knock - Turco Inglés Diccionario

knock

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

knock — Definition

Significado:
vurmak, kapıyı çalmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /nɑːk/ – BrE /nɒk/)
Categoría gramatical:
Fiil: knock (knocks – knocked – knocking)
Sinónimo:
strike
Antónimos:
avoid

Significados de "knock" en diccionario turco inglés : 44 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
knock v. kapı çalmak
Knock when going to the bathroom, OK?
Tuvalete giderken kapıyı çal, tamam mı?

More Sentences
General
knock n. kapı çalınması
Wait for a knock, step through another door, and you're in.
Kapının çalınmasını bekleyin, başka bir kapıdan geçin ve işte içeridesiniz.

More Sentences
knock n. darbe
The fighter continued even though he got a knock behind his head.
Dövüşçü kafasının arkasına aldığı darbeye rağmen devam etti.

More Sentences
knock n. çarpma sesi
I heard a continuous knock from upstairs.
Üst kattan sürekli gelen bir çarpma sesi duyuyordum.

More Sentences
knock v. kapıyı vurmak
I thought I heard someone knocking on the door.
Birinin kapıya vurduğunu duyduğumu sandım.

More Sentences
knock v. devirmek
His dog knocked the eggs from the table.
Köpeği masadaki yumurtaları devirdi.

More Sentences
knock v. tartaklamak
The policeman knocked the suspicious man to the ground.
Polis şüpheli adamı tartakladı.

More Sentences
knock v. eleştirmek
The critics heavily knocked the author's new book.
Eleştirmenler yazarın yeni kitabını ağır bir şekilde eleştirdi.

More Sentences
knock v. teklemek
My heart was knocking due to the jump scare in the film.
Filmdeki atlama korkusu nedeniyle kalbim tekliyordu.

More Sentences
knock v. kapıyı çalmak
Don't come in my room without knocking.
Kapıyı çalmadan odama girme.

More Sentences
knock v. çalmak
Please knock at the door before entering.
Lütfen girmeden önce kapıyı çalın.

More Sentences
knock v. vurmak
You can score a point by knocking the ball into these holes.
Topu bu deliklere vurarak sayı kazanabilirsiniz.

More Sentences
knock v. (aradaki duvarı yıkıp) birleştirmek
They knocked their garden into their neighbours.
Bahçelerini komşularınınki ile birleştirdiler.

More Sentences
Technical
knock n. darbe
The fighter continued even though he got a knock behind his head.
Dövüşçü kafasının arkasına aldığı darbeye rağmen devam etti.

More Sentences
knock v. çarpmak
Have you ever knocked down a dog with your car?
Hiç arabanla köpeğe çarptın mı?

More Sentences
knock v. vurmak
You can score a point by knocking the ball into these holes.
Topu bu deliklere vurarak sayı kazanabilirsiniz.

More Sentences
Automotive
knock n. darbe
The fighter continued even though he got a knock behind his head.
Dövüşçü kafasının arkasına aldığı darbeye rağmen devam etti.

More Sentences
General
knock n. küt
knock n. vuruş
knock n. tak
knock n. çalma
knock n. dövme
knock n. eleştiri
knock v. sertçe eleştirmek
knock v. tokuşmak
knock v. çarpışmak
knock v. kusur bulmak
knock v. pat pat etmek
knock v. çangırtı sesi çıkarmak
knock v. vuruntu
Technical
knock n. vuruntu çarpma
knock n. vuruş
Computer
knock n. vuruntu
Automotive
knock n. detonasyon
knock n. vuruntu
knock n. vurma
knock n. vuruş
knock n. vuruntu
knock v. detonasyon yapmak
knock v. vuruntu yapmak
Chemistry
knock n. vurma
Geography
knock n. irlanda'da yerleşim yeri
Card
knock n. eli bitirme (poker)
knock v. eli açmak (poker)

