Lead - Turco Inglés Diccionario

Lead

Significados de "Lead" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lead n. kurşun
lead v. yol göstermek
lead v. rehberlik etmek
lead v. sürmek
lead v. öncülük etmek
lead v. önderlik etmek
lead v. öncülük yapmak
lead v. öncülüğünü yapmak
General
lead n. (iskambilde) ilk oynama hakkı
lead n. kılavuz
lead n. önde bulunma
lead n. örnek
lead n. kurşundan yapılmış
lead n. ileride bulunma
lead n. önde gelme
lead n. rehberlik
lead n. öncülük
lead n. uç (versatil kalem için)
lead n. yol
lead n. saçma
lead n. öncü
lead n. başta olma
lead n. kılavuzluk
lead n. ara kablosu
lead n. önderlik
lead n. önde olma
lead n. kablo
lead n. kalem kurşunu
lead n. tasma kayışı
lead n. bağlantı kablosu
lead n. ipucu
lead n. sözleşme
lead n. başta gelme
lead n. öncelik
lead n. birinci gelme
lead n. önde gelme
lead n. birincilik
lead n. köpek kayışı
lead n. rehber
lead n. tasma
lead n. yular
lead n. önder
lead n. kılavuz
lead n. delil
lead n. işaret
lead n. gösterge
lead n. emare
lead n. kılavuzluk
lead n. liderlik
lead n. kılavuzluk
lead n. liderlik
lead n. kalem kurşunu
lead n. iz
lead n. emsal
lead n. elebaşı
lead n. boksörlerin yaptığı ilk vuruş serisi
lead n. caz grubunda lider
lead n. helke
lead n. bakraç
lead n. çekül
lead v. sürmek (yaşam)
lead v. bozmak
lead v. sürdürmek
lead v. neden olmak
lead v. yedmek
lead v. yönetmek
lead v. başta gelmek
lead v. yönlendirmek
lead v. başında olmak
lead v. önde gitmek
lead v. başı olmak
lead v. idare etmek
lead v. başı çekmek
lead v. sürüklemek
lead v. götürmek
lead v. başını çekmek
lead v. başlamak
lead v. varmak
lead v. başlatmak
lead v. gitmek
lead v. liderlik etmek
lead v. etkilemek
lead v. çekmek
lead v. sonuçlanmak
lead v. yol açmak
lead v. sevk ve idare etmek
lead v. sevk etmek
lead v. götürmek
lead v. getirmek
lead v. başta olmak
lead v. başta gitmek
lead v. ileride olmak
lead v. önderlik yapmak
lead v. almak
lead v. geçirmek
lead v. üstün gelmek
lead v. iletmek
lead v. üstünlük sağlamak
lead v. üstün olmak
lead v. sürdürmek
lead v. birinci gelmek
lead v. başına geçmek
lead v. başa geçmek
lead v. önden gitmek
lead v. ön ayak olmak
lead v. peşi sıra/arkasından götürmek
lead v. ulaşmak
lead v. ulaştırmak
lead v. çevirmek
lead v. (geçit/koridor/yol) gitmek
lead v. pencere camını kurşunla sabitlemek
lead v. satır arasını kurşun cetvelle açmak
lead v. yedeğinde götürmek
lead v. yöneltmek
lead v. (görgü tanığına) yönlendirici soru sormak
lead v. kurşun eklemek
lead v. kurşunla karıştırmak
lead v. kurşunla derinlik ölçümü yapmak
lead v. kılavuzluk etmek
lead adj. önemli
lead adj. öncü
lead adj. baş
lead adj. kurşun
lead adj. kurşundan yapılmış
lead adj. kurşundan
lead adj. kurşunlu
lead N. yönlendirme
Irregular Verb
lead v. led - led
Colloquial
lead n. mermi
Trade/Economic
lead n. müşteri adayı
lead n. potansiyel/hedef müşteri
Law
lead v. sevk etmek
Media
lead n. dergi başyazısı
lead n. girişlik
lead n. girizgah
lead n. giriş
lead n. söz girişi
lead n. başyazı
lead n. özet yazısı
lead n. manşet
Advertising
lead n. müşteri yaratma
Technical
lead n. kurşun
lead n. kutup
lead n. sarmal eksen boyu
lead n.
lead n. taşıma mesafesi
lead n. piston vuruş mesafesi
lead v. kurşunla kaplamak
lead v. kurşunlamak
Electric
lead n. bağlama teli

