lead - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

lead

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "lead" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 148 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
lead v. yol göstermek
lead v. rehberlik etmek
lead v. sürmek
lead v. önderlik etmek
lead v. öncülük etmek
lead v. öncülük yapmak
lead v. öncülüğünü yapmak
lead n. kurşun
Irregular Verb
lead v. led - led
General
lead v. başta gelmek
lead v. yönlendirmek
lead v. başlamak
lead v. etkilemek
lead v. gitmek
lead v. başında olmak
lead v. başını çekmek
lead v. sonuçlanmak
lead v. sürdürmek
lead v. sürüklemek
lead v. götürmek
lead v. yönetmek
lead v. neden olmak
lead v. sürmek (yaşam)
lead v. başı çekmek
lead v. bozmak
lead v. yedmek
lead v. başlatmak
lead v. varmak
lead v. önde gitmek
lead v. liderlik etmek
lead v. idare etmek
lead v. başı olmak
lead v. çekmek
lead v. yol açmak
lead v. sevk ve idare etmek
lead v. iletmek
lead v. götürmek
lead v. sevk etmek
lead v. getirmek
lead v. almak
lead v. üstün olmak
lead v. ileride olmak
lead v. üstünlük sağlamak
lead v. üstün gelmek
lead v. başta gitmek
lead v. başta olmak
lead v. önderlik yapmak
lead v. geçirmek
lead n. önde bulunma
lead n. (iskambilde) ilk oynama hakkı
lead n. önde gelme
lead n. öncülük
lead n. ileride bulunma
lead n. öncü
lead n. saçma
lead n. yol
lead n. kurşundan yapılmış
lead n. ara kablosu
lead n. örnek
lead n. kılavuzluk
lead n. rehberlik
lead n. uç (versatil kalem için)
lead n. başta olma
lead n. kılavuz
lead n. önderlik
lead n. önde olma
lead n. kablo
lead n. kalem kurşunu
lead n. bağlantı kablosu
lead n. tasma kayışı
lead n. ipucu
lead n. sözleşme
lead n. öncelik
lead n. birincilik
lead n. önde gelme
lead n. başta gelme
lead n. birinci gelme
lead n. önder
lead n. rehber
lead n. kılavuz
lead n. yular
lead n. tasma
lead n. köpek kayışı
lead n. işaret
lead n. emare
lead n. delil
lead n. gösterge
lead n. liderlik
lead n. kılavuzluk
lead n. liderlik
lead n. kılavuzluk
lead n. kalem kurşunu
lead adj. öncü
lead adj. önemli
lead adj. baş
lead adj. kurşun
lead adj. kurşundan yapılmış
lead adj. kurşunlu
lead adj. kurşundan
Trade/Economic
lead potansiyel/hedef müşteri
lead müşteri adayı
Law
lead sevk etmek
Media
lead giriş
lead girişlik
lead söz girişi
lead girizgah
lead dergi başyazısı
Advertising
lead müşteri yaratma
Technical
lead kurşun
lead kutup
lead
lead sarmal eksen boyu
lead kurşunlamak
lead kurşunla kaplamak
Electric
lead bağlama teli
Construction
lead pencere kurşunu
lead kurşunla tutturmak
Automotive
lead iletken
lead adım
lead liderlik etmek
lead kablo
lead kurşun
Marine
lead iskandil
lead iskandil kurşunu
lead zincir doğrultusu
lead iskandil etmek
Mining
lead maden damarı
lead eski bir nehir yatağındaki cevher katmanı
lead maden damarı
Chemistry
lead kurşun
Places
lead güney dakota eyaletinde şehir
Hunting
lead önleme
lead hareket eden hedefe nişan almak
lead kurşunla tıkanmak
Baseball
lead önde koşma
lead ilerleme
Boxing
lead yumruk
Card
lead ilk oynama hakkı
lead kartlarını açmak
lead oyunu açmak
lead oyuna başlamak
lead oyuna başlama
lead ilk oynama hakkı
lead ilk oynanan kart
Music
lead koroda baş ses
Theatre
lead başrol
lead başoyuncu
lead başrol oyuncusu

Bedeutungen, die der Begriff "lead" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
lead the way v. kılavuzluk etmek
lead up to v. zemin hazırlamak
lead up to v. demeye çalışmak
lead up to v. yolunu yapmak
lead astray v. baştan çıkarmak
lead to the right path v. doğru yolu göstermek
lead on v. ayartmak
lead someone astray v. birini kötü yola saptırmak
lead a dog's life v. sürünmek
take the lead v. önayak olmak
