Fall - Türkçe İngilizce Sözlük

Fall

"Fall" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fall i. düşüş
fall i. güz
fall i. sonbahar
fall f. inmek
fall f. düşmek
Genel
fall i. iniş
fall i. tuş
fall i. yavrulama
fall i. çağlayan
fall i. yağış
fall i. fırfır
fall i. dökülme
fall i. düşme
fall i. sukut
fall i. eğim
fall i. düşürme
fall i. hazan
fall i. yamaç
fall i. sarkma
fall i. döküm
fall i. yıkma
fall i. akma
fall i. düşüş (fiyat/talep/ısı vb'nde)
fall i. şelale
fall i. meyil
fall i. inme
fall i. kat
fall i. yıkılma
fall i. çökme
fall i. çöküş
fall i. azalma
fall i. inkıraz
fall i. yaprak dökümü
fall i. kadının şapkasına asılı olup sırtına doğru sarkan tül
fall i. elbise yakasına takılan süslü dantel şerit veya harç
fall i. uzun ve salınmış postiş
fall i. ahlaki sapma
fall i. yukarı kaldırma işlemindeki güçle çekilen kablo, halat veya zincir ucu
fall i. uçan çulluk ailesi
fall i. bir şeyin düşüş mesafesi
fall i. uzun takma saç
fall i. çıtçıt
fall i. kıyafette bol şekilde sarkan şey
fall i. teslim olma
fall i. kadının iffetini kaybetmesi
fall i. masumiyetini yitirme
fall i. kesilen ağaç sayısı
fall i. (güreşte) tuş
fall i. alçalma
fall f. yatağa düşmek
fall f. alçalmak
fall f. suratı asılmak
fall f. ortalık kararmak
fall f. ayrılmak
fall f. vurmak
fall f. saldırmak
fall f. çökmek
fall f. sukut etmek
fall f. kesilmek
fall f. sıyrılmak
fall f. tam yerine denk gelmek
fall f. devrilmek
fall f. bölünmek
fall f. ölmek
fall f. gerilemek
fall f. gelmek
fall f. bozuşmak
fall f. vurmak (piyango)
fall f. dalmak
fall f. alınmak
fall f. zaptolunmak (kale)
fall f. tünmek
fall f. atlatmak
fall f. kar düşmek
fall f. eğimli olmak
fall f. ucuzlamak
fall f. eksilmek
fall f. kapanmak
fall f. basmak
fall f. karanlık bastırmak
fall f. rastlamak
fall f. fenalaşmak
fall f. karanlık basmak
fall f. başlamak
fall f. dökülmek
fall f. tutulmak
fall f. asılmak (surat)
fall f. girişmek
fall f. yıkılmak
fall f. mahvolmak
fall f. dağılmak
fall f. bitmek
fall f. atışmak
fall f. yağmak
fall f. çıkmak
fall f. yüzü asılmak
fall f. düşmek
fall f. düşüş yaşamak
fall f. düşüş göstermek
fall f. düşüş kaydetmek
fall f. aşağıya düşmek
fall f. azalmak
fall f. denk düşmek
fall f. (miras) hakkına düşmek
fall f. ödenmesi gerekmek
fall f. (ödemelerin) vadesi gelmek
fall f. ters düşmek
fall f. belirli bir duruma geçmek
fall f. (sıcaklık) düşmek
fall f. (aşık) olmak
fall f. (huy) edinmek
fall f. sarkmak
fall f. (gölge vb.) düşmek
fall f. denk gelmek
fall f. ele geçmek
fall f. (ses) kısılmak
fall f. (güçten) düşmek
fall f. canından olmak
fall f. darbe inmek
fall f. darbe yemek
fall f. (gece) çökmek
fall f. (hasta) olmak
fall s. güz dönemine ait
fall s. güz dönemi ile ilişkili
fall s. güz döneminde gerçekleşen
fall s. güz dönemine uygun
fall s. güz döneminde yetişen
Irregular Verb
fall f. fell - fallen
Konuşma Dili
fall i. tutuklanma
fall i. tutukluluk
fall i. tutuklanıp ceza alma
fall i. yakayı ele verme
fall i. polisin eline düşme
fall f. suç işleyip yakalanmak
fall f. yakayı ele vermek
fall f. tutuklanmak
fall f. bir suç yüzünden ceza almak
fall f. tutuklanmak
Teknik
fall i. hidrolik yük
fall i. hidrostatik yük
fall f. düşmek
Mekanik
fall i. halat takımını yukarı kaldırmak için kuvvet uygulanan uç
Tekstil
fall i. özellikle şövalyelerin 17. yüzyılda giydiği ince kumaş ve dantelden yapılmış çok geniş yaka
fall i. katlanmış yakanın pli kısmından dış kenarına doğru olan kısmı
fall i. özellikle denizci pantolonlarında görülen önden sarkan geniş parça
fall i. paltonun etek kısmının serbest olan alt kenarı
Denizcilik
fall i. tirenti
fall i. güvertenin seviyesinde görülen batma veya yükselme
fall i. kargoyu veya filikaları yukarı çekmek ve nakletmek için kullanılan gereç
fall f. çarpışmak

