boş - Turkish English Dictionary
History

boş



Meanings of "boş" in Turkish English Dictionary : 1 result(s)

English Turkish
Zoology
bos n. yabani veya evcil olabilen bir sığır cinsi

Meanings of "boş" in English Turkish Dictionary : 120 result(s)

Turkish English
Common Usage
boş available adj.
boş blank adj.
boş empty adj.
boş vacant adj.
General
boş yeast n.
boş vacancy n.
boş ineffectual adj.
boş inoperative adj.
boş windy adj.
boş without foundation adj.
boş disengaged adj.
boş abortive adj.
boş chimerical adj.
boş useless adj.
boş pointless adj.
boş spare adj.
boş yeasty adj.
boş tenantless adj.
boş wishywashy adj.
boş voiding adj.
boş invalid adj.
boş stark adj.
boş uninhabited adj.
boş desert adj.
boş bare adj.
boş meaningless adj.
boş vapid adj.
boş unengaged adj.
boş meaning adj.
boş frothy adj.
boş punk adj.
boş unmeaning adj.
boş barren adj.
boş fallacious adj.
boş trumpery adj.
boş bootless adj.
boş unemployed adj.
boş frivolous adj.
boş otiose adj.
boş ineffective adj.
boş puerile adj.
boş captious adj.
boş airy adj.
boş leisure adj.
boş unavailing adj.
boş ignorant adj.
boş nugatory adj.
boş inane adj.
boş expressionless adj.
boş waste adj.
boş unoccupied adj.
boş flat adj.
boş desolate adj.
boş clear adj.
boş thin adj.
boş for hire adj.
boş unfounded adj.
boş purposeless adj.
boş unprofitable adj.
boş inutile adj.
boş fustian adj.
boş gaseous adj.
boş blank adj.
boş vacant adj.
boş empty adj.
boş vain adj.
boş free adj.
boş idle adj.
boş futile adj.
boş hollow adj.
boş devoid adj.
boş godforsaken adj.
boş null adj.
boş void adj.
boş unloaded adj.
boş aborsive adj.
boş toom adj.
boş unbuilt adj.
boş unbusy adj.
boş unmeaning adj.
boş zilch adj.
boş leary [dialect] adj.
boş wild adj.
boş exsufflicate adj.
boş bland adj.
boş boney adj.
boş bony adj.
boş boss [dialect] [uk] adj.
boş boteless adj.
boş boweled adj.
boş holler adj.
boş husky adj.
boş clean adj.
boş graith [dialect] [uk] adj.
boş open adj.
boş disinhabited adj.
Phrases
boş without any foundation expr.
Colloquial
boş silly in the extreme adj.
boş cashed adj.
Technical
boş hollow adj.
boş vacuous adj.
boş futile adj.
boş void adj.
boş vacant adj.
boş inert adj.
Computer
boş scratch n.
boş idle adj.
boş nil adj.
boş null adj.
Telecom
boş null adj.
Automotive
boş neutral position n.
boş neutral adj.
boş blank adj.
Food Engineering
boş blank adj.
Linguistics
boş zero adj.
Environment
boş barren adj.
Archaic
boş viduous adj.
Slang
boş clunker n.
boş tits on a boar hog adj.
boş chicken shit adj.

Meanings of "boş" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
boş yer vacancy n.
boş vakit leisure n.
boş (zaman) spare adj.
içi boş hollow adj.
General
boş yer vacant seat n.
boş tohum empty seed n.
boş saatler vacant hours n.
bir konaklamada veya taşıtta boş yerin mevcut bulunması vacancy n.
boş ve anlamsız konuşma schmoozing n.
boş zaman etkinlikleri spare time activities n.
boş araç deadheading n.
boş laf comment n.
boş vakit idle hours n.
boş ve anlamsız sohbet schmoos n.
boş laf vaporings n.
boş zaman faaliyetleri free time occupation n.
