da - Turco Inglés Diccionario

da

Significados de "da" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Colloquial
da n. bölge savcısı

Significados de "da" en diccionario inglés turco : 14 resultado(s)

Turco Inglés
General
da even adv.
What is even more serious is that the bureaucratic obstacles are endangering their lives and their safety.
Daha da vahim olan şey ise bürokratik engellerin hayatlarını ve güvenliklerini tehlikeye atmasıdır.

More Sentences
da so adv.
Because internal pressure is increasing, so is repression.
İç baskı arttığı için baskı da artıyor.

More Sentences
da where adv.
The name of this metropolis, where more than ten million people live, also means the "capital city" in Korean.
On milyondan fazla insanın yaşadığı bu metropolün adı Korece'de "başkent" anlamına da gelmektedir.

More Sentences
da as well adv.
We have a responsibility to do this as well.
Bunu yapmak da bizim sorumluluğumuzdur.

More Sentences
da either adv.
Artists do not welcome this either.
Sanatçılar da bunu hoş karşılamıyor.

More Sentences
da also adv.
We must take a firm stance against this, which also involves prosecution.
Kovuşturmayı da içeren bu duruma karşı sağlam bir duruş sergilemeliyiz.

More Sentences
da too adv.
It must be a fast car.' 'It's expensive too.'
"Hızlı bir araba olmalı." "Pahalı da."

More Sentences
da but prep.
Not only that, but society has changed.
Sadece bu değil, toplum da değişti.

More Sentences
da at prep.
This also means that we must at the same time be prepared to act smartly.
Bu aynı zamanda akıllıca hareket etmeye hazır olmamız gerektiği anlamına da gelmektedir.

More Sentences
da and conj.
I know one thing and that is that the GMO issue will give me grey hairs.
Bildiğim bir şey var ki o da GDO meselesinin saçlarımı ağartacağıdır.

More Sentences
da if conj.
It was a tough trip if not the worst.
En kötüsü olmasa da zor bir seyahatti.

More Sentences
da in prep.
Colloquial
da at that expr.
Speaking
da that's why expr.

