push - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

push

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"push" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 62 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
push f. itelemek
push f. itmek
General
push i. gayret
push i. sürme
push i. zor durum
push i. kitle
push i. sıkıntı
push i. düğme
push i. çaba
push i. kakma
push i. arka çıkan kimse
push i. hamle
push i. sıkıştırma
push i. kakış
push i. sıkışık durum
push i. atak
push i. dürtüş
push i. hücum
push i. zorlama
push i. torpil
push i. kampanya
push i. grup
push i. çete
push i. topluluk
push i. ihtiyaç
push i. itme
push i. itiş
push i. dürtme
push f. saldırmak
push f. zorla kabul ettirmek
push f. baskı yapmak
push f. dürtmek
push f. birşeyi kabul ettirmeye çalışmak
push f. uğraşmak
push f. reklamla satmak
push f. dürtüşmek
push f. merdiven dayamak
push f. yasadışı yoldan (uyuşturucu) satmak
push f. sevk etmek
push f. devam etmek
push f. basmak (düğme vb'ne)
push f. uyuşturucu satmak
push f. çaba harcamak
push f. sürmek
push f. yürütmek
push f. dayanmak
push f. kakmak
push f. zorlamak
push f. sıkıştırmak
push f. itmek
push f. basmak
push f. bastırmak
push f. iteklemek
push f. ıkınmak
Colloquial
push expr. itiniz
Trade/Economic
push f. bir şeyi sattırmaya çalışmak
Technical
push f. bastırmak
Computer
push i. itme
push expr. it
push expr. zorla
Automotive
push f. itmek
push f. önden kaymak

"push" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
push factors i. iten faktörler
push up i. şınav
push rod i. itici mil
push chair i. bebek arabası
push-off i. başlangıç
push-bike i. bisiklet
push-button i. tuş
push-up i. şınav
push-up bra i. göğüsleri alttan destekleyerek dik ve yukarda görünmelerini sağlayan sütyen
push-bicycle i. bisiklet
push button i. basma düğme
push-button telephone i. tuşlu telefon
push bolt i. sürgü
push button i. buton
push button i. elektrik düğmesi
push button i. basmalı düğme
push button i. basmalı anahtar
push pen i. basmalı kalem
push button i. zil düğmesi
push pin i. raptiye
push starting i. arabayı iterek çalıştırma
push starting i. arabanın iterek çalıştırılması
pull-push toy i. çekmeli itmeli oyuncak
push something on someone f. bir şeyi birine zorla kabul ettirmek
push off f. defolmak
push down f. bastırmak
push in f. itip içeri sokmak
push off f. elden çıkarmak
push off f. çekip gitmek
push down f. aşağı itmek
push one another f. itişmek
push up f. yukarı sürmek
push somebody for f. zorlamak
push repeatedly f. itelemek
push on f. ilerlemek
push someone out of f. birini iterek (bir yerden) çıkarmak
push into f. sokuşturmak
push against f. abanmak
push for f. ısrarla istemek
push something through f. bir şeyi kabul ettirmek
push and shove f. itip kakmak
push for f. şiddetle talep etmek
push up f. artırmak
push about f. zorluk çıkarmak
push the boat out f. kesenin ağzını açmak
push someone out f. safdışı etmek (birini)
push out f. dışarı itmek
push back f. geriye itmek
push someone out f. bertaraf etmek (birini)
push away f. itip defetmek
push off f. satmak
push one's luck f. şansını zorlamak
push roughly f. iteklemek
push around f. itip kakmak
push up f. yükseltmek
push forward f. ilerletmek
push one's way into f. araya sıkışmak
give somebody the push f. kovmak
give somebody the push f. işten atmak
push someone into depression f. depresyona sokmak
push the limit f. limiti zorlamak
push down one's price f. fiyatını indirmek
push down price f. fiyatı düşürmek
push down one's price f. fiyatını düşürmek
push something to forefront f. ön plana çıkartmak
push down price f. fiyatı indirmek
push up f. yükseltmek (fiyat)
push up f. fiyatları yukarı çekmek
push up f. yukarı itmek
push the limits f. sınırlarını zorlamak
push up the cost f. maliyeti yükseltmek
push the limits f. şartları zorlamak
push down the prices f. fiyatları düşürmek
push down the prices f. fiyatları aşağı çekmek
push up the cost f. maliyet arttırmak
push up the cost f. maliyet artırmak
