thining - Türkçe İngilizce Sözlük

thining

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

thining — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ince, zayıf, seyrek
Okunuş (IPA):
(AmE /θɪn/ – BrE /θɪn/)
Terim Türü:
Sıfat
Düşük yoğunluk veya dar ölçü durumu. Eski İngilizce þynne kökünden gelir. Fiziksel ve soyut bağlamlarda yetersizlik ima edebilir.
Eş Anlamlılar:
slender, sparse
Zıt Anlamlılar:
thick, dense

"thining" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
thin f. inceltmek
Thin the paint by adding thinner.
Tiner ekleyerek boyayı inceltin.

More Sentences
thin f. zayıflamak
He seemed to be getting thinner every day.
Her geçen gün daha da zayıflıyor gibiydi.

More Sentences
thin s. ince
You should use thinner oil for the engine in summer.
Yazın motor için daha ince yağ kullanmalısınız.

More Sentences
thin s. zayıf
I was thinner before the pandemic.
Pandemiden önce daha zayıftım.

More Sentences
Genel
thin f. seyrelmek (saç)
Thinning hair is generally hereditary.
Seyrelen saçlar genellikle kalıtsaldır.

More Sentences
thin f. seyrekleşmek
The number of protesters thinned out because of the harsh weather.
Kötü hava nedeniyle protestocular biraz seyrekleşmişti.

More Sentences
thin f. (duman, sis) biraz dağılmak
The heavy smoke thinned as the firemen put out the fire.
İtfaiyeciler yangını söndürürken yoğun duman biraz dağıldı.

More Sentences
thin s. yetersiz
Turbochargers were used in plane engines to cope with the thin air at high altitudes.
Turboşarjlar, uçak motorlarında yüksek irtifalardaki yetersiz hava ile başa çıkmak için kullanılıyordu.

More Sentences
thin s. hafif (duman/sis)
We were able to continue our cruise as the fog became thinner.
Sisin hafiflemesiyle birlikte seyrimize devam edebildik.

More Sentences
thin s. cılız
James's lips tightened in a thin smile.
James'in dudakları cılız bir gülümsemeyle gerildi.

More Sentences
thin s. inandırıcı olmayan
He came up with a thin excuse for not coming to the meeting.
Toplantıya gelmemek için inandırıcı olmayan bir mazeret uydurdu.

More Sentences
thin s. seyrek (bir topluluk)
John's hair became thinner as he grew older.
John'un saçları yaşlandıkça seyreldi.

More Sentences
thin s. zayıf
I was thinner before the pandemic.
Pandemiden önce daha zayıftım.

More Sentences
thin s. sıska
I wonder why Tom is so thin.
Tom niye bu kadar sıska, merak ediyorum.

More Sentences
thin s. ince
You should use thinner oil for the engine in summer.
Yazın motor için daha ince yağ kullanmalısınız.

More Sentences
thin zf. ince ince
Cut the dough thin before shaping it.
Hamuru şekillendirmeden evvel ince ince kesin.

More Sentences
Teknik
thin s. ince
You should use thinner oil for the engine in summer.
Yazın motor için daha ince yağ kullanmalısınız.

More Sentences
Otomotiv
thin s. ince
You should use thinner oil for the engine in summer.
Yazın motor için daha ince yağ kullanmalısınız.

More Sentences
Meteoroloji
thin s. ince
You should use thinner oil for the engine in summer.
Yazın motor için daha ince yağ kullanmalısınız.

More Sentences
Müzik
thin s. kulak tırmalayıcı
The only thing he could hear was a thin voice coming from the old machinery.
Duyabildiği tek şey eski makinelerden gelen kulak tırmalayıcı bir sesti.