lead somebody a dog's life v. dünyayı zindan etmek
take the lead in v. önayak olmak
lead the way v. yol göstermek
lead to v. neden olmak
lead away v. başlatmak
lead off v. başlamak
lead to v. sebep olmak
lead to the altar v. evlenmek
lead someone by the nose v. birinin yuları elinde olmak
lead a solitary life v. yalnız yaşamak
be in the lead v. başta gelmek
lead to v. sürüklemek
lead up to v. kapısını yapmak
lead to v. yol açmak
lead a dog's life v. dünya zindan olmak
lead someone a merry chase v. birini çok zahmete sokmak
lead somebody on v. yutturmak
lead someone a dance v. birini çok uğraştırmak
lead on v. inandırmak
lead on v. götürmek
lead a fast life v. hızlı yaşamak
take the lead v. başı çekmek
lead astray v. ayartmak
lead a dog's life v. çok sıkıntı çekmek
take the lead v. yönetimi ele almak
have a big lead v. çok önde olmak
lead the way v. öne düşmek
lead someone a dog’s life v. hayatını zindan etmek
lead a life of a privation v. mahrumiyet içinde yaşamak
lead a life of pleasure v. zevk ve sefa sürmek
lead someone astray v. birini ayartmak
take the lead v. başa geçmek
lead someone a merry chase v. birini çok yormak
lead away from v. sapmak
lead a happy life v. mutlu bir yaşam sürmek
lead away v. saptırmak
follow the lead of someone v. birinin ardından gitmek
lead somebody a dog's life v. süründürmek
lead astray v. azdırmak
lead on v. kandırmak
lead up to v. sözü getirmeye çalışmak
lead the way v. rehberlik etmek
lead astray v. aklını çelmek
lead someone a dance v. birini çok yormak
lead a life of luxury v. lüks içinde yaşamak
lead to v. götürmek
lead a bohemian life v. bohem yaşamı sürmek
lead away from v. ayrılmak
cover with lead v. kurşunlamak
lead off v. başlatmak
lead astray v. bozmak
lead up to v. yol açmak
lead a comfortable life v. elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
lead someone a merry chase v. birini çok uğraştırmak
lead a carefree life v. tasasız bir hayat yaşamak
lead off v. yol göstermek
lead into error v. yanıltmak
lead the way v. önayak olmak
lead to trouble v. dert açmak
lead a poor life v. aç susuz kalmak
lead someone a dance v. birini çok zahmete sokmak
lead a life v. yaşam sürmek
lead by the nose v. parmağında oynatmak
lead a life of pleasure v. keyif sürmek
lead to a stalemate v. açmaza getirmek
lead to a stalemate v. açmaza sürüklemek
lead to a stalemate v. açmaza düşmek
lead to a stalemate v. açmaza girmek
lead to a stalemate v. çıkmaza sokmak
lead into a dead end v. çıkmaza sokmak
lead into a dead end v. açmaza sürüklemek
lead into a dead end v. açmaza getirmek
lead somebody a dance v. üzmek
lead someone a dance v. kişisel çıkarı için zorluk çıkarmak
lead someone a dance v. canından bezdirmek
lead someone a dance v. eziyet etmek
lead someone a dance v. üzmek
lead somebody a dance v. eziyet etmek
give somebody a lead v. yol açmak
give somebody a lead v. yol göstermek
lead somebody up the garden path v. kötü yola sevk etmek
lead a cat and dog life v. (eşler/karı koca) geçinememek
lead astray v. hedefi şaşırtmak
lead astray v. yanlış yönlendirmek
lead astray v. hedef şaşırtmak
lead to success v. başarıyla sonuçlanmak
lead to trouble v. sıkıntıya sokmak
lead someone on v. gelecek vaadiyle kandırmak
lead to a breakdown v. arızaya neden olmak
lead the way v. bir ilke imza atmak
lead to one's extinction v. soyunu tüketmek
lead to one's extinction v. neslini kurutmak
lead to one's extinction v. soyunu kurutmak
lead to one's extinction v. neslini tüketmek
lead to disorder v. karışıklığa yol açmak
lead to confusion v. karışıklığa yol açmak
lead to an addiction v. bağımlılık yaratmak
lead an operation v. operasyon yürütmek