"Fall" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fall down f. çökmek
Genel
team fall back i. tim geri çekilin
causing to fall i. düşürme
rain fall i. yağmur
fall guy i. dolandırılan kimse
fall budding i. güz aşısı
fall range i. güzlek
rise and fall i. iniş çıkış
fall irrigation i. güz sulaması
the fall i. hz adem ve havva'nın işlediği günah ve sonuçları
rate of fall i. düşüş hızı
fall guy i. başkasının cezasını çeken kimse
fall guy i. abalı
fall wind i. düşüş rüzgarı
fall of man i. hz adem ve havva'nın işlediği günah ve sonuçları
slope of fall i. düşüş meyili
slope of fall i. düşüş eğikliği
fall guy i. dolandırılan
fall guy i. şamar oğlanı
fall guy i. enayi
fall guy i. keriz
fall-out i. nükleer atık
fall-out i. yan ürün
fall-out i. döküntü
fall-out i. radyoaktif çökelek
dew-fall i. akşam
fall-out i. radyoaktif tortu
fall-out i. atık
fall of an empire i. bir imparatorluğun çöküşü
fall guy i. kurban
rock fall i. kaya düşmesi
fall of darkness i. karanlığın bastırması
fall-board i. piyano klavyesini koruyan menteşeli kapak
risk of fall i. düşme riski/tehlikesi
large fall i. büyük düşüş
big fall i. büyük düşüş
heavy fall of snow i. yoğun kar yağışı
fall tournament i. sonbahar turnuvası
last fall i. son düşüş
marked fall i. belirgin düşüş
fall foliage i. yaprak dökümü
to-fall [scottish] i. akşam vakti
to-fall [scottish] i. akşam üzeri
fall equinox i. eylül ekinoksu
fall equinox i. 22 eylül
fall equinox i. gündüz ve gece süresinin eşit olduğu tarih
fall equinox i. sonbahar ekinoksu
fall guy i. suç üzerine yıkılan kimse
fall guy i. günah keçisi
fall [scotland] i. başa gelen şey
flag fall [australia] i. asgari taksi ücreti
fall out with somebody f. arası açılmak
let fall f. düşürmek
fall into a habit f. adet edinmek
fall for somebody f. kesilmek
fall afoul f. zıt düşmek
fall into the hands of an expert f. adamına düşmek
fall on f. saldırmak
fall on one's knees f. dize gelmek
fall short of f. aşağı kalmak
fall off f. bozulmak
fall off f. dökülmek
fall due f. günü gelmek
fall in step with f. ayak uydurmak
fall back on f. başvurmak
fall out with somebody f. biriyle bozuşmak
fall for f. bayılmak
fall behind f. gerisinde kalmak
fall in love with f. abayı yakmak
fall down f. yıkılmak
fall back upon a thing f. sığınmak
fall away f. inmek
fall behind with f. gecikmek
fall within f. yer almak
fall into ruin f. dökülmek
fall on one's feet f. sıyrılmak
fall flat f. başarısız olmak
fall short of f. yetmemek
fall at somebody's feet f. dizlerine kapanmak
fall behind with f. sürüncemede kalmak
fall on f. rastlamak
fall short f. yeterli olmamak
fall for somebody f. aşık olmak (birisine)
fall upon f. saldırmak
fall to loggerheads f. araları bozulmak
fall foul of f. ile çatışmak
fall on one's feet f. atlatmak
fall down f. eğilmek
fall sick f. rahatsızlanmak
fall into f. yer almak
fall ill f. rahatsızlanmak
fall into disuse f. bırakılmak
fall to f. payına düşmek
fall prey to f. tutsağı olmak
fall into sin f. sapmak
fall into oblivion f. unutulup gitmek
fall a victim f. kurban gitmek
fall in with f. kabul etmek
fall loosely f. halsiz düşmek
fall out with f. bozuşmak
fall out f. kavga etmek
fall in f. dizilmek
fall ill f. hastalığa yakalanmak
fall for it f. çapraza gelmek
fall on f. düşmek
fall asleep f. uyumak
fall in love with f. meyil vermek
fall foul f. ters düşmek
fall into ruin f. haraplaşmak
fall into discredit f. pabucu dama atılmak
fall back on f. müracaat etmek
fall into disrepute f. adı kötüye çıkmak
fall victim to f. kurban gitmek
fall off f. terketmek
fall afoul f. ters düşmek
fall afoul f. çatışmak
fall flat f. umulan rağbeti hiç görmemek
fall into the hands of f. eline düşmek
fall by the wayside f. başarısız olmak
fall through f. gerçekleşmemek
fall with f. rastlamak
fall in love with f. aşık olmak
fall on f. hücum etmek
fall into desuetude f. yürürlükten kalkmak
fall into f. edinmek
fall of one's chair f. küçükdilini yutmak
fall asleep f. dalmak
fall over f. yıkılmak
fall on f. tarihin belirli bir güne rastlaması
fall to pieces f. yıkılmak
fall for f. çok beğenmek
fall flat f. başarı sağlayamamak
fall from f. devrilmek
fall into f. dökülmek
fall to pieces f. paramparça olmak
fall in value f. devalüe olmak
fall with f. uyum sağlamak
fall out with f. külahları değişmek
get someone's to fall for it f. dalgaya gelmek
fall due f. vadesi dolmak
fall off f. damlamak
fall down f. reddetmek
fall in with f. rastlamak
fall astern f. gerisinde kalmak
fall ill f. hasta olmak
fall in love with f. vurulmak
fall with f. karşılaşmak
fall to f. isabet etmek
fall into disuse f. kullanılmaz olmak
fall under f. kapsamı içerisinde olmak