push down the price f. fiyatı aşağı çekmek
push back f. geri itmek
push on a rope f. boşa uğraşmak
push up the cost f. maliyeti artırmak
push something to forefront f. ön plana almak
push something to forefront f. önplana almak
push the button f. butona basmak
push the button f. düğmeye basmak
push the limit f. sınırı zorlamak
push along a pushchair f. bebek arabası kullanmak
push a pushchair f. bebek arabası kullanmak
push aside f. arka plana atmak
push the limits f. sınırları zorlamak
push down the price f. fiyatı (aşağı) çekmek
push out f. kovmak
push in f. iterek sokmak
push along f. gitmek
push for f. can atmak
push out f. başından atmak
push along f. kaçmak
push for f. arzulamak
push the limits f. limitleri zorlamak
push one's way through f. kalabalığı yararak ilerlemek
push ahead with f. (ile) ilerlemeye devam etmek
push ahead with f. (ile) ilerlemek
push on f. çabuklaştırmak
push on f. hızlandırmak
push someone f. üstüne gitmek
push someone's button f. birisini sinirlendirmek
push someone f. birisini sinirlendirmek
push someone's button f. üstüne gitmek
push around f. gözünü korkutmak
push around f. kabadayılık etmek
push around f. (birisini) sindirmek
push something into the background f. geri plana atmak
push something into the background f. ikinci plana atmak
push oneself beyond one’s boundaries f. sınırlarını zorlamak
push someone’s feet up with one’s hands f. elleriyle birini ayaklarından kaldırarak yukarıya doğru itmek
push paper f. bürokrasiyle uğraşmak
push paper f. kağıt işlerini halletmek
push one's personal limits f. sınırlarını zorlamak
push the prices sky-high f. fiyatları aşırı yükseltmek
push one's patience f. birinin sabrını zorlamak
push to the limits f. sınırları zorlamak
push into crime/push somebody into a crime f. suça itmek
push the reservation f. rezervasyonu ileri bir tarihe ertelemek
push-button s. basma düğmeli
at a push zf. zaruret halinde
at a push zf. gerekirse
at a push zf. ihtiyaç olursa
at a push zf. ihtiyaç halinde
at a push zf. zor durumda
Phrasals
push forward f. içeriye paldır küldür girmek
push down f. iterek devirmek
push on f. acele etmek
push on f. birisini ileri doğru hareket etmesi için cesaretlendirmek
push down f. tıkıştırmak
push on f. öne çıkarmak
push on f. devam etmek
push in f. araya girmek
push out f. atmak
push someone around f. birinin üzerine gitmek
push away f. bir yana itmek
push ahead on something f. bir şeye devam etmek
push off f. basıp gitmek
push someone around f. biriyle uğraşmak
push aside f. bir yana itmek
push someone up f. birini yukarı doğru çekmek
push down on f. bastırmak
push ahead on something f. bir şeyde ilerlemek
push aside f. bir kenara itmek
push someone across something f. birini bir şeyin karşısına itmek
push someone to do something f. birini bir şey yapmaya zorlamak
push down on f. basmak
push away f. bir kenara itmek
push off f. çekip gitmek
push forward f. dikkat çekmek
push over f. devirmek
push off f. defolmak
push along f. gitmek
push around f. emirler yağdırmak
push away f. geriye itmek/püskürtmek
push back f. geri püskürtmek
push backward f. geriye itmek/püskürtmek
push at f. ittirmek/itmek
push out f. işten atmak
push someone along f. iteleye-kakalaya yürütmek
push forward f. ileriye itmek
push (something) back f. ileri bir tarihe ertelemek
push away from f. iterek uzaklaştırmak
push someone around in something f. iterek götürmek/hareket ettirmek
push something ahead of someone f. ilerisine doğru itmek
push someone about in something f. iterek götürmek/hareket ettirmek
push into f. içine doğru itmek
push around f. itip kakmak
push someone around f. iterek götürmek/hareket ettirmek
push something ahead of someone f. ilerisine itmek
push forward f. ileri itmek
push along f. kalkmak
push aside f. kenara itmek
push on ahead of f. önüne doğru itmek
push out f. kovmak
push off f. ötelemek
push in f. kabaca sözünü kesmek
push on with something f. zorla tamamlamaya/bitirmeye uğraşmak
push up on f. yukarı doğru kaldırmak
