Bares - Türkçe İngilizce Sözlük

Bares

"Bares" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 65 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bare f. açığa vurmak
bare f. çıkarmak
bare s. açık
bare s. çıplak
Genel
bare f. açmak
bare f. soymak
bare f. açılmak
bare f. gözle görülür hale getirmek
bare f. çıkarmak
bare f. açığa çıkarmak
bare s. kel
bare s. kabak
bare s. arsız
bare s. sade
bare s. kuru
bare s. yüzsüz
bare s. yalın
bare s. basit
bare s. azıcık
bare s. süssüz
bare s. boş
bare s. sivil
bare s. yapraksız
bare s. açık
bare s. ancak yetecek kadar
bare s. bomboş
bare s. tüysüz
bare s. peçesiz
bare s. tamtakır
bare s. çıplak
bare s. bezemesiz
bare s. kaplamasız
bare s. üssüz
bare s. örtüsüz
bare s. badanasız
bare s. kıt
bare s. tek tük
bare s. asgari
bare s. apaçık
bare s. gizlenmemiş
bare s. yalnızca
bare s. sadece
bare s. açıkta
bare s. ıssız
bare s. yıpranarak incelmiş
bare s. eski püskü (kumaş)
bare s. yıpranmış (kumaş)
bare s. kılıfsız (kılıç)
bare s. yelkeni ayarlanmamış (gemi direği)
bare s. kısıtlı
bare s. az
bare zf. prezervatifsiz
bare zf. çok
Ticaret/Ekonomi
bare s. açık
Teknik
bare s. çıplak
bare s. yüzey katmanı veya koruması olmayan
Mimarlık
bare i. çatı kaplamasının hava koşullarına maruz kalan bölümü
Tarım
bare s. daz
İskambil
bare s. (briçte) aynı takımdan başka kartların olmadığı
Eski Kullanım
bare f. bear - bare
Argo
bare zf. büyük ölçüde
bare zf. fazlasıyla
bare zf. aşırı derecede
İngiliz Argosu
bare s. fazla
bare expr. çok

