firmed - Türkçe İngilizce Sözlük

firmed

firmed — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sağlam, şirket
Okunuş (IPA):
(AmE /fɝːm/ – BrE /fɜːm/)
Terim Türü:
Sıfat; İsim: firm (firms)
Fiziksel olarak sert ve dayanıklı olmayı; isim olarak ise ticari işletmeyi ifade etmektedir. Latince firmus (“sağlam”) kökünden gelir; güvenilirlik fikrini taşır

"firmed" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 90 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
firm i. firma
He landed an interview with a reputable law firm.
Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı.

More Sentences
firm s. sıkı
Nothing, though, must be left to chance, but there must rather be firm negotiations when the report is elaborated.
Yine de hiçbir şey şansa bırakılmamalı, aksine rapor detaylandırılırken sıkı müzakereler yapılmalıdır.

More Sentences
firm s. katı
We must be firm.
Katı olmalıyız.

More Sentences
firm s. sert
My new couch is a bit firm.
Yeni koltuğum biraz sert.

More Sentences
firm s. sabit
Genel
firm i. firma
He landed an interview with a reputable law firm.
Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı.

More Sentences
firm i. şirket
To do that, you of course need businesses, above all small and medium-sized enterprises and family firms.
Bunun için de elbette işletmelere, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelere ve aile şirketlerine ihtiyacınız var.

More Sentences
firm f. sağlamlaştırmak
He used a cylinder to firm the soil.
Toprağı sağlamlaştırmak için silindir kullandı.

More Sentences
firm s. katı
We must be firm.
Katı olmalıyız.

More Sentences
firm s. kesin
I need a firm decision before you leave.
Gitmeden önce bana kesin bir karar bildirmen gerek.

More Sentences
firm s. kararlı
She had to be firm with her children.
Çocuklarına karşı kararlı davranmak zorundaydı.

More Sentences
firm s. sağlam
He made sure to build his house on firm ground.
Evini sağlam bir zemin üzerine inşa ettiğinden emin oldu.

More Sentences
firm s. sert
My new couch is a bit firm.
Yeni koltuğum biraz sert.

More Sentences
firm s. kararlı
She had to be firm with her children.
Çocuklarına karşı kararlı davranmak zorundaydı.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
firm i. firma
He landed an interview with a reputable law firm.
Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı.

More Sentences
Teknik
firm i. firma
He landed an interview with a reputable law firm.
Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı.

More Sentences
firm i. şirket
To do that, you of course need businesses, above all small and medium-sized enterprises and family firms.
Bunun için de elbette işletmelere, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelere ve aile şirketlerine ihtiyacınız var.

More Sentences
firm s. sert
My new couch is a bit firm.
Yeni koltuğum biraz sert.

More Sentences
firm s. sıkı
Nothing, though, must be left to chance, but there must rather be firm negotiations when the report is elaborated.
Yine de hiçbir şey şansa bırakılmamalı, aksine rapor detaylandırılırken sıkı müzakereler yapılmalıdır.

More Sentences
firm s. sağlam
He made sure to build his house on firm ground.
Evini sağlam bir zemin üzerine inşa ettiğinden emin oldu.

More Sentences
Bilgisayar
firm s. güçlü
The dollar held firm against the euro today.
Dolar bugün Euro karşısında güçlü durdu.

More Sentences
Otomotiv
firm i. firma
He landed an interview with a reputable law firm.
Saygın bir hukuk firmasıyla iş görüşmesi yaptı.

More Sentences
firm s. sıkı
Nothing, though, must be left to chance, but there must rather be firm negotiations when the report is elaborated.
Yine de hiçbir şey şansa bırakılmamalı, aksine rapor detaylandırılırken sıkı müzakereler yapılmalıdır.