push something through f. (bir kararı bir komiteden vb) bir şeyi bir yerden geçirmek
push toward someone or something f. 'e doğru hareket etmek/ilerlemek
push or throw away from f. 'den iterek uzaklaştırmak
push someone around f. (birilerini) iteklemek/itip kakmak
push down on f. (düğmeye vb) basmak
push over f. yıkmak
push over f. üzmek
push something through f. (bir iğneyi kumaştan vb) geçirmek
push someone toward someone or something f. 'e doğru itmek
push someone about f. (birilerini) iteklemek/itip kakmak
push (someone or something) off f. (birini/bir şeyi) uzaklaştırmak
push (someone or something) off f. (birini/bir şeyi) itmek
push forward f. birini veya bir şeyi itmek
push forward f. birini veya bir şeyi öne itmek
push forward f. birini veya bir şeyi ileri itmek
push forward f. zor da olsa ilerlemeye devam etmek
push forward f. zar zor ilerlemek
push forward f. güçlükle de olsa ilerlemek
push forward f. zorluklara, güçlüklere rağmen ilerlemek
push forward f. ilerlemeye gayret göstermek
push forward f. bir gayret ilerlemeye devam etmek
push forward f. kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak
push forward f. her şeye rağmen devam etmek
push forward f. tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek
push forward f. zorluklara rağmen gelişme göstermek
push forward f. zor da olsa ilerlemek/devam etmek
push forward f. inatla devam etmek/ilerlemek
push forward f. üstüne gitmek
push forward f. yılmadan devam etmek/ilerlemek
push forward f. bir şeyin zamanını öne almak/çekmek
push forward f. bir şeyin tarihini öne almak/çekmek
push forward f. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe almak
push forward f. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe çekmek
push forward f. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe almak
push forward f. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe çekmek
push forward f. itmek
push forward f. öne/ileri itmek
push forward f. zorluklara, engellere rağmen ilerlemek
push forward f. zorluklara, engellere rağmen devam etmek
push forward f. zor da olsa ilerlemeye devam etmek
push forward f. zar zor ilerlemek
push forward f. güçlükle de olsa ilerlemek
push forward f. zorluklara, güçlüklere rağmen ilerlemek
push forward f. ilerlemeye gayret göstermek
push forward f. bir gayret ilerlemeye devam etmek
push forward f. kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak
push forward f. her şeye rağmen devam etmek
push forward f. tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek
push forward f. zorluklara rağmen gelişme göstermek
push forward f. zor da olsa ilerlemek/devam etmek
push forward f. inatla devam etmek/ilerlemek
push forward f. üstüne gitmek
push forward f. yılmadan devam etmek/ilerlemek
push forward f. bir şeyin zamanını öne almak/çekmek
push forward f. bir şeyin tarihini öne almak/çekmek
push forward f. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe almak
push forward f. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe çekmek
push forward f. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe almak
push forward f. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe çekmek
push forward f. iki ileri bir geri
push forward f. iki adım ileri bir adım geri
push forward f. süreçte engellerle karşılaşarak ilerleme
push forward f. ilerleme kaydetmişken bir nedenle tekrar bir miktar gerileme
push forward f. süreçte aksiliklerle/tersliklerle karşılaşarak ilerleme
push forward f. sürecin sekteye uğraması
push forward f. süreçte aksaklıklar yaşama
push against f. -e yapıştırmak
push against f. '-e bastırmak
push against f. '-e sıkıştırmak
push against f. '-e dayamak
push back f. ileri bir zamana atmak
push back f. ileri bir tarihe ertelemek
push back f. geciktirmek
push back f. ötelemek
push back f. ertelemek
push back f. direnmek
push back f. karşı çıkmak/koymak
push back f. başkaldırmak
push back f. protesto etmek
push back f. itiraz etmek
push back f. isyan etmek
push off on f. -e kakalamak
