split - Türkisch Englisch Wörterbuch

split

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

split — Definition

Bedeutung:
ayırmak, bölünmek
Aussprache (IPA):
(AmE /splɪt/ – BrE /splɪt/)
Wortart:
Fiil: split (splits – split – splitting)
Synonyme:
divide
Antonyme:
unite

Bedeutungen von dem Begriff "split" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
split v. yarmak
As I was telling him not to run, he fell and split his head.
Tam ben ona koşma derken düşüp kafasını yardı.

More Sentences
split v. bölmek
The outcome of the split vote on Amendment No 654 was as follows.
654 No'lu Değişikliğe ilişkin bölünmüş oylamanın sonucu aşağıdaki gibi olmuştur.

More Sentences
split v. ayrılmak
On Tuesday we split into two groups.
Salı günü iki gruba ayrıldık.

More Sentences
split adj. ayrık
General
split n. ayrılık
What do you think of the couple’s split?
Çiftin ayrılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

More Sentences
split n. çatlak
There was a short split in the leg of the table.
Masanın bacağında kısa bir çatlak vardı.

More Sentences
split n. anlaşmazlık
The new rules caused a serious split within the faculty.
Yeni kurallar fakültede ciddi bir anlaşmazlığı neden oldu.

More Sentences
split n. (ilişki) ayrılık
He is still depressed due to his recent split with his wife.
Karısından ayrıldığı için hâlâ bunalımda.

More Sentences
split n. paylaşım
An 80:20 split would be more than fair for a commission.
80:20'lik paylaşım bir komisyon için fazlasıyla adil olacaktır.

More Sentences
split n. ayrım
The split between work and social life seems impossible nowadays.
Bugünlerde iş ve sosyal hayat arasında bir ayrım yapmak imkansız görünüyor.

More Sentences
split v. parçalamak
Who first split the atom?
Atomu ilk olarak kim parçaladı?

More Sentences
split v. kırmak
Tom asked me to help him split firewood.
Tom benden odun kırmasına yardım etmemi istedi.

More Sentences
split v. çatlatmak
I have a splitting headache.
Başım çatlayacak gibi ağrıyor.

More Sentences
split v. paylaştırmak
The money will probably be split evenly between those two.
Para muhtemelen bu ikisi arasında eşit olarak paylaştırılacak.

More Sentences
split v. paylaşmak
We split the Halloween candy with my little sister.
Cadılar Bayramı şekerini küçük kız kardeşimle paylaştık.

More Sentences
split v. kırılmak
Tom has split ends.
Tom'un saç uçları kırılmış.

More Sentences
split v. bölüşmek
Stolen cigarettes and black market profits are unfairly split.
Çalıntı sigaralar ve karaborsa karları adil olmayan bir şekilde bölüşülür.

More Sentences
split v. yarmak
As I was telling him not to run, he fell and split his head.
Tam ben ona koşma derken düşüp kafasını yardı.

More Sentences
split v. bölünmek
The coffee table split under the weight of my teenage nephew.
Sehpa genç yeğenimin ağırlığı altında ikiye bölündü.

More Sentences
split v. ayırmak
The workbook is split into five categories.
Çalışma kitabı beş kategoriye ayrıldı.

More Sentences
split v. ikiye bölünmek
The school split over the theme of the prom.
Okuldakiler balonun teması konusunda ikiye bölünmüştü.

More Sentences
split v. -den ayrılmak
It was hard for Anna to see her favorite singer split from the band.
En sevdiği şarkıcının gruptan ayrıldığını görmek Anna için çok zordu.

More Sentences
split v. uzamak
The cops are coming; we need to split!
Polisler geliyor, uzamamız gerek!

More Sentences
split adj. çatlak
There was a short split in the leg of the table.
Masanın bacağında kısa bir çatlak vardı.

More Sentences
Technical
split v. bölmek
The outcome of the split vote on Amendment No 654 was as follows.
654 No'lu Değişikliğe ilişkin bölünmüş oylamanın sonucu aşağıdaki gibi olmuştur.

More Sentences
Computer
split n. bölünme
That wording is one on which we may request a split vote and vote against.
Bu ifade, oyların bölünmesini talep edebileceğimiz ve karşı oy kullanabileceğimiz bir ifadedir.

