tear - Türkçe İngilizce Sözlük

tear

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tear — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yırtmak, koparmak, gözyaşı
Okunuş (IPA):
(AmE /tɛr/ – BrE /tɛə/ yırtmak; AmE /tɪr/ – BrE /tɪə/ gözyaşı)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: tear (tears – tore – torn - tearing); İsim: tear (tears)
Bir nesnenin zorla ayrılması ya da duygusal tepkiyle gözden sıvı akması durumu. Eski İngilizce teran (yırtmak) ve tēar (gözyaşı) köklerinden gelen iki ayrı tarihsel hat, aynı yazımda çokanlamlılık oluşturmuştur. Günlük dilde fiziksel yırtılma ve ağlama bağlamlarında, edebî anlatımda ise duygusal gerilim ve kırılma vurgusuyla kullanılır
Eş Anlamlılar:
rip, rend; drop
Zıt Anlamlılar:
mend, stitch; dryness

"tear" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 51 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
tear i. gözyaşı
Because it reduces the amount of oxygen that reaches the cornea and restricts normal tear production.
Çünkü korneaya ulaşan oksijen miktarını azaltır ve normal gözyaşı üretimini kısıtlar.

More Sentences
tear f. yırtılmak
I tore a ligament in my knee and had to have surgery.
Dizimdeki bir bağ yırtıldı ve ameliyat olmak zorunda kaldım.

More Sentences
tear f. yırtmak
I tore a ligament in my knee and had to have surgery.
Dizimde bir bağ yırttım ve ameliyat olmak zorundaydım.

More Sentences
tear i. yırtık
Genel
tear i. yaş
The eyes of everyone were full of tears.
Herkesin gözleri yaşlarla doluydu.

More Sentences
tear i. gözyaşı
Because it reduces the amount of oxygen that reaches the cornea and restricts normal tear production.
Çünkü korneaya ulaşan oksijen miktarını azaltır ve normal gözyaşı üretimini kısıtlar.

More Sentences
tear f. kopmak
I had my thumbnail torn off.
Başparmağım koptu.

More Sentences
tear f. yarılmak
Beneath such strange might, even the earth started to tear.
Böylesi tuhaf bir gücün altında yeryüzü bile yarılmaya başladı.

More Sentences
tear f. koparmak
Two soul mates torn apart by the social climate of their time.
Yaşadıkları dönemin sosyal iklimi tarafından birbirinden koparılan iki ruh ikizi.

More Sentences
tear f. yırtmak
I tore a ligament in my knee and had to have surgery.
Dizimde bir bağ yırttım ve ameliyat olmak zorundaydım.

More Sentences
tear f. parçalamak
Two terrible world wars tore our Continent apart.
İki korkunç dünya savaşı kıtamızı parçaladı.

More Sentences
tear f. parçalanmak
Beneath such strange might, even the earth started to tear.
Böyle sıradışı bir gücün altında yeryüzü bile parçalanmaya başlamıştı.

More Sentences
tear f. parçalanmak
Beneath such strange might, even the earth started to tear.
Böyle sıradışı bir gücün altında yeryüzü bile parçalanmaya başlamıştı.

More Sentences
tear f. bölmek
Tom tore the paper in half.
Tom kağıdı ikiye böldü.

More Sentences
Teknik
tear f. yırtmak
I tore a ligament in my knee and had to have surgery.
Dizimde bir bağ yırttım ve ameliyat olmak zorundaydım.

More Sentences
tear f. yırtılmak
I tore a ligament in my knee and had to have surgery.
Dizimdeki bir bağ yırtıldı ve ameliyat olmak zorunda kaldım.

More Sentences
Medikal
tear i. göz yaşı
Tom looked at me, with a tear in his eye.
Tom gözünde yaşla bana baktı.

More Sentences
tear i. gözyaşı
Because it reduces the amount of oxygen that reaches the cornea and restricts normal tear production.
Çünkü korneaya ulaşan oksijen miktarını azaltır ve normal gözyaşı üretimini kısıtlar.

