iki - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

iki



"iki" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
iki two i.
General
iki either i.
iki brace i.
iki deux i.
iki eucre i.
iki dyad i.
iki euchre i.
iki couple i.
iki 2 i.
iki twain s.
iki a couple of s.
iki double s.
iki dual s.
iki bi ök.
iki di ök.
iki bi- ök.
iki duo- ök.
iki ambi ök.
iki amphi ök.
Technical
iki two
Medical
iki dipole

"iki" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
iki misli yapmak double f.
iki şey twosome i.
iki tekerlekli hafif araba buggy i.
iki kat double i.
iki haftada bir olan biweekly s.
iki yüzlü two-faced s.
iki kişilik double s.
iki kez twice zf.
iki misli double zf.
iki kat double zf.
iki sefer twice zf.
iki kere twice zf.
General
bocalamak (iki seçenek arasında) waver f.
arasında ilişki kurmak (iki şey/sonuç/rakam) correlate f.
iki tarafı da idare etmek straddle f.
iki katına çıkarmak double f.
iki şeyin arasına koymak interpose f.
iki gözü iki çeşme ağlamak cry one's eyes out f.
iki ile çarpmak double f.
iki ateş arasında kalmak be caught between two fires f.
her iki tarafında uzanmak bestride f.
iki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak ply f.
iki paralık etmek dishonour f.
bağ kurmak (iki şey arasında) connect with f.
iki kola ayrılmak bifurcate f.
iki ateş arasında kalmak be on the razor's edge f.
her iki tarafında bulunmak bestride f.
iki misline çıkarmak reduplicate f.
arasında gidip gelmek (iki durum) alternate between f.
iki paralık etmek degrade f.
iki katına çıkmak double f.
iki ayağını bir pabuca sokmak rush somebody clean off his feet f.
iki ayağını bir pabuca sokmak run somebody off his feet f.
iki işi birden görmek kill two birds with one stone f.
iki anlama gelecek söz söylemek equivocate f.
iki dirhem bir çekirdek olmak be dressed up fit to kill f.
iki ayağını bir pabuca sokmak rush somebody off his feet f.
bir dediğini iki etmemek dance attendance on somebody f.
iki cami arasında kalmış beynamaza dönmek be torn between two choices f.
iki şey arasında gidip gelmek hover f.
iki büklüm olmak double up f.
iki mil yürümek walk for two miles f.
iki çift laf etmek have a word or two f.
bir dediğini iki etmemek pamper f.
iki tarafı da idare etmek play a double game f.
iki ülke arasında mekik dokumak   shuttle back and forth between two countries   f.
iki arada bir derede kalmak straddle f.
her iki yakasında olmak bestride f.
iki tek atmak have a drink f.
iki parçaya ayrılmak shear off f.
iki seksen uzanmak lick the dust f.
iki yakasını bir araya getirmek get by f.
iki gözü iki çeşme ağlamak cry one's heart out f.
iki kat etmek double f.
iki ile çarpmak duplicate f.
iki enstrüman çalmak double f.
birbirine bağlamak (iki ucu) splice f.
iki şey birbirini tutmak check out with f.
iki misli olmak double f.
iki ayağını bir pabuca sokmak run somebody clean off his feet f.
hakemlik yapmak (iki taraf arasında) arbitrate f.
iki büklüm etmek double up f.
biri iki görmek see double f.
iki satır yazıvermek drop a line f.
iki arada bir derede kalmak seesaw between two opinions f.
iki kola ayırmak bifurcate f.
desteklemek (her iki tarafı) straddle f.
iki cami arasında kalmış beynamaza dönmek be in limbo f.
her iki yöne hareket ettirmek traverse f.
boy ölçüşmek (iki şey) pit one against another f.
iki ayağını bir pabuca sokmak hustle f.
iki arkadaşın arasına girmek come between two friends f.
iki rolü birden oynamak double f.