lead to disturbance v. huzursuzluk çıkarmak
lead to confusion v. şaşkınlığa sebep olmak
lead to confusion v. şaşkınlık yaratmak
lead to confusion v. şaşkınlığa sebebiyet vermek
lead to depression v. bunalıma sokmak
lead to depression v. depresyona sokmak
lead a happy life v. mutlu bir hayat sürmek
lead to destruction v. tahribat yapmak
lead to success v. başarıya götürmek
lead to the same result as another v. aynı yola çıkmak
take the lead v. öncülüğünü yapmak
lead to success v. başarıya taşımak
lead to v. -e gitmek
lead to crisis v. krize neden olmak
lead to crisis v. krize yol açmak
lead to crisis v. krize sebep olmak
lead on v. yutturmak
lead up to v. sözü belli bir noktaya getirmek
to lead away v. alıp götürmek
lead to change v. değişikliğe sebep olmak
lead a sedentary life v. yerleşik hayata geçmek
lead a modest life v. mütevazı bir hayat yaşamak
lead a modest life v. mütevazı bir yaşam sürmek
lead to visual pollution v. görüntü kirliliği yaratmak
lead to visual pollution v. görüntü kirliliğine neden olmak
lead to an expectation v. beklenti oluşturmak
lead to an expectation v. beklenti yaratmak
lead something to be v. hal almasını sağlamak
lead to the conclusion v. sonuca götürmek
lead to v. sonucunu doğurmak
lead a life v. yaşam sürdürmek
play the lead v. başrol oynamak
lead forth v. liderlik etmek
lead forth v. yol göstermek
lead someone to believe something v. inanmasına neden olmak
lead someone to success v. başarıya götürmek
lead us to success v. bizi başarıya götürmek
lead someone to believe v. inanmasına neden olmak
lead to a sanction v. yaptırıma yol açmak
lead to changes v. değişikliklere neden olmak
lead to death v. ölüme neden olmak
lead to death v. ölüme sebep olmak
lead to a chaos v. kaosa neden olmak
lead to a chaos v. kaos yaratmak
lead someone to believe something v. birini bir şeye inandırmak
take the lead v. liderliği/önderliği almak
take the lead v. liderlik yapmak
take the lead v. liderlik etmek
take the lead v. önderlik etmek
lead to the deaths of three people v. üç kişinin ölümüne neden olmak
lead the field v. lider konumda olmak
have a commanding lead over v. ezici/bariz üstünlüğe sahip olmak
lead astray v. dalalete düşürmek
lead to shock v. şoka yol açmak
lead to public indignation v. kamuoyunda infiale neden olmak
lead to public indignation v. kamuoyunda infial yaratmak
lead into the second scene v. ikinci sahneye geçmek
lead down to something/somewhere v. (merdiven) (bodruma/alt kata) inmek
lead someone to do something v. birine bir şey yaptırmak/yapmasına neden olmak
be in the lead v. birinci sırada olmak
be in the lead v. ilk sırada olmak
lead or contribute to (a result) v. bir şeye vesile olmak
lead the drive for v. ...çabasına öncülük etmek
have a six-point lead over his opponents v. rakiplerine karşı altı puan önde olmak
have a three-point lead over his opponents v. rakiplerine karşı üç puan önde olmak
lead by example v. davranışlarıyla örnek olmak
lead the way v. başı çekmek
lead to happiness v. mutluluk saglamak
lead to inflation v. enflasyona neden olmak/yol açmak
take the lead v. kılavuzluk etmek
take the lead v. rehber olmak
lead to v. beraberinde getirmek
lead to v. etken olmak
pour lead (to repel evil eye) v. kurşun dökmek
lead to a nervous breakdown v. sinir krizine yol açmak
lead to terrible consequences v. korkunç sonuçlar doğurmak
lead a life of virtue v. erdemli bir hayat yaşamak
take the lead v. (maçta) öne geçmek
lead out groove n. çıkış yivi
juvenile lead n. jönprömiye
white lead n. üstübeç
red lead n. sülüğen
sheet lead n. kurşun levha
power lead n. elektrik fişi
negative lead n. eksi uç
lead pencil n. kurşun kalem