(fıçıda/çuvalda) boş kalan kısım ullage n.
boş ortam empty medium n.
boş kart discard n.
boş ve anlamsız sohbet schmooze n.
kitabin iki kapak içi ile boş bırakılan ön ve arka sayfaları endleaf n.
boş boş bakış vacuity n.
boş iddia jactitation n.
boş laf guff n.
boş laf hooey n.
boş laf bullshit n.
boş zamanı olma leisureness n.
boş laf punk n.
boş laf tripe n.
boş kadro vacant position n.
boş iş bubble n.
boş sayfa flyleaf n.
boş sokak empty street n.
boş laf balderdash n.
boş şey vanity n.
boş alanda spor oynayan kimse sandlotter n.
boş arazi vacancy n.
boş gezenin boş kalfası loafer n.
boş umut vain hope n.
boş uçarılık frivolousness n.
boş boş gezme sauntering n.
boş laf routine n.
boş vakit leisure time n.
boş yük dummy load n.
boş su kesimi light waterline n.
boş gezenin boş kalfası hobo n.
boş laf lark n.
boş pozisyon vacancy n.
boş hayal pipe dream n.
boş zaman free time n.
boş gezenin boş kalfası dawdler n.
boş kağıt blank n.
boş söz vain promise n.
boş laf fudge n.
boş laf poppycock n.
boş vaatler empty promises n.
boş gezme loafing n.
boş laf hokum n.
içi boş olan tüy sapı quill n.
boş gurur vainglory n.
boş insan wally n.
boş kap empty n.
boş boş gezen saunterer n.
arkası boş blank back n.
boş laf galimatias n.
boş laf gab n.
boş laf rant n.
boş boş konuşma yapping n.
boş laf nonsense n.
boş laf hot air n.
ilk boş yer sayacı next available position counter n.
piyangoda boş numara blank n.
şehirde boş arsa vacant lot n.
boş vakit spare time n.
boş laf flummery n.
boş umutlar empty promises n.
kitabin iki kapak içi ile boş bırakılan ön ve arka sayfaları endpaper n.
boş gezen loafer n.
boş laf flubdub n.
boş kağıt plain paper n.
boş yer void n.
kitaba eklenen boş sayfa interleaf n.
boş laf vapourings n.
boş konuşma empty talk n.
boş laf garbage n.
boş laf jazz n.
boş laf palaver n.
boş konuşan yapper n.
boş laf applesauce n.
boş arazi wasteland n.
boş olmayan fulness n.
boş laf gas n.
boş laf empty words n.
boş tehdit bluster n.
boş gezen kimse idler n.
boş gün day off n.
boş başarı hollow victory n.
boş gurur false pride n.
ilk boş tutanak next available record counter n.
boş boş konuşma waffling n.
boş zaman spare time n.
boş alan free field n.
boş laf cant n.
boş numara blank n.
kapların veya içi boş şeylerin açık yanı mouth n.
boş dizgi empty string n.
boş laf haver n.
boş verme disregard n.
boş zaman uğraşısı spare time activity n.
boş yer hiatus n.
boş olan memuriyet vb vacancy n.
boş laf flimflam n.
boş arazi waste n.
boş zaman faaliyeti leisure n.
boş laf small talk n.
boş laf claptrap n.
boş laf moonshine n.
boş laf buncombe n.
boş laf bunkum n.
boş laf inanity n.
boş kartuş blank cartridge n.
boş gezenin boş kalfası idler n.
boş laf falderal n.
boş vaat pie in the sky n.
boş gezen idler n.
boş oda vacancy n.
boş oda (otel/pansiyon vb'nde) vacancy n.
boş zamanı değerlendirme recreation n.
boş laf froth n.
boş laf wind n.
boş söz empty word n.
son boş koltuk last seat availability n.
boş gezenin boş kalfası layabout n.
boş kafa pate n.
boş laf waffle n.
boş laf twaddle n.
boş zamanı değerlendirme balıkçılığı recreational fishery n.
boş yer room n.
boş boş dönüp dolaşan twiddler n.
boş kadro vacancy n.
boş konuşan kimse slaverer n.
kitabın başında ve sonundaki boş sayfa flyleaf n.
boş konuşma prating n.
boş inanç superstition n.
boş vakit leisure n.
boş zaman etkinliği recreation n.
boş laf tarradiddle n.
boş yer lacuna n.
boş boş gezen gallivanter n.
boş zaman leisure n.
boş ifade blank expression n.
boş arsa empty land n.
boş koltuk empty seat n.
boş ifade vacant expression n.
boş koltuk spare seat n.
boş arsa unused land n.
boş arsa vacant land n.
boş koltuk vacant seat n.
boş zamanlarda yapılan aktivite leisure activity n.
boş vakit faaliyeti leisure activity n.
boş laf etme tautology n.