Significados de "knock" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
knock-kneed adj. paytak
General
a knock-down drag-out fight n. şiddetli ağız kavgası
a knock-down drag-out fight n. meydan kavgası
knock-off n. korsan eser
knock-off n. lisanssız ürün
knock-off n. sahte
knock-on effect n. ikincil etki
knock-on effect n. zincirleme etki
knock-off n. imitasyon
no-knock raid n. ani polis baskını
no-knock raid n. ani baskın (polis vb)
knock door run n. zili/kapıyı çalıp kaçma oyunu
knock down ginger n. zili/kapıyı çalıp kaçma oyunu
knock knock ginger n. zili/kapıyı çalıp kaçma oyunu
dolly knock n. zili/kapıyı çalıp kaçma oyunu
knock knock joke n. tak tak kim var orda şakası
knock knees n. parantez bacak
knock knees n. çarpık bacak
postman's knock n. öpücük karşılığında sembolik mektupların alınıp verildiği bir çocuk oyunu
knock off v. indirim yapmak
knock over v. çarpmak
knock into v. çarpmak
knock off v. öldürmek
knock out v. yenmek
knock out v. tıngırdatmak
knock up v. sayı yapmak
knock off v. kızlığını bozmak
knock off v. becermek
knock on the door v. kapıyı çalmak
knock somebody out v. nakavt etmek
knock back a drink v. tek atmak
knock out (someone) v. birini yere yıkmak
knock back v. devirmek
knock up v. hazırlamak
knock out v. yormak
knock repeatedly v. tak tak vurmak
knock against v. çarpmak
knock down v. mezatta çekici vurup malı son fiyatı verenin üzerine bırakmak
knock down v. yere sermek
knock the door v. kapıyı çalmak
knock down v. indirmek (fiyatı)
knock somebody down v. yumrukla devirmek
knock together v. bir araya getirmek
knock off v. işi bırakmak
knock together v. çarpışmak
knock something down v. yıkmak
knock around v. çıkmak
knock about v. hırpalamak
knock off v. fiyat kırmak
knock about v. gezmek
knock back v. içmek
knock out v. devirmek
knock someone up v. hamile bırakmak
knock about v. şiddetle sarsmak
knock up v. para kazanmak
knock over v. yıkmak
knock up v. telaşlandırmak
knock somebody for six v. darbe vurmak
knock at the door v. kapıyı çalmak
knock up v. uyandırmak
knock into a cocked hat v. mahvetmek
knock about v. tekrar tekrar vurmak
knock out v. öldürmek
knock somebody up v. çocuğu koymak
knock around v. gezmek
knock something off the price v. fiyatta indirim yapmak
knock over v. ezmek
knock about v. tartaklamak
knock someone out v. yere yıkmak (birini)
knock off a bank v. banka soymak
knock out v. çarpmak
knock off v. düşürmek
knock off v. soymak
knock back v. patlamak
knock down v. fiyat kırmak
knock down v. devirmek
knock down v. sökmek
knock over v. devirmek
knock down v. yumrukla yere devirmek
knock against v. çarpışmak
knock about v. çıkmak
knock back v. şaşırtmak
knock off v. çalmak
knock back v. mal olmak
knock down v. yıkmak
knock out v. nakavt etmek
knock off v. çırpıştırmak
knock one's head against the wall v. başını taştan taşa vurmak
knock around v. hırpalamak
knock about v. yalan söylemek
knock together v. birbirine çarpmak
knock over v. devirmek (birini/bir şeyi)
knock off a wallet v. cüzdan çalmak
knock someone's socks off v. şaşırtmak
knock the door v. kapı çalmak
(creditors) knock on one's door v. alacaklıları kapıya dayanmak
(creditors) knock on one's door v. alacaklılar kapıya dayanmak
knock at v. -i çalmak
knock galley-west v. yere sermek
knock on v. -i çalmak
knock at v. -e vurmak
knock on v. -e vurmak
knock about v. bulunmak
knock over v. çarpıp düşürmek
knock about v. sürtmek
knock out v. yere yıkmak
knock down v. yok etmek
knock up v. çok yormak
knock about v. ile ilişki kurmak
knock down v. vurup yere sermek
knock about v. olmak
knock on wood v. (nazar değmesin diye) tahtaya vurmak
knock against v. arabayla (ağaca vb) çarpmak
knock against v. toslamak
knock off v. paydos etmek
knock down the trees v. ağaçları devirmek
knock it off v. bir manevrayı tamamen iptal etmek
knock one’s teeth out v. birinin dişlerini dökmek
knock somebody unconscious v. birisini bayıltmak
knock in the head v. kafaya sert bir darbeyle yaşamına son vermek
knock up [dated] v. perişan etmek
knock up [dated] v. çalışmaktan bitap düşmek
knock up [dated] v. yıpratmak
knock up [dated] v. devam edemeyecek kadar bitap düşmek
knock up [dated] v. bıktırmak
knock up [dated] v. güçten düşmek
knock up [dated] v. mağlup etmek
knock up [dated] v. yorgun düşmek
knock-kneed adj. yürürken dizleri birbirine çarpan
knock-kneed adj. çarpık bacaklı
knock-off adj. aşıran
knock-off adj. sahte ürüne ait
knock-on adj. bir olay veya durumun dolaylı fakat kaçınılmaz sonucu olan
knock-off adj. çalan
knock-off adj. sahte ürünle ilişkili
knock-about adj. kaba saba
knock-about adj. gürültücü
Phrasals
knock out v. düşünemez hale getirmek
knock out v. şaşırtmak
knock off v. kesmek
knock off v. işi durdurmak
knock up v. hamile bırakmak
knock about v. kaba davranmak
knock about v. dövmek
knock back v. mal olmak
knock about v. tartaklamak
knock back v. mal olmak (pahalıya vb) patlamak
knock against v. çarpışmak
knock against v. hızla çarpmak
knock away (at something) v. çarpıp/vurup durmak