side - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

side

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "side" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 50 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
side n. kenar
side n. taraf
side adj. yan
General
side v. taraf tutmak
side v. desteklemek
side n. çalım
side n. cephe
side n. hava
side n. takım
side n. taraftar
side n. yan yüz
side n. bölüm
side n. kibir
side n. yaka
side n. yön
side n. cihet
side n. kurum
side n. canip
side n. yamaç
side n. kıyı
side n. böğür
side n. fırka
side n. yan
side n. taraf
side n. yan yön
side adj. yandaki
side adj. bir yanda bulunan
side adj. ikinci derecede olan
side adj. yanındaki
side adj. ikinci derecede
side adj. ikincil
Politics
side tarafını tutmak
side taraftarlar
side parti
side fırka
Technical
side kenarlarla donatmak
side yan
side park lambası
side destek
side yüz
side yan taraf
side kenar
Computer
side yanda
side yüzyukarı
side yüz yukarı
Marine
side borda
side kenar
side yan
side yan taraf
Gastronomy
side böğür

Bedeutungen, die der Begriff "side" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
side by side adv. yan yana
General
be on the high side v. oldukça pahalı olmak
laugh on the other side of the mouth v. burnu sürtülmek
put on side v. hava atmak
look on the bright side v. iyimser olmaya çalışmak
be on the safe side v. ihtiyatlı davranmak
be on someone's side v. birinden yana olmak
get on someone's good side v. birinin gözüne girmek
be on someone's side v. birinin tarafını tutmak
put something to one side v. bir kenara bırakmak
get out of the wrong side v. ters tarafından kalkmak
side with v. tarafını tutmak
be on someone's side v. birinin lehinde olmak
be on the low side v. oldukça ucuz olmak
laugh on the wrong side of one's mouth v. gülerken ağlamak
side with somebody v. tarafını tutmak
take someone to one side v. birini bir yana çekmek
move to one side v. kaymak
know which side one's bread is buttered v. bal alacak çiçeği bilmek
be on someone's side v. birine yararlı olmak
side with somebody v. yana olmak
wake up on the wrong side of bed v. ters tarafından kalkmak
keep on the right side of v. suyuna gitmek
get up on the wrong side of the bed v. ters tarafından kalkmak
stand by somebody's side v. tarafını tutmak
know which side one's bread is buttered v. kan alacak damarı bilmek
put something to one side v. bir şeyi bir kenara bırakmak
put on one side v. sonraya bırakmak
be on somebody's side v. tarafını tutmak
put some money on the side v. para ayırmak
put some money on the side v. bir kenara para ayırmak
be a side of v. taraf olmak
have right on one's side v. kendi açısından haklı olmak
go over the side of a ship v. aşırıya kaçmak
be on the safe side v. kendini emniyete almak
switch to the winning side v. kazanan tarafa geçmek
side-track v. asıl amacından caydırmak
side-track v. asıl yapılması gereken şeyi ihmal edip başka şeylerle uğraşmak
side against v. -e karşı olmak
be on the wild side v. çılgınca yaşamak
stay on someone’s good side v. (biriyle) ters düşmemek
keep on the right side of v. canını sıkmamak
keep on the right side of the law v. yasalara uygun davranmak
keep on the right side of v. sağ kolu olmak
keep on the right side of v. arkadaşça olmak
look on the bright side v. polyannacılık oynamak
be on someone's side v. tarafında yer almak
be on someone's side v. yanında yer almak
side with v. -den yana olmak
leave someone on the side of the highway v. birini otoyol kenarında bırakmak
find someone by the side of the road v. birini yolun kenarında bulmak
take a side v. taraf seçmek
make a friend from the other side of the world v. dünyanın diğer ucundan bir arkadaş edinmek
have adverse side effects of (something) v. (bir şeyin) üstünde kötü yan etkisi olmak
keep on the left side of something v. bir şeyin solunda kalmak/olmak