boş laf etme periphrasis n.
boş laf etme verbiage n.
boş laf etme roundabout n.
boş laf etme circumbendibus n.
boş laf etme redundancy n.
boş laf etme pleonasm n.
boş laf etme verbality n.
boş laf etme circumlocution n.
boş laf etme periphrase n.
boş adam airhead n.
boş adam empty headed man n.
boş adam loser n.
boş boğaz big mouth n.
boş boğaz loud mouth n.
boş yer blank n.
eroin enjekte etmek için boş damar arama trainspotting n.
gün ışığı boş filmi daylight film n.
boş laf trash n.
boş laf folderol n.
boş laf trumpery n.
boş laf codswallop n.
boş laf rubbish n.
boş bant empty band n.
boş gezenin boş kalfası do-nothing n.
boş-verme free-riding n.
boş laf fiddle-de-dee n.
boş zaman free-spare time n.
boş film non-exposed stock n.
boş laf talky-talk n.
boş laf wish-wash n.
boş hat arama hunting n.
boş laf boloney n.
boş paket dummy n.
boş gezen idlesse n.
fundalık boş arazi moor n.
boş ve işlenmemiş arazi waste n.
içi boş mil quill n.
boş deplasman light displacement n.
boş gezenin boş kalfası bum n.
boş taht empty throne n.
boş mide empty tummy n.
boş taht vacant throne n.
boş taht unoccupied throne n.
ekilmemiş boş arazi wilderness n.
boş laf empty talk n.
boş gezenin boş kalfası swagman n.
boş gezenin boş kalfası swaggie n.
boş gezenin boş kalfası swagger n.
boş ağırlık light weight n.
boş konuşma bloviation n.
boş beklenti vain hope n.
boş beklenti false hope n.
boş zaman idle time n.
boş bakış blank stare n.
boş mide empty stomach n.
gececi otel görevlisinin boş günü night out n.
boş zaman aktiviteleri spare time activities n.
boş zihin empty mind n.
boş zamanlar spare times n.
boş zamanlar leisure times n.
boş zaman leisure time n.
boş yer space n.
boş defter blankbook n.
boş kanı superstition n.
boş soru idle question n.
boş soru useless question n.
boş soru meaningless question n.
boş soru unanswered question n.
içi boş vaatler empty promises n.
boş laflar hot air n.
boş sözler palaver n.
boş sözler empty words n.
boş sözler empty talk n.
boş laflar empty words n.
boş sözler hot air n.
boş laflar empty talk n.
boş laflar palaver n.
boş verme insouciance n.
boş kafa silly n.
boş kağıt torba empty paper sack n.
boş bir sahne an empty stage n.
içi boş ağaç hollow tree n.
bir sonraki boş sayfa the next blank page n.
boş kaset blank tape n.
boş hayat aimless life n.
boş hayat empty life n.
boş hayat useless life n.
boş zaman faaliyetleri leisure time activities n.
boş zaman faaliyetleri spare time activities n.
boş yuva sendromu empty nest syndrome n.
boş bakış vacant stare n.
boş konuşma/söylem empty rhetoric n.
boş laf empty rhetoric n.
boş depo empty tank n.
boş zaman yatçılığı leisure yachting n.
(disneyland vb gibi) park/oyun alanı gibi insanların boş zaman etkinliklerine cevap veren alanların ticarileşmesi commercialization of leisure n.
boş oda empty room n.
boş laf babble n.
boş laf bosh n.
boş alan clear n.
boş zamanlarda gidilen okul continuation school n.
boş kalkan otobüs deadhead n.
boş konuşan kimse driveller n.
boş konuşan kimse driveler n.
boş şişeler empty bottles n.
son boş koltuk last seat available n.
boş gezenin boş kalfası bindle stiff n.
boş gezenin boş kalfası bindlestiff n.
boş gezen slacker n.
boş hücre vacant cell n.
beyaz/boş sayfa blank slate n.
boş ders idle class n.
boş ders no teacher in class n.
boş yıl gap year n.
boş gezenin boş kalfası luftmensch (yiddish) n.
sonradan gömülmek için alınan boş mezar cemetery plot n.
boş vakit free time n.
boş kap empty vessel n.
içi boş oyuk cavity n.
boş masa free table n.
boş masalar free tables n.
boş zaman aktivitesi leisure n.
boş şeyler useless trivia n.