iki katına çıkarmak redouble f.
iki misline çıkarmak redouble f.
iki satır yazıvermek note f.
iki eşit parçaya bölmek bisect f.
kendisiyle iki kere çarpmak cube f.
iki şeyin arasına sıkıştırmak sandwich between f.
iki farklı şeyi birbiriyle mukayese etmek compare apples to oranges f.
iki kişiyi zorla ayırmak pull two people apart f.
iki misli yapmak double f.
iki ateş arasında kalmak live on the razor's edge f.
iki yana açmak spread f.
iki şeyi birbirine karıştırmak mix together f.
birbiriyle yarışmak (iki şey) pit one against another f.
iki şarkı ya da iki fikir arasında aralıksız geçiş yapmak segue f.
şerefini iki paralık etmek insult f.
iki farklı maddeyi aynı anda yakmak cofire f.
iki ayağını bir pabuca sokmak fluster f.
iki ayağını bir pabuca koymak hasten f.
iki ayağını bir pabuca sokmak flurry f.
iki arada kalmak be at a loss as to whom to believe f.
iki ayağını bir pabuca sokmak put pressure on someone f.
iki ayağını bir pabuca koymak flurry f.
iki ayağını bir pabuca sokmak hasten f.
iki arada bir derede kalmak be in a tight situation f.
iki ayağını bir pabuca koymak fluster f.
iki ayağını bir pabuca koymak put pressure on someone f.
iki ayağını bir pabuca sokmak pressure (someone) f.
iki arada kalmak not to know whom to support f.
iki ayağını bir pabuca koymak pressure (someone) f.
iki seksen uzanmak loll f.
iki seksen uzanmak be tickled pink f.
iki satır konuşmak have a brief chat f.
iki seksen uzanmak be flattened (by a fisticuff) f.
iki kat olmak be bent double f.
iki paralık olmak (someone's reputation) be ruined f.
iki satır dertleşmek have a brief chat f.
iki paralık olmak (someone) to be thoroughly discredited f.
iki paralık etmek discredit (someone) thoroughly f.
iki paralık etmek ruin (someone's) reputation f.
iki kat olmak become very stooped f.
iki eli böğründe kalmak feel helpless f.
iki eli şakaklarında düşünmek be deep in thought f.
iki eli şakaklarında düşünmek brood f.
iki arada bir derede kalmak be between a rock and a hard place f.
iki arada kalmak be between a rock and a hard place f.
iki arada bir derede kalmak be torn between f.
iki arada kalmak be torn between f.
iki yüzlü davranmak dissemble f.
iki parçaya bölmek dichotomise f.
iki parçaya bölmek dichotomize f.
iki zıt gruba ayırmak dichotomize f.
iki zıt gruba ayırmak dichotomise f.
iki katına çıkarmak reduplicate f.
bir dediğini iki etmemek wait hand and foot f.
bir koltukta iki karpuz taşımak wear more than one hat f.
iki gözü iki çeşme ağlamak melt into tears f.
iki ucunu bir araya getirmek make ends meet f.
iki misli yapmak duplicate f.
iki çift laf etmek have an idle chit-chat f.
iki sıra parketmek double-park f.
vites değiştirirken iki kere debriyaja basmak double-clutch f.
yakın ilişki kurmak (iki hayvan arasında) pair-bond f.
iki ayağını bir pabuca sokmak get one’s stake on f.
iki büklüm olmak cringe f.
her iki tarafında bulunmak straddle f.
iki defa okumak read twice f.
iki kere okumak read twice f.
aynı anda iki eşe birden sahip olmak have two spouses at the same time f.
iki hafta sürmek last a fortnight f.
iki şey arasındaki farkı belirtmek draw a distinction f.
iki iş birden yapmak do two jobs at the same time f.
her iki yanında olacak şekilde iki koldan eşlik etmek flank f.
iki el silah sesi duymak hear two gunshots f.
tek maaşla iki çocuğa bakmak raise two kids on one salary f.
bir maaşla iki çocuk büyütmek raise two kids on one salary f.
bir maaşla iki çocuğa bakmak raise two kids on one salary f.
aldığının/ödediğinin iki katına satmak sell something for twice what he/she paid for it f.
