Solid - Türkçe İngilizce Sözlük

Solid

"Solid" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
solid s. yekpare
solid s. sert
solid s. sağlam
solid s. katı
solid s. katı cisim
Genel
solid i. üç boyutlu cisim
solid i. katı madde
solid i. metanet
solid i. sıvı olmayan
solid i. tek renk
solid i. sabit renk
solid i. tek renk
solid i. düz renk
solid i. katı (madde)
solid s. türdeş
solid s. güvenilir
solid s. birbirine bağlı
solid s. mücessem
solid s. cisimsel
solid s. eksiksiz
solid s. müstahkem
solid s. gerçek
solid s. masif (ağaç/tahta)
solid s. sağlam karakterli
solid s. berk
solid s. kunt
solid s. metin
solid s. pek
solid s. muteber
solid s. katı cisim
solid s. esaslı
solid s. devamlı
solid s. masif
solid s. tam
solid s. mükemmel
solid s. bütün
solid s. tek parça
solid s. som (metal)
solid s. birlik olan
solid s. birleşik
solid s. kübik
solid s. sıkı
solid s. kesintisiz
solid s. aralıksız
solid s. yoğun
solid s. fasılasız
solid s. som
solid s. yekpare ve içi dolu (madde)
solid s. müttefik
solid s. hemfikir
solid s. bağlaşık
solid s. gerekçelendirilmiş
solid s. sağlam temele dayanan
solid s. dayanağı olan
solid s. somut
solid s. ciddi
solid s. güvenilir
solid s. yerleşik
solid s. maddi olarak güvende
solid s. kredisi yüksek
solid s. finansal açıdan iyi
solid s. gerçek
solid s. tek renkli
solid s. sade
solid s. düz
solid s. tek tonlu
solid s. süslenmiş
solid s. işlenmiş
solid s. dost canlısı
solid s. samimi
solid s. çıkar amaçlı ilişki güden
solid s. dostane
solid s. büyük
solid s. iri
solid s. devasa
solid s. kocaman
solid s. hemfikir
solid s. oybirliğiyle alınmış
solid s. muhakeme edebilen
solid s. mantığa dayalı
solid s. makul
solid s. akla yatkın
solid s. iyice temellendirilmiş
solid s. ağırbaşlı
solid s. sağduyulu
solid s. ihtiyatlı
solid s. mali açıdan iyi yapılandırılmış
solid s. kredi geçmişi iyi olan
solid s. itibarı zedelenmemiş
solid s. niyetinde ciddi
solid s. karakteri ciddi olan
solid s. önemsiz olmayan
solid s. anlamsız ve boş olmayan
solid s. tek tonlu
solid s. yekpare malzemesinin üzerine süslemeler işlenmiş
solid s. avantajlı koşullarda
solid s. hoş bir şekilde
solid s. büyük
solid s. iri
solid s. cüsseli
solid s. (metaller) som
solid s. tıklım tıklım
solid s. deliksiz (uyku)
solid s. zor
solid s. üç boyutlu cisim
solid s. üç boyutlu geometrik şekil
solid zf. müttefik olarak
solid zf. oy birliği ile
solid zf. hemfikir olarak
solid zf. iyice
solid zf. sağlamca
solid zf. kırmadan
solid zf. açmadan
solid zf. tamamen
solid zf. tamamıyla
solid zf. sürekli olarak
solid zf. kesintisiz olarak
solid zf. sağlamca
solid zf. iyice
solid zf. emniyetli bir şekilde
solid zf. makul sebeple
solid zf. mantıklı gerekçelere dayanarak
solid zf. koşulsuz
solid zf. hiçbir sınırlama olmaksızın
solid zf. tamamen
solid zf. büsbütün
solid zf. oybirliği ile
solid zf. ittifakla
solid zf. aralıksız olarak
solid zf. boşluksuz şekilde
solid zf. sürekli
solid zf. durmaksızın
Konuşma
solid i. iyilik
solid i. yardım
Ticaret/Ekonomi
solid i. katı cisim
Teknik
solid i. som
solid i. üç boyutlu geometrik şekil
solid i. duvar
solid i. yığma taş bloğu
solid i. sütun
solid i. işlenmemiş kömür
solid i. çıkarılmamış kömür
solid i. tek renk baskı yapan baskı plakası
solid i. (yarım ton baskıda) en koyu/yoğun nokta
solid i. tek renkli tekstil malzemesi
solid i. tek renkli ürün
solid i. boşluk veya açıklık içermeyen yapı
