clear - Turkish English Dictionary
History

clear

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "clear" in Turkish English Dictionary : 128 result(s)

English Turkish
Common Usage
clear adj. belirgin
clear adj. açık
clear adj. net
clear adj. berrak
clear adj. temiz
General
clear v. dağılmak
clear v. boşaltmak
clear v. aklamak
clear v. açık hale getirmek
clear v. kapatmak
clear v. kaldırmak
clear v. açıklamak
clear v. elde etmek
clear v. kurtarmak
clear v. aydınlatmak
clear v. geçmek
clear v. sıyırıp geçmek
clear v. bilgi vermek
clear v. temizlenmek
clear v. takas etmek
clear v. berraklaşmak
clear v. açılmak
clear v. açmak
clear v. tahliye etmek
clear v. defolmak
clear v. temize çıkarmak
clear v. aşmak
clear v. kazanmak
clear v. ödemek
clear v. gidermek
clear v. yerine kaldırmak
clear v. temizlemek
clear v. engeli aşmak
clear v. suçsuz çıkarmak
clear v. açıklığa kavuşturmak
clear v. ışık tutmak
clear v. aydınlığa kavuşturmak
clear n. boşluk
clear n. boş alan
clear adj. sakin
clear adj. seçik
clear adj. katışıksız
clear adj. kolaylıkla duyulan
clear adj. açık seçik
clear adj. dolu olmayan
clear adj. vazıh
clear adj. tam
clear adj. duru
clear adj. engelsiz
clear adj. aydınlık
clear adj. saydam
clear adj. boş (zaman açısından)
clear adj. celi
clear adj. şeffaf
clear adj. pürüzsüz (cilt)
clear adj. bariz
clear adj. peyda
clear adj. anlaşılır
clear adj. zeki
clear adj. bulutsuz
clear adj. bütün
clear adj. belli
clear adj. kolaylıkla anlaşılan
clear adj. açık (gök)
clear adj. meydanda
clear adj. kesin
clear adj. aydın
clear adj. hudutsuz
clear adj. sarih
clear adj. sarahatli
clear adj. ortada
clear adj. belirli
clear adj. saf
clear adj. belgin
clear adj. emin
clear adj. boş
clear adj. işkilsiz
clear adj. ayan
clear adj. çetrefilsiz
clear adj. temiz
clear adj. parlak
clear adj. kolay işitilir
clear adj. pak
clear adj. tiz
clear adj. aşikar
clear adj. takıntısız
clear adj. kuşkusu olmayan
clear adv. uzakta
clear adv. tamamen
clear adv. tüm
clear adv. uzağa
clear adv. açıkça
clear adv. bütünüyle
clear adv. tümüyle
Trade/Economic
clear gümrükten mal çekmek
clear yük boşaltmak
clear boşaltmak
clear kar etmek
clear gümrükten çekmek
clear tahsil etmek
clear borcunu ödemek
clear tahliye etmek
clear kanuni şekle sokmak
clear halletmek
clear borçtan kurtulmak
Technical
clear bulanık olmayan
clear bağlantısı ve teması olmayan
clear parlak
clear berrak
clear serbest
clear net
Computer
clear boşalt
clear temizlemeyi
clear sil açık
clear temiz
clear temizle
clear sil
clear açık
clear yok
clear silme
Construction
Clear Şeffaf
Marine
clear ayrılmak
clear boşaltmak
clear limanı terk etmek
clear geçiş müsaadesi almak
Linguistics
clear ince
Meteorology
clear açık
Ottoman Turkish
clear zahir

Meanings of "clear" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
become clear v. belli olmak
be clear v. belli olmak
General
stand clear v. bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak
clear up v. çözmek
make something clear v. bir şeyi belli etmek
clear out v. boşaltmak
clear up v. açmak
make clear v. netleştirmek
clear up v. parlatmak
keep clear of v. kaçınmak
clear away v. açmak
clear out v. çekip gitmek
be in the clear v. şüphe altında olmamak
clear off v. yok etmek
clear up v. düzelmek (hava)
clear out v. yıkılmak
clear out of v. toz olmak
stand clear of v. bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak
make something clear v. açıklamak
clear away v. kaldırmak