keep on the left-hand side of something v. bir şeyin solunda kalmak/olmak
keep on the left-hand side of something v. bir şeyin solundan gitmek
go on the left side of something v. bir şeyin solundan gitmek
keep on the left side of something v. bir şeyin solundan gitmek
overtake on the right-hand side v. (bir aracı) sağlamak
experience side effect v. yan etki görmek
come side by side v. yan yana gelmek
earn a side income v. ek gelir kazanmak
earn a side income v. ek gelir elde etmek
dark side of the moon n. ayın karanlıkta kalan tarafı
the father's side n. baba tarafı
opposite side n. karşı taraf
side road n. tali yol
ship's side n. gemi bordası
anatolian side n. anadolu yakası
side dish n. garnitür
the near side n. beri
lower side band n. alt kenar bandı
leeward side n. rüzgaraltı tarafı
left hand side n. sol kenar
side dish n. meze
upper side n. üst
the sun side of the picture n. işin güzel tarafı
bride's side n. kız tarafı
back side n. arka taraf
the under side of the chin n. sakak
side door n. yan kapı
side effect n. yan tesir
side view n. profil
top side n. üst kenar
inner side n. iç kısım
boy's side n. erkek tarafı
port side n. iskele
country side n. köy
side road n. yan yol
country side n. kırsal
side order n. garnitür
side street n. yan sokak
side stream n. kol ırmak
east side n. doğu tarafı
side dish n. baş yemek dışındaki yiyecek
credit side n. alacaklı taraf
reverse side n. ters taraf
this side n. beri taraf
the seamy side of life n. hayatın güçlüklerle dolu tarafı
side effect n. yan etki
unpleasant side n. pot yeri
the on side n. yakın taraf
european side n. avrupa yakası
side drum n. trampet
west side n. batı tarafı
side entrance n. yan giriş
the hidden side of a matter n. perde arkası
side reaction n. yan etki
side order n. meze
lee side n. rüzgar tarafı
side face n. profil
weather side n. rüzgara maruz taraf
windward side n. rüzgar tarafı
girl's side n. kız tarafı
side whiskers n. favori
debit side n. borçlu taraf
side issue n. ikincil mesele
side lock of of hair n. zülüf
left side n. sol taraf
side street n. tali yol
other side n. diğer taraf
weaker side n. zayıf yan
debtor side n. pasif
flip side n. diğer taraf (kaset, demir para)
side track n. yan hat
side track n. yan kulvar
side track n. yan şerit
west side n. batı yakası
side of the stream n. dere kenarı
side street n. ara sokak
side show n. küçük şov
alternative side street n. seçenekli yanyol
side mirror n. yan aynası
side slip n. savrulma
both side n. önlü arkalı
the other side of the medallion n. madalyonun diğer yüzü
the other side of the medallion n. madalyonun öteki yüzü
the other side of the medallion n. madalyonun öbür yüzü
dark side of the moon n. ayın karanlık kalan kısmı
mother's side n. ana tarafı
father's side n. baba tarafı
mother's side n. anne tarafı
distaff side n. anne tarafı
dorsal side n. sırt tarafı
grain side n. (deri) tüysüz yüz
flesh side n. arka yüz
side-wheeler n. yandan çarklı
side-road n. anayola çıkan veya anayoldan ayrılan yol
supply-side economics n. arz ekonomisi
face side n. görünür yüz
face side n. yüz
face side n. işlenmiş yüz
side length n. kenar uzunluğu
side cutter n. yankeski
side cutter pliers n. yankeski
wrong side n. arka yüz
wrong side n. ters yüz
the voice on the other side of the line n. telefonun öteki ucundaki ses
the voice on the other side of the line n. telefonun diğer ucundaki ses
the voice on the other side of the line n. telefonun ucundaki ses
side-lying position n. yan yatış pozisyonu
pool side n. havuz başı
side walk n. kaldırım
side walk n. yaya kaldırımı
our side n. tarafımız
side table n. yan sehpa
the other side n. öbür taraf
negative side n. olumsuz yön
positive side n. olumlu yön
attack side n. saldırı tarafı
attack side n. saldırı yönü
active side n. aktif taraf
passive side n. pasif taraf
outer side n. dış kısım
south/southern side n. güney tarafı