solid i. tıraşlanmamış, alttan kesilmemiş veya dinamitlemeye hazırlanmamış olup yerinden oynatılmamış kömür
solid i. düz renkli baskılar için kullanılan pürüzsüz yüzeyli baskı levhası
solid i. noktalı klişe yapılan alanda koyu olan kısım

"Solid" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
solid wood parquets i. masif ahşap parkeler
Genel
domestic solid waste i. evsel katı atık
solid residue i. katı tortu
solid paraffin i. mum
solid density i. katı yoğunluğu
suspended solid content i. askıda madde
solid tyre i. dolma lastik
solid particle i. sert tanecik
crystalline solid i. kristalin
solid geometry i. katı geometri
solid color i. tek renk
solid grease i. katıyağ
solid load i. rüsup
solid state physics i. katı hal fiziği
solid propellant i. katı yakıt
solid colour i. düz renk
solid fuel i. katı yakıt
solid rocket fuel i. katı roket yakıtı
solid start i. sağlam başlangıç
solid start i. iyi başlangıç
solid foundation i. sabit zemin
solid foundation i. sağlam zemin
solid background i. sağlam altyapı
solid infrastructure i. sağlam altyapı
solid performance i. sağlam performans
solid performance i. iyi performans
solid food i. katı yiyecek
solid basis i. sağlam temeller
solid bases i. sağlam temeller
a solid understanding i. sağlam bir anlayış
solid gold i. som altın
solid steps i. somut adımlar
solid soap i. katı sabun
solid tissue i. sert doku
solid earth i. yeryüzündeki karalar
solid earth i. yeryüzü
solid earth i. kara
solid earth i. kara (yeryüzü)
solid figure i. üç boyutlu şekil
solid proof i. sağlam kanıt
flat solid i. uzunluk ve genişliğine göre ince olan düz eşya
solid body substance i. vücudun katı bölümleri
solid body substance i. vücudun sert bölümleri
solid green i. zümrüt yeşili
solid measure i. bir hacim birimi
become solid f. katılaşmak
make solid f. katılaştırmak
start a baby on solid food f. bebeğe katı mama vermeye başlamak
build on solid basis f. sağlam temeller üzerine kurmak
build on a solid ground f. sağlam bir temele oturtmak
solid colored s. tek renkli
rock solid s. taş gibi sağlam
rock solid s. kırılmaz
rock solid s. çok sağlam
solid-colored s. tek renkli
solid-looking s. iyi görünümlü
solid-looking s. kaliteli görünen
solid-looking s. sağlıklı görünen
solid-coloured [uk] s. tek renkli
solid-coloured [uk] s. tümüyle aynı renk olan
solid-coloured [uk] s. tek renkli
solid-looking s. sağlam görünen
solid waste collector i. katı atık toplayıcısı
Konuşma Dili
solid [us] i. iyilik
solid [us] i. lütuf
solid [us] i. lütuf
solid [us] i. iyilik
Deyim
get a solid grasp of something f. bir konuyu iyice kavramak
have a solid grasp of something f. bir konuyu iyice kavramak
get a solid grasp of something f. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
have a solid grasp of something f. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
have (solid) grasp of something f. iyice kavramak
have (solid) grasp of something f. tam olarak kapmak
have (solid) grasp of something f. tam olarak idrak etmek
have (solid) grasp of something f. iyice anlamak
have/get a (solid) grasp of something f. bir şeyi kapmak (anlamak)
have/get a (solid) grasp of something f. bir şeyi kavramak
have/get a (solid) grasp of something f. bir şeyi iyi idrak etmek
have/get a (solid) grasp of something f. bir şeyi iyi anlamak
be (as) solid as a rock f. sağlam olmak
be (as) solid as a rock f. güçlü kuvvetli olmak
be (as) solid as a rock f. güvenilir olmak