(bilmiyor veya ilgilendirmiyor anlamında) iki omuzu yukarı kaldırmak shrug one's shoulders f.
(bilmiyorum veya ilgilendirmiyor anlamında) iki omuzu yukarı kaldırmak shrug f.
(bilmiyorum veya ilgilendirmiyor anlamında) iki omuzu yukarı kaldırmak shrug off f.
iki eşit parçaya bölmek divide something into two equal parts f.
(bir şeyler hakkında) bir iki şey bilmek know a thing or two (about something) f.
parasını iki haftada üçe katlamak triple one’s money in two weeks f.
kesip iki yana doğru açmak butterfly f.
önden iki yüz dolar avans istemek want $200 up front f.
patlamadan iki saat önce öldürülmek be killed two hours before the explosion f.
İki cinayet ve iki cinayeti de başka biriyle beraber tasarlamak be convicted of two counts of murder and two counts of conspiracy to commit murder f.
bir iki haftalığına gitmek go away for a week or two f.
iki kişilik bir masa ayırtmak book a table for two f.
iki adamın hayatını kurtarmak save the lives of two men f.
her iki tarafa yakın olmak straddle f.
her iki tarafı desteklemek/kucaklamak straddle f.
birisinin harçlığını iki dolar azaltmak/düşürmek reduce one's allowance by two dollars f.
bir şeyi iki dolara satmak sell something at 2 dollars f.
iki dirhem bir çekirdek olmak deck oneself out f.
iki eşit parçaya bölmek dimidiate f.
iki yüzlülük yapmak dissimulate f.
iki paralık etmek dishonor f.
iki işte birden çalışmak work two jobs f.
iki kez düşünmek think twice f.
iki noktanın tam ortasında olmak be halfway between f.
iki seçenek arasında kalmak be torn between two choices f.
boğazı/iki yönlü/gidiş geliş/karşılıklı geçmek criss-cross the bosphorus f.
gidip gelmek (sarkaç gibi iki nokta arasında) lurch f.
ilgisiz bir şeyi birbiriyle uyumlu iki şeyin arasına koymak shoehorn f.
kendini iki büklüm etmek twist oneself into pretzel f.
(iki cihazı/yazılımı vb) eşleştirmek sync up f.
(iki cihazı/yazılımı vb) eşleştirmek synch up f.
iki yıllık kontrat imzalamak sign a two-year contract f.
iki yıllık kontrata imza atmak sign a two-year contract f.
iki senelik kontrata imza atmak sign a two-year contract f.
iki senelik kontrat imzalamak sign a two-year contract f.
iki senelik sözleşmeye imza atmak sign a two-year contract f.
iki senelik sözleşme imzalamak sign a two-year contract f.
iki yıllık sözleşmeye imza atmak sign a two-year contract f.
iki yıllık sözleşme imzalamak sign a two-year contract f.
bir şeyin sonunda veya iki tarafında da olmak bookend f.
iki katına çıkmak reduplicate f.
iki tekerlekli at arabasında taşımak chariot f.
iki tekerlekli at arabası sürmek chariot f.
iki tekerlekli at arabasında seyahat etmek chariot f.
iki yüzey arasında sıkıştırmak nip f.
iki seksen uzanmak be sprawled f.
iki seksen uzanmak lie sprawled f.
iki seksen uzanmak sit sprawled f.
iki seksen uzanmak be sprawled out f.
iki seksen uzanmak lie sprawled out f.
iki seksen uzanmak sit sprawled out f.
iki adam bir küreği çekecek şekilde ayarlama yapmak double-bank an oar f.
