rule - Türkisch Englisch Wörterbuch

rule

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

rule — Definition

Bedeutung:
kural, yönetmek
Aussprache (IPA):
(AmE /ruːl/ – BrE /ruːl/)
Wortart:
İsim: rule (rules); Fiil: rule (rules – ruled – ruling)
Synonyme:
regulation, govern
Antonyme:
chaos

Bedeutungen von dem Begriff "rule" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 117 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
rule n. kural
The basic rule is that if you hear any unusual sound from the engine, you should immediately stop it.
Temel kural, motordan olağandışı bir ses duyarsanız, derhal durdurmanız gerektiğidir.

More Sentences
rule v. hükmetmek
The judge ruled that he should pay an indemnity of 800 pounds.
Yargıç 800 pound tazminat ödemesine hükmetmiştir.

More Sentences
rule v. hüküm sürmek
Witnesses say that Jesus began to rule in 1914 as King.
Tanıklar, İsa'nın 1914'te Kral olarak hüküm sürmeye başladığını söylüyor.

More Sentences
General
rule n. yönetim
Everyday life under the rule of the emperor was very harsh on peasants.
İmparatorun yönetimi altındaki günlük yaşam köylüler için çok sertti.

More Sentences
rule n. prensip
He makes it a rule to wear glasses when he reads a newspaper.
Gazete okurken gözlük takmayı prensip edinmiştir.

More Sentences
rule n. cetvel
The tailor uses a steel rule to measure the length of the cloth.
Terzi, kumaşın uzunluğunu ölçmek için çelik bir cetvel kullanır.

More Sentences
rule n. kaide
I still haven't learned all the rules.
Hala tüm kaideleri öğrenemedim.

More Sentences
rule n. kural
The basic rule is that if you hear any unusual sound from the engine, you should immediately stop it.
Temel kural, motordan olağandışı bir ses duyarsanız, derhal durdurmanız gerektiğidir.

More Sentences
rule n. yasa
That's against the rules.
Bu yasalara aykırıdır.

More Sentences
rule n. adet
As a general rule, most people wash their faces after they wake up.
Genel bir adet olarak, çoğu insan uyandıktan sonra yüzünü yıkar.

More Sentences
rule v. çizmek
Please rule a line under each keyword necessary.
Lütfen gerekli her anahtar kelimenin altını çizin.

More Sentences
rule v. yönetmek
The greed for money rules him.
Para hırsı onu yönetiyor.

More Sentences
Trade/Economic
rule n. adet
As a general rule, most people wash their faces after they wake up.
Genel bir adet olarak, çoğu insan uyandıktan sonra yüzünü yıkar.

More Sentences
rule n. egemenlik
The house was under the rule of death.
Ev ölümün egemenliği altındaydı.

More Sentences
rule v. yönetmek
The greed for money rules him.
Para hırsı onu yönetiyor.

More Sentences
Law
rule n. kaide
I still haven't learned all the rules.
Hala tüm kaideleri öğrenemedim.

More Sentences
rule v. hükmetmek
The judge ruled that he should pay an indemnity of 800 pounds.
Yargıç 800 pound tazminat ödemesine hükmetmiştir.

More Sentences
rule v. karar vermek
You have in addition requested that I should rule as regards admissibility.
Ayrıca benden kabul edilebilirlik konusunda karar vermemi talep ettiniz.

More Sentences
rule v. yönetmek
The greed for money rules him.
Para hırsı onu yönetiyor.

More Sentences
Politics
rule n. hükümranlık
The king ruled over the island.
Kral, adanın üzerinde hükümranlık kurdu.

More Sentences
Technical
rule n. kaide
I still haven't learned all the rules.
Hala tüm kaideleri öğrenemedim.

More Sentences
rule n. kural
The basic rule is that if you hear any unusual sound from the engine, you should immediately stop it.
Temel kural, motordan olağandışı bir ses duyarsanız, derhal durdurmanız gerektiğidir.

More Sentences
rule v. yönetmek
The greed for money rules him.
Para hırsı onu yönetiyor.

More Sentences
Sport
rule n. kural
The basic rule is that if you hear any unusual sound from the engine, you should immediately stop it.
Temel kural, motordan olağandışı bir ses duyarsanız, derhal durdurmanız gerektiğidir.