içi boş kabuk empty shell n.
boş kabuk empty shell n.
boş levha blank slate n.
boş kapasite vacant capacity n.
boş kağıt blank paper n.
boş konuşma babblement n.
boş konuşma babblery n.
ortaçağa ait kale veya hisar duvarının dışı veya bu duvarla çevrelenen boş alan ballium n.
ortaçağa ait kale veya hisar duvarının dışı veya bu duvarla çevrelenen boş alan bailey n.
boş söz talk n.
boş laf talk n.
boş umut/vaat rainbow n.
boş konuşan kimse rattle n.
boş konuşan kimse rattlehead n.
boş konuşan kimse rattlepate n.
boş konuşma rawmaish [irish] n.
boş hülyalara dalan kimse castlebuilder n.
boş laf chat n.
boş sohbet nashgab [scottish] n.
boş muhabbet natter [brit] n.
boş yanıt nonresponse n.
boş işler nugae n.
boş işlerle uğraşma nugation [obsolete] n.
boş olma nullness n.
boş vakit time n.
birlikte boş zaman değerlendirilen kişi time killer n.
boş zamanı olan kimse time killer n.
boş yere koşuşturma to-ing and fro-ing n.
boş zaman geçirme toying n.
boş konuşma trash-talking n.
boş konuşma trifling n.
boş konuşan kimse twaddle n.
boş konuşan kimse twaddler n.
boş konuşan kimse twattler n.
boş konuşma twattle [dialect] n.
boş sohbet twiddle-twaddle n.
çok fazla boş zaman a lot of free time n.
çok boş zaman a lot of free time n.
boş durma unactiveness n.
boş yatırım idle investment n.
boş içki şişeleri empties n.
evin önünde veya arkasında yer alan boş alan yard [us/canada] n.
boş iş vanity [obsolete] n.
boş düşünce vacancy n.
boş zaman vacancy n.
boş yer vacuity n.
boş inanç balloon n.
büyük ve boş bina barn n.
boş konuşma jangle n.
boş konuşan kimse jangler n.
boş konuşma janglery n.
içi boş bitki sapı kecksy [dialect] n.
boş masa empty table n.
(kağıtta) yazı olmayan boş yer white n.
boş ve aldatıcı konuşma beflum n.
belirli bir zaman diliminde boş olan veya kiralanmamış tüm kiralık birimlerin yüzdesi vacancy rate n.
boş konuşma vaniloquence n.
boş konuşma bibble-babble n.
rıhtım sistemindeki boş alan quayage n.
boş konuşma blab n.
uzun ve boş konuşma blabber n.
boş balon bladder n.
kendini önemli sanan boş kimse bladder n.
boş konuşma blague n.
boş konuşma blattering n.
boş konuşan kimse blatteroon n.
boş konuşma bleat n.
boş laf wishwash n.
(madencilik) boş vagonların park yeri layby n.
(madencilik) boş vagonların park yeri lay-by n.
kaset veya filmin başındaki veya sonundaki boş şerit leader n.
boş veya saçma konuşmalar, fikirler white lightning n.
boş konuşanlar windies n.
boş merak idle curiosity n.
boş boş dolaşan kimse maunderer n.
boş konuşan kimse wordmonger n.
içi boş ağaç gövdesinden yapılan kano dug-out n.
içi boş ağaç gövdesinden yapılan kano dugout n.
kitaptaki boş sayfalar book n.
boş laf falderol n.
çocukların boş zamanlarında yaptığı örgülü şerit boondoggle n.
boş böbürlenme braggadocio n.
gemi ambarını istiflerken boş bırakılan alan breakage n.
boş yer breathing room n.
(dama) aralarında boş bir kare bırakılmış aynı renkte iki taş bridge n.
boş şey hibernianism n.
boş laf hoke n.
boş alan hole n.
içi boş çukur holk [dialect] [uk] n.
içi boş delik holk [dialect] [uk] n.
tatlı ama boş sözler honeyed words n.
boş şey humbuggery n.
boş eleştirmen mome [obsolete] n.
boş ve anlamsız övünme rhodomontade n.
boş ve anlamsız övünme braggadocio n.
boş yere övünen kimse rhodomontader [obsolete] n.
boş boş dolaşma gad n.
boş konuşma gaff n.
boş vakit leyser n.
boş teselli veren kimse lip comforter n.
boş açıklamalar muck n.
