| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | single s. | bekar | ||
|
He lived and died as a single. Bekar olarak yaşadı ve öldü. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | single s. | tek | ||
|
Only a single person was on the bus. Otobüste sadece tek bir kişi vardı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | single i. | single | ||
|
I didn't like her new single. Yeni single'ını beğenmedim. More Sentences |
||||
| Genel | single i. | tek kişilik bilet | ||
|
May I take a single to Birmingham? Birmingham'a tek kişilik bir bilet alabilir miyim? More Sentences |
||||
| Genel | single i. | birlik | ||
|
The man gave two singles to the beggar. Adam dilenciye iki tane birlik verdi. More Sentences |
||||
| Genel | single i. | tekli | ||
|
In cricket, single runs are the most important ones, in my opinion. Bence krikette tekli koşular en önemlileridir. More Sentences |
||||
| Genel | single s. | tek kişilik | ||
|
I want a single ticket to London. Londra'ya tek kişilik bilet istiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | single s. | münferit | ||
|
We are dealing here not only with single issues relating to ports. Burada sadece limanlarla ilgili münferit konularla ilgilenmiyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | single s. | yalnız | ||
|
Layla was single for so long. Layla uzun süredir yalnızdı. More Sentences |
||||
| Genel | single s. | tek bir | ||
|
You talked about going from Copenhagen to Copenhagen and spoke in terms of a single Europe. Kopenhag'dan Kopenhag'a gitmekten bahsettiniz ve tek bir Avrupa'dan söz ettiniz. More Sentences |
||||
| Genel | single s. | tek | ||
|
Only a single person was on the bus. Otobüste sadece tek bir kişi vardı. More Sentences |
||||
| Genel | single s. | bekar | ||
|
He lived and died as a single. Bekar olarak yaşadı ve öldü. More Sentences |
||||
| Genel | single s. | tekli | ||
|
In cricket, single runs are the most important ones, in my opinion. Bence krikette tekli koşular en önemlileridir. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | single s. | tek | ||
|
Only a single person was on the bus. Otobüste sadece tek bir kişi vardı. More Sentences |
||||
| Turizm | ||||
| Turizm | single i. | tek kişilik oda | ||
|
He booked a single in a local hotel. Bölgedeki bir otelde tek kişilik oda ayırtmış. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | single s. | tek | ||
|
Only a single person was on the bus. Otobüste sadece tek bir kişi vardı. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | single i. | tek vuruş | ||
|
Single is the most common type of hit in baseball. Tek vuruş beyzbolda en yaygın vuruş türüdür. More Sentences |
||||
| Müzik | ||||
| Müzik | single i. | tekli | ||
|
In cricket, single runs are the most important ones, in my opinion. Bence krikette tekli koşular en önemlileridir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | single i. | dönüş bileti | ||
| Genel | single i. | evlenmemiş kimse | ||
| Genel | single i. | gidiş bileti | ||
| Genel | single i. | tek gidiş bileti | ||
| Genel | single i. | vahit | ||
| Genel | single i. | birey | ||
| Genel | single i. | bir dolarlık banknot | ||
| Genel | single i. | tek kişilik gösteri | ||
| Genel | single i. | tek kişilik performans | ||
| Genel | single i. | tek tabanca kimse | ||
| Genel | single i. | bekar kimse | ||
| Genel | single i. | evlenmemiş genç kimse | ||
| Genel | single i. | genç bekar | ||
| Genel | single i. | bir dolarlık banknot | ||
| Genel | single f. | ayırmak | ||
| Genel | single f. | teklemek | ||
| Genel | single f. | (hayvanı) sürüden ayırmak | ||
| Genel | single f. | ayırt etmek | ||
| Genel | single f. | tanımak | ||
| Genel | single f. | öne çıkarmak | ||
| Genel | single f. | seçip ayırmak | ||
| Genel | single f. | belirlemek | ||
| Genel | single f. | bire indirmek | ||
| Genel | single f. | rahvan yürüyüş | ||
| Genel | single s. | sade | ||
| Genel | single s. | saf | ||
| Genel | single s. | yekta | ||
| Genel | single s. | basit | ||