be in the clear v. uzaklaştırmak (bir şeyi bir yerden)
make clear v. belirginleştirmek
clear up v. parlaklaşmak
become clear v. berraklaşmak
clear off v. açmak
clear the table v. sofrayı kaldırmak
keep clear of v. sakınmak
clear up v. bulmak
become clear v. tebarüz etmek
clear away v. toparlamak
stand clear of v. birinden uzak kalmak
clear up v. tasfiye etmek
keep clear of v. çekinmek
clear something up v. düzene sokmak
be in the clear v. açılmak (gökyüzü/hava)
clear the air v. şüpheleri gidermek
clear off v. ortadan kaldırmak
be in the clear v. gidermek (bulutları/sisi)
become clear v. belirginleşmek
clear something up v. düzene koymak
clear up v. açıklığa kavuşturmak
clear up v. bilgi vermek
be in the clear v. izin vermek
stand clear of v. uzak durmak
get clear of v. ayrılmak
be in the clear v. masumluğu ispatlanmış olmak
clear out v. defolmak
get clear of v. el çekmek
clear out v. ortadan kaybolmak
clear off v. çekip gitmek
clear away v. temizlemek
make something clear v. bir şeyi belirtmek
clear up v. tamamlamak
clear off v. tabanları yağlamak
be in the clear v. açılmak
clear away v. yok olmak
be in the clear v. kapatmak (borcu)
clear up v. çözümlemek
clear up v. halletmek
clear up v. düzene sokmak
make clear v. belli etmek
clear through the customs v. gümrükten çıkarmak
clear up v. gidermek (hastalığı)
clear up v. geçmek (hastalık)
clear up v. toplamak
be in the clear v. gitmek (sis)
clear up v. esrar perdesini kaldırmak
clear off v. bitirmek
clear away v. etrafı toparlamak
make clear v. durultmak
be in the clear v. takas etmek (banka çekini)
become clear v. aydınlanmak
clear land v. arazi açmak
clear the ball v. topu uzaklaştırmak
stand clear v. uzak durmak
clear up v. çözülmek
stand clear of v. ile temas etmemeye çalışmak
stand clear of v. sakınmak
clear off v. ortadan kaybolmak
be in the clear v. kaldırmak (bir şeyi bir yerden)
clear away v. dağılmak
clear away v. toplamak
clear up v. düzene koymak
be in the clear with v. izin almak (birinden bir şey için)
clear off v. defolmak
clear up v. aydınlanmak
clear something away v. kaldırmak
clear out v. tahliye etmek
clear up v. düzelmek
be in the clear v. yok etmek (bir şeyi bir yerden)
make clear v. adını koymak
clear of v. arındırmak
stand clear of v. bir şeyi kullanmamak
clear through customs v. gümrükten geçirmek
clear out v. toz olmak
clear up v. etrafı toparlamak
clear away v. ortadan kaldırmak
clear away v. kaybolmak
become clear v. durulmak
clear something up v. toparlamak
clear the line v. hattı açık tutmak
clear out v. hepsini satmak
clear the line v. telefonu meşgul etmemek
become clear v. netlik kazanmak
turn out to be clear v. netlik kazanmak
make clear v. belgilemek
clear up v. düzeltmek
clear up v. aydınlatmak
try to make (something) clear v. açıklamaya çalışmak
clear the wreckage v. enkaz kaldırmak
clear one's errors v. hatalarını gidermek
clear the debt v. borcu temizlemek
clear the debt v. borcu ödemek
clear the snow v. kar süpürmek
become clear v. anlaşılır olmak
become clear v. anlaşılır bir hal almak
clear the blockage v. tıkanıklığı gidermek
clear the blockage v. tıkanıklığı açmak
clear the goods (from the customs) v. malları çekmek
clear debt v. borç kapatmak
clear up the problems v. problemlerden kurtulmak
clear up the problems v. sorunları atlatmak
clear the table v. masayı kaldırmak
clear the table v. masanın üzerindekileri kaldırmak
clear the mine v. mayın temizlemek
clear the table v. masa toplamak
clear the table v. masayı toplamak
