seferde - Türkçe İngilizce Sözlük

seferde

"seferde" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Denizcilik
seferde under sail s.
Askeri
seferde at mobilization expr.

"seferde" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 141 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
seferde acele ile toplanan harp divanı drumhead court martial i.
tek seferde ateşlenen patlayıcı miktarı charge i.
bir avcının tek seferde avladığı av bag i.
bir seferde avlanan av miktarı take i.
şahincinin tek seferde saldığı bir çift şahin cast i.
iğneye tek seferde geçirilebilecek iplik uzunluğu needleful i.
tek seferde çekilen az miktarda kokain toot i.
(kötü alışkanlığı) tek seferde birdenbire bırakma turkey i.
bir seferde çiğnenen tütün chew i.
gönderici tarafından tek seferde yapılan postalama mailing i.
tek seferde yapılan şey making i.
tek seferde yapılan miktar making i.
korna veya ıslıktan tek seferde çıkan ses blast i.
tek seferde öğütülen un miktarı melder [uk] i.
inekten tek seferde sağılan süt mess [dialeect] i.
tek seferde basılmış sikke grubu mintage i.
tek seferde mayalanan miktar brew i.
tek seferde mayalanan içki miktarı brewing i.
tek seferde biçilen (çim, tahıl) ürün miktarı mowing i.
tek seferde taşınabilecek miktar gang [scotland] i.
tek seferde ele alınan miktar go i.
tek seferde batırılan miktar dip i.
çubuğa tek seferde yapışan enfiye dip i.
çubukla tek seferde çekilen enfiye miktarı dip i.
her bir seferde küçük parçaların ayrılmasıyla olan kademeli azalma comminution i.
tek seferde servis edilen miktar drink i.
tek seferde içilen miktar drink i.
tek seferde gönderilen mektuplar packet i.
pipoda tek seferde içilecek tütün miktarı pipe i.
pipoda tek seferde içilecek tütün miktarı pipeful i.
kalıba tek seferde dökülen miktar pour i.
akçaağaç koruluğundan tek seferde toplanan bitki özü gathering i.
tek seferde burna çekilen enfiye miktarı snush i.
(tek seferde çekilen) nefes gulp i.
tek seferde gelmek step f.
bir seferde ikiz doğuran biparous s.
bir seferde ikiz doğuran twinning s.
tek seferde iyi sonuç veren one-shot s.
tek seferde eksiksiz olan one-shot s.
tek seferde başarıya ulaşan one-shot s.
tek seferde eksiksiz olan one-shot s.
tek seferde iyi sonuç veren one-shot s.
tek seferde başarıya ulaşan one-shot s.
bir seferde tek şey in small stages s.
seferde acele ile toplanan (harp divanı) drumhead s.
seferde aceleyle toplanmış harp divanında gerçekleşen drumhead s.
tek seferde ödenen plump s.
bir seferde in one go zf.
ikinci seferde at twice zf.
iki seferde at twice zf.
tek seferde yalnızca bir tane anlamı veren ön ek mon- ök.
Öbek Fiiller
bir şeyle tek seferde çok az ilgilenmek chip away (at) f.
bir şeyle ilgili tek seferde çok az başarı sağlamak chip away (at) f.
İfadeler
ilk seferde doğru biçimde onarmak fix it right first time f.
İlk seferde olduğu gibi come prima (in the same manner as the first time) zf.
bir seferde dört kişi four at a time expr.
ilk seferde on the first try expr.
ikinci seferde on the second try expr.
Konuşma Dili
tek bir seferde ödenen para lump sum i.
tek seferde alınan miktar go [uk] i.
bir şeyi ilk seferde doğru tahmin etmek get something in one f.
bir şeyi ilk seferde bilmek get something in one f.
her şeyi tek seferde riske etmek go nap f.
tek seferde in a lump expr.
ikinci seferde second go expr.
ilk seferde first go [uk] expr.
bir seferde in one go [uk] expr.
bir seferde at one go expr.
tek seferde at one time expr.
tek seferde at/in one go [uk] expr.
Deyim
tek/ilk seferde başarma hole in one i.
her şeyi bir seferde yüklenme lazy man's load i.
tembellikten bir seferde taşınmaya çalışılan ağır yük lazy man's load i.
bir seferde yapmak do something in/at one sitting f.
