| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | bite i. | lokma | ||
|
Every bite and every drink was a party. Her lokma ve her içki bir partiydi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | bite i. | ısırık | ||
|
Emma took a small bite from the cake. Emma pastadan küçük bir ısırık aldı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | bite f. | ısırmak | ||
|
He bit a big loaf of bread and slowly chewed it. Büyük bir somun ekmeği ısırdı ve yavaşça çiğnedi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bite i. | sokma | ||
|
A venomous snake bite can cause sudden death. Zehirli bir yılanın sokması ani ölüme neden olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | bite i. | ısırma | ||
|
It is important to buy toys for your pup to improve its bite. Yavru köpeğinizin ısırmasını geliştirmesi için ona oyuncaklar almanız önemlidir. More Sentences |
||||
| Genel | bite i. | oltaya takılma | ||
|
Fishing can be boring as sometimes you can't take any bite for a long time. Balık tutmak sıkıcı olabilir, çünkü bazen uzun süre hiçbir oltaya takılma belirtisi göremezsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | bite i. | güçlü tat | ||
|
Whiskey in the recipe adds extra bite to the sauce. Tarifteki viski, sosa ekstra güçlü bir tat veriyor. More Sentences |
||||
| Genel | bite i. | (soğuk, rüzgar) sertlik | ||
|
The weather was cold; I could feel it from its bite. Hava soğuktu, sertliğinden bunu hissedebiliyordum. More Sentences |
||||
| Genel | bite i. | etki | ||
|
The book gained a strong bite from the emotional ending. Kitap, duygu yüklü sonuyla güçlü bir etki yapıyor. More Sentences |
||||
| Genel | bite f. | ısırmak | ||
|
He bit a big loaf of bread and slowly chewed it. Büyük bir somun ekmeği ısırdı ve yavaşça çiğnedi. More Sentences |
||||
| Genel | bite f. | yemek | ||
|
Can I really stop biting my nails? Tırnaklarımı yemeyi gerçekten bırakabilir miyim? More Sentences |
||||
| Genel | bite f. | kavramak | ||
|
You should buy football boots that bit into the earth to play on the field. Sahada oynamak için toprağı kavrayan futbol kramponlarından almalısınız. More Sentences |
||||
| Genel | bite f. | sokmak | ||
|
A cobra bit Tom. Tom'u bir kobra soktu. More Sentences |
||||
| Genel | bite f. | ısırık | ||
|
The man used earthworms to make the fish bite. Adam balık ısırıkları için solucan kullandı. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | bite f. | (hile, yalan) yutmak | ||
|
I did everything to sell the product, but the customers didn't bite. Ürünü satmak için her şeyi yaptım ama müşteriler yutmadı. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | bite f. | (zor koşullar vb.) belini bükmek | ||
|
The new taxes on the oil started to bite the consumers. Petrole getirilen yeni vergiler tüketicilerin belini bükmeye başladı. More Sentences |
||||
| Diş Hekimliği | ||||
| Diş Hekimliği | bite i. | ısırma | ||
|
It is important to buy toys for your pup to improve its bite. Yavru köpeğinizin ısırmasını geliştirmesi için ona oyuncaklar almanız önemlidir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bite i. | biber | ||
| Genel | bite i. | yenik | ||
| Genel | bite i. | oltaya vurma | ||
| Genel | bite i. | sertlik (içkide) | ||
| Genel | bite i. | parça | ||
| Genel | bite i. | acılık (biberde) | ||
| Genel | bite i. | dişleme | ||
| Genel | bite i. | keskinlik | ||
| Genel | bite i. | acılık | ||
| Genel | bite i. | acı | ||
| Genel | bite i. | diş izi | ||
| Genel | bite i. | hayvan ısırığı | ||
| Genel | bite i. | insanın içine işleyen özellik | ||
| Genel | bite i. | törpü yüzeyinin sertliği | ||
| Genel | bite i. | böcek ısırığı yarası | ||
| Genel | bite i. | güçlü koku | ||
| Genel | bite i. | keskin koku | ||
| Genel | bite i. | keskin tat | ||
| Genel | bite i. | demeç | ||
| Genel | bite i. | kısa ve dikkat çekici bir sunum | ||
| Genel | bite i. | bir teklifle ilgilendiğini belirtme | ||
| Genel | bite i. | kısa alıntı | ||
| Genel | bite i. | tutuş kenarı | ||
| Genel | bite i. | kavrama kenarı | ||
| Genel | bite i. | (mecazi olarak) saldırganlık | ||
| Genel | bite i. | dişiyle yırtma | ||
| Genel | bite i. | dişiyle tutma | ||
| Genel | bite i. | (soğuk, rüzgar) sertlik | ||
| Genel | bite i. | kesinti | ||
| Genel | bite i. | otlatma otu | ||
| Genel | bite f. | zokayı yutmak | ||
| Genel | bite f. | aşındırmak | ||
| Genel | bite f. | yakmak | ||
| Genel | bite f. | sızlamak | ||
| Genel | bite f. | acımak | ||
| Genel | bite f. | oltaya vurmak | ||
| Genel | bite f. | dişlemek | ||
| Genel | bite f. | yakmak (soğuk) | ||
| Genel | bite f. | oltaya gelmek | ||