clear the debt v. borç kapamak
gain a clear understanding v. tam olarak anlamak
clear up the problem v. sorunu gidermek
clear up the mystery v. esrarı çözmek
clear up the mystery v. gizemi çözmek
clear up the mystery v. sırrı çözmek
clear the goods v. malı gümrükten çekmek
clear the goods from the port v. malı limandan çekmek
clear up v. toparlamak
clear out v. sıvışmak
clear out v. boşaltıp temizlemek
clear away v. kaldırıp götürmek
clear out v. tüymek
clear up v. (hava) açılmak
clear up v. düzenlemek
clear out v. çekilip gitmek
clear the empties v. boşları almak
clear the empties v. (masanın) boşlarını almak
clear the table v. boşları almak
clear the table v. (masanın) boşlarını almak
clear a piece of land (in order to grow crops) v. tarla açmak
clear the deck v. bütün ödülleri kazanmak
clear the deck v. işe hazırlanmak
clear the deck v. savaşa hazırlanmak
clear-cut v. orman keserek tarla açmak
clear-cut v. tıraşlama kesmek
clear-cut v. tıraşlama kesmek (ağaçlık bir alanı)
clear-cut v. ağaçlık bir alanı tıraşlama kesmek
clear-cut v. tüm ağaç ve çalıları kesmek
clear-cut v. ağaçlık bir alandaki tüm ağaç ve çalıları kesmek
clear-cut v. tarla açmak
be in the clear of v. faili olmadığını göstermek (bir suçun)
be in the clear v. üstünden geçmek
be in the clear v. masumiyetini göstermek
clear off v. bir yeri tasfiye etmek
clear off v. bir yeri tahliye etmek
clear off v. bir yeri boşaltmak
clear off the stock v. depoyu boşaltmak
clear up v. ışık tutmak
clear up v. aydınlığa kavuşturmak
sleep with a clear conscience v. yatağa girince huzurlu uyumak
sleep with a clear conscience v. vicdanen rahat olmak
sleep with a clear conscience v. başını yastığa rahat koymak
clear up the subject v. konuyu açıklığa kavuşturmak
clear up the matter v. konuyu açıklığa kavuşturmak
clear up the mess v. karışıklığı temizlemek
clear up the mess v. pisliği temizlemek
clear the protesters with pepper spray v. göstericileri biber gazı sıkarak dağıtmak
clear the protesters with pepper spray v. göstericileri biber gazıyla dağıtmak
make clear v. açıklaştırmak
clear of something v. -den uzak durmak
clear the wreckage v. (gemi/uçak) enkazı temizlemek
clear the hurdle v. engeli geçmek/aşmak
clear the empties v. boşları toplamak
clear the table v. boşları toplamak
start calling someone out of the clear blue v. birini birdenbire (telefonla) aramaya başlamak
clear up the problems v. problemleri gidermek
clear up the problems v. sorunları gidermek
clear up the problems v. sorunları/problemleri çözmek
have a clear view of v. net bir şekilde görmek
clear one's conscience v. vicdanını rahatlatmak
give a very clear message v. gayet açık bir mesaj vermek
clear the papers from the desk v. masadaki kağıtları kaldırmak/toplamak
not get/receive a clear-cut answer v. net bir yanıt almamak
not get/receive a clear-cut answer v. net bir cevap almamak
be clear on something v. (bir şey hakkında) açık/net olmak
clear the mind v. zihni boşaltmak
clear the table v. masayı toplamak
clear opening n. serbest açıklık
a clear majority n. büyük bir çoğunluk
clear conscience n. vicdan rahatlığı
becoming clear n. tebarüz
clear weather n. açık hava
clear lumber n. kusursuz kereste
clear ice n. cam buz
clear syrup n. beyaz şurup
a clear day n. bütün gün
a clear conscience n. gönül rahatlığı
clear thinker n. mantıklı düşünen kimse
all clear n. tehlike geçti işareti
clear span n. serbest açıklık
clear water n. duru su
clear stance n. açık tavır