Significados de "da" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ya da or conj.
General
güney afrika'da durban kentinden kuzeyde tugela nehrinin döküldüğü yere kadar olan sahil şeridi dolphin coast n.
moral bozan şey ya da kişi demoralizer n.
kardeşler (abi ya da abla) siblings n.
üzerine rayların yerleştirildiği, enine konulmuş metal, ağaç ya da beton parçalarından her biri sleeper n.
avrupa'da uluslararası işbirliği international agencies in europe n.
avustralya ve yeni zelanda’da yaşayan bir tür kabuklu pipi n.
asya ve afrika'da yetişen uzun çam ağacı palmyra n.
batı afrika'da ülke sierra leone n.
sal ya da benzeri bir deniz aracının insan gücü ile suda hareket etmesini sağlayan alet oar n.
batı asya'da bir nehir kura n.
dişi hayvanlardaki cinsel arzu artışı ya da gebeliğe hazır olma dönemleri estrum n.
sure (kuran'da) sura n.
papaz efendi (irlanda'da his/your/their ile kullanılan bir unvan) reverence n.
güney california'da bir bölge orange county n.
orta afrika'da yaşayan iri cins antilop waterbuck n.
özellikle fransa'da, bir idari birimin baş yöneticisi préfect n.
iki ya da daha çok uçağın uçma yeteneğinin birbiriyle kıyaslanması flyoff n.
tanımlanmamış kişi ya da şeyler etceteras n.
güneybatı hindistan'da karnataka ile kerala eyaletlerinin kıyısı malabar coast n.
bir asya'da bambusu whangee n.
iskoçya'da bir kasaba kincardine n.
kuzey afrika'da yerleşim yeri casbah n.
amerika'da yaşayan latin kökenli kimse latino n.
özellikle kuzeybatı ispanya'da akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan dar ve uzun koylar ria n.
müzikte ya da beyaz dizlerdeki abartılı duygusallık schmalz n.
rusya'da bir şehir kuibyshev n.
beklenmedik zamanda yaklaşan ya da saldıran kişi waylayer n.
londra'da hükümet dairelerinin bulunduğu mahalle whitehall n.
güneybatı amerika'da özellikle alkali topraklarda hayvanları yemlemek için kullanılan işlenmemiş bir bitki sacaton n.
eski roma'da çok büyük arazi latifundia n.
1849'da ingiltere tacına konulan meşhur hint elması kohinoor n.
ispanya'da yol kenarındaki evlere ve lokantalara verilen isim posada n.
daha da kötüsü worse n.
tanzaya'da yaşayan etnik bir grup kwere n.
et, sebze ya da benzer malzemelerin karışımından hazırlanan sıvı yiyecek soup n.
rusya'da bir bölge kuban n.
kuzey hindistan'da bir sınır şehri jammu n.
içmeye ya da banyo etmeye elverişli doğal su kaynağı spa n.
bir devlet ya da ulusa mensup kişi citizen n.
afrika'da bir krallık jaga n.
fransız rivierası olarak da bilinen, fransa'nın güneydoğu kıyıları cote d'azur n.
ispanyolca konuşan ülkelerde pazar yeri ya da meydan plaza n.
avustralya'da, toprakta yağmurdan sonra içindeki suyu tutan çukurluklara verilen isim clay pan n.
iskoçça'da denize çıkıntı yapan kara burnu anlamında sözcük mull n.
tuz üreticisi ya da satıcısı salter n.
haliç (iskoçya'da) firth n.
almanya'da yerin altındaki kıymetli madenleri korumakla görevli olduğu sanılan bir cin kobold n.
demir ya da tahta parmaklık bar n.
amerika'da doğup büyüyen japon nisei n.
güney afrika'da derin vadi kloof n.
değerini ya da güzelliğini arttıran enhancer n.
vahşi kıyı, barcelona'da turistik bölge costa brava n.
çamurda ya da suda yuvarlanma wallowing n.
yanık hayvan veya sebze kokusu ya da tadı empyreuma n.
sudan'da bir yerleşim yeri kodok n.
ordu ya da devletçe çıkarılan ve bilet ya da başka seyahat dokümanlarıyla değiştirilebilen belge warrant n.
güney ispanya'da, costa del sol'un doğusu costa de almeria n.
ingilizler tarafından kuzey amerika'da kurulmuş ilk yerleşim yeri jamestown n.
almanya'da bir kasaba krummhorn n.
moral bozan şey ya da kişi demoraliser n.
üstü kapalı söz ya da imalarla etki altına alma earwigging n.
güneydoğu fransa ve kuzeybatı italya'da akdeniz kıyısında popüler turistik bölge riviera n.
ortadoğu veya orta asya'da dokunan halı oriental rug n.
kuzey amerika'da yetişen küçük sarı çiçekleri olan funda wicopy n.
güney afrika'da east london'la port shepstone arasındaki sahil şeridi wild coast n.
orta ve kuzey ispanya'da bir bölge ve eski bir krallığın adı castile n.
güney amerika'da yetişen bir zambak eucharis n.
ortaçağ'da kullanılan bir yapı tekniği jettying n.
rusya'da kullanılan dört tekerlekli bir çeşit at arabası telega n.
hong kong'da bir yarımada kowloon n.
özellikle ölmüş birinin ardından övgü konuşması ya da yazısı eulogia n.
bir şişeyi ya da bir kabı tıkaçla kapama stoppling n.
yolcular ya da konaklayanlar anlamında yaygın kısaltma pax n.
