmek
walk in a single file tek sıra halinde yürümek
every walk of life (toplumun) her kesiminden
from every walk of life toplumun her kesiminden
walk the plank (işinden) kovulmak/atılmak
walk the plank (işlediği bir suçun) cezasını çekmek/cezasına katlanmak
walk right up to someone (birinin) burnunun dibine gelmek
walk right in tereddüt etmeden içeri girmek
cop a walk yürüyüşe çıkmak
walk it off (alınan kiloyu) yürüyerek eritmeye çalışmak
walk it off zamana bırakıp geçmesini beklemek
walk it off üzerinde yürüyerek iyileştirmeye çalışmak
Speaking
how about you and i go for a walk? expr. beraber bir yürüyüşe ne dersin?
what didI walk into? expr. ben neye bulaştım böyle?
would you walk with me? expr. benimle yürür müsün?
you can't just walk in here expr. buraya öylece giremezsiniz
I can't walk expr. ben yürüyemem
walk with me expr. benimle yürü
take a long walk off a short pier! expr. çık git!
take a long walk off a short pier! expr. defol git!
don't walk on the grass expr. çimenlerin üstünde yürümeyin
let me walk you out expr. dur seni kapıya kadar geçireyim
if it isn't far I can walk there expr. çok uzak değil ise oraya yürüyebilirim
you really think you can walk away? expr. cidden gidebileceğini mi sanıyorsun?
don't walk away expr. çekip gitme
take a long walk off a short pier! expr. git/çık git buradan!
do you walk every day? expr. her gün yürür müsün?
take a long walk off a short pier! expr. git başımdan!
I can't walk out my door at nights expr. geceleri kapıdan dışarı adımımı atamıyorum
you will never walk alone expr. hiçbir zaman yalnız yürümeyeceksin
if you let people walk over you expr. eğer insanların seni ezmelerine izin verirsen
don't try to walk before you crawl expr. emeklemeden koşmaya çalışma
let's take a little walk around expr. hadi biraz dolaşalım
do you walk every day? expr. her gün yürüyor musun?
have a nice walk expr. iyi yürüyüşler
you can't walk around with all that money expr. o kadar parayla etrafta dolaşamazsın
why do you let him walk around here like that? expr. neden ortalıkta böyle dolaşmasına izin veriyorsun?
walk up expr. kalk
I walk to school expr. okula yürüyerek giderim
I walk to school expr. okula yürürüm
I walk to school expr. okula yürüyerek gidiyorum
I walk to school expr. okula yürüyorum
can i walk there from here? expr. oraya buradan yürüyerek gidebilir miyim?
that was a (game/meal/walk etc.) and a half! expr. ne çok/güzel/biçim (oynadık/yedik/yürüdük) ama!
that was a (game/meal/walk etc.) and a half! expr. ne güzel (oyun/yemek/yürüyüştü) ama!
what did we walk into? expr. neye bulaştık biz böyle?
talk the talk ... walk the walk expr. laf çok eylem yok
he took his dog for a walk expr. köpeğini yürüyüşe çıkardı
take your dog for a walk expr. köpeğini gezdir
take your dog for a walk expr. köpeğini yürüyüşe çıkar
do you walk to school? expr. okula yürüyerek mi gidiyorsun?
it's a short walk away expr. kısa bir yürüme mesafesindedir
talk the talk ... walk the walk expr. laf bol da eylem yok
walk to the end of the street expr. sokağın sonuna kadar yürü
don't you walk away from me! expr. sırtını dönüp gitme bana!
walk to the end of the street expr. sokağın sonuna yürü
can you walk? yürüyebilir misin?
i can walk yürüyebilirim
walk away from me uzaklaş benden
it's nearby i'll walk yakın zaten yürürüm
we begin our walk in front of buckingham palace yürüyüşümüze buckingham sarayının önünden başlayacağız
you resemble her in the way you walk yürüyüşün ona benziyor
he didn't let me take a walk Yürüyüşe çıkmama izin vermedi
shall we take a walk? yürüyüşe çıkalım mı?
shall we go for a walk? yürüyüşe çıkalım mı?
you need to walk yürümeniz gerekiyor
you need to walk yürümen gerekiyor
Slang
walk the dinosaur v. dal taşak sokağa çıkmak
walk the dinosaur v. çırılçıplak sokağa çıkmak
walk of shame v. feneri başka yerde söndürmek
take the dog for a walk v. işemek
walk the streets v. sokaklara düşmek
walk the streets v. sokağa düşmek
cake-walk n. çocuk oyuncağı
walk in the park n. çok kolay yapılan bir şey
walk in the park n. çocuk oyuncağı
walk blocker n. önde yürürken aniden durup arkadakini engelleyen kişi
talk the talk but never walk the walk expr. laf var icraat yok
walk on eggshells temkinli davranmak
Trade/Economic
walk-out n. grev
walk-out n. işi durdurma
walk-out n. işi bırakma
walk-through procedure n. içinde giderek izleme prosedürü
random walk theory n. menkul değer fiyat değişmeleri konusunda bir teori
walk-out check n. ödenmeyen çek