emir - Turc Anglais Dictionnaire

emir

emir — Definition

Signification:
emir, prens
Prononciation (IPA):
(AmE /ɪˈmɪr/ – BrE /ɪˈmɪə/)
Partie du discours:
İsim: emir (emirs)
Synonymes:
ruler
Antonymes:
subject

Sens de "emir" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 6 résultat(s)

Anglais Turc
General
emir n. emir
That emir is very rich.
O emir çok zengin.

More Sentences
emir n. reis
emir N. prens
Politics
emir n. (orta doğu'da) prens
emir n. lider
emir n. vali

Sens de "emir" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 70 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
emir command n.
The troops failed to respond to a command to stop.
Askerler dur emrine karşılık vermemiştir.

More Sentences
emir order n.
We received orders to submerge immediately.
Derhal suya dalma emri aldık.

More Sentences
General
emir direction n.
I wish I had obeyed his directions.
Keşke onun emirlerine itaat etseydim.

More Sentences
emir decree n.
The soldiers have to obey the decree that beards be shaved off.
Askerler sakalların kesilmesi emrine uymak zorundalar.

More Sentences
emir charge n.
One soldier objected to the general's charge to kill the prisoner.
Askerlerden biri, generalin esiri öldürme emrine karşı geldi.

More Sentences
emir dictate n.
His job is to ensure that the dictates of the board are implemented.
Onun görevi kurulun emirlerinin uygulanmasını sağlamaktır.

More Sentences
emir edict n.
Your edict will be fulfilled, mom.
Emriniz tam olarak yerine getirilecektir hanımefendi.

More Sentences
emir command n.
The troops failed to respond to a command to stop.
Askerler dur emrine karşılık vermemiştir.

More Sentences
emir disposal n.
We want to put the necessary resources at Europol's disposal to enable it to be truly operationally effective.
Europol'ün operasyonel açıdan gerçekten etkili olabilmesi için gerekli kaynakları emrinde bulundurmak istiyoruz.

More Sentences
emir prince n.
The prince of the region will sign the peace agreement.
Bölgenin emiri barış anlaşmasını imzalayacak.

More Sentences
emir behest n.
In December 2015, The Guardian reported that Cambridge Analytica used the data at the behest of Ted Cruz.
Aralık 2015'te The Guardian, Cambridge Analytica'nın verileri Ted Cruz'un emriyle kullandığını bildirdi.

More Sentences
emir emir n.
That emir is very rich.
O emir çok zengindir.

More Sentences
emir commandment n.
The tenth commandment is different from all the rest.
Onuncu emir diğerlerinden farklıdır.

More Sentences
emir ordinance n.
Everyone must obey the king's ordinance.
Herkes kralın emirlerine uymak zorundadır.

More Sentences
Trade/Economic
emir ordinance n.
Everyone must obey the king's ordinance.
Herkes kralın emirlerine uymak zorundadır.

More Sentences
Law
emir commandment n.
The tenth commandment is different from all the rest.
Onuncu emir diğerlerinden farklıdır.

More Sentences
Technical
emir direction n.
I wish I had obeyed his directions.
Keşke onun emirlerine itaat etseydim.

More Sentences
General
emir sway n.
emir bidding n.
emir ameer n.
emir bid n.
emir dictamen n.
emir amir n.
emir ukase n.
emir word of command n.
emir dictation n.
emir pleasure n.
emir disposition n.
emir precept n.
emir statute n.
emir appointment n.
emir prescript n.
emir injunction n.
emir fiat n.
emir commanding n.
emir emeer n.
emir khan n.
emir decision n.
emir word n.
emir imperative n.
emir rescript n.
emir directive n.
emir instruction n.
emir mandate n.
emir prescription n.
emir enjoinment [obsolete] n.
emir mandment [obsolete] n.
emir imposition [obsolete] n.
emir ordination n.
emir steven n.
emir sunnud [india] n.
emir dict (dictation) abrev.
Trade/Economic
emir instruction n.
emir mandate n.
emir prescription n.
Law
emir precept n.
emir injunction n.
emir mandate n.
emir writ n.
emir prescription n.
emir impeditive n.
emir rubric n.
emir interlocution n.
Politics
emir ameer n.
emir directive n.
emir monarch n.
Technical
emir directive n.
Computer
emir directive n.
History
emir ameer n.
Archaic
emir hest n.

