#dead - Turco Inglés Diccionario

#dead

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "#dead" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
Chat Usage
#dead expr. gülmekten ölüyorum
#dead expr. gülmekten öldüm
Slang
#dead n. #öldüm
#dead n. aşırı komik olduğu düşünülen şeyi göstermek için kullanılan bir hashtag

Significados de "#dead" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dead body n. ceset
arise from dead v. dirilmek
dead-end adj. çıkmaz
dead adj. ölü
dead adj. cansız
General
dead center n. tam orta
dead calm n. ölçülebilir bir rüzgarın olmaması hali
the dead of winter n. kara kış
dead language n. ölü dil
the dead n. ölü
dead birth n. ölü doğum
the dead of winter n. kışın ortası
the dead n. ölüler
dead ringer n. tıpatıp benzeri
dead march n. cenaze marşı
dead sound n. tok ses
dead eye n. boğata
dead sleep n. derin uyku
dead zone unit n. ölü bölge birimi
dead water n. durgun su
dead end n. küldösak
the dead of night n. gecenin körü
dead sea sparrow n. küçük serçe
dead end street n. çıkmaz sokak
the quick and the dead n. diriler ve ölüler
the dead of winter n. karakış
a dead weight n. gülle gibi
dead season n. durgun mevsim
dead end n. açmaz
the dead n. mevta
dead letter n. sahibine ulaştırılamayan mektup
dead center n. tam merkez
dead shot n. keskin nişancı
dead water n. dümen suyu
dead end n. çıkmaz
dead letter n. geçersiz yasa
dead end n. çıkmaz sokak
a dead ringer n. tıpatıp benzeri
dead weight n. yüksüz ağırlık
dead freight n. safra yükü
(battery) going dead n. pil bitmesi
dead man n. ölü adam
dead end n. kör baca
dead end n. kör uç
dead end n. boru son ucu
dead stock n. demirbaş
dead stock n. hareket görmeyen stok
dead rock n. çürük kaya
dead load n. hareketsiz yük
dead load n. ölü yük
dead lime n. sönmüş kireç
dead sand n. yanık kum
dead leg n. çalışmayan bacak
dead load n. özyük
dead point n. ölü nokta
dead knot n. ölü budak
dead knot n. ayrık budak
dead heat n. berabere biten yarış
dead-nettle n. ballıbaba
dead-man's float n. yüzükoyun yüzme pozisyonu
dead-end street n. çıkmaz sokak
dead-end kid n. sokak çocuğu
dead on arrival n. yolda hayatını kaybeden kimse
dead on arrival n. ambulansla hastaneye yetiştirilemeden vefat eden kimse
the world of the dead n. cehennem
the world of the dead n. ölüler diyarı
dead letter n. üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu
living dead n. yaşayan ölü
dead silence n. ceset sessizliği
dead silence n. ölüm sessizliği
dead sea scrolls n. kumran metinleri
dead center n. birşeyin tam ortası
dead flower n. solmuş çiçek
dead colors n. sönük renkler
dead hero n. ölü kahraman
burning a dead body n. cesedin yakılması
incineration of a dead body n. cesedin yakılması
burning of dead body n. cesedin yakılması
three dead bodies n. üç ceset
dead body n. cansız beden
dead letter box n. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
dead drop n. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
dead on arrival n. hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen
dead on arrival n. hastaneye giderken yolda hayatını kaybeden kişi
a dead month n. ölü bir ay
doa (dead on arrival) n. olay yerine varıldığında/veya hastaneye getirildiğinde hastanın/yaralının çoktan yaşamını yitirdiğini belirten bir kısaltma
dead monkey n. ölü maymun
walking dead n. aylak
walking dead n. zombi
walking dead n. yürüyen ölü
day of the dead n. (meksika) ölüler günü festivali
dead river n. ölü nehir
dead pool n. kimin ne zaman öleceğine dair tahminlerde bulunulan bir oyun
dead bush n. ölü çalı
dead body bather n. gassal
a dead dog n. kullanışsız, değersiz şey
dead dog n. ölü köpek
dead dog n. köpek ölüsü
dead ender n. zorluklara rağmen bir amaç uğruna mücadele eden kimse
dead president n. ölü başkan
dead zone n. ölü mekan
dead set n. bir hedefi aklına koymuş olma
dead mail n. adres sorunu nedeniyle teslim ve iade edilemeyen posta
dead-air space n. hava sirkülasyonu olmayan havasız alan
dead n. ölüler
dead soul n. ölü kimse
dead n. ölü
dead hand of the past n. geçmişte yaşananların baskıcı etkisi
dead person n. ölü insan
dead ender n. ümitsiz vaka
dead zone n. ölü evre
dead horse n. avans ücreti
dead set n. av köpeğinin avını işaret pozisyonu
dead horse n. peşinen ödenmiş iş
dead pan n. ifadesiz sunum
dead set n. gayretli çaba
dead set n. amaca yönelik kararlı ve gayretli çaba
dead set n. istikrarlı düşmanca tutum
dead person n. ölü kimse
dead-tree n. devrilmemiş ölü ağaç
dead hand n. ölülerin yaşayanlar üzerindeki baskısı
dead n. büyük karanlık zamanı
dead n. ağır kasvet
dead zone n. ölü dönem
dead pan n. donuk yüz
dead n. ceset
dead set n. kararlı saldırı
dead ender n. okulu bırakan kimse
dead horse n. eski borç
dead weight n. ağır sorumluluk
dead n. ölü beden
dead lift n. mekanik yardım olmaksızın doğrudan kaldırma
dead n. derin sessizlik
dead ender n. çıkmaz
dead soul n. ölmüş kimse
dead hand n. geçmişin günümüz üzerindeki baskısı
dead [dialect] [uk] n. ölüm
dead ender n. gelecekten umudu olmayan kimse
dead ender n. ilerleme sağlamayan durum
dead pan n. duygusuz davranış
dead-letter office n. alıcısına teslim edilemeyen postaların açılıp iade edilmek üzere gönderildiği posta departmanı
dead heart [australia] n. avustralya'nın ücra iç bölgeleri
dead n. ayaz soğuğu yaşanan dönem
dead weight n. ağır yük
dead-end n. durma noktası
dead-end n. çıkmaz sokak
be dead beat v. kolunu kıpırdatacak hali olmamak
stop dead v. birdenbire durmak
torture to dead v. derisini yüzmek
come to a dead end v. çıkmaza girmek