secure - Türkçe İngilizce Sözlük

secure

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

secure — Definition

Anlamı ve Tanımı:
güvenli, emniyete almak
Okunuş (IPA):
(AmE /sɪˈkjʊr/ – BrE /sɪˈkjʊə/)
Terim Türü:
Sıfat: secure; Fiil: secure (secures – secured – securing)
Tehlikeye karşı korunmuş olmayı ya da bu durumu sağlamayı ifade eder. Latince securus kökünden evrilmiştir. Güvenlik ve bilişim bağlamlarında riskten arındırma anlamında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
safe, protect
Zıt Anlamlılar:
vulnerable

"secure" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 85 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
secure f. güvenceye almak
You don't need employees to count, secure, and transport your inventory.
Envanterinizi saymak, güvenceye almak ve taşımak için çalışanlara ihtiyacınız yok.

More Sentences
secure s. güvenceli
This is because their jobs are secure.
Çünkü işleri güvence altında.

More Sentences
secure s. güvenli
All she wants is a secure future for her kids.
Tek istediği çocukları için güvenli bir gelecek.

More Sentences
secure f. sağlamlaştırmak
Genel
secure f. emniyete almak
Secure the area.
Bölgeyi emniyete alın.

More Sentences
secure f. sağlamak
Nice is ill-suited to secure popular support in the applicant countries.
Nice, başvuran ülkelerde halk desteği sağlamak için uygun değildir.

More Sentences
secure f. korumak
Encryption is an effective way to secure the contents of your emails.
Şifreleme, e-postalarınızın içeriğini korumanın etkili bir yoludur.

More Sentences
secure f. sağlama almak
Secure the garage door.
Garaj kapısını sağlama alın.

More Sentences
secure f. güvenceye almak
You don't need employees to count, secure, and transport your inventory.
Envanterinizi saymak, güvenceye almak ve taşımak için çalışanlara ihtiyacınız yok.

More Sentences
secure f. güvence altına almak
We are not capable of securing development investment.
Kalkınma yatırımlarını güvence altına alabilecek durumda değiliz.

More Sentences
secure f. güvenliğini sağlamak
We understand the importance of security and the techniques needed to secure information.
Güvenliğin önemini ve bilgilerin güvenliğini sağlamak için gereken teknikleri anlıyoruz.

More Sentences
secure f. gerçekleştirmek
They advocated a boycott of the War Industry Committees and were successful in securing this boycott.
Savaş Endüstrisi Komitelerinin boykot edilmesini savundular ve bu boykotu gerçekleştirmekte başarılı oldular.

More Sentences
secure f. garantilemek
He secured the deal in a single meeting.
Tek bir toplantıda anlaşmayı garantiledi.

More Sentences
secure f. sıkıca bağlamak
He secured the rope to the back of the truck.
Halatı kamyonun arkasına sıkıca bağladılar.

More Sentences
secure f. almak
They used the car as collateral to secure the loan.
Kredi almak için arabayı teminat olarak kullandılar.

More Sentences
secure s. güvende
They were secure from attack in the bunker.
Sığınakta saldırıya karşı güvendeydiler.

More Sentences
secure s. emniyetli
She always keeps her gold jewelry in a secure place.
Altın mücevherlerini her zaman emniyetli bir yerde saklıyor.

More Sentences
secure s. emin
I feel very secure about my new job.
Yeni işim konusunda emin hissediyorum.

More Sentences
secure s. güvende
They were secure from attack in the bunker.
Sığınakta saldırıya karşı güvendeydiler.

More Sentences
secure s. güvenceli
This is because their jobs are secure.
Çünkü işleri güvence altında.

More Sentences
secure s. endişe duymayan
She finally earns enough to feel financially secure.
En nihayetinde finansal açıdan endişe duymayacak kadar kazanıyor.

More Sentences
secure s. sıkıca bağlanmış
That cage door doesn't seem secure to me anyway, but whatever.
O kafes kapısı bana sıkıca bağlanmış gibi gelmiyor da, hadi neyse.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
secure s. emin
I feel very secure about my new job.
Yeni işim konusunda emin hissediyorum.

More Sentences
Hukuk
secure f. teminat altına almak
Only a dialogue - involving terrorists if necessary - can secure sustainable peace.
Gerekiyorsa teröristlerin de dahil edileceği bir diyalog, sürdürülebilir barışı teminat altına almanın tek yoludur.

More Sentences
Siyasal
secure f. güvenliğini sağlamak
We understand the importance of security and the techniques needed to secure information.
Güvenliğin önemini ve bilgilerin güvenliğini sağlamak için gereken teknikleri anlıyoruz.

More Sentences
Teknik
secure s. güvenli
All she wants is a secure future for her kids.
Tek istediği çocukları için güvenli bir gelecek.