tek seferde at a sitting expr.
bir seferde all in one whack [us] expr.
tek seferde in one blow expr.
tek seferde in one fell swoop expr.
tek seferde at one fell swoop expr.
tek seferde in one setting expr.
Ticaret/Ekonomi
doğrudan tek seferde satış outright sale i.
toplu/tek seferde ödeme batch payment i.
bir seferde satılan ürün miktarı turn i.
tek seferde ödeme ls (lump sum) kısalt.
Sanayi
cihaza veya makineye tek seferde yüklenebilen malzeme miktarı load i.
tek seferde işlenip ambalajlanan ürün miktarı pack i.
tek seferde üretilen taş plakların tam sayısı pressing i.
Teknik
tek seferde bir sayfa yazdıran yazıcı page-at-a-time printer i.
i̇lk seferde doğru yapma oranı first time through i.
tek seferde tartılan malzeme draft i.
(plastik) tek seferde kalıba dökülen miktar shot i.
bir seferde at a time expr.
Bilgisayar
video oyunlarda rakibi kafa kısmından vurarak tek seferde öldürme headshot i.
tek seferde tek bir işlemin gerçekleştirilmesi single thread i.
bir seferde gerçekleştirilen gerçek veri işleme operasyonlarına ait veya ilişkili serial s.
Telekom
tek seferde tarama progressive scan i.
tek seferde yalnızca bir mesajın iletimine imkan tanıyan dar frekans aralıklı bir iletim tekniği baseband i.
Ulaştırma
tek bir seferde taşınabilen yük turn [us] i.
tek bir seferde taşınabilen miktar turn [us] i.
tek seferde taşınan yük journey i.
tek seferde taşınan yük miktarı load i.
Medikal
(tek seferde) aşırı yeme sendromu bulimia i.
(tek seferde) aşırı yeme sendromu binge eating syndrome i.
Gıda
tek seferde elde edilen miktar gyle i.
tek seferde üretilen bira gyle i.
tek seferde üretilen tereyağı miktarı churning i.
Zooloji
tek seferde birden fazla eş ile çiftleşme polygamy i.
kuluçkadan tek seferde çıkan yumurtalar sitting i.
bir seferde tek çocuk doğuran uniparous s.
tek seferde bir yumurta üreten monotocous s.
tek seferde bir yavru veren monotocous s.
Tarım
değirmene öğütme için tek seferde alınan mısır miktarı turn [dialect] i.
Hayvancılık
tek seferde kuluçkaya konan yumurtalar laughter [dialect] [uk] i.
koyundan tek seferde kırkılan yün clip i.
Tütün
tek seferde çiğnemek için uygun olan tütün miktarı chaw (of tobacco) i.
tek seferde burna çekilen enfiye miktarı snuff i.
Ormancılık
kütüğü tek seferde kesen dört tane yuvarlak testereye sahip makine tie mill i.
Balıkçılık
tek seferde avlanan balık miktarı shot i.
Tarih
bir seferde tek bir kişi tarafından kullanılan (arma) undifferenced s.
Çevre
tek seferde tüm yaşlı ağaçları kesme clearing i.
Askeri
birkaç yükün tek seferde patlaması volley i.
gemi topundan tek seferde atılabilecek toplam mermi ağırlığı metal i.
tek seferde atılan bir grup bomba cluster i.
Silah/Atıcılık
tek seferde yakalanan av hayvanı sayısı bag i.
Spor
(bilardoda) kalan tüm topları tek seferde deliğe sokma clearance i.
tek seferde sadece bir bisikletçinin geçebileceği genişlikteki arazi yolu single-track i.
tek seferde sadece bir bisikletçinin geçebileceği genişlikteki arazi yolu singletrack i.
(ağırlığı) tek seferde kaldırmak snatch f.
İskambil
masadaki tüm kağıtları tek seferde alma scoop i.
(bir oyuncuya tek seferde satılan) sabit çip miktarı stack i.
(bir oyuncuya tek seferde satılan) sabit çip miktarı takeout i.
Sinema
(tek seferde gösterilen) iki film double feature i.
(tek seferde gösterilen) iki film double bill i.
bir roman veya filmde, hikaye ile ilgili çok sayıda bilginin tek seferde açıklanması exposition dump i.
Matbaa
tek seferde önlü arkalı baskı yapabilen baskı aleti perfector i.
Eski Kullanım
tek seferde işlenecek miktar beat i.
başka seferde elles zf.
Argo
tek seferde içilen içki drop i.
tek seferde burundan çekilen miktar snort i.
burundan tek seferde çekilen miktar snow i.
tek seferde içmek knock something down f.