north/northern side n. kuzey tarafı
eastern side n. doğu kesimi
side trip n. yan gezi
the dark side n. karanlık taraf
other side of that wall n. duvarın diğer tarafı
side bet n. yan bahis
left side of the body n. vücudun sol kısmı/bölümü
right side of the body n. vücudun sağ kısmı/bölümü
side benefit n. yan fayda
side/secondary character n. yan karakter
loose side n. gevşek taraf
good side n. iyi yön
bad side n. kötü yön
bad side n. kötü yan
good side n. iyi yan
hair with a side parting n. yandan ayrılmış (taranmış) saç
debit side n. borç tarafı
handle side n. (tarak vb) tutma yeri
side of the forehead n. yan alın
either side n. her iki taraf
either side n. her iki taraftan biri
side benefit n. yan hak
asian side n. asya yakası
side note n. kenar notu
side note n. yan not
side salad n. ana yemeğin yanında verilen salata
side of bus n. otobüsün yanı
side of bus n. otobüsün yan tarafı
the length of the second side n. ikinci kenarın uzunluğu
my left side n. sol yanım
my left side n. sol tarafım
my right side n. sağ yanım
my right side n. sağ tarafım
the negative side of n. olumsuz tarafı
the negative side of n. olumsuz yönü
side arm n. belde taşınan silah
side arm n. kişinin belinde taşığını silah
side window holder n. yan cam tutucusu
side event n. yan etkinlik
side hustle n. yan uğraş
side hustle n. ek iş
leaning to one side adj. yatkın
leaning to one side adj. yatık
low side-stream adj. az dumanlı
parliament-side adj. parlamento kanadındaki
bent to one side adj. yampiri
two side slit adj. iki yandan yırtmaçlı
on the father's side adv. baba tarafından
on the right side of the fence adv. kazanacak tarafla
on the side adv. bir de
on the opposite side adv. karşı tarafta
along side adv. rıhtım yanında
toward the side adv. kenara doğru
on the paternal side adv. baba tarafından
by my side adv. yanımda
on the right side of the road adv. yolun sağ tarafında
on the mother's side adv. ana tarafından
on the contrary side adv. ters tarafta
on the right side adv. doğru tarafta
on the side adv. ayrıca
on the side adv. ikinci bir iş olarak
side to side adv. yan yana
at his side adv. maiyetinde
right along side adv. yanı sıra
on the other side adv. diğer yandan
from one side adv. yandan
on the left-hand side adv. soldaki
on the right side adv. sağda
on the correct side adv. doğru tarafta
on my father's side adv. baba tarafımdan
on my mother's side adv. anne tarafımdan
from one side to the other other side adv. bir yandan diğer yana
on someone's side adv. birinden yana
at the side of adv. yanında
on the dark side adv. karanlık tarafta
by the side of prep. yakınında
on the side of prep. tarafında
by the side of prep. yanı başında
side by side with prep. ile beraber
side by side with prep. yanında
on the side of prep. lehinde
on the side of prep. leh
Phrasals
blind side bir insanın zayıf tarafı
blind side bir kişinin zayıf yönü
blind side duyarlı noktası
blind side kişiliğinin zayıf yanı
blind side zaaf
blind side zayıf yön
motion someone to the side kenara geç diye işaret etmek
side with someone tarafına geçmek
side with someone tarafından olmak
side with someone desteklemek
Phrases
on the shady side of forty kırkını geçmiş
unknown side of bilinmeyen yüzü
on a side note ilave olarak
on a side note ayrıca
but on the bright side fakat iyi tarafından bakarsak
each side her bir taraf
on the bright side işin iyi tarafı
on the bright side işin iyi yanı
side with onun yanında
looking on the bright side iyi tarafından bakarsak
Proverb
the apples on the other side of the wall are the sweetest komşunun tavuğu komşuya kaz, karısı da kız görünür
the apples on the other side of the wall are the sweetest komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
apples on the other side of the wall are the sweetest komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