push off on f. '-e ittirmek
push off on f. üstüne yıkmak
push off on f. üstüne atmak
push to f. -e itmek
push to f. '-e ittirmek
push to f. itip kapatmak
push to f. bastırıp kapatmak
push to f. bir şey yapmaya/harekete geçmeye itmek
push to f. harekete geçmek/bir şey yapmak zorunda bırakmak
push something to f. bir şeyi kapamak
push something to f. bir şeyi itip kapamak
push something to f. bir şeyi ittirmek
push up against f. sürekli baskı uygulamak
push up against f. sürekli ittirmek
push up against f. birini/bir şeyi bir şeye bastırmak
push up against f. birini/bir şeyi bir şeye yapıştırmak
push up against f. birini/bir şeyi bir şeye dayamak
push toward f. -e doğru ilerlemek/hareket etmek
push toward f. '-e doğru zar zor ilerlemek
push toward f. birini/bir şeyi birine/bir şeye doğru itmek
push toward f. -e doğru ilerleme kaydetmek
push toward f. '-e yolunda aşama kaydetmek
push toward f. -e teşvik etmek
push toward f. konusunda baskı yapmak
push toward f. '-e zorlamak
push toward f. '-e mecbur bırakmak
push toward f. birini/bir şeyi bir amaca doğru ilerletmek
push toward f. birini/bir şeyi bir sonuca doğru ilerletmek
push toward f. birini/bir şeyi bir amaca yaklaştırmak
push toward f. birini/bir şeyi bir sonuca yaklaştırmak
push toward f. birini/bir şeyi bir amaca itmek
push toward f. birini/bir şeyi bir sonuca itmek
push up on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) yükseltmek
push up on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) yukarı doğru itmek
push up on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) yukarı doğru kaldırmak
push by f. itip geçmek
push by f. itip kendine yol açmak
push by f. iterek geçmek
push (something) into (something) f. (bir şeyi bir şeyin) içine itmek
push (something) into (something) f. (bir şeyi bir şeyin) içine iterek sokmak
push (something) into (something) f. (bir şeyi bir şeyin) içine bastırarak sokmak
push (something) into (something) f. (birini) zorla (bir şeyin) içine itmek
push (something) into (something) f. (birini bir şey) yapmaya zorlamak
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına itmek
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına iterek sokmak
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına sürmek/getirmek
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) batırmak
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına sokmak
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) daldırmak
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine/altına bastırmak
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine/altına bastırarak sokmak
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi) hareket halindeki bir aracın altına/önüne itmek
push (someone or something) under (something) f. (birini/bir şeyi) hareket halindeki bir aracın önüne/altına atmak
push (someone or something) under (something) f. bir duyguyu bir şeyin altına itmek
push (someone or something) under (something) f. bir duyguyu bir şeyin altında bastırmak
push (someone or something) under (something) f. bir duyguyu bir şeyin altına iterek gizlemek/bastırmak
push (someone or something) under (something) f. bir duyguyu bir şeyin altında gizlemek/baskılamak
push together f. yan yana getirmek
push together f. iterek bir araya getirmek
push together f. tesadüfen bir araya getirmek/karşılaştırmak
push together f. şans eseri birleştirmek/karşılaştırmak
push (oneself) off (on something) f. avara etmek
push (oneself) off (on something) f. kıyıdan uzaklaştırmak
push (oneself) off (on something) f. kıyıdan açılmak
push someone or something off (of) someone or something f. birini/bir şeyi birinden/bir şeyden uzaklaştırmak
push someone or something off (of) someone or something f. birini/bir şeyi birinden/bir şeyden uzağa itmek
push someone or something off f. birini/bir şeyi birinden/bir şeyden uzaklaştırmak
push someone or something off f. birini/bir şeyi birinden/bir şeyden uzağa itmek