More Sentences
Genel
firm i. metin
firm i. ticarethane
firm i. ekip
firm i. ortaklık
firm i. firma adı
firm i. ticari unvan
firm i. firma unvanı
firm f. istikrara kavuşmak (fiyatlar)
firm f. donmak (jöle pelte çikolata vb)
firm f. pekişmek
firm f. yükselmeye başlamak
firm f. pekiştirmek
firm f. sağlamlaşmak
firm f. sıkıştırmak
firm f. sabitlemek
firm f. yerine oturtmak
firm f. (anlaşma) düzenlemek
firm f. tasdik etmek
firm f. teyit etmek
firm s. pek
firm s. sallanmayan
firm s. emin
firm s. muhkem
firm s. bükülmez
firm s. belirli
firm s. donmuş (jöle/pelte vb)
firm s. berk
firm s. kati
firm s. sabit
firm s. değişmeyen
firm s. sarsılmaz
firm s. kolayca hareket etmeyen
firm s. metanetli
firm s. düzgün olarak devam eden
firm s. kaymayan
firm s. dayanıklı
firm s. son
firm s. değişmez
firm s. dönmez
firm s. sadık
firm s. vefalı
firm s. hakikatli
firm s. azimli
firm zf. sıkıca
firm zf. sabit bir şekilde
firm zf. sertçe
firm zf. sebatla
firm zf. azimle
firm zf. kararlılıkla
firm zf. sımsıkı
firm zf. sağlam bir şekilde
firm zf. sıkı bir şekilde
Konuşma Dili
firm i. ayak takımı
firm i. çete
firm i. güruh
firm i. taraftar/holigan grubu
Ticaret/Ekonomi
firm i. işletme
firm i. kati mukavele
firm i. müessese
firm i. önemli şekilde yükselmeyen veya düşmeyen (fiyatlar)
firm s. fiyatı değişiklik göstermeyen (hisse senedi/tahvil vb)
Teknik
firm i. kuruluş
firm s. basınç altında kolayca baş eğmeyen
firm s. güvenilir
firm s. solit
firm s. tok
Osmanlıca
firm s. müstekar

