| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | firm i. | firma | ||
|
He landed an interview with a reputable law firm. Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | firm s. | sıkı | ||
|
Nothing, though, must be left to chance, but there must rather be firm negotiations when the report is elaborated. Yine de hiçbir şey şansa bırakılmamalı, aksine rapor detaylandırılırken sıkı müzakereler yapılmalıdır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | firm s. | katı | ||
|
We must be firm. Katı olmalıyız. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | firm s. | sert | ||
|
My new couch is a bit firm. Yeni koltuğum biraz sert. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | firm s. | sabit | ||
| Genel | ||||
| Genel | firm i. | firma | ||
|
He landed an interview with a reputable law firm. Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı. More Sentences |
||||
| Genel | firm i. | şirket | ||
|
To do that, you of course need businesses, above all small and medium-sized enterprises and family firms. Bunun için de elbette işletmelere, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelere ve aile şirketlerine ihtiyacınız var. More Sentences |
||||
| Genel | firm f. | sağlamlaştırmak | ||
|
He used a cylinder to firm the soil. Toprağı sağlamlaştırmak için silindir kullandı. More Sentences |
||||
| Genel | firm s. | katı | ||
|
We must be firm. Katı olmalıyız. More Sentences |
||||
| Genel | firm s. | kesin | ||
|
I need a firm decision before you leave. Gitmeden önce bana kesin bir karar bildirmen gerek. More Sentences |
||||
| Genel | firm s. | kararlı | ||
|
She had to be firm with her children. Çocuklarına karşı kararlı davranmak zorundaydı. More Sentences |
||||
| Genel | firm s. | sağlam | ||
|
He made sure to build his house on firm ground. Evini sağlam bir zemin üzerine inşa ettiğinden emin oldu. More Sentences |
||||
| Genel | firm s. | sert | ||
|
My new couch is a bit firm. Yeni koltuğum biraz sert. More Sentences |
||||
| Genel | firm s. | kararlı | ||
|
She had to be firm with her children. Çocuklarına karşı kararlı davranmak zorundaydı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | firm i. | firma | ||
|
He landed an interview with a reputable law firm. Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | firm i. | firma | ||
|
He landed an interview with a reputable law firm. Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı. More Sentences |
||||
| Teknik | firm i. | şirket | ||
|
To do that, you of course need businesses, above all small and medium-sized enterprises and family firms. Bunun için de elbette işletmelere, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelere ve aile şirketlerine ihtiyacınız var. More Sentences |
||||
| Teknik | firm s. | sert | ||
|
My new couch is a bit firm. Yeni koltuğum biraz sert. More Sentences |
||||
| Teknik | firm s. | sıkı | ||
|
Nothing, though, must be left to chance, but there must rather be firm negotiations when the report is elaborated. Yine de hiçbir şey şansa bırakılmamalı, aksine rapor detaylandırılırken sıkı müzakereler yapılmalıdır. More Sentences |
||||
| Teknik | firm s. | sağlam | ||
|
He made sure to build his house on firm ground. Evini sağlam bir zemin üzerine inşa ettiğinden emin oldu. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | firm s. | güçlü | ||
|
The dollar held firm against the euro today. Dolar bugün Euro karşısında güçlü durdu. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | firm i. | firma | ||
|
He landed an interview with a reputable law firm. Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı. More Sentences |
||||
| Otomotiv | firm s. | sıkı | ||
|
Nothing, though, must be left to chance, but there must rather be firm negotiations when the report is elaborated. Yine de hiçbir şey şansa bırakılmamalı, aksine rapor detaylandırılırken sıkı müzakereler yapılmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | firm i. | metin | ||
| Genel | firm i. | ticarethane | ||
| Genel | firm i. | ekip | ||
| Genel | firm i. | ortaklık | ||
| Genel | firm i. | firma adı | ||
| Genel | firm i. | ticari unvan | ||
| Genel | firm i. | firma unvanı | ||
| Genel | firm f. | istikrara kavuşmak (fiyatlar) | ||
| Genel | firm f. | donmak (jöle pelte çikolata vb) | ||
| Genel | firm f. | pekişmek | ||
| Genel | firm f. | yükselmeye başlamak | ||
| Genel | firm f. | pekiştirmek | ||
| Genel | firm f. | sağlamlaşmak | ||
| Genel | firm f. | sıkıştırmak | ||
| Genel | firm f. | sabitlemek | ||
| Genel | firm f. | yerine oturtmak | ||
| Genel | firm f. | (anlaşma) düzenlemek | ||
| Genel | firm f. | tasdik etmek | ||
| Genel | firm f. | teyit etmek | ||
| Genel | firm s. | pek | ||
| Genel | firm s. | sallanmayan | ||
| Genel | firm s. | emin | ||
| Genel | firm s. | muhkem | ||
| Genel | firm s. | bükülmez | ||
| Genel | firm s. | belirli | ||
| Genel | firm s. | donmuş (jöle/pelte vb) | ||
| Genel | firm s. | berk | ||
| Genel | firm s. | kati | ||
| Genel | firm s. | sabit | ||
| Genel | firm s. | değişmeyen | ||
| Genel | firm s. | sarsılmaz | ||
| Genel | firm s. | kolayca hareket etmeyen | ||
| Genel | firm s. | metanetli | ||
| Genel | firm s. | düzgün olarak devam eden | ||
| Genel | firm s. | kaymayan | ||
| Genel | firm s. | dayanıklı | ||
| Genel | firm s. | son | ||
| Genel | firm s. | değişmez | ||
| Genel | firm s. | dönmez | ||
| Genel | firm s. | sadık | ||
| Genel | firm s. | vefalı | ||
| Genel | firm s. | hakikatli | ||
| Genel | firm s. | azimli | ||
| Genel | firm zf. | sıkıca | ||
| Genel | firm zf. | sabit bir şekilde | ||
| Genel | firm zf. | sertçe | ||
| Genel | firm zf. | sebatla | ||
| Genel | firm zf. | azimle | ||
| Genel | firm zf. | kararlılıkla | ||
| Genel | firm zf. | sımsıkı | ||
| Genel | firm zf. | sağlam bir şekilde | ||
| Genel | firm zf. | sıkı bir şekilde | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | firm i. | ayak takımı | ||
| Konuşma Dili | firm i. | çete | ||
| Konuşma Dili | firm i. | güruh | ||
| Konuşma Dili | firm i. | taraftar/holigan grubu | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | firm i. | işletme | ||
| Ticaret/Ekonomi | firm i. | kati mukavele | ||
| Ticaret/Ekonomi | firm i. | müessese | ||
| Ticaret/Ekonomi | firm i. | önemli şekilde yükselmeyen veya düşmeyen (fiyatlar) | ||
| Ticaret/Ekonomi | firm s. | fiyatı değişiklik göstermeyen (hisse senedi/tahvil vb) | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | firm i. | kuruluş | ||
| Teknik | firm s. | basınç altında kolayca baş eğmeyen | ||
| Teknik | firm s. | güvenilir | ||
| Teknik | firm s. | solit | ||
| Teknik | firm s. | tok | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | firm s. | müstekar | ||