the grass looks greener on the other side hariçten gazel okumak kolaydır
the grass looks greener on the other side davulun sesi uzaktan hoş gelir
the grass is always greener on the other side of the fence komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
the grass is always greener on the other side of the fence davulun sesi uzaktan hoş gelir
Colloquial
on the side of the angels iyi ve doğruların yanında
on the side of the angels iyi ve doğrulardan yana
be on the safe side tedbiri elden bırakmamak
be on the safe side temkinli olmak
be on the safe side güvenlikte olmak
be on the safe side kendini güvenceye almak
be on the safe side ayağını sağlam tahtaya basmak
be on the safe side riski göze almamak
be on the safe side ihtiyatlı davranmak
to look at a positive side işe olumlu yönünden bakarsak
to look at a positive side olaya iyi yönünden bakarsak
to look at a positive side olaya iyi tarafından bakarsak
to look at a positive side işe olumlu tarafından bakarsak
bit on the side metresi olmak
bit on the side dostu olmak
bit on the side eşine sadık olmayan
bit on the side dost hayatı yaşamak
on the other side diğer taraftan
on the other side öte yandan
luck is on my side şans benden yana
look on the bright side iyi tarafından bak
look at the bright side iyi tarafından bak
from side to side bir taraftan diğerine
from side to side bir taraftan diğer tarafa
by the side of the road yolun kenarında
one side of the coin olayın bir yönü
look at the bright side bir de iyi tarafından bak
whose side are you on? kimin tarafındasın?
whose side are you on? kimin tarafını tutuyorsun?
on one's side tarafında
on one's side tarafına
just this side of something neredeyse
Idioms
have a bit on the side evlilik dışı bir ilişki yaşamak
a thorn in one's side karaçalı
a thorn in one's side baş belası
thorn in one's side baş belası
distaff side kadın kısmı
get on the good side of someone birinin gözüne girmek
get out of the wrong side of the bed sol tarafından kalkmak
know which side one's bread is buttered on kan alacak damarı bilmek
keep one's side of the bargain sözünü tutmak
the other side of the coin madalyonun öbür yüzü
be a thorn in one's side içine dert olmak
to side against someone cephe almak
be on the right side of merdiven dayamak
know on which side one's bread is buttered bal alacak çiçeği bilmek
laugh on the wrong side of one's mouth güvendiği dağlara kar yağmak
know on which side one's bread is buttered çıkarının hangi yönde olduğunu bilmek
the grass is greener on the other side of the hill komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
the grass is greener on the other side of the hill tepenin öte tarafında çimen daha yeşildir
place something on one side bir tarafa bırakmak
place something on one side son vermek
place something on one side bir yana bırakmak
get out of the bed on the wrong side ters tarafından kalkmak
err on the side of bir şeyi olduğundan daha üstün göstermek
err on the side of bir yönde aşırıya kaçmak
place something on one side stok yapmak
place something on one side ürün saklamak
place something on one side bekletmek
look on the bright side of things işi iyi tarafından almak
look on the bright side of things konuya iyi tarafından bakmak
look at the bright side of things işi iyi tarafından almak
look at the bright side of things konuya iyi tarafından bakmak
be born on the wrong side of the blanket evli olmayan ana babadan dünyaya gelmek
the other side of the coin madalyonun öteki yüzü
the lighter side of -in iyi yanı
get on one's good side gözdesi olarak kalmak
take someone's side birine arka çıkmak
take someone's side birine destek olmak
take someone's side birinin tarafını tutmak
take someone's side birinin yanında olmak
take someone's side yan tutmak
born on the wrong side of the blanket gayrimeşru (bebek)
get on the wrong side of the law polisle başı dertte olmak