lead in n. giriş
power lead n. elektrik kablosu
lead ram n. kösemen
lead shot n. kurşun saçma
lead pencil n. kurşunkalem
affixing lead n. tutturucu uç
black lead n. grafit
sounding lead n. iskandil kurşunu
lead foil n. kurşun kağıdı
lead tree n. kurşun ağacı
lead goat n. kösemen
sounding lead n. iskandil
lead singer n. müzik grubunun solisti
dog lead n. tasma kayışı
lead time n. gecikme zamanı
lead time n. hazırlık zamanı
lead designer n. baş tasarımcı
lead acid n. kurşun asidi
lead time n. ilk tarih
lead time n. teslim süresi
lead industry and trade n. kurşun endüstrisi ve ticareti
lead alloys n. kurşun alaşımları
lead poisoning n. kurşun zehirlenmesi
lead-in n. besleme
lead-off n. başlangıç
lead-free petrol n. kurşunsuz benzin
lead-in n. giriş
lead acetate n. kurşun asetat
lead tack n. yaka
lead tack n. kulak
lead white n. kurşun beyazı
pencil lead n. kurşunkalem ucu
sugar of lead n. kurşun asetat
black lead n. siyah kalem ucu
lead writer n. başyazar
lead author n. başyazar
lead guitar n. solo gitar
extension lead n. uzatma kablosu
lead article n. baş makale
lead article n. başyazı
female lead n. kadın başrol
containing lead adj. kurşunlu
lead lined adj. kurşun gömlekli
without lead adj. kurşunsuz
lead-free adj. kurşunsuz
lead-covered adj. kurşunlu
lead-footed adj. hızlı
lead-footed adj. hızlı araba kullanan
lead-footed adj. uyuşuk
Phrasals
lead in konuya girmek
lead in konuya giriş yapmak
lead up önünü açmak
lead up neden olmak
lead up yolunu yapmak
lead up sonrasını hazırlamak
lead off başlamak
lead off işe koyulmak
lead off işe girişmek
lead off işe başlamak
lead out dışarı çıkartmak
lead someone down to something birinin bir yere inmesine yardımcı olmak/rehberlik etmek
lead someone against someone -e karşı birilerine liderlik etmek
lead back to some place bir yerin dönüş yolu olmak
lead someone down something birinin bir yerden (merdiven/sandalye) inmesine yardımcı olmak
lead in bir şeye girmek/girişmek/başlamak
lead someone back to somewhere bir yere dönmesinde birine rehberlik etmek
lead someone to something birine yolu göstermek
lead someone to something birini bir yere götürmek
lead up to something (bir yere) açılmak
lead up to something (yol) bir yere/şeye gitmek
lead with someone (maça/oyuna) biriyle başlamak
lead with something (maça/oyuna) bir şey ile başlamak
lead someone off birini bir yerden uzaklaştırmak/ bir yerin dışına çıkarmak
lead around dolaştırmak
lead around gezdirmek
lead around bir yere getirmek
Phrases
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamalara neden olabilir
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamalara sebebiyet verebilir
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamaya neden olabilir
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamaya sebebiyet verebilir
Proverb
you can lead a horse to water, but you can't make it drink birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın
crosses are ladders that lead to heaven cennete giden yol imandan geçer
crosses are ladders that lead to heaven güçlüklere göğüs geren kişi erdemlidir
all roads lead to rome her yol roma'ya çıkar
you can lead a horse to water but you can't make it drink zorla güzellik olmaz
Colloquial
lead someone up the garden path üçkağıda getirmek
take the lead önderliği almak
take the lead başa geçmek
take the lead liderliği almak
lead-up bir olayın nedeni
get the lead out! acele edin!
get the lead out! kıçınızı kaldırın!
get the lead out! elinizi çabuk tutun!
shake the lead out! kıçınızı kaldırın!
shake the lead out! elinizi çabuk tutun!
shake the lead out! acele edin!
shake the lead out! çabuk olun!
get the lead out! çabuk olun!