clear identity n. açık kimlik
one that become clear n. belirginleşen
(a) clear understanding n. net (bir) anlayış
(a) clear understanding n. net (bir) kavrayış
(a) clear understanding n. net (bir) kavrama
clear understanding n. net olarak kavrama
clear understanding n. tam olarak anlama
clear distance n. temiz açıklık
clear glass n. saydam cam
clear channel n. şifresiz kanal
clear spacing n. temiz açıklık
clear opening n. net açıklık
clear data n. şifresiz veri
clear water n. berrak su
clear-water reservoir n. temiz su deposu
clear-headedness n. ayıklık
clear-air turbulence n. açık hava türbülansı
crystal-clear fact n. su götürmez gerçek
clear box sealing tape n. şeffaf koli bandı
clear packing tape n. şeffaf koli bandı
clear tape n. şeffaf bant
clear packaging tape n. şeffaf koli bandı
clear box tape n. şeffaf koli bandı
a clear message n. açık bir mesaj
a clear mind n. zihin açıklığı
a clear mind n. salim kafa
clear book n. şeffaf dosya klasörü
clear bag n. şeffaf çanta
clear defect n. açık ayıp
clear-thinking n. mantıklı düşünme
clear voice n. net ses
clear voice n. berrak ses
clear and unambiguous definition n. açık ve belirsizliğe mahal vermeyen tanım
clear and unambiguous definition n. açık ve belirsizliğe yer vermeyen tanım
clear-headedness n. akıllılık
a clear picture n. net bir resim
clear account n. bakiyesiz hesap
clear thinking n. açık düşünme
clear picture n. net resim
clear answer n. net cevap
clear introduction n. net giriş
clear evidence n. kesin kanıt
clear writing n. açık yazı
clear night n. bulutsuz gece
clear threat n. açık tehdit
crystal clear adj. apaçık
clear eyed adj. zeki
crystal clear adj. dupduru
very clear adj. apaçık
clear as mud adj. anlaşılmaz
as clear as light adj. belli
clear headed adj. anlayışlı
clear sighted adj. aydın
as clear as light adj. apaçık
in the clear adj. şüphe altında olmayan
crystal clear adj. billur gibi
clear as a day adj. gün gibi açık
very clear adj. besbelli
clear enough adj. yeterince açık
clear sighted adj. keskin gözlü
as clear as adj. kadar temiz
as clear as light adj. kolay anlaşılır
not clear adj. net değil
loud and clear adj. açık seçik
clear rinsing adj. durulama
clear-cut adj. belirgin
clear-cut adj. düz
clear-cut adj. kesin
clear-headed adj. anlayışlı
clear-eyed adj. keskin görüşlü
crystal-clear adj. tamamen açık (belirgin)
clear-cut adj. biçimli
clear-cut adj. sade
clear-sighted adj. ileriyi gören
clear-headed adj. mantıklı
clear-cut adj. açık
crystal-clear adj. tamamen belirgin
clear-cut adj. net
clear-cut adj. düzgün
clear-sighted adj. keskin gözlü
clear of adj. -den uzak
clear-headed adj. aklı başında
clear-cut adj. anlaşılır
clear-headed adj. kafalı
clear-sighted adj. sağgörülü
clear-eyed adj. zeki
in the clear adj. aklanmış
in the clear adj. temize çıkmış
in the clear adj. borçsuz
in the clear adj. borçlardan arınmış
clear and emphatic adj. açık ve etkili
clear-headed adj. akıllı
out of clear sky adv. birdenbire
out of a clear sky adv. tepeden inme
with clear conscience adv. açık alınlı
out of a clear sky adv. birdenbire
in the clear adv. serbest
in the clear adv. tehlikede olmayan
out of clear sky adv. aniden
in the clear adv. açık olarak
with clear conscience adv. vicdanı müsterih olarak
with clear conscience adv. huzurlu kalple
clear-headedly adv. akıllı bir şekilde
clear to prep. ta -e kadar
keep clear! interj. alarga
Phrasals
clear up v. şüpheleri gidermek
clear up v. korkuları gidermek
clear out of tüymek