get on the wrong side of the law polisle başı belada olmak
get on the wrong side of the law polisle başı belaya girmek
find yourself on the wrong side of the law polisle başı belaya girmek
find yourself on the wrong side of the law polisle başı belada olmak
laugh out of the other side of one's mouth ağız değiştirmek
laugh out of the other side of one's face ağız değiştirmek
bread always falls on the buttered side işler bir ters gitmeye görsün
bread always falls on the buttered side bir şeyin ters gitme olasılığı varsa mutlaka ters gidecektir
know which side one's bread is buttered on kaz gelecek yeri bilmek
know which side one's bread is buttered on iyi yere dükkan açmak
know which side one's bread is buttered on yağlı kapı bulmak
hit the broad side of a barn kolay görünen işi yapamamak
hit the side of a barn kolay görünen işi yapamamak
get out of the wrong side of the bed güne keyifsiz başlamak
bright side of something birşeyin iyi tarafı
on the other side of the coin madalyonun diğer yüzü
live up to one's side of the bargain üstüne düşeni yapmak
live up to one's side of the bargain verdiği sözü tutmak/yerine getirmek
keep one's side of the bargain üstüne düşeni yapmak
keep one's side of the bargain verdiği sözü tutmak/yerine getirmek
be on the side of the angels iyi ve doğrulardan yana olmak
be on the side of the angels iyi ve doğrunun yanında olmak
live up to one's side of the bargain verdiği sözü tutmak
keep one's side of the bargain verdiği sözü yerine getirmek
keep one's side of the bargain verdiği sözü tutmak
live up to one's side of the bargain verdiği sözü yerine getirmek
look on the bright side olumlu tarafından bakmak
err on the side of caution riske girmemek
err on the side of caution tedbirli davranmak
err on the side of caution ihtiyatı elden bırakmamak
flip side madalyonun öbür yüzü
come down on the side of somebody birisine destek vermek
come down on the side of somebody birisinden yana olmak
the dark side of someone birinin karanlık yüzü
err on the side of caution tedbiri elden bırakmamak
laugh out of the other side of one's mouth gününü görmek
be laughing on the other side of one's face burnu sürtülmek
laugh on the other side of one's face burnu sürtülmek
laugh out of the other side of one's mouth burnu sürtülmek
be laughing on the other side of one's face gününü görmek
be laughing out of the other side of one's mouth burnu sürtülmek
be laughing out of the other side of one's mouth gününü görmek
laugh on the other side of one's face gününü görmek
get on the wrong side of the law kanunla başı belaya girmek
find oneself on the wrong side of the law polis ve adaletle başı derde girmek
find oneself on the wrong side of the law kanunla başı derde girmek
get on the wrong side of the law adaletle başı derde girmek
find oneself on the wrong side of the law adaletle başı derde girmek
get on the wrong side of the law polis ve adaletle başı derde girmek
find oneself on the wrong side of the law kanunla başı belaya girmek
get on the wrong side of the law yasalarla başı belaya girmek
find oneself on the wrong side of the law yasalarla başı belaya girmek
get on the wrong side of the law kanunla başı derde girmek
be a thorn in someone's side başına bela olmak
become thorn in someone's side başına bela olmak
be a thorn in someone's side başının belası olmak
become thorn in someone's side başının belası olmak
give somebody the rough side of one's tongue kalayı basmak
give somebody the rough side of one's tongue azarlamak
keep on the good side of someone suyuna gitmek
keep on the right side of someone suyuna gitmek
stay on the good side of someone suyuna gitmek
stay on the right side of someone suyuna gitmek
be a bit on the slow side biraz yavaş anlamak
have time on one's side (halen daha) zamanı olmak
time is on one's side (halen daha) zamanı olmak