kuzey amerika'da bazı ağaçlardan çıkarılan reçineli madde tacamahac n.
oxford'da klasik diller imtihanı literae humaniores n.
kuzey afrika'da çalılıklarla çevrelenmiş kamp alanı zareba n.
konsül (eski roma'da) consul n.
güney sudan’da yaşayan etnik bir grup tacho n.
vücudun tamamının ya da bazı kısımlarının temizlenmesi primping n.
dünyanın en iyi şaraplarının üretildiği fransa'da malikane chateau mouton rothschild n.
limanlarda ya da havaalanlarında araç kiralayan şirketlerden alınan bedel port surcharge n.
güney amerika'da ağaçsız düzlükler, bozkırlar için kullanılan ifade llano n.
geciktiren şey ya da kişi delayer n.
deri ya da tüy dökme exuviating n.
bir nesne ya da olguyu herhangi bir şekilde tanımlayan veri metadata n.
kore ve japonya'da süregelen medeniyet far eastern civilisation n.
avrupa'da sanat european art n.
şubat ayında da evlerde bulundurulan yılbaşı ağaçları febulights n.
özellikle güney afrika'da yuvarlak kulübe vb gibi basit yapı rondavel n.
internette birçok kullanıcıya gönderilen uygun olmayan ya da istenmeyen mesajlar spam n.
18 yy'da ingilizler tarafından nova scotia'dan sürülen fransız asıllı bir topluluğun güney louisiana cajun country n.
güney japonya'da bir liman şehri kobe n.
bitki embriyosu ya da fidede kotiledonların bağlanma yerinin üstünde kalan eksen kısmı epicotyl n.
hindistan'da evde imal edilen pamuklu kumaş khaddar n.
kuzey afrika'da çalılıklarla çevrelenmiş kamp alanı zariba n.
almanca'da cins isimlerin önlerine gelen üç artikel'den biri der n.
beyaz kıyı, ispanya'da sayfiye bölgesi costa blanca n.
sudan'da görülen şiddetli kum fırtınası haboob n.
biri ya da bir kurum hakkında yazılan övücü yazı writeup n.
çevreye yayılan kötü ya da zararlı madde effluvia n.
şehirler ya da milletler arası telefon konuşmalarından alınan ücret toll n.
doyma durumuna getiren şey ya da kişi saturator n.
ekvatorun güneyinde, avustralya'nın da kuzeydoğusunda kalan güneybatı pasifik adaları melanesia n.
üstü kapalı söz ya da imalarla etki altına alınmış earwigged n.
uydurma sözcük ya da deyim coinage n.
belediye başkanı (iskoçya'da) provost n.
hindistan'da yazları devlet görevlilerine tahsis edilen yüksek rakımdaki siteler hill station n.
eski rusya'da komunist gençlik örgütü komsomol n.
daha da ekleme superadding n.
italya’da bir kasaba andora n.
hayali bir düşman ya da gölge ile savaşma durumu sciamachy n.
eski yunanistan'da vali eparch n.
estralda'da yaşayan ispinoza benzer kuş waxbill n.
güneybatı kanada'da bir ada vancouver n.
sert yumruk ya da darbe slug  n.
sınırlar çizen kişi ya da şey demarcator n.
ebeveyn ya da onların ebeveyninin ingiltere'de doğmuşlukları nedeniyle orada yaşama hakkı patriality n.
britanya'da politik parti whig n.
altın kıyı, katalonya'da turistik sahil bölgesi costa dorada n.
ispanya'da bir şehir jerez n.
almanya'da şehir daun n.
fransızca'da parke taşlı yol, cadde veya patika pavé n.
danimarka'da bulunan bir ada laaland n.
kuzeydoğu rusya'da bir bölge kolyma n.
derbyshire'da bulunan bir meze delia n.
hindistan'da posta sistemi dak n.
endonezya'da bir bölge jambi n.
rusya'da bir antik şehir kolomna n.
ağzı dar, çift kulplu yuvarlak şişe (eski roma'da) ampulla n.
güney amerika'da and dağları'ndan atlas okyanusu'na doğru esen sert, soğuk rüzgar pampero n.
buğday ya da çimen anızı eddish n.
orta doğu'da sıcak kahve bardağının altına konulan metal altlık zarf n.
güney amerika'da yetişen tohumları yenen bir bitki quinoa n.
bir teleferiğin ya da bir tesisteki teleferiklerin tümünün bir saatte yokuş yukarı taşıyabileceği kapasitesi uplift capacity n.
burma'da şehir mandalay n.
japonya'da bir kale şehri kokura n.
kement atarak at ya da sığır yakalama roping n.
kar arabaları için işaretlenmiş rota ya da kayak pisti trail n.
para ve bunun gibi menfaatler sağlayarak ya da hile ile jüriyi etkileme embracery n.
almanya'da kaplıca tesisleri kursaal n.
sosyal kulüp olarak da işlev gören geleneksel restoran supper club n.
çevresi kapatılmış ya da açıkça tanımlanmış alan precinct n.
mahrum eden şey ya da kişi depriver n.
igbolar (nijerya'da halk) igbo n.
beklenmedik zamanda yaklaşma ya da saldırma waylaying n.
alaska'da kızak çekmede kullanılan kökeni eskimo'lara dayanan bir tür köpek malamute n.
brezilya'da gecekondu veya varoş favela n.
güneşe fazla maruz kalmaktan kaynaklanan ani bayılma ya da halsizlik sunstroke n.
hindistan'da polis memuru jawan n.