clear out kirişi kırmak
clear out tüymek
clear away defolmak
clear out sıvışmak
clear away sıvışmak
clear out of kaçmak
clear away kaçmak
clear out of kirişi kırmak
clear off kaçmak
clear away tümünü ödemek
clear off defolmak
clear off sıvışmak
clear off tümünü ödemek
clear out kaçmak
clear out of sıvışmak
clear off gözden kaybolmak
clear away gözden kaybolmak
clear out birşeyin içini boşaltmak
clear out çekip gitmek
clear up toparlamak
clear up derleyip toparlamak
clear up (hava) düzelmek
clear up aydınlatmak
clear up hava düzelmek
clear up çözüm bulmak
clear up (sağlık durumu) iyileşmek
clear up açıklık getirmek
clear something with someone onayını almak
clear someone of something (suçlamalardan) aklanmak
clear someone's name adını aklamak/temizlemek
clear someone of something adını aklamak/temizlemek
clear something from some place bir yerden bir şeyleri kaldırmak/temizlemek/toplamak
clear someone out birilerini dışarı çıkarmak
clear someone out of some place birilerini dışarı çıkarmak
Phrases
with a clear conscience adv. açık alınla
with a clear conscience adv. vicdanı rahat olarak
the coast is clear kimse yok
it is clear that açıktır ki
the coast is clear meydan boş
to be clear açıklayıcı olması açısından
let me be clear açık olmak gerekirse
it is quite clear oldukça açıktır ki
to make it clear açıklamak gerekirse
just to be clear açıklığa kavuşturmak için söylüyorum
let's make it crystal clear şunu açıklığa kavuşturalım
it is clear that ...(olduğu) açıktır
make it clear bir konuda net olmak
Colloquial
clear cut kolay anlaşılır
clear cut açık biçimde tanımlanmış
clear cut düzgün
clear cut keskin hatlı
clear cut biçimli
make clear açık açık anlatmak
loud and clear belirgin
make clear aydınlığa kavuşturmak
make clear açıklamak
make clear açıklığa kavuşturmak
loud and clear açık seçik
loud and clear açık ve net
make clear açıklık getirmek
be clear about hakkında emin olmak
am i clear? anlatabiliyor muyum
clear customs gümrükten geçirmek
one’s sinuses to clear sinüsleri açılmak
clear out one’s tab hesabını kapatmak
clear as day gün gibi aşikar
everything's crystal clear her şey anlaşılır
everything's crystal clear her şey kristal kadar berrak
Idioms
get clear v. sorumluluktan kurtulmak
get clear v. utançtan kurtulmak
get clear v. aklanmak
clear blue water n. iki rakip grup arasındaki keskin ayrım
clear blue water n. iki rakip grup arasındaki derin yarık
clear blue water n. iki rakip grup arasındaki belirgin fark
as clear as black and white adj. apaçık belli
as clear as black and white adj. belirgin
as clear as black and white adj. çizgileri net
as clear as black and white adj. gün gibi açık/ortada/aşikar
as clear as black and white adj. kolay anlaşılır
as clear as black and white adj. siyah beyaz kadar net
as clear as black and white adj. apaçık
as clear as black and white adj. besbelli
as clear as black and white adj. ayan beyan ortada
clear as a day gün gibi ortada
a clear case muhakkak
clear one's name adını temize çıkarmak
as clear as mud arap saçı gibi
clear the air havayı yumuşatmak
out of a clear blue sky damdan düşer gibi
the coast is clear asayiş berkemal
the coast is clear ortalık süt liman
keep clear of temizlemek
keep clear of ortadan kaldırmak
keep clear of kurtulmak
keep clear of bertaraf etmek
as clear as crystal anlaşılır
as clear as mud karmaşık
as clear as crystal çok açık
as clear as mud bulanık
as clear as crystal kolaylıkla anlaşılabilir
as clear as crystal belirgin