iki parçadan oluşan şey pair i.
iki dillilik bilingualism i.
iki kişilik kanepe love seat i.
dış açı oluşturan iki siper redan i.
bağlantı (iki şey arasındaki) connecting link i.
iki çenekli bitki dicotyledon i.
iki lokomotifli tren double header i.
tek ses veren iki harf digram i.
iki karşıt gruba bölünme dichotomy i.
iki parçalı elbise two piece suit i.
karşılıklı iki sayfa folio i.
dikenli kuyruğu olan iki ayaklı ejderha wivern i.
her iki kategoriye de girebilecek bir durum borderline case i.
merdiven (iki katı birbirine bağlayan) staircase i.
iki fikir arasında gidip gelen wobbler i.
bir/iki günlük tıraş stubble i.
iki tekerlekli çekici dolly i.
iki kez tekrarlanması gereken bir harfin yalnızca bir kez yazılması haplography i.
iki yüzlü ambidexter i.
dürbün (iki gözle bakılabilen) binoculars i.
iki tekerlekli at arabası sulky i.
anlaşma (iki devlet arasında olan) accord i.
iki bir (zar) deuce ace i.
iki yüzlü consultant i.
iki kıyı arasındaki dar ve derin deniz canal i.
kitabin iki kapak içi ile boş bırakılan ön ve arka sayfaları endpaper i.
iki uç arasındaki genişlik spread i.
iki anlamlılık equivocacy i.
iki çift laf a word or two i.
iki katlı tencere double boiler i.
iki su kütlesini birleştiren genişçe su yolu sound i.
iki kez oy veren kimse repeater i.
iki kişilik araba trap i.
iki başlı kol kası biceps i.
iki yıl yaşayan bitki biennial i.
iki şekillilik dimorph i.
iki yüzlülük disingenuousness i.
iki kemerin birleştiği nokta groin i.
iki rakamı two i.
haftada iki defa çıkan (yayın) semiweekly i.
iki tahtanın yan yana birleştiği çizgi seam i.
iki cinslilik hermaphroditism i.
iki anlama gelecek söz söyleme equivocating i.
iki ucunu birleştirme splice i.
iki çift söz a word or two i.
iki dolar meselesi a matter of two dollars i.
iki partili sistem two party system i.
iki bölmeli çanta portmanteau i.
iki tekerlekli araba yarışı chariot race i.
iki parçayı birleştiren yer joint i.
ileriye doğru iki tane ucu olan ve kolu söküp takılabilen ütü sadiron i.
iki yanı çifte meyilli çatı curb roof i.
iki başlı kas frog i.
iki veya daha fazla parçadan oluşan giysi suit i.
iki heceli kelime disyllable i.
iki film birden double feature i.
iki yüzlülük hypocrisy i.
iki kanallı renk modu duotone i.
iki kişilik bisiklet tandem i.
iki veya beş kişiyle oynanan top oyunu fives i.
iki kişilik bisiklet bicycle built for two i.
iki başlı kas biceps i.
iki elini de kullanabilme ambidexterity i.
iki elini de aynı beceriyle kullanabilme ambidexterity i.
iki tabanına göre logaritma logarithm to the base two i.
iki düzine two dozen i.
iki veya daha çok şirketin birleşmesi merger i.
on iki yüzlü şekil dodecahedron i.
iki kişiden küçük olanı junior i.
iki akarsuyun karşılaşıp birbirlerine karıştıkları nokta confluence i.
yüksek basınçlı iki dalgıç tüpünü birleştiren boru manifold i.
iki kat folded double i.
budizm'de öğrenci ve ustası arasında öğrencinin meditasyon gelişmesi üzerine günde iki kere yapılan günlük toplantı sanzen i.
iki kişilik araba buggy i.
iki peni değerinde gümüş para dandiprat i.
iki sesli harfi ayırma diereses i.
iki gözle görme binocular vision i.
birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri spouse i.