More Sentences
tear i. yırtılma
Rarely, some drugs can cause tendinitis and tendon rupture (spontaneous tear).
Nadiren bazı ilaçlar tendinit ve tendon kopmasına (spontan yırtılma) neden olabilir.

More Sentences
Matbaa
tear i. yırtılma
Rarely, some drugs can cause tendinitis and tendon rupture (spontaneous tear).
Nadiren bazı ilaçlar tendinit ve tendon kopmasına (spontan yırtılma) neden olabilir.

More Sentences
Genel
tear i. damla
tear i. yırtık yer
tear i. yarık
tear i. camdaki defo
tear i. sökük
tear i. koparma
tear i. yırtma
tear i. parçalama
tear i. çatlak
tear i. acele
tear i. acele
tear f. yolmak
tear f. yarmak
tear f. paralamak
tear f. fırlamak
tear f. hırpalanmak
tear f. kapıvermek
tear f. hızla kapmak
tear f. bölünmek
tear f. yıpratmak
tear f. yıpranmak
tear f. acele etmek
tear f. koşuşturmak
tear f. çekip çıkarmak
tear f. düşüncesizce hareket etmek
tear f. delmek (çorap vs.)
Irregular Verb
tear f. tore - torn
Teknik
tear i. yıkma
Medikal
tear f. (cilt) yaralanmak
Argo
tear i. alem
tear i. cümbüş

