walk - Türkisch Englisch Wörterbuch

walk

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

walk — Definition

Bedeutung:
yürümek, yürüyüş
Aussprache (IPA):
(AmE /wɔːk/ – BrE /wɔːk/)
Wortart:
Fiil: walk (walks – walked – walking); İsim: walk (walks)
Synonyme:
stroll, proceed
Antonyme:
run, halt

Bedeutungen von dem Begriff "walk" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 66 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
walk n. yürüyüş
The morning walk is an excellent exercise for the elderly.
Sabah yürüyüşü, yaşlılar için mükemmel bir egzersizdir.

More Sentences
walk n. yürüme
Ten minutes of walking was enough for me.
On dakika yürüme bana yetti.

More Sentences
walk v. yürümek
Doctors said he’d never walk again.
Doktorlar bir daha yürüyemeyeceğini söyledi.

More Sentences
walk v. yürüyerek gitmek
Tom won't likely walk to work anymore.
Tom artık işe yürüyerek gitmeyecektir.

More Sentences
walk v. dolaşmak
The victims are the real prisoners of terrorism; the perpetrators all too often walk free.
Terörizmin gerçek mahkumları kurbanlardır; failler ise çoğu zaman serbestçe dolaşmaktadır.

More Sentences
General
walk n. yürünecek mesafe
The Mondi Holiday Bellevue is located in the centre of Bad Gastein, only a short walk from the cable cars.
Mondi Holiday Bellevue, Bad Gastein'in merkezinde, teleferiklere sadece kısa bir yürüyüş mesafesinde yer almaktadır.

More Sentences
walk n. yürüme
Ten minutes of walking was enough for me.
On dakika yürüme bana yetti.

More Sentences
walk n. gezinti
Everett enjoyed the walk along the river.
Everett nehir kenarındaki gezintiden keyif aldı.

More Sentences
walk v. yürümek
Doctors said he’d never walk again.
Doktorlar bir daha yürüyemeyeceğini söyledi.

More Sentences
walk v. yürüyüşe çıkarmak
Tom goes for a walk every day.
Tom her gün yürüyüşe çıkar.

More Sentences
walk v. eşlik etmek
Tom walked Mary to the gate.
Tom Mary'ye kapıya kadar eşlik etti.

More Sentences
walk v. dolaşmak
The victims are the real prisoners of terrorism; the perpetrators all too often walk free.
Terörizmin gerçek mahkumları kurbanlardır; failler ise çoğu zaman serbestçe dolaşmaktadır.

More Sentences
walk v. gezdirmek
Adeline goes to the park to walk the dog every morning.
Adeline, köpeğini gezdirmek için her sabah parka gider.

More Sentences
walk v. yürüyerek gitmek
Tom won't likely walk to work anymore.
Tom artık işe yürüyerek gitmeyecektir.

More Sentences
walk v. yürütmek
Her iPhone appears to have walked.
Biri onun iPhone'unu yürütmüş gibi görünüyor.

More Sentences
walk v. gezmek
I found it pleasant walking in the country.
Kırsalda gezmeyi zevkli buldum.

More Sentences
walk v. götürmek
She walked her mother to the nearest drug store.
Annesini en yakın eczaneye kadar götürdü.

More Sentences
walk v. dolaşma
They took a walk across the downtown in the evening.
Akşam şehir merkezinde dolaşmaya çıktılar.

More Sentences
Archaic
walk v. hareket etmek
He walked and the earth moved with him.
O yürüdü ve yer de onunla hareket etti.

More Sentences
General
walk n. kaldırım
walk n. yol (bahçede taş/beton)
walk n. iş sahası
walk n. gidiş
walk n. yol
walk n. otlak
walk n. yürüyüş yolu
walk n. gezme
walk n. devriye gezme
walk n. yürünecek yer
walk n. hareket
walk n. tur
walk n. yürüyüş (tarzı)
walk n. tavır
walk n. gezi
walk n. geziyolu
walk n. parkur
walk v. adımla ölçmek
walk v. dolaştırmak
walk v. adımlamak
walk v. yaya gitmek
walk v. yürüterek yormak
walk v. davranmak
walk v. gezinmek
walk v. (hayalet) dolaşmak
walk v. zihinde dolaşmak
walk v. unutulmamak
walk v. sürekli aklına gelmek
walk v. (gemi) ilerlemek
walk v. elini kolunu sallayarak girip çıkmak
walk v. birlik kurmak
walk v. birlikte hareket etmek
walk v. uykuda gezinmek
walk v. uykuda yürümek
walk v. (hareketsiz bir nesne) yürür gibi hareket etmek
walk v. bir yönde ilerliyormuş gibi durmak
walk v. mahkemeye gitmekten ve mahkumiyetten kaçmak
walk v. yürürken taşımak
walk v. yürüyüş adımlarıyla dans etmek
walk v. (rol) hızlı bir şekilde tekrar etmek
walk v. (hayat şekli, hareket tarzı) benimsemek
Baseball
walk v. (vurucu) vuruş yapmadan birinci kaleye yürümek
Archaic
walk v. hareket halinde olmak
Slang
walk v. aklanmak
walk v. temize çıkmak
walk v. temizlenmek
walk v. (birdenbire) işi bırakmak