iki sesli harfin ayrılması diaeresis i.
birbirini izleyen iki ya da daha fazla sayıda tümce ya da dizenin sonlarının tekrarı epistrophe i.
ahşap gemilerde baş bodoslamasındaki iki yelpazeden biri knighthead i.
iki dilde yazılmış yazı veya kitap diglot i.
iki kuyruklu twin tail i.
iki misline çıkarma reduplication i.
iki diş arasındaki boşluk diastemata i.
iki seviyede olan oda split level i.
iki eşlilik bigamy i.
iki ya da daha çok uçağın uçma yeteneğinin birbiriyle kıyaslanması flyoff i.
iki kanun arasındaki zıtlık antinomy i.
iki şeyin birbirleri ile birleştikleri yer join i.
iki tarafa çekilebilecek söz double entendre i.
iki kişilik araba coupe i.
iki manalılık ambiguity i.
on iki heceli sözcük dodecasyllable i.
gemileri farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz lock i.
iki elini de kullanabilen kimse ambidexter i.
iki yüzlülük doubleness i.
iki yüzlü hypocrite i.
merdiven (iki katı birbirine bağlayan) stairway i.
iki tekerlekli el arabası truck i.
çıkıntı (iki koyak arasındaki) spur i.
iki kanatlı tablo diptych i.
iki uzun heceli sözcük spondee i.
üçte iki two thirds i.
iki kat hızlı double time i.
arka arkaya bağlı iki kızak bobsleigh i.
iki yaşayışlı hayvan amphibian i.
iki uç arasındaki uzunluk spread i.
iki tarafa açılır kapı bidirectional doors i.
tek sesi oluşturan iki harf digraph i.
harfin üzerine konan iki nokta diereses i.
abd'de missouri ırmağının iki yakasında kurulu minneapolis ve st paul şehirleri twin cities i.
iki kişi twain i.
iki yüzlü shammer i.
iki yana sallan teeter i.
yirmi iki twenty two i.
iki kanatlı uçan balık two wing flying fish i.
iki yüzlülük pharisaicalness i.
iki hörgüçlü deve bactrian camel i.
iki uçlu kuyruk deque i.
on iki sayısı (12, XII) twelve i.
iki kara parçasını birbirine bağlayan ve deniz kabardığında suyla kaplanan beton yol causeway i.
kitabin iki kapak içi ile boş bırakılan ön ve arka sayfaları endleaf i.
suratı iki karış a face as long as a fiddle i.
on iki yapraklı forma duodecimo i.
silahlı çatışma (iki kişi arasındaki) gunfight i.
iki kıyı arasında yolcu taşıyan deniz taşıtı ferry i.
iki kişilik yatak double bed i.
iki boyutluluk two dimensionality i.
iki koltuklu teleferik double chair i.
iki kulplu kupa loving cup i.
iki çift laf word i.
iki tekerlekli yük taşıyıcısı dolly i.
iki saplı bıçak drawshave i.
iki anlama gelebilirlik equivocacy i.
ulaşım amaçlı olarak iki hamalca taşınan koltuk sedan i.
yayan bir veya birkaç kişi tarafından çekilen iki tekerlekli hafif taşıt rickshaw i.
iki cadde arasındaki binalar block i.
iki tekerlekli at arabası chariot i.
iki çift laf just a couple of words i.
iki cephe arasındaki sahipsiz toprak no man's land i.
on iki düzine gross i.
iki yolun kesişmesi crossroad i.
iki anlamlılık ambiguity i.
iki peni twopence i.
iki nehir havzası arasındaki set watershed i.
on iki ay twelvemonth i.
iki cinsli yaratık centaur i.
akarsuların iki yakasına gerilen ve geçisi önleyen kalın zincir boom i.
iki nokta arasındaki eğik mesafe slant range i.
yüz yirmi ile iki yüz kişiden oluşan süvari birliği squadron i.