More Sentences
Bilgisayar
secure s. güvenli
All she wants is a secure future for her kids.
Tek istediği çocukları için güvenli bir gelecek.

More Sentences
Genel
secure f. sağlama bağlamak
secure f. bir yere sıkıca tutturmak
secure f. güven altına almak
secure f. sigortalamak
secure f. ele geçirmek
secure f. iyice kapamak
secure f. elde etmek
secure f. teminat vermek
secure f. emniyet altına almak
secure f. zapt etmek
secure f. tutuklamak
secure f. elini kolunu bağlamak
secure f. sebep olmak
secure f. yol açmak
secure f. neden olmak
secure f. meydana getirmek
secure f. yerine getirmek
secure f. sonuca vardırmak
secure f. etkilemek
secure f. oluşturmak
secure f. üretmek
secure s. kaygısız
secure s. kuşkusuz
secure s. korkusuz
secure s. güvenilir
secure s. şüphesiz
secure s. muhafazalı
secure s. güvencede
secure s. sağlam
secure s. güçlü
secure s. saldırılamaz
secure s. ele geçirilemez
secure s. garanti altında
secure s. sımsıkı bağlanmış
Ticaret/Ekonomi
secure s. endişesi olmayan
secure s. sağlam
Hukuk
secure f. garanti etmek
secure f. hapsetmek
secure f. rehine koymak
secure f. temin etmek
secure f. teminat vermek
Teknik
secure f. bağlamak
secure f. emniyetlemek
secure f. muhafaza etmek
secure f. sımsıkı kapamak
Denizcilik
secure i. geminin rıhtıma yanaşma zamanının geldiğini gösteren denizci sinyali
secure f. (denizciyi) işten atmak
secure f. (denizciyi) izne çıkarmak
secure f. (denizci) işi durdurmak
secure f. (denizci) görevden el çekmek
secure f. (denizci) istifa etmek
secure f. gemiyi palamarla bağlamak
secure f. gemiyi halatla karaya bağlamak
secure f. gemiyi rıhtıma yanaştırmak
secure s. palamarla bağlanmış
secure s. çalışmaz hale getirilmiş
secure s. demirlenmiş
Osmanlıca
secure s. masun