lead on önden buyur
all roads lead here tüm yollar buraya çıkıyor
shake the lead out çabuk ol
get the lead out çabuk ol
get the lead out acele et
shake the lead out acele et
lead police on chase polisi peşine takmak
lead actor başrol oyuncusu
Idioms
as heavy as lead kurşun gibi ağır
lead by the nose birini parmağında oynatmak
lead up to kapısını yapmak
lead the life of riley bir eli yağda bir eli balda olmak
lead with one's chin burnunun dikine gitmek
swing the lead ipe un sermek
take the lead önayak olmak
lead someone up the garden path aldatmak
lead someone up the garden path doğru olmayana inanmasını sağlamak
lead someone by the nose parmağında oynatmak
lead a person a merry pretty dance başına çorap örmek
lead someone a pretty dance canından bezdirmek
lead someone a merry dance canından bezdirmek
lead someone a fine dance canından bezdirmek
lead a person a merry dance başına çorap örmek
lead astray (birini) yoldan çıkartmak
lead up neden olmak
lead astray yanlışlığa düşürmek
lead astray baştan çıkartmak
lead astray aklını çelmek
lead astray kötü yola düşürmek
lead astray kötü yola sürüklemek
lead astray yanlış yola sürüklemek
take the lead rehberlik etmek
lead out (birisini) dışa döndürmek
take the lead kılavuzluk yapmak
lead astray yanlış yöne götürmek
lead astray yanlış yöne sürüklemek
lead astray yanlış yönde kılavuzluk etmek
all roads lead to rome bütün yollar roma'ya çıkar
all roads lead to rome tüm yollar roma'ya çıkar
swing the lead sorumluluktan kaçmak
swing the lead işten kaytarmak
swing the lead işten kaçmak
lead a charmed life hep dört ayağının üzerine düşmek
lead a charmed life çok şanslı olmak
lead a charmed life sürekli kurtulma şansı olmak
lead a charmed life hiç şanssızlık yaşamayacak kadar şanslı olmak
lead a charmed life şansızlıklardan uzak bir hayat sürmek
lead down the garden path dolandırmak
lead with one's chin düşüncesizce konuşmak
lead down the garden path oyun etmek
lead down the garden path aldatmak
lead down the garden path keklemek
lead down the garden path kazık atmak
lead down the garden path ihanet etmek
lead down the garden path kandırmak
lead down the garden path boş vaatlerle kandırmak
lead down the garden path yutturmak
lead by the nose birine istediğini yaptırmak
lead by the nose ipleri elinde tutmak
lead someone down the garden path birisine karşı dürüst olmamak
lead someone up the garden path birisine karşı dürüst olmamak
lead someone down the garden path birisini kandırmak
lead someone down the garden path aldatmak
lead someone up the garden path birisini kandırmak
put lead in your pencil cinsel gücünü arttırmak
all roads lead to rome hepsi aynı kapıya çıkar
lead someone on a merry chase olmayacak duaya amin dedirtmek
lead someone on a merry chase hayal peşinde koşturmak
lead a dog's life mutsuz bir hayat sürmek
follow one's lead birini örnek almak
follow one's lead izinden gitmek
lead someone down the garden path gözünü boyamak
lead someone up the garden path göz boyamak
lead someone up the garden path gözünü boyamak
lead someone down the garden path göz boyamak
go down like a lead balloon hoş karşılanmamak
lead a charmed life şanslı bir yaşam sürmek
lead somebody a merry dance birini çok uğraştırmak
lead somebody a merry dance kafa karıştırmak
lead somebody a merry dance canından bezdirmek
lead a double life iki farklı yaşam sürmek
follow someone's lead birinin izinden gitmek
lead the field önde olmak
lead the field alanında lider/önde olmak
lead the field alanında öncü olmak veya liderlik/önderlik yapmak
put lead in one's pencil cinsel gücünü arttırmak
swing the lead hasta rolü yaparak işten kaytarmak
lead a dog's life (yaşarken) it gibi sürünmek
lead a dog's life sersefil olmak
lead someone by the nose zorla/zor kullanarak bir yere götürmek
lead the field liderlik bayrağı elinde olmak
lead the pack liderlik bayrağı elinde olmak
lead the life of riley lüks içinde yaşamak
lead the pack başı çekmek
lead the field önde/lider olmak
lead the field başı çekmek
lead the pack önde/lider olmak
lead the way öncü/lider olmak