"tear" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
tear ducts i. gözyaşı kanalları
wear and tear i. normal kullanılma sonucu eskime
wear and tear i. yıpranma ve aşınma
tear-jerker i. son derece üzücü
tear-jerker i. duygusal konulu
tear-jerker i. acıklı
tear-jerker i. dokunaklı
wear and tear i. yıpranma
bloody tear i. kanlı gözyaşı
tear and wear i. kullanılma yüzünden yıpranma
tear inducing i. göz yaşartıcı
tear-gas i. gözyaşartıcı gaz
tear gas spray i. göz yaşartıcı sprey
tear gas i. biber gazı
tear trough i. göz pınarı
tear trough i. gözyaşı çukuru
tear strip i. bir kutu, kitap ya da paketi açmak için çekip atılan bant
tear drop i. gözyaşı
vertical tear i. dikey yırtık
tear away f. koparmak
tear to shreds f. lime lime etmek
tear off f. ayırmak
tear into pieces f. parçalara ayırmak
tear into f. saldırmak
tear one's hair f. saçını başını yolmak
tear off f. koparmak
tear one's heart out f. çok üzmek
tear down f. yerle bir etmek
tear something off f. bir şeyi bir yerden yırtarak koparmak
tear to pieces f. paralamak
tear up f. harap etmek
tear to ribbons f. lime lime etmek
tear down f. deforme etmek
tear away f. ayırmak
tear it apart f. yırtarak ayırmak
tear out f. yolmak
tear at one's heartstrings f. yüreğini cız ettirmek
tear off f. sıyırmak
tear down f. parçalamak
tear away f. kurtarmak
tear out f. koparmak
tear something up f. parça parça etmek
tear up f. kökünden sökmek
tear to pieces f. parçalamak
tear apart f. yırtarak ayırmak
tear oneself away f. ayrılmak
tear up f. parça parça etmek
tear down f. sökmek
tear down f. alaşağı etmek
tear something out f. bir şeyi bir yerden yırtarak koparmak
tear something open f. bir şeyi yırtarak açmak
tear your hair out f. saç baş yolmak
shed tear f. gözyaşı akıtmak
tear hair f. saç çekmek
tear someone limb from limb f. lime lime etmek
tear at one's heartstrings f. -i çok duygulandırmak
tear down f. yıkmak
tear up f. yırtarak parçalamak
dash away a tear f. gözyaşlarını silmek
dash away one's tear f. gözyaşlarını silmek
use tear gas on protesters f. göstericilere göz yaşartıcı gaz sıkmak
tear one’s arm off f. birinin kolunu sökmek/koparmak
tear the peel from the banana f. kabuğu muzdan ayırmak/soymak
tear the coupons out of the magazine f. dergiden kuponları yırtmak
wipe away tear f. gözyaşı silmek
tear-gas f. göz yaşartıcı gaz sıkmak
tear-streaked s. yüzü yaşlı
tear-jerking s. acıklı
tear-stained s. yaşlı
tear-stained s. gözü yaşlı
tear-jerking s. yürek parçalayan
tear-stained s. yüzü yaşlı
tear-stained s. gözyaşıyla ıslanmış
tear-falling s. gözyaşı döken
tear-falling s. hassas
tear-falling s. gözü yaşlı
tear-free s. göz yakmayan
Öbek Fiiller
tear into f. saldırmak
tear into f. çatmak
tear something away f. yırtarak çıkartmak
tear apart f. kötülemek
tear apart f. ağır biçimde eleştirmek
tear apart f. küçük düşürmek
tear loose from f. -den kurtulmak
rip or tear something into something f. lime lime etmek
tear down f. aşağılamak
tear at f. içini/yüreğini cız ettirmek
tear out of f. (bir yerden) ayrılmak
tear along f. hızla/süratle geçmek
tear around f. bir şeyin etrafında koşturup durmak
tear someone up f. birini yıkmak/sarsmak
tear down f. küçük düşürmek
tear into f. birini eleştirmek
tear into f. birine yüklenmek
tear down f. eleştirmek
tear up f. gözleri yaşarmak
tear at f. çekmek/saldırmak (şiddetli bir şekilde)
tear out f. koparıp ayırmak
tear out f. hızla çıkmak
tear out f. aceleyle gitmek
tear out f. çekip çıkartmak
tear out f. hışımla/hızla çıkarmak
tear out f. yırtarak ayırmak
tear away f. çekip almak
tear (oneself) away (from someone or something) f. bir yerden zorla/istemeyerek ayrılmak
tear apart f. aşırı üzmek
tear a place apart f. bir yeri didik didik aramak
tear down f. hızla gitmek
tear into f. yemeğe saldırmak/dalmak
tear off f. aceleyle gitmek
tear off f. bir işi çabucak yapmak
tear up f. yarık ya da oyuk açmak
tear off f. yırtarak ayırmak
tear along f. kenarı boyunca yırtmak
tear up f. başarılı olmak
tear up f. gözleri dolmak
tear away f. hızla ayrılmak
tear up f. kırıp/parçalayıp açmak
tear up f. yırtıp atmak (kontratı/sözleşmeyi)
tear along f. boyunca gitmek/ilerlemek
tear up f. çok üzmek
tear off f. hışımla/hızla çıkarmak
tear off f. koparıp ayırmak
tear away f. üstünden sıyırmak/soymak
tear away f. aceleyle gitmek
tear up f. ağlamaklı olmak
tear apart f. paramparça etmek
tear out f. çekip çıkartmak
tear up f. karnını yarmak
tear off f. şiddet uygulayarak çıkarmak
tear out f. yerinden sökmek
tear off f. soymak
tear off f. çabucak yapıvermek
tear out f. oymak
tear between f. arasında ikircikli bırakmak
tear between f. iki arada bir derede bırakmak
tear between f. arasında tereddütte bırakmak
tear between f. iki arada bırakmak
tear between f. ikilemde bırakmak
tear between f. ikiye bölmek
tear between f. arasında kararsız bırakmak
tear from (someone or something) f. birini başka birinden zorla ayırmak
tear something from something f. bir şeyin kabuğunu soymak
tear from (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) sıyırmak
tear from (someone or something) f. kanırta kanırta almak
tear something from something f. bir şeyden yırtmak/sökmek
tear from (someone or something) f. sıkıca tutulan bir şeyi zorla almak
tear from (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) sökmek
tear from (someone or something) f. (birini/bir şeyi) soymak
tear from (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstünden yırtmak