"secure" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 134 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
secure food i. güvenli besin
secure access i. güvenli erişim
secure use i. güvenli kullanım
secure future i. temiz gelecek
secure transaction i. güvenli işlem
secure service i. güvenli hizmet
secure passage i. güvenli geçiş
secure food i. güvenli gıda
secure electronic transaction i. güvenli elektronik işlem
secure one's position f. yerini sağlamlaştırmak
secure by patent f. patent almak
secure one's position f. yerini sağlama almak
make secure f. bağlamak
make secure f. güvenli hale getirmek
secure oneself f. kendini emniyete almak
secure cargo f. yükü emniyete almak
secure oneself with a pledge f. rehinle kendini teminat altına almak
secure the justice f. adaleti sağlamak
secure the justice f. adaleti korumak
feel secure f. güvende hissetmek
secure an injunction against f. (mahkeme aracılığıyla) -e karşı yasaklama/durdurma kararı aldırmak
secure [obsolete] f. özgürleştirmek
secure [obsolete] f. kurtarmak
secure [obsolete] f. güvence altına almak
secure the round f. (bir oyunda) eli güvenceye almak
as secure as s. gibi güvenli
as secure as s. gibi güvenilir
as secure as s. kadar güvenilir
as secure as s. kadar güvenli
safe and secure s. güvenli ve emin
self-secure s. kendinden emin
self-secure s. özgüvenli
Öbek Fiiller
secure against (someone or something) f. (birinden ya da bir şeyden) korunmak
secure something against (someone, something, or an animal) f. (birinden, bir şeyden ya da bir hayvandan) korunmak
secure against (someone or something) f. (birine ya da bir şeye) karşı korumak
secure something against (someone, something, or an animal) f. (birine, bir şeye ya da bir hayvana) karşı korumak
secure against f. -den korunmak
secure against f. -e karşı korumak
İfadeler
all information is transmitted over a secure connection expr. tüm bilgiler güvenli bir bağlantı üzerinden iletilir
Deyim
secure influence on someone i. (biri) üzerinde büyük bir nüfuz
secure influence on someone i. (biri) üzerinde hakimiyet
secure influence on someone i. (biri) üzerinde büyük bir etki
get secure influence on someone f. birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
have secure influence on someone f. birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
be secure in one's skin f. kendinden emin olmak
Konuşma
is this line secure? expr. bu hat güvenli mi?
Ticaret/Ekonomi
secure something by an instrument of guarantee (registering charge etc) f. teminat altına almak
secure with a pledge f. rehin olarak almak
secure a tender f. ihaleyi garantilemek
secure a tender f. ihaleyi almak
Hukuk
secure tenancy i. garantili kiracılık
secure tenancy i. mal sahibinin kiracılığa sadece mahkeme emri ile son verebildiği bir kiracılık türü
secure accommodation i. ıslahevi
secure unit i. ıslahevi
secure unit i. suçluların tutuklulukları süresince topluma geri kazandırılmasının amaçlandığı kuruluş
secure unit i. yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastanesi
Siyasal
secure uniformity f. birlik sağlamak
Teknik
secure computer system i. güvenli bilgisayar sistemi
secure authentication i. güvenli yetkilendirme
secure channel i. güvenli kanal
secure password authentication i. güvenli parola doğrulaması
secure foundation i. emniyetli temel
secure foundation i. güvenli temel
secure storage unit i. emniyetli depolama birimi
secure storage unit i. güvenli depolama birimi
secure storage units i. emniyetli depolama birimleri
Bilgisayar
secure sockets layer i. güvenli yuva katmanı
secure receipt i. güvenli alındı bilgisi
secure print i. güvenli yazdırma
secure message i. güvenli ileti
secure mail i. güvenli posta
secure domain i. güvenli etki alanı
secure logon i. güvenli oturum açma
secure sites i. güvenli iletişim yapılabilen merkezler
secure ssl i. güvenli ssl
secure receipts i. güvenli okundu bilgileri
secure path i. güvenli yol
secure email i. güvenli elektronik posta
secure content i. güvenli içerik
secure e-mail i. güvenli elektronik posta
secure e-mail i. güvenli e-posta
secure email i. güvenli e-posta
secure connection i. güvenli bağlantı
secure transaction technology i. güvenli işlem teknolojisi
quick secure setup i. hızlı güvenli kurulum
secure internet access i. güvenli internet erişimi
secure payment i. güvenli ödeme
robust secure network i. sağlam güvenli ağ
secure boot i. güvenli önyükleme
only secure expr. yalnızca güvenli
ssl (secure sockets layer) kısalt. güvenli soket katmanı
ssl (secure sockets layer) kısalt. güvenli giriş katmanı
Bilişim
secure password authentication i. güvenli parola doğrulaması
secure log-in i. güvenli oturum açma
secure http i. güvenli http
secure computer system i. güvenli bilgisayar sistemi
secure voice equipment i. şifreli ses donatımı
secure socket layer i. güvenli soket katmanı
secure site i. güvenli site
secure channel i. güvenli kanal
secure route i. güvenli yol
secure medium i. güvenli ortam
secure electronic transaction i. güvenli elektronik hareket
secure network i. güvenli ağ
secure data objects i. güvenli veri nesneleri
secure data channels i. güvenli veri kanalları
non-secure s. güvenli olmayan
Telekom
secure sockets layer i. ağ üzerindeki mesaj iletişiminin güvenliğinin yönetimi için netscape tarafından oluşturulmuş bir program katmanı
secure sockets layer i. güvenli soket katmanı
secure communications i. güvenli haberleşme
secure telephone unit i. güvenli iletim birimi
automatic secure voice communications network i. otomatik güvenli ses haberleşme şebekesi
secure transmission i. güvenli iletim
secure network i. güvenli ağ
secure shell i. güvenli kabuk
secure voice cord board i. güvenli ses kablo panosu
hypertext transfer protocol secure (HTTPS) i. güvenli bağlantılı metin aktarım protokolü
hypertext transfer protocol secure (HTTPS) i. güvenli HTTP erişimi
Elektrik
fail secure i. elektrik yokken kilitli
Psikoloji
secure attachment i. güvenli bağlanma
Çevre
safe secure transport i. güvenilir emniyetli taşıma
Askeri
local secure network i. yerel güvenli ağ
automatic secure voice communications network i. otomatik güvenli ses haberleşme şebekesi
narrow band secure voice i. dar bant emniyetli telsiz telefon
narrow band secure voice equipment i. dar band ses emniyet cihazı
narrow band secure voice equipment i. dar bant emniyetli telsiz telefon teçhizatı
secure voice equipment i. emniyetli telefon cihazı
secure zone i. güvenli bölge
secure corridor i. güvenli koridor
secure arms i. yağışlı havalarda ateşli silahı ıslanmaktan korumak için alınan bir pozisyon
secure arms i. silahı ıslanmaktan koru emri
secure arms f. ateşli silahı ıslanmaktan korumak
Star Wars
commission for a safe and secure republic i. güvenli cumhuriyet komisyonu
keep our republic secure expr. cumhuriyetimizi güvende tut