"firmed" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
firm intention i. azim
firm soil i. sert zemin
licenced firm i. ruhsatlı firma
manufacturing firm i. sanayi firması
consulting firm i. danışmanlık firması
public relations firm i. halkla ilişkiler firması
publishing firm i. yayınevi
investment banking firm i. emisyon firması
export firm i. ihracat firması
licenced/licensed firm i. ruhsatlı firma
service firm i. servis şirketi
import firm i. ithalat firması
securities firm i. hisse senedi komisyoncusu şirket
engineering firm i. mühendislik firması
car body firm i. otomobil karoser firması
transfer of the seat of a firm i. bir firmanın merkezinin yer değiştirmesi
forwarding firm i. nakliyat firması
commercial firm i. ticaret firması
law firm i. avukatlık ofisi
consulting firm i. danışmanlık şirketi
publishing firm i. yayımcılık firması
professional firm i. uzmanlık firması
firm stand i. firma standı
real estate firm i. emlak firması
manufacturing firm i. sanayii firması
firm's bankruptcy i. şirketin iflası
catering firm i. yiyecek içecek firması
family firm i. aile firması
white shoe firm i. köklü firma
white shoe firm i. köklü şirket
intermediary firm i. aracı firma
professional service firm i. profesyonel hizmet firması
catering firm i. yemek firması
local firm i. yerli firma
firm steps i. emin adımlar
known firm i. tanıdık firma
known firm i. tanıdık şirket
familiar firm i. tanıdık şirket
familiar firm i. tanıdık firma
house furnishing-firm i. ev dekorasyon firması
real-estate firm i. emlak firması
the above named firm i. mezkur firma
the above mentioned firm i. mezkur firma
the above mentioned firm i. yukarıda zikredilen firma
the above-named firm i. yukarıda zikredilen firma
well established firm i. sağlam müessese
well established firm i. sağlam firma
firm step i. sağlam adım
firm step i. emin adım
my firm conviction i. benim kesin kanım
my firm conviction i. benim kesin inancım
a high-paying firm i. yüksek ücretli bir firma
firm belief i. sabit/değişmez inanç
firm belief i. sarsılmaz inanç
removal firm i. evden eve nakliyat firması
removal firm i. evden eve nakliye şirketi
removal firm i. evden eve nakliye firması
removal firm i. evden eve nakliyat şirketi
firm date i. kesin tarih
firm handshake i. sıkı el sıkışma
firm handshake i. sıkı tokalaşma
insurance firm i. sigorta şirketi
firm position i. katı tutum
firm position i. katı duruş
firm skin i. sıkı cilt
firm [obsolete] i. resmi imza
firm [obsolete] i. imza
make firm f. tespit etmek
become firm f. sağlamlaşmak
stand firm f. teslim olmamak
stand firm f. ödün vermemek
stand firm f. taviz vermemek
stand firm f. sabit durmak
make firm f. sağlamlaştırmak
stand firm f. inancından vazgeçmemek
stand firm f. kararından caymamak
take firm steps forward f. emin adımlarla ilerlemek
firm up f. sağlama bağlamak
stand firm f. fikrinden vazgeçmemek
stand firm f. geri çekilmemek
stand firm f. pes etmemek
hold firm f. sıkı durmak
(for a firm) to go into liquidation f. tasfiyeye gitmek
leave a firm f. bir firmadan çıkmak
get firm f. istikrar bulmak
not get/receive a firm answer f. net bir cevap almamak
not get/receive a firm answer f. net bir yanıt almamak
firm up f. kesinleştirmek
take a firm action f. katı bir tedbir almak
take a firm action f. kararlı bir adım atmak
take firm steps forward f. emin adımlarla yürümek
hold firm f. sağlam durmak
remain firm f. direnmek
remain firm f. geri adım atmamak
remain firm f. durumunu korumak
remain firm f. vazgeçmemek
remain firm f. geri çekilmemek
remain firm f. güçlü kalmak
remain firm f. dayanmak
have a firm understanding f. tam olarak anlamak
hold firm f. inancından vazgeçmemek
hold firm f. fikrine bağlı kalmak
firm (up) f. gaza getirmek
firm (up) f. cesaret vermek
firm [obsolete] f. imza atmak
firm (up) f. destek olmak
firm [obsolete] f. doğrulamak
firm (up) f. yüreklendirmek
firm (up) f. teşvik etmek
firm [obsolete] f. onaylamak
firm (up) f. güçlendirmek
firm [obsolete] f. imzalamak
firm enough s. yeterince sert
as firm as s. kadar sert
very firm s. çok sağlam
not having a firm basis or foundation s. sağlam temellere dayanmayan
Öbek Fiiller
firm something up f. (bir şeyi) çekici hale getirmek
firm something up f. (bir şeyi) cezbedici/cazip hale getirmek
firm up f. gücünü tekrar kazanmak
firm up f. toparlanmak
firm something up f. (bir şeyi) sıkılaştırmak
firm something up f. (bir şeyi) katılaştırmak/koyulaştırmak
firm up f. çekici hale getirmek
firm up f. cazipleştirmek
firm something up f. (bir şeyi) sağlamlaştırmak
firm up f. tekrar ayağa kalkmak
firm up f. toparlamak
firm up f. forma girmek
firm something up f. (bir şeyi) sabitlemek
firm up f. cazip hale getirmek
firm up f. (hidrolik güç) sabit akışı temin etmek
firm up f. (hidrolik güç) düzenli akışını sağlamak
İfadeler
the above named firm i. adı geçen firma
the above mentioned firm i. adı geçen firma
kind but firm expr. tatlı sert
Konuşma Dili
keep a firm grip f. sıkı denetim altında bulundurmak
fat and firm (meat) expr. buz gibi
Deyim
firm jaw i. lafı bol
firm jaw i. çenebaz
firm jaw i. çenesi kuvvetli
a firm hand i. dizginleme
a firm hand i. katı disiplin
a firm hand i. disipline sokma
a firm hand i. hizaya getirme
firm hand on the tiller i. olayların gidişatına hakim olma
firm hand i. hizaya getirme
firm hand i. katı disiplin
firm hand i. sıkı denetim/kontrol
firm hand on the tiller i. tam kontrol
need a firm hand f. disipline ihtiyacı olmak