Sens de "emir" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
sıkı emir enjoinder n.
on emir kitaplarının beşincisi deuteronomy n.
hz musa'ya allah tarafından verilen on emir the ten commandments n.
emir altındaki kimse minion n.
emir verme reordering n.
resmi emir injunction n.
emir verme enjoinder n.
kesin emir injunction n.
yüksek mahkemeden verilen emir mandamus n.
bir emir gibi yapılan istek demand n.
on emir the ten commandments n.
emir subayı adjutant n.
adli merciden gelen yazılı emir writ n.
geçici emir provisional order n.
emir eri equerry n.
on emir decalogue n.
emir veren kadın dictatress n.
denize çıktıktan sonra açılmak üzere kaptana verilen kapalı zarf içindeki emir sealed orders n.
emir kulu aide n.
emir kipi imperative mode n.
yazılı emir writ n.
emir eri aide n.
resmi emir decree n.
emir eri orderly n.
emir subayı aid-de-camp n.
emir subayı aide-de-camp n.
emir kulu yes-man n.
emir kipi imperative n.
emir komuta zinciri chain of command n.
resmi emir advice n.
yedinci emir seventh commandment n.
emir subaylığı adjutancy n.
emir subayı adjutant (adjt) n.
karşı emir counterorder n.
önceki emri geçersiz kılan emir countermand n.
emir verme imperation n.
emir iptali cancel n.
belirgin veya mantıklı sebep olmaksızın emir ve önerilere karşı çıkma eğilimi negativity n.
kaba emir bark n.
emir veya komuta veren kimse bidder n.
kibar emir wish n.
bir şeyin tutulduğu veya ertelendiğine ilişkin bir emir veya işaret hold n.
bir şeyi erteleyen bir emir hold n.
resmi emir brevet [obsolete] n.
bir eylemin erteleneceğine dair emir veya işaret hold n.
belirlenen emir clamper [scotland] n.
kolluk görevlilerinin emir almadan tutuklama ve arama yapmasını gerektiren acil durum circumstance n.
başkalarına emir veren kimse dictator n.
emir eri orderly officer [uk] n.
neyin ateşleneceğini belirten emir shell (specify) n.
emir belirten hareket beck n.
emir yetkisi command n.
emir vb çiğnemek transgress v.
iptal etmek (yeni bir emir ile önceki emri) countermand v.
birinden emir almak take an order v.
emir çıkarmak enact v.
emir almak receive orders v.
emir vermek order v.
yapılması için emir vermek (toplantının) summon v.
emir vermek command v.
emir vermek give order v.
birine emir yağdırmak boss someone around v.
emir yağdırmak boss over v.
emir vermek give directions v.
emir belirtir shall v.
emir yağdırmak order around v.
emir verir gibi konuşmak talk patronizingly v.
emir verir gibi konuşmak talk in a bossy way v.
emir almak take direction v.
emir vermek imperate v.
emir vermek adjure v.
geri çekmek (emir, yasak vb.) raise v.
emir almak take order for v.
(kibirli bir şekilde) emir yağdırmak boss v.
bağırarak emir vermek brawl v.
emir yayınlamak direct v.
emir çiğnemek digress [obsolete] v.
koşum hayvanına sağa dönmesi veya ilerlemesi için emir kipinde bağırmak gee v.
başkasından emir almadan bağımsız hareket etmek freelance v.
emir belirten imperatival adj.
emir kipine ait jussive adj.
emir niteliğindeki decretive adj.
(emir, komuta) iptal edilebilirlik countermandable adj.
emir veren orderly adj.
emir altında subordinate adj.
emir gereğince by order adv.
başka emir gelinceye kadar till further orders adv.
genellikle emir belirten cümlelerde kullanılan boşluk doldurucu sözcük once [dialect] adv.
emir üzerine on command adv.
köpeği oturtan ve o halde kalmasını sağlayan bir emir kelimesi hup interj.
atın adımlarını yavaşlatan emir kelimesi hup interj.
atı sağa döndüren bir emir kelimesi hup interj.
emir kipi impv (imperative) abrev.
emir verme cmdg (commanding) abrev.
resmî emir edict N.
yazılı emir prescription N.
Irregular Verb
fare - ferde (emir kipi) ferde v.
Phrasals
bir hayvanın emir vb.ne uymasını sağlamak condition (someone or something) to (something) v.
bir hayvanın emir vb.ne uymasını sağlamak condition someone or something to something v.
(emir) üst makamdan gelmek come down v.
(emir) yukarıdan gelmek come down v.
birini/bir şeyi çiğnemek (kural, emir) transgress against someone or something v.
(birine) emir yağdırmak boss (one) about v.
(birine) emir yağdırmak boss (one) around v.
emir yağdırmak boss around v.
(atlara söylenen bir emir ifadesi olarak) hızlı gitmek get up v.
(birine) emir vermek order (one) about v.
emir vermek order about v.
(birine) emir vermek order (one) around v.
emir yağdırmak order about v.
(yasal emir) çıkarttırmak sue out (something) v.
emir) transgress against v.
emir vermek lay down v.
Phrases
bir emir kabul etme ifadesi f.a.b. [uk] interj.
bir önceki/son emir iptal belay my last expr.
Proverb
emir alamayan emir veremez he that cannot obey cannot command
itaat etmeyen emir vermez he that cannot obey cannot command
emir veren çok, çalışan yok (there are) too many chiefs and not enough indians
Colloquial
emir vermek say the word v.
emir demiri keser obey the order, no matter what! expr.
Idioms
açık emir word of command n.
resmi emir word of command n.
emir yağdırıp durma power trip n.
on birinci emir 11th commandment n.
(birine) emir vermek give (someone) the word v.
emir vermek give the word v.
emir altında olmak take orders v.
emir altında olmak be in orders v.
emir altında olmak be under orders v.
(bir şey yapmak için) emir almak be under orders (to do something) v.
emir veren çok çalışan yok too many chiefs and not enough indians expr.
sen kimsin bana emir veriyorsun who died and left you in charge exclam.
Speaking
artık senden emir almayacağım I'm not taking orders from you anymore expr.
Trade/Economic
bir menkul değeri piyasada teklif edilen en iyi fiyattan satmak veya satın almak için borsa bankerine verilen emir at the market n.
günlük emir day order n.
açık emir open order n.
emir bölme order split n.
emir iyileştirmesi order improvement n.
özel emir special order n.
sınırlı emir limit order n.
emir, müzekkere, mahkeme kararı, men kararı, belirleme veya hakem kararı order, writ, judgment, injunction, decree, determination or award n.
emir ve kumanda birliği unity of command principle n.
emir kumanda örgütü line organization n.
gerçekleşmiş emir realized order n.
limitli emir limit order n.
verilen çek ve ödeme emir checks drawn and money orders n.
limitli emir limit orders n.
borsada kullanılan sınırlı emir limit order n.
menkul değer borsasında açılış fiyatıyla alış veya satış için aracı kuruluşa verilen emir order at opening price n.
normal emir normal order n.