Significados de "Lead" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lead actor n. başaktör
lead actress n. başaktris
General
lead out groove n. çıkış yivi
dog lead n. tasma kayışı
lead singer n. müzik grubunun solisti
lead ram n. kösemen
lead in n. giriş
sounding lead n. iskandil kurşunu
sounding lead n. iskandil
lead pencil n. kurşunkalem
affixing lead n. tutturucu uç
red lead n. sülüğen
black lead n. grafit
white lead n. üstübeç
sheet lead n. kurşun levha
lead goat n. kösemen
lead foil n. kurşun kağıdı
negative lead n. eksi uç
lead tree n. kurşun ağacı
lead pencil n. kurşun kalem
power lead n. elektrik kablosu
juvenile lead n. jönprömiye
power lead n. elektrik fişi
lead shot n. kurşun saçma
lead designer n. baş tasarımcı
lead acid n. kurşun asidi
lead time n. teslim süresi
lead industry and trade n. kurşun endüstrisi ve ticareti
lead alloys n. kurşun alaşımları
lead poisoning n. kurşun zehirlenmesi
lead-in n. besleme
lead-off n. başlangıç
lead-in n. giriş
lead-free petrol n. kurşunsuz benzin
lead acetate n. kurşun asetat
lead tack n. yaka
lead white n. kurşun beyazı
lead tack n. kulak
pencil lead n. kurşunkalem ucu
sugar of lead n. kurşun asetat
black lead n. siyah kalem ucu
lead author n. başyazar
lead writer n. başyazar
lead guitar n. solo gitar
extension lead n. uzatma kablosu
lead article n. baş makale
lead article n. başyazı
female lead n. kadın başrol
krems lead n. tabletler halinde satılan katışıksız bir beyaz kurşun çeşidi
lead-off n. açılış
lead-off n. başlama
lead-off n. ilk oyuncu
lead-off n. açma
lead-off n. giriş
lead-off n. başlangıç faaliyeti
lead weight [uk] n. kurşundan yapılan ağırlık
lead-off n. başlangıç yapan oyuncu
lead actress n. başaktris
lead actor n. başaktör
coasting lead n. ağırlığı el iskandili ile derin su iskandili arasında olan bir tür iskandil
pencil lead n. grafit kalem ucu
lead consultant n. baş danışman
lead vocal n. ana vokal
follow the lead of someone v. birinin ardından gitmek
lead away v. başlatmak
lead up to v. kapısını yapmak
lead astray v. baştan çıkarmak
lead somebody a dog's life v. süründürmek
lead on v. ayartmak
lead up to v. demeye çalışmak
lead up to v. yol açmak
lead the way v. öne düşmek
lead someone a dance v. birini çok zahmete sokmak
lead the way v. önayak olmak
lead away from v. sapmak
lead someone a merry chase v. birini çok zahmete sokmak
lead a solitary life v. yalnız yaşamak
lead someone a dance v. birini çok uğraştırmak
be in the lead v. başta gelmek
lead astray v. azdırmak
lead someone by the nose v. birinin yuları elinde olmak
lead a happy life v. mutlu bir yaşam sürmek
lead to trouble v. dert açmak
lead on v. götürmek
lead away v. saptırmak
lead a dog's life v. sürünmek
lead the way v. yol göstermek
lead a life of pleasure v. keyif sürmek
lead a life of a privation v. mahrumiyet içinde yaşamak
lead to v. sebep olmak
lead a life of pleasure v. zevk ve sefa sürmek
lead a dog's life v. çok sıkıntı çekmek
lead to the altar v. evlenmek
lead someone a merry chase v. birini çok yormak
have a big lead v. çok önde olmak
lead astray v. aklını çelmek
lead a fast life v. hızlı yaşamak
lead off v. başlatmak
lead by the nose v. parmağında oynatmak
lead a life v. yaşam sürmek
lead someone a dance v. birini çok yormak
lead away from v. ayrılmak
lead into error v. yanıltmak
lead astray v. bozmak
lead a life of luxury v. lüks içinde yaşamak
lead up to v. zemin hazırlamak
lead somebody on v. yutturmak
lead astray v. ayartmak
lead to v. neden olmak
lead a comfortable life v. elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
lead a carefree life v. tasasız bir hayat yaşamak
lead the way v. kılavuzluk etmek
lead on v. inandırmak
lead a dog's life v. dünya zindan olmak
take the lead v. başa geçmek
lead up to v. yolunu yapmak
lead someone astray v. birini ayartmak
lead to v. götürmek
lead to v. yol açmak
lead to v. sürüklemek
take the lead v. yönetimi ele almak
lead off v. başlamak
lead someone a dog’s life v. hayatını zindan etmek
lead a poor life v. aç susuz kalmak
lead to the right path v. doğru yolu göstermek
cover with lead v. kurşunlamak
lead someone a merry chase v. birini çok uğraştırmak
lead the way v. rehberlik etmek
take the lead v. başı çekmek
lead someone astray v. birini kötü yola saptırmak
lead somebody a dog's life v. dünyayı zindan etmek
lead off v. yol göstermek
lead a bohemian life v. bohem yaşamı sürmek
lead up to v. sözü getirmeye çalışmak
take the lead in v. önayak olmak
take the lead v. önayak olmak
lead on v. kandırmak
lead to a stalemate v. açmaza getirmek
lead to a stalemate v. açmaza sürüklemek
lead to a stalemate v. açmaza girmek
lead to a stalemate v. açmaza düşmek
lead into a dead end v. çıkmaza sokmak
lead into a dead end v. açmaza getirmek
lead into a dead end v. açmaza sürüklemek
lead to a stalemate v. çıkmaza sokmak
lead somebody a dance v. üzmek
lead someone a dance v. üzmek
lead someone a dance v. eziyet etmek
lead someone a dance v. kişisel çıkarı için zorluk çıkarmak
lead somebody a dance v. eziyet etmek