| Genel | bite f. | acıtmak | ||
| Genel | bite f. | dalamak | ||
| Genel | bite f. | (böcek) sokmak | ||
| Genel | bite f. | rahatsız etmek | ||
| Genel | bite f. | kesici aletle kesmek | ||
| Genel | bite f. | keskin bir tadı olmak | ||
| Genel | bite f. | etkilemek | ||
| Genel | bite f. | (birinin üzerinde) etki bırakmak | ||
| Genel | bite f. | aldatmak | ||
| Genel | bite f. | geri ödememek üzere borç almak | ||
| Genel | bite f. | enfekte etmek | ||
| Genel | bite f. | sahip olmak | ||
| Genel | bite f. | aldatmak | ||
| Genel | bite f. | kandırmak | ||
| Genel | bite f. | hayvan ısırığı | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | bite f. | bit - bitten | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | bite i. | iki lokma yiyecek | ||
| Konuşma Dili | bite i. | ufak porsiyon atıştırmalık | ||
| Konuşma Dili | bite i. | bir lokmacık | ||
| Konuşma Dili | bite f. | (hile, yalan) yemek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | oltaya gelmek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | oyuna gelmek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | kötü, hoşa gitmeyen ve keyif kaçırıcı sözler söylemek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | sinir etmek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | ağzı bozuk olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | terslemek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | bir şeyi çalmak ya da almak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | yürütmek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | hacılamak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | cukkalamak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | rahatsız edici olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | fiyasko olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | rezalet olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | tahmin konusunda yenilgiyi kabul etmek | ||
| Konuşma Dili | bite f. | kötü olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | sinir bozucu olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | can sıkıcı olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | hayal kırıklığı olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | tehditkar olmak | ||
| Konuşma Dili | bite f. | korkutucu olmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | bite i. | istenen ücret | ||
| Ticaret/Ekonomi | bite i. | maliyet | ||
| Ticaret/Ekonomi | bite i. | masraf | ||
| Ticaret/Ekonomi | bite i. | gider | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | bite i. | kapma | ||
| Teknik | bite i. | alet veya makinenin tezgahı sıkıca tutuşu | ||
| Teknik | bite i. | alet veya makinenin tezgahı sıkıca tutan bölümü | ||
| Teknik | bite i. | (takım tezgahı) kesik derinliği | ||
| Teknik | bite i. | (törpü, eğe) dişli yüzey | ||
| Teknik | bite i. | tutuş yüzeyi | ||
| Teknik | bite i. | kavrama yüzeyi | ||
| Teknik | bite i. | asitle işleme plakasının asitle erimesi | ||
| Teknik | bite i. | asitle işleme plakasının asite maruz kalma süresi | ||
| Teknik | bite i. | haddehanedeki bir merdanenin ortasından ölçülen maksimum açı | ||
| Teknik | bite f. | (aşındırıcı madde) korozyona uğratmak | ||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | bite f. | tezgahı bir aletle sıkıca tutmak | ||
| Mekanik | bite f. | (vida, diş) bir malzemenin içine geçmek | ||
| Mekanik | bite f. | (vida vb.) malzemeyi sabitlemek | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | bite i. | (araba) tutuş | ||
| Otomotiv | bite i. | (araba) çekiş | ||
| Diş Hekimliği | ||||
| Diş Hekimliği | bite i. | diş kapanış açısı | ||
| Diş Hekimliği | bite i. | oklüzyon | ||
| Baskı Teknikleri | ||||
| Baskı Teknikleri | bite f. | baskıyı yanlışlıkla laminasyon filmine yapmak | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | bite i. | olta kancasının ucu ile altı arasındaki mesafe | ||
| Spor | ||||
| Spor | bite f. | geri sıçrama yapmak için anlık olarak zemini kavramak | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | bite i. | basılmış bir sayfada istenmeden çıkan bir boş alan | ||
| Matbaa | bite f. | basılmış bir sayfada istenmeden çıkan bir boş alana neden olmak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | bite i. | hilebaz kimse | ||
| Eski Kullanım | bite i. | düzenbaz kimse | ||
| Argo | ||||
| Argo | bite i. | kesilen para miktarı | ||
| Argo | bite i. | el konulan para miktarı | ||
| Argo | bite f. | intihal yapmak | ||
| Argo | bite f. | izinsiz kopyalamak | ||
| Argo | bite f. | izinsiz taklit etmek | ||
| Offensive Slang | ||||
| Offensive Slang | bite f. | (oral seks) emmek | ||