More Sentences
Chemistry
split v. kırmak
Tom asked me to help him split firewood.
Tom benden odun kırmasına yardım etmemi istedi.

More Sentences
General
split n. boşanma
split n. çatlama
split n. kopma
split n. yarık
split n. ayrılma
split n. yarılma
split n. bozuşma
split n. kıymık
split n. hafiye
split n. yarım parça
split n. yarım şişe içecek
split n. sökük (dikiş yeri üzerindeki)
split n. muhbir
split n. kırık
split n. parçalanma
split n. sökük yer
split n. ispiyoncu
split n. kırılma
split n. (hayvanlarda) kulak küpesi
split n. (her bir yüzünde farklı etiket bulunan) yedi inçlik plak
split n. (bovlingde) iki kukanın arasının boş kalması
split n. cilt kesisi
split n. cilt çatlağı
split v. yarılmak
split v. mahvetmek
split v. parçalanmak
split v. katıla katıla gülmek
split v. çekip gitmek
split v. kılı kırk yarmak
split v. defolup gitmek
split v. bozuşmak
split v. gülmekten yarılmak
split v. yıkmak
split v. çatlamak
split v. bölüştürmek
split v. üleşmek
split v. ince eleyip sık dokumak
split v. kopmak
split v. titizlenmek
split v. -e ayrılmak
split v. (halatı) tel tel ayırmak
split v. (sayı almaya çalışırken) savunma oyuncuları arasında ilerlemek
split v. zıt gruplara ayırmak
split v. muhalif gruplara bölmek
split v. (oyun, yarış) eşit sayıda kazanmak ve kaybetmek
split v. (mührü) ikiye bölmek
split adj. çatlamış
split adj. ayrılmış
split adj. kırık
split adj. yarık
Irregular Verb
split v. split - split
Colloquial
split v. ilişiğini kesmek
split v. çekilmek
split v. ilişkisini sonlandırmak
split v. bağını koparmak
Trade/Economic
split n. sermaye değişmeden hisse sayısının değiştirilmesi
split v. (şirket hisselerini) daha büyük paylara bölmek
split v. (şirket hisselerini) dağıtmak
split adj. (hisse) bölünmüş
split adj. (hisse) pay edilmiş
split adj. (hisse satın alma veya satma talebi) farklı zamanlara dağıtılmış
split adj. (kotasyon) on altılık şeklinde sunulan
Politics
split v. (oy pusulasında) farklı partilerden adaylara mühür basmak
Technical
split n. plaka tuğla
split n. yarma
split n. (cam ürünlerde) dar kesme tasarımı
split n. bir uçtan diğer uca uzayan cam çatlağı
split v. (oluklu camı) istenen genişlikte kesmek
split v. (hava akımını) ayrı akımlara bölmek
split adj. ayrılmış
split adj. bölünmüş
Computer
split n. bölme
split n. yarık
split n. yarım pencere
split expr. böl
Informatics
split adj. (ağ veya kanal) aynı anda birden fazla program yürütmeye çalışırken çöken
Telecom
split n. ayrılma
Textile
split n. kurdele
split n. şerit kumaş
split v. (hayvan derisini) katmanlara ayırmak
split v. (hayvan derisini) tabakalara ayırmak
Woodworking
split adj. (ahşap) damarla birlikte uzunlamasına kesilmiş
Marine
split v. (yelkeni) yırtmak
split v. (yelkeni) parçalamak
split v. (yelken) yırtılmak
Mining
split n. (madende) hava akımı
split n. ikincil hava akımı ile havalandırılan maden sahası
split n. ayrık kömür damarı
split v. (madende dikit, sütun) yollara ayırmak
Psychology
split n. (sınırda kişilik bozukluğunda) bölünme
split v. ayrışım yaşamak
split v. bölünme yaşamak
split v. (sınırda kişilik bozukluğu hastası) gözü dönmek
Gastronomy
split n. ikiye kesilerek krem şanti veya tereyağı ve reçelle servis edilen bir tür mayalı ekmek
split n. dilim meyve üzerinde servis edilen dondurmalı bir tatlı
Physics
split v. (atom veya atom çekirdeğini) yapay olarak parçalamak
split v. (atom veya atom çekirdeğini) fisyona maruz bırakmak
Chemistry
split v. (kimyasal bileşiği) bileşenlerine ayırmak
split v. ufalamak
split v. (kimyasal bileşikleri) basit bileşiklere ayırmak
split v. (kimyasal bileşiklere) piroliz uygulamak
Botanic
split n. bitki soğanı üzerinde gelişen ufak soğancık
Agriculture
split v. (tepeyi, sırtı) yükselti oluşacak şekilde sürmek
split v. (tepeyi, sırtı) sıralı sürmek
Linguistics
split adj. ayrık
Geography
split n. hırvatistan'ın güneyinde bir liman kenti
Sport
split n. (kroket oyununda) iki topun farklı yönlere gönderildiği bir vuruş
split n. (sporcunun) yarış süresi
Volleyball
split n. yarma
Card
split n. (faro oyununda) eş değer iki kartın aynı ele gelmesi
split n. (kart oyununda) bir kart karıştırma şekli
split n. eşit kart dağılımı
split v. (kart çiftini) elden çıkarmak
split v. (kart destesi) eşit dağılmak
split v. (faro oyununda eşdeğer iki kart) aynı elde gelmek
Printery
split adj. (renkli baskı) mürekkep merdanesi ile yapılan
split adj. (renkli baskı) aynı anda birden fazla renk püskürtülen
Ornithology
split adj. (kafes kuşu) heterozigot gen taşıyan
Slang
split v. kalleşlik etmek
split v. yarı yolda bırakmak
split v. ispiyonlamak
split v. hainlik yapmak
split v. güvenini boşa çıkarmak