as clear as crystal net
as clear as mud belirsiz
clear one's mind of kafasından atmaya çalışmak
as clear as a bell net (ses)
clear conscience vicdanın temiz olması
as clear as a bell (ses) çok açık
clear conscience vicdan rahatlığı
as clear as a bell belirgin (ses)
in the clear kuşkudan uzak
in the clear suçtan uzak
the all clear tehlike geçti alarmı
the coast is clear tehlike geçti
in the clear tehlikeden uzak
in the clear temiz
clear the dects for action hazırlanmak
clear the dects for action mücadeleye hazırlanmak
clear the dects for action paçaları sıvamak
clear the dects for action hazır olmak
clear one's name suçsuzluğunu kanıtlamak
clear one's name adını arındırmak
clear one's name adını temize çıkartmak
clear sailing işlerin yolunda gitmesi
clear sailing işlerin pürüzsüz gitmesi
clear sailing işlerin sorunsuz ilerlemesi
make it clear açıklığa kavuşturmak
come out of a clear blue sky haber vermeden
come out of the clear blue sky aniden
come out of the clear blue sky haber vermeden
come out of a clear blue sky aniden
come out of the clear blue sky çat kapı gelmek
come out of a clear blue sky çat kapı gelmek
steer clear of somebody birinden çekinmek
steer clear of somebody birisinden sakınmak
leave the field clear for somebody birisinin önünü açmak
leave the field clear for somebody birisine ayak bağı olmamak
leave the field clear for somebody birisinin yoluna çıkmamak
out of a clear blue sky beklenmedik bir anda
out of a clear blue sky ummadık anda
be as clear as day gün gibi ortada olmak
be crystal (clear) gün gibi ortada olmak
(as) clear as mud anlaşılması güç
have a clear conscience about something vicdanı rahat olmak
clear the air şüpheleri gidermek
clear the way for önünü açmak
clear someone's name (suçsuzluğunun kanıtlanması sonrası) adını temizlemek
clear the air havayı temizlemek
jump clear of something son anda atlamak/zıplamak/çekilmek
free and clear üzerinde herhangi bir borç veya ipotek olmadan
be in the clear aklanmak
clear one's throat boğazını temizlemek
clear the air sis bulutunu dağıtmak
clear the air havalandırmak
clear the way for yolu açmak
clear-eyed doğru ve yerinde
free and clear üzerinde herhangi bir borç olmayan
stay clear of something bir şeyden uzak durmak
clear the decks güverteyi terk etmek
clear the decks güverteyi boşaltmak
clear something for publication yayımlanmasına/basılmasına onay vermek
make someone's position clear hangi tarafta/görüşte olduğunu netleştirmek
clear something for publication yayımlanmasını/ basılmasını onaylamak
clear the deck elindeki işi bitirmek
as clear as day gün gibi aşikar
stay well clear of -den uzak durmak
jump clear of something (kamyon/otobüsün) bir şeyin önünden çekilmek
as clear as a bell gün gibi aşikar
make something clear to someone (bir için) bir şeye açıklık getirmek
make something clear to someone bir şeyi birine açıklığa kavuşturmak
get clear on anlam karmaşasına yer vermeyecek şekilde açık bir sekilde belirtmek
get clear on açıklık getirmek
get clear on açık olmak
stay clear from someone birinden uzak durmak
stay clear from geri durmak
stay clear from uzak durmak
stay clear from kaçınmak
steer clear of someone birinden uzak durmak
steer clear of someone birine bulaşmamak
see your way clear to doing something bir şeyi yapabilmek için önünün açık olduğunu görmek/fark etmek
see your way clear to doing something bir şeyi yapmanın yolunu/yöntemini bilmek
crystal clear açıkça belli
clear one's head kafasını boşaltmak