Bedeutungen, die der Begriff "walk" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
walk around v. dolaşmak
go out for a walk v. yürüyüşe çıkmak
go on a walk v. yürüyüşe çıkmak
General
walk shorts n. bermuda şort
making somebody walk n. yürütme
walk of life n. toplumsal sınıf
elephant walk n. fil yürüyüşü
making someone walk n. birini yürütme
walk of life n. meslek
space walk n. uzayda yürüyüş
walk of life n. kesim
a five minute's walk n. beş dakikalık yürüyüş
walk through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
walk through n. gidiş yolu
covered walk n. örtülü yaya yolu
covered walk n. örtülü geziyolu
walk-in closet n. geniş gömme dolap
walk-in n. bağımsız müşteri
walk-through n. gidiş yolu
walk-in closet n. gardrop olarak kullanılan oda
walk-through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
walk-in closet n. elbise odası
walk-in closet n. gardrop olarak kullanılan gömme dolap
walk-in closet n. büyük gömme dolap
perimeter walk n. çevre yaya yolu
walk of life n. sosyal durum
guided walk n. rehber eşliğinde gezinti
side walk n. kaldırım
side walk n. yaya kaldırımı
coin walk n. madeni parayla yapılan bir illüzyon hareketi
people from every walk of life n. farklı iş veya sınıflardan insanlar
people from every walk of life n. farklı kesimlerden insanlar
charity walk n. bağış/yardım toplamak amacıyla yapılan yürüyüş
night walk n. gece yürüyüşü
walk of fame n. ünlüler kaldırımı
hollywood walk of fame n. şöhretler kaldırımı
hollywood walk of fame n. ünlüler kaldırımı
walk of fame n. şöhretler kaldırımı
walk-in box n. buzhane
walk-in box n. soğuk hava deposu
walk-in box n. soğuk hava odası
walk-in box n. soğuk oda
crab walk n. yengeç yürüyüşü
bush walk n. doğa yürüyüşü
a walk in the forest n. ormanda yürüyüş
hollywood walk of fame n. hollywood şöhret yolu
air walk n. gök-geçit
lambeth walk n. 1930'larda popüler olan bir çizgi dansı
angry walk n. sert veya tehditkar yürüyüş
time to walk n. yürüme vakti
time to walk n. yürüme zamanı
zombie walk n. zombi kostümleri giyen kimselerin kamuya açık alanda bir araya geldiği organizasyon
by-walk n. yan yol
by-walk n. gizli yol
by-walk n. tenha yol
walk-in n. randevusuz gelen müşteri
walk-in n. rezervasyonsuz gelen müşteri
sheep walk n. koyunların otlatıldığı mera
sheep walk n. öncelikli olarak koyun yetiştiriciliğine ayrılmış arazi
sheep walk n. koyun otlağı
go for a walk v. gezinmek
walk in a sexy way v. kıvırmak
walk out v. çekip gitmek
walk away with v. yürütmek
walk around v. gezdirmek
walk in other people's shoes v. kendini başkalarının yerine koymak
walk the streets v. sokak sokak dolaşmak
walk off with v. çalmak
go for a walk in the fresh air v. hava almak
walk over v. kötü davranmak
walk off v. uzaklaşmak
walk away v. terketmek
take a walk v. yürüyüş yapmak
walk on air v. sevincinden uçmak
walk up v. yaklaşmak
walk through v. inceleyerek gezmek
take for a walk v. dolaştırmak
walk away v. uzaklaşmak
walk out v. dolaştırmak
walk off v. çekip gitmek
walk around v. etrafını dolaşmak
walk back and forth v. dönüp dolaşmak
walk a long way v. taban patlatmak
walk out of v. terketmek
take walk for a walk v. gezdirmek
walk a long way v. taban tepmek
walk away with v. çalmak
walk on v. ileri gitmek
walk out v. çıkmak
walk up v. yanaşmak
walk about v. dolaştırmak
go for a walk v. gezinti yapmak
walk lame v. topallamak
walk out of v. çıkmak
walk over v. kolayca yenmek
take somebody for a walk v. yürüyüşe çıkarmak
walk in v. içeri girmek
walk around v. dolaştırmak
walk off with v. aşırmak
walk away v. basıp gitmek
take a walk v. gezmeye gitmek
make somebody walk v. yürütmek
walk for two miles v. iki mil yürümek
walk off v. kaçmak
walk over somebody v. katlamak
walk the plank v. atılmak
walk with a quick step v. hızla yürümek
walk on eggshells v. temkinli davranmak
walk on v. terketmek
walk down v. aşağı inmek
walk file v. tek sıra yürümek
walk the wards v. viziteye çıkmak
walk the streets v. sokaklarda sürtmek
walk away from v. ucuz kurtulmak (kazadan)
walk on tiptoe v. ayakucuna basarak yürümek
walk on air v. sevinçten havalara uçmak
win in a walk v. kolayca kazanmak
walk away from v. rahatlıkla yenmek
walk in v. içeriye girmek
walk out with v. çıkmak
walk out v. grev yapmak
walk away from v. kolayca geçmek
go for a walk v. yürüyüşe çıkmak
go on a walk v. yürüyüş yapmak
walk faster v. adımını sıklaştırmak
go for a walk v. gezmeye gitmek
walk out of v. ayrılmak
walk through v. üzerinden geçmek
walk off with v. omuzlamak
walk through v. şöyle bir incelemek
begin to walk v. ayaklanmak
walk about v. gezdirmek
walk on v. yüzüstü bırakmak
walk out v. greve gitmek
walk out v. ayrılmak
take a walk v. gezmek
take for a walk v. yürüyüş yapmak
have a walk v. yürümek
take a walk v. yürüyüşe çıkmak
walk in v. girmek
walk out v. bırakmak
walk about v. gezinmek
walk out with v. gezip tozmak
walk on air v. etekleri zil çalmak
walk over somebody v. ezip geçmek
go for a walk v. dolaşmak
walk in one's sleep v. uykuda gezmek
walk about v. dolaşmak
walk out v. çekilmek
go for a walk in the moonlight v. mehtaba çıkmak