Bedeutungen, die der Begriff "split" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
split ticketing n. bölünmüş biletleme
split level n. iki seviyede olan oda
split up n. ayrılma
split peas n. kırık bezelye
split pin n. emniyet mandalı
split aubergines with tomatoes and onions n. imambayıldı
split ticketing n. aktarmasız biletin fiyatını kırmak için çok sektörlü bir yolculuk için ayrı biletlerin basılması
split aubergines with meat filling n. karnıyarık
split in opinion n. görüş ayrılığı
split pea n. kurutulup kendiliğinden ikiye ayrılmış bezelye tanesi
split self in literature n. edebiyatta bölünmüş kişilik
split wood n. rendelenmemiş kereste
split second n. lahza
split second n. an
split cereal n. göce
split airconditioner n. split klima
split-level house n. odaları değişik seviyelerde olan ev
split-up n. ayrılma
split-up n. yarılma
split-up n. paylaştırma
split train station n. split tren istasyonu
split-brain n. ayrık beyin
split second n. çok kısa bir süre
split second n. salise
banana split n. muzlu tatlı
split pins n. maşa raptiye
split pin n. maşa raptiye
hair with split ends n. uçları kırılmış saç
banana split n. bütün bir muzun üzerine birkaç top dondurma, aromalı şurup, meyve ve fındık kremşanti ile servis edilen tatlı
split-rail fence n. (boylamasına aralıklı) tahta çit
split-rail fence n. (uzunlamasına aralıklı) tahta çit
split times n. kazanan sporcuyu belirleyen süre
split pair n. bükülü tel çiftinin farklı bir tel çifti ile birleşimi sonucu gelişen kablo bağlama hatası
split-off n. ayrılma
split [uk] n. muhbir
split shot n. yarı kafeinli yarı kafeinsiz espresso shot
split end n. kırık saç ucu
split [uk] n. ajan
split-off n. bölünme
split times n. yarış kazanma süresi
split-off n. kopma
split [uk] n. ispiyoncu
split [uk] n. sivil polis
split-off n. dağılma
split-off n. ayrılan şey
split [uk] n. küçük ekmek
split-off n. bölünen şey
split-off n. kopan şey
split-off n. kopan şey
split-off n. dağılan şey
split into v. ayırmak (gruplara vb)
split up v. ayrılmak
split off v. ayrılmak
split one's sides with laughter v. gülmekten yarılmak
split hairs v. ince eleyip sık dokumak
split into v. ayırmak
split hairs v. küçük değişiklikler yapmak
split (the payment/debt) into installments v. taksitlere bölmek
split (the payment/debt) into installments v. taksite bağlamak
split hairs v. kılı kırk yarmak
split one's sides v. katıla katıla gülmek
split up v. ayrılmak (gruplara vb)
split (the payment/debt) into installments v. taksitlendirmek
split season v. farklı mevsimlerde yola çıkıp gelmek
split off v. yarılmak
be split v. yarılmak
split up v. taksim etmek
split up v. bölünmek
split one's sides v. gülmekten kırılmak
split with (someone) v. yollarını ayırmak
split the country v. ülkeyi bölmek
split the work half and half v. yapılacak işi yarı yarıya bölmek
split into categories v. kategorilere ayırmak
split the difference v. (yarı yarıya) kırışmak
be split into two parts v. ikiye bölünmek
split the difference v. kalanı bölüşmek
split the difference v. kalanı dağıtmak
split one's lip open v. dudağı patlamak
split one's lip v. dudağı patlamak
split the profit v. karı paylaşmak
split the votes v. oyları bölmek
do the split v. bacakları 180 derece açmak
do a split v. bacakları 180 derece açmak
split the bill v. hesabı kırışmak
split in half v. ikiye ayrılmak
split it four ways v. (kazancı vb) dörde bölmek