More Sentences
General
rule n. saltanat
rule n. mahkeme kararı
rule n. standart
rule n. çizgilik
rule n. hükümet
rule n. talimat
rule n. erkan
rule n. yol
rule n. gönye
rule n. nizam
rule n. oranlama
rule n. düstur
rule n. norm
rule n. kanun
rule n. düzeç
rule n. çizeç
rule n. ilke
rule n. tüzük
rule n. yöntem
rule n. usul
rule n. geçerli olan bir durum veya ilişkinin ifade edilmesi
rule n. çoğunlukla geçerli olan genelleme
rule n. genel olarak baskın olan durum, özellik, faaliyet biçimi veya davranış tarzı
rule n. bir şeyi değerlendirmek için kullanılan standart
rule n. kriter
rule n. bir sanatın veya bilimin icrasında işleyişe etki eden ilke
rule n. bir sanatın veya bilimin icrasında bağlı kalınan prensip
rule n. yönetilme
rule n. idare edilme
rule n. kontrol
rule n. denetim
rule n. üst kısmı çıkıntılı olan bir çelik cetvel
rule n. birtakım kategorilerdeki mahkumların hapishane çevresinde kurulan sınırlı alanda yaşama özgürlüğü
rule v. hükümet etmek
rule v. hükümdarlık etmek
rule v. sözü geçmek
rule v. karara varmak
rule v. emretmek
rule v. buyurmak
rule v. hakim olmak
rule v. dizginlemek
rule v. egemen olmak
rule v. geçerli olmak
rule v. hükümdarı olmak
rule v. cetvelle çizmek
rule v. hüküm vermek
rule v. saltanat sürmek
rule v. çizgi çekmek
rule v. hükme bağlamak
rule v. -e hükmetmek
rule v. cetvelin düz kenarıyla çizgi çekmek
rule v. cetvelle kağıdı çizmek
rule v. düz çizgiyle düzenlemek
rule v. cetvelle çizmiş gibi işaretlemek
rule v. kontrol etmek
rule v. ağır basmak
rule v. belirli bir durumda var olmak
rule v. sayı, miktar, güç veya önemce daha fazla olmak
rule v. etkisi altına almak
Trade/Economic
rule n. hüküm
rule n. idare
rule n. tüzük
rule n. usul
rule n. yönetmelik
Law
rule n. düstur
rule n. hüküm
rule n. kanun
rule n. karar
rule n. mahkeme emri
rule n. nizam
rule v. hukuk kuralı koymak
rule v. mahkeme emri çıkarmak
rule v. hukuki meselede karar vermek
rule v. kural koymak
Politics
rule n. mahkeme emri
rule n. yönetici veya hükümetin egemenlik süresi
Technical
rule n. üzerinde uzunluk birimlerinin işaretli olduğu, şerit biçimindeki uzunluk ölçmeye yarayan alet
rule n. punta ölçeği
rule n. matbaacı cetveli
rule v. cetvel ile çizgi çizmek
rule v. idare etmek
Medical
rule n. regl
Math
rule n. matematiksel işlemde kesin sonuç elde etmek için gerekli olan yöntem
Logic
rule n. normatif örnek olarak görülen şey
Astronomy
rule n. cetvel (takımyıldızı)
Linguistics
rule n. sözcüklerin biçim ve kullanımlarını düzenleyen ilke
rule n. sözcüklerin biçim ve kullanımlarında bağlı kalınan prensip
Religious
rule n. tarikat kurucusunun üyelerin riayet etmesi için belirlediği kural veya düzenlemeler
Printery
rule n. uzun ince bir çizgi şeklindeki basılı veya çizili karakter
Slang
rule v. aşırı havalı olmak
rule v. popüler olmak
rule v. mükemmel olmak
rule v. üstün olmak

Bedeutungen von dem Begriff "rule" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Aeronautic
rule run n.
rule taxiing n.