push (someone or something) about in (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içinde iterek götürmek/gezdirmek
push (someone or something) about in (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içinde oradan oraya götürmek/taşımak
push (someone or something) across (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) karşısına itmek
push (someone or something) around in (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içinde iterek götürmek/gezdirmek
push (someone or something) around in (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içinde oradan oraya götürmek/taşımak/sürmek
push (someone or something) into (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine itmek/sürüklemek/sokmak
push (someone or something) into (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine sürükleyerek/iterek/bastırarak sokmak
push (someone or something) into (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) itmek/sürmek/sürüklemek
push (someone) into (something) f. (birini bir şey) yapmaya itmek
push (someone) into (something) f. (birini bir şey) yapmaya zorlamak
push (someone) into (something) f. (birini bir şey) yapmak zorunda bırakmak
push (someone) into (something) f. (birini bir şeye) itmek/sürüklemek
push (someone) into (something) f. (birini bir şeyin) içine sokmak
push (someone or something) over f. (birini/bir şeyi) devirmek
push (someone or something) over f. (birini/bir şeyi) yıkmak
push (someone or something) over f. (birini/bir şeyi bir şeyin) üstüne itmek/yükseltmek
push (someone or something) over f. (birini bir şeyin) yukarısına itmek
push (someone or something) over f. (birini/bir şeyi bir seviyenin) üstüne çıkarmak/yükseltmek
push (someone or something) over f. (birinin/bir şeyin bir seviyeyi) aşmasına neden olmak
push about in f. iterek götürmek/hareket ettirmek
push across f. karşısına itmek
push ahead (with something) f. (bir şeyle) iterek/açarak ilerlemek
push ahead (with something) f. ileri itmek
push ahead (with something) f. yararak ilerlemek
push ahead (with something) f. (bir şeyi) devam ettirmek
push ahead (with something) f. (bir şeyi) ilerletmek
push ahead (with something) f. (bir şeyde) ilerlemek/ilerleme kaydetmek
push ahead (on something) f. (bir şeyi) devam ettirmek
push ahead (on something) f. (bir şeyi) ilerletmek
push ahead (on something) f. (bir şeyde) ilerlemek/ilerleme kaydetmek
push ahead (with something) f. (bir şeyi) devam ettirmek
push ahead (with something) f. (bir şeyi) ilerletmek
push ahead (with something) f. (bir şeyde) ilerlemek/ilerleme kaydetmek
push ahead (with something) f. (bir şeyi) azimle/kararlılıkla sürdürmek
push ahead of f. -in önüne geçmek
push ahead of f. -in önüne geçirmek
push ahead of f. -in önüne itmek
push ahead of f. -i itmek
push ahead of f. -i ileri itmek
push at (someone or something) f. (birini/bir şeyi) itmek/ittirmek
push down on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) aşağı doğru bastırmak
push down on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstüne/üstünden bastırmak
push for (something) f. (bir şeyi) ısrarla istemek
push for (something) f. (bir şeyi) şiddetle talep etmek
push for (something) f. (bir şey) için baskı yapmak
push for (something) f. (bir şeyin) olması için zorlamak/uğraşmak
push out of (something) f. (bir şeyden) fırlamak
push out of (something) f. (bir şeyden) dışarı çıkmak
push out of (something) f. (bir şeyden) çıkarmak
push out of (something) f. (bir şeyden) dışarı atmak
push out of (something) f. (bir şeyden) kovmak
push out of (something) f. (bir şeyden) atmak
push out of (something) f. (bir şeyden) ayağını kaydırmak
push out of (something) f. (bir şeyden) dışlamak
push out of (something) f. (bir şeyin) dışına itmek
push through f. sokmak
push through f. içine itmek
push through f. iterek/bastırarak geçirmek
push through f. yararak ilerlemek
push through f. iterek arasından ilerlemek/geçmek
push through f. (bir yasanın, tasarının) geçmesini sağlamak