"Bares" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a bare chance i. zayıf bir ihtimal
bare wire i. çıplak tel
bare living i. kıt kanaat geçinme
bare stock i. çotuk
bare bones i. basit ancak en hayati gerçekler ve ilkeler
bare wasteland i. kellik
bare flame i. çıplak alev
bare foot i. çıplak ayak
bare stage i. çıplak sahne
bare chance i. zayıf ihtimal
bare fact i. çıplak gerçek
bare eye i. çıplak göz
bare mountain i. çıplak dağ
bare wasteland i. çorak yer
bare fact i. olduğu gibi
bare fact i. çıplak gerçekler
bare fact i. açık olaylar
bare-knuckle boxing i. eldivensiz boks
bare-midriff i. göbeği açıkta bırakan kıyafet
(the) bare i. yüzey
bare bone i. eti sıyrılmış kemik
bare foot i. yalın ayak
bare soil i. bitkisiz çıplak toprak
lay bare f. ortaya çıkarmak
bare one's heart f. içini dökmek
bare one's soul f. içini açmak
lay bare f. açığa vurmak
lay bare f. açıkça ortaya koymak
bare one's soul f. içini dökmek
lay bare f. açığa çıkarmak
strip bare f. yolmak
bare its teeth f. hayvan dişlerini göstermek
lay bare f. açmak
bare one's heart f. içini açmak
bare teeth f. diş göstermek
lay bare f. soymak
lay bare f. üzerindekileri çıkartmak
look at the sun with bare eyes f. güneşe çıplak gözle bakmak
bare to someone f. birisine açılmak
bare to someone f. birisine içini dökmek
bare faced s. yüzsüz
bare faced s. arsız
bare-assed s. dımdızlak
bare-legged s. baldırı çıplak
bare-naked s. anadan doğma
bare-naked s. anadan üryan
bare of s. -den yoksun
bare knuckle s. arbede
bare-knuckled s. arbede
bare-knuckled s. itiş kakış
bare knuckle s. itiş kakış
bare-naked s. çırılçıplak
bare-knuckled s. eldivensiz (boksör veya boks maçı)
bare-legged s. çorapsız
bare of s. -siz
bare-knuckle s. eldivensiz (boksör veya boks maçı)
bare-legged s. çıplak bacaklı
bare of s. -si olmayan
bare of s. -si eksik
bare of s. -den boş
bare-knuckled s. kural tanımaz
bare-knuckled s. vicdansız
bare-knuckle s. vicdansız
bare-breasted s. çıplak göğüslü
bare [obsolete] s. terk edilmiş
bare [obsolete] s. değersiz
bare [obsolete] s. yetersiz
bare-knuckle s. kural tanımaz
bare-breasted s. üstsüz
bare-knuckled s. agresif
bare-knuckled s. katı ve acımasız
bare-knuckle s. agresif ve sınırları olmayan
bare [obsolete] s. metruk
bare [obsolete] s. tahrip edilmiş
bare-breasted s. üst kısmı çıplak olan
bare-breasted s. memeleri örtülü olmayan
with bare hands zf. çıplak elle
bare [obsolete] zf. kıt kanaat
bare [obsolete] zf. ucu ucuna
bare-knuckled zf. kural tanımaz bir şekilde
bare-knuckle zf. kural tanımaz bir şekilde
bare [obsolete] zf. zar zor
Öbek Fiiller
bare to f. içini dökmek
bare (something) to (someone) f. (birine bir konuda) açılmak
bare to f. açılmak
bare (something) to (someone) f. (birine bir şeyi/konuyu) açmak
bare to f. sırlarını anlatmak
bare (something) to (someone) f. (birine bir şeyi) açık etmek
bare (something) to (someone) f. (birine bir şeyi) açığa vurmak
bare (something) to (someone) f. (birine bir şeyi) açıklamak
İfadeler
bare minimum i. az miktar
bare minimum expr. en azı
bare minimum expr. biraz
Konuşma Dili
bare-faced lie i. su katılmamış yalan
bare-assed s. çırılçıplak
bare-assed s. çıplak
bare-assed s. tamamen çıplak
bare-assed s. anadan üryan
bare something zf. en düşük seviyede
bare something zf. olabilecek en az
bare something zf. en alt düzeyde
bare something zf. azıcık
bare something zf. asgari
Deyim
the bare truth i. gerçeğin ta kendisi
bare bones i. bir şeyin temelleri
bare-bones i. sade
bare-bones i. sınırlı
bare-faced lie i. kuyruklu yalan
bare necessities i. olmazsa olmaz şeyler
bare necessities i. temel/asgari gereksinimler/ihtiyaçlar
bare necessities i. mutlaka gerekli olan şeyler
bare necessities i. yalnızca en gerekli eşyalar
bare necessities i. sadece en vazgeçilmez özellikler
bare necessities i. sadece en gerekli ihtiyaçlar
bare bones i. temel hatları
bare bones i. çıplak iskeleti
bare one's teeth f. diş göstermek
lay bare f. açığa çıkartmak
lay bare f. ağzından kaçırmak
lay bare f. içini dökmek
lay bare f. açık etmek
bare one's heart f. tüm sırlarını anlatmak
bare one's heart f. en gizli şeylerini anlatmak
bare one's soul f. en gizli şeylerini anlatmak
bare one's heart f. birine açılmak
bare one's soul f. birine her şeyini söylemek
bare one's soul f. tüm sırlarını anlatmak
bare one's soul f. içini dökmek
bare one's heart f. birine her şeyini söylemek
bare one's soul f. birine açılmak
bare one's heart f. içini dökmek
bare one's soul to someone f. birisine açılmak
bare one's soul to someone f. birisine içini dökmek
bare one's teeth f. dişini göstermek
bare one's heart f. birisine açılmak
bare one's soul f. birisine açılmak
bare one's heart f. kalbini açmak
bare one's soul f. kalbini açmak
lay bare something f. gözler önüne sermek
lay something bare f. gözler önüne sermek
stand there with one's bare face hanging out f. sap gibi kalmak
stand there with one's bare face hanging out f. orta yerde kalakalmak
bare one's teeth f. dişlerini göstermek
flesh out the bare bones f. teferruta inmek ayrıntılı bilgi edinmek
lay bare f. aşikar etmek
bare (one's) breast f. karşısına dikilmek
bare (one's) breast f. sırlarını ifşa etmek/paylaşmak
bare (one's) breast f. karşısına çıkmaktan korkmamak
bare (one's) breast f. içini dökmek
bare (one's) breast f. içini/kalbini/yüreğini açmak