More Sentences
Genel
thin f. seyrekleştirmek
thin f. incelmek
thin f. inceltmek (sıvıyı)
thin f. zayıflatmak
thin f. seyrelmek
thin f. seyreltmek (bitkileri)
thin f. cılızlaşmak
thin f. kuvvetsizleşmek
thin f. (saçı) katlı keserek seyrekleştirmek
thin f. cılızlaştırmak
thin f. kuvvetsizleştirmek
thin s. rakik
thin s. seyrek (saç)
thin s. içine su katılmış gibi (sıvı)
thin s. algın
thin s. etsiz
thin s. eksik
thin s. cıvık
thin s. sulu
thin s. çırpı gibi
thin s. arık
thin s. verimsiz
thin s. hafif
thin s. az
thin s. nahif
thin s. kuru
thin s. fazlasıyla ince
thin s. seyrek
thin s. boş
thin s. cansız
thin s. sudan
thin s. soluk
thin s. kuvvetsiz
thin s. çelimsiz
thin s. kalın olmayan
thin s. incecik
thin s. dar
thin s. süzük
thin s. kısık (ses)
thin s. mesnetsiz
thin s. açık (renk)
thin s. dayanaksız
thin s. nadir
thin s. az bulunan
thin s. sayıca az
thin s. az sayıda
thin s. seyrek
thin zf. zayıf bir biçimde
thin zf. kuvvetsizce
thin zf. mesnetsiz
thin zf. dayanaksız
Ticaret/Ekonomi
thin s. teklif sayısı az olup işlemlerin zor uygulandığı (piyasa)
Teknik
thin s. seyrek
Aydınlatma
thin s. parlaklığı yetersiz olan (ışık)
Boyacılık
thin s. soluk (renk)
Mutfak
thin s. gövdesiz (şarap)
Tarım
thin f. budamak
thin f. (bitkinin) zayıf kısımlarını kesmek
thin f. teklemek
thin s. verimsiz (toprak)
Spor
thin i. (dağcılık) tutma yerlerinin az ve küçük olduğu tırmanış
Müzik
thin s. güçlü olmayan (ses)
Fotoğrafçılık
thin i. düşük koyuluk
thin i. ince kısım
thin s. fotografik yoğunluğu düşük olan
thin s. kontrastı düşük olan

