gross! - Türkçe İngilizce Sözlük

gross!

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"gross!" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
gross i. brüt
gross s. berbat
Genel
gross i. bütünlük
gross ton i. bin ton
gross national product i. gsmh
gross ton i. groston
gross tonnage i. gros ton
gross floor area i. toplam zemin alanı
gross weight i. daralı ağırlık
gross salary i. brüt maaş
gross i. on iki düzine
gross i. küme
gross i. brüt para toplamı
gross i. gayri safi (miktar/ağırlık)
gross product i. brüt hasıla
gross hourly earnings i. saat ücreti
gross vehicle weight i. dolu ağırlık
gross interest i. brüt faiz
gross weight i. gros ağırlık
greal gross i. yüz kırk dört düzine
gross i. grosa
gross tonnage i. brüt tonaj
gross earning i. brüt kazanç
gross i. gros
gross injustice i. büyük haksızlık
gross injustice i. ağır haksızlık
gross income i. brüt gelir
gross economic benefit i. brüt ekonomik fayda
gross-out humour i. insanın tuvalet ihtiyacı ile ilgili yapılan şakalar
gross-out humour i. belden aşağı tuvalet şakaları
gross-out humour i. tuvalet ile ilgili yapılan belden aşağı şakalar
gross area i. brüt alan
gross ton i. büyük ton
gross weight i. brüt ağırlık
gross ton i. gros ton
gross i. 144'lük grup
box office gross i. gişe hasılatı
gross settlement i. götürü hesap
gross slander i. ağır iftira
gross insult i. çok ağır hakaret
gross mistake i. büyük hata
gross amount i. brüt tutar
a great gross i. yüz kırk dört düzine
great gross i. yüz kırk dört düzineye eşdeğer bir miktar birimi
gross-out i. iğrenç şey
gross [obsolete] i. miktar
gross out i. sakıncalı olarak görülen kimse
gross out i. iğrenç olarak görülen kimse
common in gross i. herhangi bir toprak mülkiyetine bağlı bulunmayıp bağımsız olan ve devredilmesi için tapu gereken arazi parçası
d-to-p materiel readiness gross requirement i. (abd ordusunda) savaş zamanı gereksinimlerine ilişkin bir tür şartname
d-day materiel readiness gross capability i. planlı saldırının başlangıç gününde malzeme hazırlığı için gayrisafi imkan ve kabiliyet
seigniory in gross i. toprağa bağlı kazanılan feodal üstünlük hakkı
gross out f. iğrenmek
gross f. brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak
gross f. kazanmak
gross out f. iğrendirmek
gross f. hasılat yapmak
gross s. sıkı
gross s. bariz
gross s. hepsi
gross s. göze batan veya tahammül edilmez (kusur, hata vb)
gross s. kalın
gross s. apaçık
gross s. tamam
gross s. büyük
gross s. görgüsüz
gross s. yoğun
gross s. bütün
gross s. toptan
gross s. aşırı şişman
gross s. şişko
gross s. müstehcen
gross s. tulum gibi
gross s. inceliksiz
gross s. şişkin
gross s. fıçı gibi
gross s. iri
gross s. hantal
gross s. duba gibi
gross s. çirkin
gross s. kocaman
gross s. kesintisiz
gross s. iğrenç
gross s. kötü
gross s. şeni
gross s. çok şişman
gross s. kaba
gross s. koyu
gross s. toplam
gross s. gayrı safı
gross s. iri yarı
gross s. kesif
gross out s. iğrenç
gross s. eksiksiz
gross s. anormal bollukla büyüyen veya yayılan
gross s. makroskopik
gross s. dinmeyen
gross s. birbirine çok yakın sıkıştırılmış partiküllerden oluşan
gross s. açık
gross s. ayrıntılı olmayan
gross-headed s. kalın kafalı
gross out s. sıkıcı
gross out s. sakıncalı
gross s. maddi
gross s. hayvani
gross s. tam
gross s. dünyevi
gross s. birbirine çok yakın sıkıştırılmış damlalardan oluşan
gross s. çıplak gözle görülebilen
gross s. mikroskopsuz görülebilen
gross s. mutlak
gross s. belirgin
gross s. genel
gross-out s. iğrenç
gross s. spesifik olmayan
gross s. aşırı bollukla büyüyen veya yayılan
gross-headed s. aptal
gross s. duyularla algılanabilen
gross s. yüzeysel
gross s. genelleştirilmiş
gross s. yeterince büyük
gross s. brüt
gross s. ağır
gross s. brüt (ağırlık)
gross s. yağ tulumu gibi
in gross zf. bütünüyle
in gross zf. toptan
by the gross zf. on ikişer düzine olarak
by the gross zf. yüz kırk dörder
gross ünl. iğrenç
gross ünl. ıyy
gr wt (gross weight) kısalt. brüt ağırlık
gr. wt. (gross weight) kısalt. brüt ağırlık
gro. (gross) kısalt. bir ölçüm birimi
Öbek Fiiller
gross up f. şişirmek
gross one out f. birini nefret ettirmek
gross up f. finansal bir değerin miktarını yükseltmek
gross one out f. birini iğrendirmek
gross up f. fazla göstermek
gross one out f. birini tiksindirmek
İfadeler
gross s. prime esas
Konuşma Dili
so gross! expr. çok kötü!
so gross! expr. iğrenç!
so gross! expr. berbat!
Deyim
gross out somebody f. bezdirmek
gross someone out f. bıktırmak
gross someone out f. iğrendirmek
gross someone out f. nefret ettirmek
gross somebody out f. bezdirmek
gross someone out f. bezdirmek

"gross!" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Denizcilik
ana güverte üzerinde olup gross tonaja girmeyen kapalı güverte shelter deck i.
Medikal
gross-ferguson tekniği gross-ferguson technique i.