boş laf muck n.
boş mektup çuvalı bum n.
boş gezen kimse bumble [scotland] n.
boş konuşma gash [scotland] n.
boş gezerek geçirilen zaman loaf n.
boş boş dolaşma oberration [obsolete] n.
boş zamanlarda yapılan iş bywork n.
boş insan goldbrick n.
boş gezenin boş kalfası goldbrick n.
boş muhabbet claik [scotland] n.
boş laf clamjamphrie n.
boş laf clamjamfry n.
boş laf clanjamfray n.
boş laf clanjamfrie n.
boş iş idiocy n.
boş muhabbet idle talk n.
boş vagon idler n.
boş boş gezen kimse loller n.
boş gezenin boş kalfası loller n.
boş yere çiğneme mumbling n.
boş arazi open space n.
boş yer open spaces n.
abartılı boş kibir rodomontade n.
boş laf rodomontade n.
boş vakit disengagement n.
içi boş şey incavation n.
içi boş yer incavation n.
tumturaklı ama boş konuşma verboseness n.
boş iş bauble n.
boş zaman aktivitesi doss n.
boş olmak be free v.
boş ümitler uyandırmak (birinde) tantalize v.
boş yere harcamak squander v.
boş durmak be unemployed v.
boş dolaşmak lollop v.
boş kalmak lie fallow v.
boş bırakmak void v.
boş vermek shrug off v.
boş konuşmak trifle v.
boş boş oturmak goof off v.
boş olmak be unoccupied v.
boş sayfa eklemek interleave v.
boş ümitler uyandırmak tantalise v.
boş vermek forbear v.
boş olmak be empty v.
boş kalmak loaf around v.
boş laf etmek twaddle v.
boş verip her şeyi oluruna bırakmak float v.
boş oturmak have no work do v.
boş boş dolaşmak traipse v.
boş konuşmak gammon v.
boş gezmek idle v.
boş boş dolaşmak meander v.
araçta ön koltuk boş olmasına rağmen arka koltukta seyahat etmek vip v.
boş vermek give a miss v.
boş boş dolaşmak maunder v.
boş vermek not to bother v.
boş oturmak be unemployed v.
boş duruma getirmek vacate v.
boş oturmak sit back v.
boş gezmek loaf v.
boş konuşmak gab v.
boş vermek disregard v.
boş bulunmak be taken unawares v.
boş olmak have one's hands free v.
boş atıp dolu tutmak draw a bow at a venture v.
boş boş dolaşmak screw around v.
elleri boş olmak have one's hands free v.
boş boş dolaşmak wander about v.
bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelerle uğramak drift v.
iskan etmek (insanları boş bir yere) settle v.
boş konuşmak jaw v.
boş konuşmak talk the hind legs off a donkey v.
boş laf etmek palaver v.
kendini boş yere harap etmek ruin oneself in vain v.
boş boş bakmak stare v.
boş boş dolaşmak ramble v.
zamanı boş geçirmek fiddle away v.
boş konuşmak haver v.
boş çıkmak (piyangoda) draw a blank v.
boş kalmak loaf about v.
boş şeyler konuşmak trifle v.
boş atıp dolu tutmak make a lucky shot v.
boş vermek ignore v.
boş durmak idle v.
boş dolaşmak lollygag v.
boş oturmak sit about v.
boş kart atmak sluff v.
boş konuşmak prate v.
boş gitmek go light v.
boş konuşmak twattle v.
meydanı boş bulmak find an opportunity do something v.
boş boş takılmak wander about v.
-e boş boş bakmak look blankly at v.
eli boş dönmek return empty-handed v.
boş vermek get past caring v.
boş yaprak eklemek interleave v.
boş vermek bypass v.
boş bırakmak desolate v.
boş laf etmek fable v.
boş vermek pass by v.
boş vermek pass over v.
boş konuşmak bloviate v.
boş yere beklemek wait in vain v.
boş yere riske girmek take an unnecessary risk v.
allah'ın adını boş yere ağzına almak take the name of god in vain v.
boş vermek not to care v.
başı boş bırakmak let (a child) run loose v.
başı boş bırakmak set loose v.
başı boş bırakmak leave unattended v.
boş bakmak stare blankly v.
boş bakmak stare vacantly v.
boş bakmak stare absently v.
eli boş dönmek come up empty handed v.
boş vermek pay no mind v.