on the expensive side biraz fazla pahalı
can't hit the side of a barn koskoca bir hedefi bile vurmaktan aciz
can't hit the side of a barn koskoca hedefi bile vuramayan
can't hit the broad side of a barn koskoca bir hedefi bile vurmaktan aciz
can't hit the broad side of a barn koskoca hedefi bile vuramayan
let the side down yüz karası olmak
motion someone to one side kenara geç diye işaret etmek
go off to the side with someone (bir şeyler konuşmak için) biriyle bir kenara çekilmek
move off to the side with someone (bir şeyler konuşmak için) biriyle bir kenara çekilmek
step off to the side with someone (bir şeyler konuşmak için) biriyle bir kenara çekilmek
get off to the side with someone (bir şeyler konuşmak için) biriyle bir kenara çekilmek
off to one side bir tarafta
off to one side bir köşede
off to one side bir köşeye
off to one side bir tarafa
wrong side of the tracks varoş/gecekondu mahallesi/muhiti
wrong side of the tracks şehrin yoksul/fakir bölümü
other side of the tracks varoş/gecekondu mahallesi/muhiti
other side of the tracks şehrin yoksul/fakir bölümü
pass by on the other side (yardıma muhtaç biri ile ilgili) yanından geçip gitmek/oralı bile olmamak
pass by on the other side (özellikle yardıma muhtaç birini) görmezden gelmek
up one side and down the other baştan ayağa
up one side and down the other tamamıyla
up one side and down the other iyiden iyiye
up one side and down the other tamamen
up one side and down the other bir uçtan bir uca
sunny side (olayların/hayatın/herhangi bir şeyin) iyi/iyimser/neşeli/yararlı/olumlu tarafı
on the shady side of daha yaşlı
on the sunny side of daha genç
be on the safe side (işi) garantiye almak (için)
keep on the right-hand side of the road yolun sağından gitmek
keep on the right side of the road yolun sağından gitmek
keep on the good side of someone suyuna gitmek/alttan almak
keep on the right side of someone suyuna gitmek/alttan almak
stay on the good side of someone suyuna gitmek/alttan almak
stay on the right side of someone suyuna gitmek/alttan almak
talk out (the side of) one’s neck palavra atmak
talk out (the side of) one’s neck bol keseden atmak
just to be on the safe side her halukarda
just to be on the safe side ne olur ne olmaz
side against someone -e karşı saf almak
sway from side to side oradan oraya savrulmak
take no side tarafsız davranmak
take the side of somebody birinin tarafını tutmak
take no side taraf tutmamak
take somebody's side birinin tarafını tutmak
be (on) the wrong side of 30/40 etc 30-40 yaşını geçmiş olmak
look at the bright side iyi tarafından bakmak
look at the bright side bardağın dolu tarafına bakmak
look at the bright side bardağın dolu tarafından bakmak
get on someone's wrong side birinin gözünden düşmek
be on the wrong side of someone birinin gözünden düşmek
be on someone's wrong side birinin gözünden düşmek
get on the wrong side of someone birinin gözünden düşmek
on the wrong side of the law gayrimeşru yaşayan
on the side ek iş olarak
full side of the glass bardağın dolu tarafı
Speaking
we are on your side senin yanındayız
we are on your side senin tarafındayız
we are on your side seni destekliyoruz
time is on your side zaman senin yanında
this side of the grave henüz/daha nefes alıyorken
this side of the grave hayattayken
it's much better on my side benim için böylesi daha iyi
don't you want to hear my side of the story hikayeyi/olayı bir de benden dinlemek istemez misin?
i'll take it by your side senin tarafındayım/tarafında yer alacağım
i'll take your side senin tarafındayım/tarafında yer alacağım
time is on your side zaman senin lehine
what's on the other side? diğer tarafta ne var?
just to be on the safe side işi sağlama almak için
I'm on your side Senin tarafındayım
east side doğu yakası
i took your side senin tarafındayım
i took your side senden yanayım
i took your side senin tarafını seçtim