| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | knock f. | kapı çalmak | ||
|
Knock when going to the bathroom, OK? Tuvalete giderken kapıyı çal, tamam mı? More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | knock i. | kapı çalınması | ||
|
Wait for a knock, step through another door, and you're in. Kapının çalınmasını bekleyin, başka bir kapıdan geçin ve işte içeridesiniz. More Sentences |
||||
| Genel | knock i. | darbe | ||
|
The fighter continued even though he got a knock behind his head. Dövüşçü kafasının arkasına aldığı darbeye rağmen devam etti. More Sentences |
||||
| Genel | knock i. | çarpma sesi | ||
|
I heard a continuous knock from upstairs. Üst kattan sürekli gelen bir çarpma sesi duyuyordum. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | kapıyı vurmak | ||
|
I thought I heard someone knocking on the door. Birinin kapıya vurduğunu duyduğumu sandım. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | devirmek | ||
|
His dog knocked the eggs from the table. Köpeği masadaki yumurtaları devirdi. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | tartaklamak | ||
|
The policeman knocked the suspicious man to the ground. Polis şüpheli adamı tartakladı. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | eleştirmek | ||
|
The critics heavily knocked the author's new book. Eleştirmenler yazarın yeni kitabını ağır bir şekilde eleştirdi. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | teklemek | ||
|
My heart was knocking due to the jump scare in the film. Filmdeki atlama korkusu nedeniyle kalbim tekliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | kapıyı çalmak | ||
|
Don't come in my room without knocking. Kapıyı çalmadan odama girme. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | çalmak | ||
|
Please knock at the door before entering. Lütfen girmeden önce kapıyı çalın. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | vurmak | ||
|
You can score a point by knocking the ball into these holes. Topu bu deliklere vurarak sayı kazanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | knock f. | (aradaki duvarı yıkıp) birleştirmek | ||
|
They knocked their garden into their neighbours. Bahçelerini komşularınınki ile birleştirdiler. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | knock i. | darbe | ||
|
The fighter continued even though he got a knock behind his head. Dövüşçü kafasının arkasına aldığı darbeye rağmen devam etti. More Sentences |
||||
| Teknik | knock f. | çarpmak | ||
|
Have you ever knocked down a dog with your car? Hiç arabanla köpeğe çarptın mı? More Sentences |
||||
| Teknik | knock f. | vurmak | ||
|
You can score a point by knocking the ball into these holes. Topu bu deliklere vurarak sayı kazanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | knock i. | darbe | ||
|
The fighter continued even though he got a knock behind his head. Dövüşçü kafasının arkasına aldığı darbeye rağmen devam etti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | knock i. | küt | ||
| Genel | knock i. | vuruş | ||
| Genel | knock i. | tak | ||
| Genel | knock i. | çalma | ||
| Genel | knock i. | dövme | ||
| Genel | knock i. | eleştiri | ||
| Genel | knock f. | sertçe eleştirmek | ||
| Genel | knock f. | tokuşmak | ||
| Genel | knock f. | çarpışmak | ||
| Genel | knock f. | kusur bulmak | ||
| Genel | knock f. | pat pat etmek | ||
| Genel | knock f. | çangırtı sesi çıkarmak | ||
| Genel | knock f. | vuruntu | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | knock i. | vuruntu çarpma | ||
| Teknik | knock i. | vuruş | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | knock i. | vuruntu | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | knock i. | detonasyon | ||
| Otomotiv | knock i. | vuruntu | ||
| Otomotiv | knock i. | vurma | ||
| Otomotiv | knock i. | vuruş | ||
| Otomotiv | knock i. | vuruntu | ||
| Otomotiv | knock f. | detonasyon yapmak | ||
| Otomotiv | knock f. | vuruntu yapmak | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | knock i. | vurma | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | knock i. | irlanda'da yerleşim yeri | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | knock i. | eli bitirme (poker) | ||
| İskambil | knock f. | eli açmak (poker) | ||