be (as) solid as a rock f. dağ gibi olmak
be (as) solid as a rock f. istikrarlı olmak
be (as) solid as a rock f. kaya gibi olmak
be (as) solid as a rock f. kaya gibi sert/sağlam olmak
be (as) solid as a rock f. dayanıklı olmak
get a solid grasp on (something) f. (bir şeyi iyi) anlamak
get a solid grasp on (something) f. (bir şeyi) kapmak (anlamak)
get a solid grasp of (something) f. (bir konuyu iyice) kavramak
get a solid grasp on (something) f. (bir konuyu iyice) kavramak
get a solid grasp of (something) f. (bir şeyi iyi) anlamak
get a solid grasp on (something) f. (bir konuya tam anlamıyla) hakim olmak
get a solid grasp of (something) f. (bir konuya tam anlamıyla) hakim olmak
get a solid grasp of (something) f. (bir şeyi) kapmak (anlamak)
get a solid grasp on (something) f. (bir şeyi iyi) idrak etmek
get a solid grasp of (something) f. (bir şeyi iyi) idrak etmek
have a (solid) grasp of something f. bir şeyi iyice anlamak
get a (solid) grasp of something f. bir şeyi tam olarak idrak etmek
have a (solid) grasp of something f. bir şeyi iyice kavramak
get a (solid) grasp of something f. bir şeyi iyice anlamak
get a (solid) grasp of something f. bir şeyi iyice kavramak
have a (solid) grasp of something f. bir şeyi tam olarak idrak etmek
get a (solid) grasp of something f. bir şeyi tam olarak kapmak
have a (solid) grasp of something f. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
get a (solid) grasp of something f. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
have a (solid) grasp of something f. bir şeyi tam olarak kapmak
solid as a rock s. kaya gibi sert/sağlam
solid as a rock s. güvenilir
solid as a rock s. semsert
solid as a rock s. kaya gibi dayanıklı
as solid as a rock expr. kaya gibi sert
as solid as a rock expr. semsert
Konuşma
booked solid expr. tamamıyla dolu
do me a solid expr. bana bir iyilik/güzellik yap
Ticaret/Ekonomi
solid fuel cooker i. katı yakıtlı pişirici
solid start i. özellikle piyasalarda önemli bir olay sonrasındaki günün sabahında meydana gelen durum
solid start i. sert başlangıç
solid waste i. katı atıklar
solid structure i. sağlam yapı
solid waste amount i. katı atık miktarı
Hukuk
solid evidence i. somut delil
solid evidence i. somut kanıt
rock solid evidence i. kaya gibi sağlam deliller
Sanayi
solid recovered fuel i. geri kazanılmış katı yakıt
Teknik
drawn solid product supplied in coil or on reel i. kangal veya makara halinde içi dolu çekilmiş mamul
solid state amplifier i. katı hal yükselteci
solid asphalt i. sert asfalt
solid roller bucket dissipater i. yekpare yuvarlak uçlu enerji kırıcı
solid propeller i. tek parça pervane
solid phase i. katı faz
apparent solid density i. görünür katı yoğunluk
solid waste burner i. katı atık yakma makinesi
solid state i. katı hal
reinforced concrete solid slab i. betonarme dolu döşeme
solid constituents of soil i. zeminin katı bileşenleri
solid state memory i. katıhal bellek
solid bronze i. sert bronz
solid web arch i. dolgu gövdeli kemer
unit weight of the solid constituents i. katı bileşenlerin birim ağırlığı
solid volume i. katı hacim
solid error i. kalıcı hata
solid state physics i. katıhal fiziği
solid conductor i. som iletken
solid state physics i. katıların fiziği
solid state component i. katı durum bileşeni
solid fuel i. katı yakıt
solid geometry i. uzay geometri
solid bituminous materials i. sert bitümlü malzemeler
solid type raiding i. masif tip korkuluk