Bedeutungen, die der Begriff "rule" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
rule of thumb n. yaklaşık hesap
folding rule n. katlanır mezura
foot rule n. ölçü
rule of the road n. sürücülerin yolun sağını mı solunu mu kullanacakları belirten ülkesel kural
rule of thumb n. temel kural
carpenter's rule n. marangoz cetveli
rule of law n. hukukun egemenliği
nagele's rule n. nagele kuralı
emergency rule governor n. olağanüstü hal bölge valisi
non crossing rule n. çaprazlama kuralı
jointing rule n. derz mastarı
l'hospital's rule n. l'hospital kuralı
rule of thumb n. pratik iş görme usulü
rule of a thumb n. genel kabul görmüş kural
british rule n. ingiliz yönetimi
standing rule n. tüzük
administrative rule making n. idari kanun yapma
slide rule n. sürgülü cetvel
working rule n. çalışma kuralı
rule of the phallus n. fallusun hükümranlığı
foot rule n. cetvel
party rule n. parti yönetimi
foot rule n. ayar
supporter of absolute rule n. diktacı
heuristic rule n. sezgisel kural
left hand rule n. sol el kuralı
competition rule n. yarışma kuralı
rule of thumb n. göz kararı
golden rule n. herkese iyilik etme kuralı
rule of the road n. yol kuralı
ground rule n. temel kural
phase rule n. evre kuralı
turkish rule n. türk yönetimi
laporte selection rule n. laporte seçim kuralı
slide rule n. sürgülü hesap cetveli
unenforceable rule n. uygulanamaz
stopping rule n. durma kuralı
rule making n. kural koyuculuk
writing rule n. yazım kuralı
mode of rule n. yönetim anlayışı
sense of rule n. yönetim anlayışı
manner of rule n. yönetim anlayışı
traditional rule n. geleneksel kural
decision rule n. karar kuralı
golden rule n. altın kural
minimum standard rule n. asgari standart kural
slide-rule n. sürgülü hesap cetveli
rule-making n. kural koyuculuk
self-rule n. otonomi
self-rule n. özerklik
strict rule n. katı kural
merchant's rule n. tüccar kanunu
rule of law n. hukuk kaidesi
rule of procedure n. usul kuralı
rule of thumb n. ampirik
rule of thumb n. parmak hesabı
rule of morals n. ahlak kuralı
rule book n. kural kitabı
rule maker n. kural koyucu
rule bending n. kuralların esnetilmesi
rule bending n. kural esnetme
the cause and effect rule n. sebep sonuç kuralı
mob rule n. avam idaresi
mob rule n. (olumsuz anlamda) halk/güruh yönetimi
mob rule n. ayak takımı hakimiyeti/yönetimi
rule of three n. üç kuralı
secret rule n. gizli kural
blanket rule n. her şeyi veya herkesi kapsayan kural
safety rule n. güvenlik kuralı
thumb rule n. ampirik kural
thumb rule n. genel olarak kabul görmüş pratik kural
unwritten rule n. yazılı olmayan kural
unwritten rule n. herkes tarafından benimsenmiş ama resmi olmayan kural
unwritten rule n. resmi olmayan kural
board rule n. kereste ölçüm aleti
rule [dialect] n. yemek tarifi
rule [obsolete] n. yürütme
rule-monger n. kurallara aşırı bağlı kimse
rule [dialect] n. formül
rule [obsolete] n. hareket
rule-monger n. kural bağımlısı kimse
rule [obsolete] n. davranış
outlaw rule n. saman yığınlarının hacmini kabaca hesaplamada kullanılan bir formül
unspoken rule n. söylenmeyen kural
unspoken rule n. dile getirilmeyen kural
rule out v. bertaraf etmek
rule out v. göz ardı etmek
rule the roast v. sözü geçmek
rule over v. hakim olmak
rule out v. hariç bırakmak
rule something out v. silmek
rule out v. kabul etmemek
rule out v. reddetmek
rule out v. hazfetmek
stretch a rule v. kuralı harfi harfine uygulamamak
rule something out v. elemek
rule a country while lying sick in bed v. hasta yatağından ülkeyi yönetmek
make into a rule v. kurallaştırmak
stretch a rule v. kuralın bir kısmını görmezlikten gelmek
rule out v. çıkarmak
rule out v. imkan vermemek
become a rule v. kurallaşmak
rule over v. hükmetmek
rule something out of order v. kabul etmemek
rule out v. silmek
rule the roost v. sözünü geçirmek
rule out v. ortadan kaldırmak
rule out v. karalamak
come under the rule of v. yönetimi altına girmek
fall under someone's rule v. hakimiyeti altına girmek
enter under one's rule v. hakimiyeti altına girmek
enter under one's rule v. yönetimi altına girmek
fall under someone's rule v. yönetimi altına girmek
rule out v. seçmek
rule out v. elemek
obey the rule v. kurala uymak
abide by the rule v. kurala uymak
obey rule v. kurala uymak
be in breach of a rule v. kuralı çiğnemek
flout a rule v. kuralı çiğnemek
break a rule v. kuralı çiğnemek
violate a rule v. kuralı çiğnemek
disregard a rule v. kuralı çiğnemek
fall foul of a rule v. kuralı çiğnemek
break the rule v. kuralı ihlal etmek
fall foul of the rule v. kuralı ihlal etmek
flout the rule v. kuralı ihlal etmek
violate the rule v. kuralı ihlal etmek
disregard the rule v. kuralı ihlal etmek
be in breach of the rule v. kuralı ihlal etmek
violate a rule v. kural çiğnemek
rule with a rod of iron v. katı bir şekilde yönetmek
rule with an iron hand v. katı bir şekilde yönetmek
rule with an iron fist v. katı bir şekilde yönetmek
set up a rule v. kural koymak
enforce the rule v. kuralı uygulamak
apply the rule v. kuralı uygulamak
apply a rule v. kuralı uygulamak
enforce a rule v. kuralı uygulamak
depart from the rule v. prensipten şaşmak
make it a rule v. prensip edinmek
depart from the rule v. kuraldan şaşmak
depart from the rule v. kuralı bozmak
come under the rule of v. hakimiyeti altına girmek
come under the rule of v. denetimi altına girmek
come under the rule of v. denetimine girmek
rule a country v. ülke yönetmek
rule out v. çizgi çizerek iptal etmek
rule out v. ekarte etmek
observe the rule of law v. hukuk kuralına uymak