çok dayanıklı filmlerin ve kimi sentetik kumaşların yapımında kullanılan bileşiminde iki alkol drubu bulunan madde glycol i.
iki yüzlülük two facedness i.
iki taraflı çalışan casus double agent i.
iki kanatlı böcek two winged insects i.
iki parçaya bölünebilirlik dichotomousness i.
ikişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda ortak oynayan iki kişiden her biri spouse i.
iki direkli küçük yelkenli pinnace i.
iki eşli bigamist i.
üniversitenin birinci ve ikinci sınıf öğretim programını uygulayan iki senelik okul junior college i.
iki tekerlekli at arabası hansom i.
iki kıyı arasında araba ve insan taşıyan tekne ferryboat i.
çarpışma (iki taşıt arasındaki) smash i.
iki yer arasında sürekli sefer yapan yolcu aracı shuttle i.
iki anlama gelecek şekilde konuşan equivocator i.
iki yüzlülük insincerity i.
on iki yüzlü şekil dodecahedra i.
birbirinden farklı iki hayvan türünü çiftleştirme cross breeding i.
gemide iki öğünün ikincisi second sitting i.
iki kişilik yaylı araba buckboard i.
yaprak tabanlarının birbirinin üstüne bindiği iki sıralı yaprak dizilişi equitant i.
iki haftada bir yayımlanan dergi biweekly i.
iki manalılık equivocality i.
iki sert yüzün birbirine sürtünmesinden çıkan ses crepitation i.
iki devlet arasındaki dar toprak parçası corridor i.
iki tekerlekli tek atlı araba hansom i.
birbirinin içine giren iki tencere double saucepan i.
iki yıllık süre biennium i.
iki tarafa açılır kapı swing door i.
iki düğüm ortası loop i.
iki dalga sırtı arasındaki çukur trough i.
iki hükümdarlı yönetim dyarchy i.
iki kişilik ufak çadır pup tent i.
iki kola ayrılma bifurcation i.
aynı konuyu yazan karşılıklı iki sayfa (gazete) spread i.
iki mors harfinden uzun olanı dah i.
iki yüzlü dissimulator i.
hastanede iki yataklı oda semiprivate room i.
iki katlı apartman duplex apartment i.
iki ağızlı büyük kılıç claymore i.
iki yüzlü smoothie i.
iki kişilik üç tekerlekli bisiklet sociable i.
iki ayaklı hayvan biped i.
iki anlamlılık equivocalness i.
aynı anda iki zıt fikre inanma doublethink i.
arka arkaya bağlı iki kızak bobsled i.
iki direkli yelken kayığı ketch i.
iki yüzlülük double dealing i.
tıraştan sonraki bir iki gün içinde uzayan sakal stubble i.
iki deniz veya su kütlesini birleştiren dar su yolu strait i.
iki yüzüncü yıldönümü bicentennial i.
iki katlı ev duplex house i.
iki kıyı arasında araba ve insan taşıyan gemi ferry i.
iki anlamlı söz double entendre i.
on iki burç the signs of the zodiac i.
iki boyutlu model two dimensional model i.
iki nokta arasında bu amaçla özel olarak kurulmuş olan bir şirket tarafından yapılan taşıma işi carriage i.
iki tekerlekli ve motorlu taşıt motor cycle i.
iki tekerli at arabası dogcart i.
iki adım two step i.
iki hafta two weeks i.
iki heceli sözcük dissyllable i.
iki eşli kimse bigamist i.
iki şekilli dimorph i.
birbirine zıt iki şey antipodes i.
iki direkli gemi brig i.
birinin seçilmesi gereken iki güç seçenek horns of a dilemma i.
sondan iki önceki the second before the last i.
sesli harfin üzerine koyulan iki nokta işareti diaeresis i.
iki tekerlekli araba chariot i.
iki kola ayırılma bifurcation i.
iki yüz metre furlong i.
iki kat arasında kurulu ara kat mezzanine i.
iki çiftin buluşması double date i.
iki yılda bir düzenlenen faaliyet bienal i.