split it three ways v. (kazancı vb) üçe bölmek
split it evenly v. eşit paylaşmak
split the atom v. atomu parçalamak
split it evenly v. eşit biçimde bölmek
split hoove adj. çift toynaklı (hayvan)
split-second adj. bir anlık
split half adj. yarıya bölünmüş
split half adj. ikiye bölünmüş
split-new [scotland] adj. gıcır gıcır
split rail adj. ahşap kazıklı çit ile ilgili
split-new [scotland] adj. yepyeni
split-new [scotland] adj. çok yeni
split-new [scotland] adj. taze
lickety split adv. çarçabuk
in a split second adv. biranda
in a split second adv. kaşla göz arasında
lickety-split adv. hızla
lickety-split adv. çarçabuk
lickety-split adv. çabucak
lickety-split adv. süratle
lickety split adv. süratle
lickety split adv. hızla
lickety split adv. çabucak
lickety-split adv. çarçabuk
Phrasals
split up with v. (birinden/bir şeyden) ayrılmak
split something between (someone and someone else) v. (iki kişi) arasında bölüştürmek
split something between (something and something else) v. (iki kişi) arasında bölüştürmek
split up (with someone) v. birinden ayrılmak
split off from v. bir şeyden ayrılmak
split apart v. dağılmak
split apart v. ayrılmak
split apart v. parçalanmak
split between (two or more people or things) v. (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında kalmak
split between (two or more people or things) v. (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında bölüştürmek
split between (two or more people or things) v. (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında bölünmek
split between (two or more people or things) v. bir şeyi (iki veya daha fazla kişi) paylaşmak/bölüşmek
split between (two or more people or things) v. (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında kararsız kalmak
split between (two or more people or things) v. ikiye veya daha fazla parçaya ayırmak
split between (two or more people or things) v. (iki veya daha fazla şeyin/kişinin) arasını bölmek
split between (two or more people or things) v. bir şeyi (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında pay etmek
split between (two or more people or things) v. bir şeyi (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında bölüştürmek/paylaştırmak
split between (two or more people or things) v. (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında yer işgal etmek
split with (one) v. (biriyle) ayrılmak
split with (one) v. (biriyle) bölüşmek
split with (one) v. (biriyle) yollarını ayırmak
split between v. arasında paylaştırmak
split between v. arasında bölüştürmek
split in (number or fraction) v. (eşit olarak bir sayıya/parçaya) bölünmek/ayrılmak
split in v. -de ayrılık
split into (number or fraction) v. (tam bir sayıya/parçaya) bölünmek/ayrılmak
split with v. ile bölüşmek
split in v. -e bölünmek
split with v. ile yollarını ayırmak
split between v. arasında pay etmek
split between v. arasında bölünmek
split in v. -e ayrılmak
split in (number or fraction) v. (tam bir sayıya/parçaya) bölünmek/ayrılmak
split into (number or fraction) v. (eşit olarak bir sayıya/parçaya) bölmek/ayırmak
split between v. arasında kalmak
split into (number or fraction) v. (tam bir sayıya/parçaya) bölmek/ayırmak
split into (number or fraction) v. (eşit olarak bir sayıya/parçaya) bölünmek/ayrılmak
split between v. arasında kararsız kalmak
split in (number or fraction) v. (tam bir sayıya/parçaya) bölmek/ayırmak
split with v. ile ayrılmak