"thining" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
make thin f. inceltmek
become thin f. zayıflamak
thin out f. inceltmek
very thin s. incecik
Genel
thin bread i. lavaş
a thin time i. sıkıntılı bir devre
thin and smooth leaf i. canfes gibi yaprak
thin sheet of dough i. yufka
long and thin eggplant i. kemerpatlıcanı
thin glue i. ince tutkal
thin shelled mussel i. ince kabuklu midye
thin skin i. alıngan
thin films i. ince filmler
thin edge of the wedge i. tehlikeli bir gelişmenin başlangıcı
thin edge of the wedge i. zararlı bir gelişmenin başlangıcı
thin-film i. ince film
thin-lipped grey mullet i. pulaterina
thin-skinned plum i. üryani eriği
razor-thin victory i. çok küçük farkla kazanılan zafer
razor-thin victory i. kıl payı farkla kazanılan zafer
stick thin i. sıfır beden
rail thin i. sıfır beden
a thin slice of melted cheese i. ince bir dilim eritilmiş peynir
stick-thin models i. sıska mankenler
getting thin i. incelen
getting thin i. zayıflama
getting thin i. zayıflayan
getting thin i. incelme
thin hair i. ince saç
thin eyebrow i. ince kaş
thin pin charger i. ince uçlu şarj aleti
thin pin charger i. ince uçlu şarj cihazı
thin dress i. ince elbise
thin leg i. zayıf bacak
thin smile i. yapmacık gülümseme
thick and thin i. her zorluk ve engel
thin person i. zayıf kimse
thin person i. sıska kimse
thin air i. hiçbir yer
thin air i. bulunamayacak yer
thin-skinnedness i. kırılgan olma
thin-skinnedness i. hassas olma
thin-skinnedness i. ince derili olma
wafer-thin i. çok az fark
a tall and thin man i. uzun ve ince bir adam
evanish into thin air f. havada yok olup gitmek
get thin f. süzülmek
vanish into thin air f. sırra kadem basmak
disappear into thin air f. sırra kadem basmak
become thin and weak f. kurumak (kişi)
thin out f. seyreltmek
dissolve into thin air f. ortadan kaybolmak
thin out f. zayıflatmak
thin down f. seyreltmek
get thin f. telesimek
roll dough thin f. yufka açmak
get very thin f. çöpe dönmek
spread something thin f. bir şeyi ince bir tabaka halinde sürmek
wear thin f. incelmek
get thin and weak f. sıskalaşmak
thin down f. zayıflatmak
evanish into thin air f. sır olmak
get thin f. arıklamak
thin down f. incelmek
thin down f. inceltmek
become thin f. incelmek
get thin f. zayıf düşmek
thin of f. zayıflatmak
wear thin f. aşınmak
thin of f. zayıflamak
become thin and weak f. kurumak
dissolve into thin air f. kayıplara karışmak
grow thin f. zayıflamak
thin down f. zayıflamak
wear thin f. aşınıp incelmek
vanish into thin air f. kayıplara karışmak
press into thin sheets f. ince kağıtlara basmak
thin of f. seyreltmek
get very thin f. tazıya dönmek
thin out f. incelmek
thin of f. inceltmek
thin out f. zayıflamak
become thin f. çirozlaşmak
vanish in thin air f. sırra kadem basmak
wear thin f. (şakanın vb) tadı kaçmak
run thin f. azalmak
thin a paint f. boya inceltmek
wear thin f. gitgide zayıflamak
wear thin f. yıpranmak
wear thin f. gözden düşmek
wear thin f. itibarsızlaşmak
as thin as a wafer s. incecik
as thin as a rake s. bir deri bir kemik
very thin s. ipince
as thin as a lath s. bir deri bir kemik
thin enough s. yeterince ince
very thin s. iskelet gibi
thin skinned s. duygusal
tall and thin s. sırık gibi
with long and thin moustache s. kaytan bıyıklı
as thin as s. kadar ince
pale and thin s. solucan gibi
as thin as a rake s. çok zayıf
frail and thin s. zayıf nahif
as thin as s. kadar zayıf
as thin as a rake s. dal gibi
as thin as a rake s. değnek gibi
as thin as a lath s. çöp gibi
as thin as a lath s. çok zayıf
as thin as a lath s. değnek gibi
as thin as s. gibi zayıf
as thin as a lath s. dal gibi
as thin as a rake s. çöp gibi
as thin as s. gibi ince
thin-skinned s. kırılgan
wafer-thin s. incecik
thin-skinned s. darılgan
thin-sliced s. ince dilimlenmiş
thin-skinned s. hassas
thin-skinned s. buluttan nem kapan
wafer-thin s. ipince
wafer-thin s. zar gibi ince
thin-skinned s. alıngan
thin-skinned s. fazla duygusal
too thin s. (gereğinden fazla) fazla zayıf
razor-thin s. çok ince
thick-and-thin s. körü körüne sadakat gösteren
thick-and-thin s. asla ihanet etmeyen
thin-skinned s. ince kabuklu
thin-bodied s. zayıf
thin-lipped s. ince dudaklı
thin-skinned s. ince derili
thin-hided s. hassas
wafer-thin s. oldukça az
wafer-thin s. fazlasıyla ince ve düz
paper-thin s. aşırı ince
paper-thin s. yetersiz
paper-thin s. eften püften
paper-thin s. kağıt gibi ince
paper-thin s. uydurma
paper-thin s. ikna etmeyen
out of thin air zf. havadan
out of thin air zf. hiç yoktan
out of thin air zf. birdenbire
out of thin air zf. aniden
out of thin air zf. haber vermeden
out of thin air zf. uyarmaksızın
Öbek Fiiller
thin out f. sayısını azaltmak/düşürmek
thin down f. sayısını azaltmak/düşürmek
thin down f. azaltmak