| Genel | single s. | evlenmemiş | ||
| Genel | single s. | sağlam | ||
| Genel | single s. | ergen | ||
| Genel | single s. | yalınkat (çiçek) | ||
| Genel | single s. | çiçekleri yalınkat olan (bitki) | ||
| Genel | single s. | bir | ||
| Genel | single s. | özel | ||
| Genel | single s. | yegane | ||
| Genel | single s. | biricik | ||
| Genel | single s. | ayrı | ||
| Genel | single s. | tekil | ||
| Genel | single s. | münferiden | ||
| Genel | single s. | (dini açıdan) bekarlığa ait veya ilgili | ||
| Genel | single s. | düz | ||
| Genel | single s. | yavan | ||
| Genel | single s. | niteliksiz | ||
| Genel | single s. | esprisi olmayan | ||
| Genel | single s. | sıkıcı | ||
| Genel | single s. | dürüst | ||
| Genel | single s. | yürekten | ||
| Genel | single s. | güvenilir | ||
| Genel | single s. | samimi | ||
| Genel | single s. | açık sözlü | ||
| Genel | single s. | dobra | ||
| Genel | single s. | sadık | ||
| Genel | single s. | (özellikle göz/bakış) dikkatle takip eden | ||
| Genel | single s. | çok ilgili | ||
| Genel | single s. | göz hapsine alan | ||
| Genel | single s. | gözü üstünde olan | ||
| Genel | single s. | gözünü diken | ||
| Genel | single s. | (göz) doğru gören | ||
| Genel | single s. | (göz) tam gören | ||
| Genel | single s. | (göz) gerçeği gören | ||
| Genel | single zf. | ayrı ayrı | ||
| Genel | single zf. | tek başına | ||
| Genel | single zf. | kendi başına | ||
| Genel | single zf. | yalnız bir şekilde | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | single i. | tek borulu sistem | ||
| Teknik | single i. | (çan farklı sesler çıkaracak şekilde çalınırken) tek bir çanın sabit tutulduğu çalma sırası değişikliği | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | single i. | çektikçe gelen ipekli kumaş ipi | ||
| Tekstil | single i. | bükülmüş elyaf ipi | ||
| Mobilya | ||||
| Mobilya | single s. | (yatak veya nevresim) tek kişilik | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | single i. | tek kürekçili tekne | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | single i. | geyik kuyruğu | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | single i. | normal sayıda yaprağı olan çiçek | ||
| Botanik | single i. | tek çiçekli bitki | ||
| Botanik | single f. | fideleri inceltmek | ||
| Spor | ||||
| Spor | single i. | beyzbolda vurucunun birinci kaleye ulaşmasını sağlayan bir vuruş | ||
| Spor | single i. | (krikette) tek sayılık vuruş | ||
| Spor | single i. | tek kaleye yapılan vuruş | ||
| Spor | single i. | iki oyunculu golf maçı | ||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | single f. | (kale koşucusunu) tek kalelik vuruş ile ilerletmek | ||
| Beysbol | single f. | tek kalelik vuruşla (sayı) getirmek | ||
| Beysbol | single f. | tek kalelik vuruş yapmak | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | single i. | müzik parçası | ||
| Müzik | single i. | parça (müzik) | ||
| Müzik | single i. | her bir yüzü en fazla beş dakika kayıt alan plak | ||
| Müzik | single i. | tek kayıtlık plak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | single f. | bölmek | ||
| Eski Kullanım | single f. | ayrıştırmak | ||
| Eski Kullanım | single f. | bölüştürmek | ||
| Eski Kullanım | single f. | yoğunlaştırmak | ||
| Eski Kullanım | single f. | konsantre etmek | ||
| Eski Kullanım | single f. | tekil hale getirmek | ||
| Eski Kullanım | single f. | özleştirmek | ||
| Eski Kullanım | single f. | kendini soyutlamak | ||
| Eski Kullanım | single f. | kendini ayırmak | ||
| Eski Kullanım | single f. | araya mesafe koymak | ||
| Eski Kullanım | single f. | kendini yalnızlaştırmak | ||
| Eski Kullanım | single s. | zayıf | ||
| Eski Kullanım | single s. | kalitesiz | ||
| Eski Kullanım | single s. | adi | ||
| Kuşbilim | ||||
| Kuşbilim | single i. | şahin pençesi | ||
| Kuşbilim | single i. | doğan pençesi | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | single | single i. | ||
|
I didn't like her new single. Yeni single'ını beğenmedim. More Sentences |
||||