lead someone to believe something birini bir şeye inandırmak
lead-pipe cinch çocuk oyuncağı
lead-pipe cinch çantada keklik
lead-pipe cinch kolayca yapılan bir şey
lead to the downfall başarısızlığa sürüklemek
bury the lead lafı dolandırmak
bury the lead sadede gelmemek
lead the charge başı çekmek
lead the charge önayak olmak
lead a dog's life dünyası zindan olmak
lead a dog's life dünyası başına yıkılmak
Speaking
where is this going to lead into bunun sonu nereye varacak
this can't lead anyplace bunun bir yere varacağı yok
tracks lead south izler güneye gidiyor
lead the way yolu göster
Slang
lead balloon kolpa fikir
going over like a lead balloon tamamen başarısız olma
lead balloon büyük başarısızlık
go over like a lead balloon tamamen başarısız olmak
get the lead out daha hızlı biçimde hareket etmeye başlamak
fill someone full of lead birisini vurmak
land a lead bir müşteriyi bağlamak
Trade/Economic
long lead time uzun teslim süresi
delivery lead time teslimat süresi
process lead time proses tedarik süresi
corporate financial lead kurumsal finans temsilcisi
lead time tedarik süresi
book running lead manager lider yönetici
lead partner baş ortak
lead time teslimat süresi
lead auditor baş denetçi
sales lead satış yapmaya yol açabilecek bilgi edinilmesi
lead time üretimde hazırlık süresi
delivery lead time siparişin verilmesinden teslim edilmesine kadar geçen süre
lead bank öncü banka
lead time sipariş alınmasıyla teslim arasındaki süre
lead time sipariş verildikten sonra malın teslimine kadar geçen zaman
lead industry and trade kurşun endüstrisi ve ticareti
lead assessor baş tetkikçi
lead manager lider yönetici
lead time sipariş süresi
lead away alıp götürmek
lead the market piyasaya öncülük etmek
production lead time üretim ön süresi
lead partner pilot ortak
lead generation aday müşteri yaratma
short lead time kısa teslim süresi
long-lead procurement items uzun tedarik süresi gerektiren kalemler
lead management aday müşteri yönetimi
lead generation müstakbel müşteri yaratma
lead time üretim süresi
Politics
lead auditors ana denetçiler
lead up ye neden olmak
lead up ya yol açmak
operation cast lead of israel israil'in dökme kurşun operasyonu
israel's operation cast lead israil'in dökme kurşun operasyonu
international lead and zinc study group uluslararası kurşun ve çinko çalışma grubu
Industry
lead chamber kurşun odası
Advertising
lead generation talep/müşteri yaratma
cost per lead (cpl) müşteri yaratma maliyeti
Technical
lead wire çıkış kablosu
lead acetate method kurşun asetat yöntemi
lead gasoline kurşunlu benzin
lead bromide kurşun bromür
lead doped petrol kurşunlu benzin
lead lag network faz şebekesi
lead bath kurşun banyosu
lead coated kurşun kaplı
lead tin coated sheet kurşunlu kalay örtülü sac
lead borate kurşun borat
lead plating kurşun kaplama
sheet lead levha kurşun
pin lead pim ucu
lead bath quenching kurşun banyosunda suverme
lead encephalopathy kurşun ensefalopatisi
lead bearing kurşun yatak
lead plate kurşun levha
lead azide kurşun azit
lead alloy kurşun alaşımı
lead bath covering kurşun banyosu örtüsü
lead wire giriş ve çıkış kablosu
lead sealing tab kurşun mühürlü tırnak
lead tin overlay kurşun kalay kaplama
lead sheet kurşun levha
lead carbonate kurşun karbonat
sheet lead gasket levha kurşun conta
lead chloride kurşun klorür
lead covered cable kurşun kılıflı kablo
lead packing kurşun kaplama
white lead beyaz üstübeç
lead wire kurşun tel
lead hammer kurşun çekiç
red lead paint kırmızı sülyen boya
lead pipe kurşun boru
lead wire giriş ve çıkış yalıtık iletkeni
black lead siyah kurşun
lead cyanide kurşun siyanur
lead arsenate kurşun arsenat
read lead kırmızı kurşun oksit
earth lead toprak bağlantısı
lead acid accumulator kurşun plakalı asitli akü
lead antimonite kurşun antimonit
lead acid battery kurşun asitli batarya
tinned lead kalay kaplanmış kurşun
chemical lead saf kurşun
lead base babbit kurşun kökenli vayt metal
red lead joint sülyenli conta
relined lead saf kurşun
lead equivalent kurşun eşdeğeri
lead accumulator kurşunlu akümülatör