ön tarafından iki arka taraftan tek katlı olan bina saltbox i.
birbirine tıpatıp benzeyen iki şey tweedledum and tweedlelee i.
iki büyük kart tenace i.
bir fiyatına iki twofer i.
iki örgü (saç) bunches i.
iki örgü (saç) angel wings i.
iki örgü (saç) pigtail i.
bir ya da iki ayağın olmaması footlessness i.
iki kat arasındaki merdivenler flight of stairs i.
iki kat arasındaki merdivenler flight of steps i.
iki nokta üst üste colon i.
iki vasıf good quality i.
iki kopya duplicate i.
iki hafta fortnight i.
iki nüsha duplicate i.
iki çocuk babası the father of two i.
iki çocuk babası the father of two children i.
iki alternatif arasına konan bölme işareti veya taksim işareti virgule i.
iki farklı maddeyi aynı anda yakma cofiring i.
iki farklı maddeyi aynı anda yakma cofire i.
aynı anda iki yerde birden olma bilocation i.
iki renk two colors i.
iki sayfa two pages i.
on iki twelve i.
elektriksel iki kutuplu electrical dipole i.
elektriksel iki uçlu electric dipole i.
iki taraf both sides i.
on iki yapraklı forma twelvemo i.
iki düzine thrave i.
iki veya dört tekerlekli bir taşıt herdic i.
iki şeyin arasında olma intermediacy i.
iki dilde eğitim bilingual education i.
iki dil bilme bilingualism i.
bir kelimenin bir cümle içerisinde iki farklı anlamda kullanılması zeugma i.
her iki ayağı ve kolu felçli olan kimse quadriplegic i.
eski ahit'in iki tarih kitabı chronicles i.
evlilik dışı ilişkilerin her iki eş tarafından da karşılıklı olarak kabul edildiği evlilik open marriage i.
iki kanallı dual channel i.
tek metinde birleştirilmiş iki ya da daha fazla sayıda yazı conflate text i.
iki çift söz a few words i.
iki dünya this world and the world to come i.
iki çift laf a few words i.
iki çifteli rowboat with two pairs of oars i.
iki çifte kayık rowboat with two pairs of oars i.
iki eş arasındaki mükemmel uyum perfect match i.
iki çocuklu aile family with two children i.
iki yüzyılın sonu ile başı arasındaki süre turn of the century i.
on iki gün twelve days i.
iki kapılı spor araba coupe i.
iki katına çıkarma reduplication i.
iki noktaya göre hizalama colon alignment i.
iki zarla oynanan kumar craps i.
iki eşit parça two equal pieces i.
iki eşit parça two equal parts i.
iki kişilik koltuk love seat i.
geometride bir kavisin iki ucu arasına çekilen doğru çizgi subtend i.
iki katına çıkarma doubling i.
iki misli yapma doubling i.
iki yüzlülük duplicity i.
iki kişilik araba runabout i.
iki ya da dörde katlanmış kağıt tabakası folio i.
iki ya da dörde katlanmış yapraklardan oluşmuş kitap folio i.
iki buçukluk a two-and-a-half lira coin i.
uzak doğu’da insan gücüyle çekilen iki tekerlekli küçük faytonun motorlu versiyonu auto-rickshaw i.
iki tarafı keskin kılıç double-edged sword i.
iki katlı taşıt double-decker i.
iki katlı otobüs double-decker i.
iki yüzlü double-dealer i.
biri uygunsuz iki farklı anlam taşıyan söz double-entendre i.
su çizgisi üzerinde iki güvertesi olan gemi double-decker i.
iki odalı ev two-roomed house i.
iki başlı yarış two-horse race i.
karşılıklı iki düşman kuvvetin cephe hatları arasında kalan arazi şeridi no-man's-land i.