push through f. (bir yasayı, tasarıyı) zorla geçirmek
push through f. (bir yasayı, tasarıyı) geçirmeye uğraşmak
push through f. (bir yasayı, tasarıyı) geçmesi için bastırmak/baskı yapmak
Phrases
when it comes to the push expr. sorun ciddileşirse
Colloquial
push it an hour f. bir saat ertelemek
push someone in the mud f. birini çamura itmek
push someone's buttons f. damarına basmak
give the push f. defetmek
push it two hours f. iki saat ertelemek
push up the daisies f. nalları dikmek
push one's way through the crowd f. kalabalığı yararak ilerlemek
give the push f. kovmak
push up the daisies f. ölmek
give the push f. kapı dışarı etmek
give the push f. kapıyı göstermek
give the push f. pabucunu eline vermek
give the push f. sepetlemek
give the push f. yol vermek
get the push [uk] f. terk edilmek
get the push [uk] f. bırakılmak
get the push [uk] f. yol verilmek
get the push [uk] f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine zorla itmek
get the push [uk] f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine zorla iterek sokmak
get the push [uk] f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine zorla bastırarak sokmak
push yourself f. kendini zorlamak
push it f. ısrarcı olmak
push it f. baskıcı olmak
push it f. üstelemek
push it f. uzatmak
push past f. itip geçmek
push past f. iterek yol açmak
push past f. iterek ilerlemek
push past f. (kalabalığı) yararak ilerlemek/yürümek
push past f. aşmak
push past f. üstesinden gelmek
push past f. baş etmek
push past f. hakkından gelmek
push past f. halletmek
push the button expr. düğmeye bas
at a push expr. gerekirse
push the button expr. tuşa bas
(one) has to push off expr. (birisi) gitmek zorunda
(one) has to push off expr. (birisi) çıkmak zorunda
(one) has to push off expr. (birisi) yola koyulmak zorunda
(one) has to push off expr. (birisi) ayrılmak zorunda
(one) has to push off expr. (birinin) gitmesi/çıkması gerek
don't push expr. zorlama
don't push expr. uzatma
don't push expr. daha fazla sinirlendirme
don't push expr. üstüme gelme
don't push expr. baskı yapma
Idioms
if push comes to shove i. bıçak kemiğe dayanırsa
when push comes to shove i. bıçak kemiğe dayanırsa
push money i. prim
push money i. çalışanları satışa teşvik etmek için ödenen para
push money i. bonus olarak ödenen para
push money i. agresif satış yapmaya teşvik etmek için satış elemanına ödenen ekstra ücret
push (one's) weight around f. ağırlığını göstermek
push (one's) weight around f. ağırlığını koymak
push (one's) weight around f. ağırlığını hissettirmek
push (one's) buttons f. sinirini zıplatmak
push (one's) buttons f. sinirini oynatmak
push (one's) buttons f. sinirini altüst etmek
push (one's) buttons f. sinirlerini bozmak/germek
push (one's) buttons f. sinirine dokunmak
push (one's) buttons f. beni benden almak
push (one's) buttons f. eritmek
push (one's) buttons f. seksi gelmek
push (one's) buttons f. cinsel istek uyandırmak
push back the clock f. zamanı geriye sarmak
push back the clock f. geçmişe dönmek
push back the clock f. geçmişteki belli bir dönemi canlandırmak
push (one's) weight about f. ağırlığını koymak
push (one's) weight about f. otoritesini konuşturmak
push (one's) weight about f. ağırlığını hissettirmek
know what buttons to push f. avucunun içine almak
push somebody's buttons f. avucunun içine almak
push someone up against the wall f. birisini çok zor bir duruma sokmak
push one's nose into f. burnunu sokmak
push somebody's buttons f. birini çileden çıkarmak
push someone too far f. birisine fazla yüklenmek
give someone the push f. birini işten kovmak
give someone the push f. birini işten atmak
know what buttons to push f. birini çileden çıkarmak
push something all the way through f. bir şeyi sonuna kadar zorlamak
push someone to the wall f. birini köşeye sıkıştırmak
push someone too far f. birinin üstüne çok gitmek
push the right buttons f. doğru adımı atmak
push the right button f. doğru adımı atmak
push past someone or something f. diğerlerini iterek kendine yol açmak
push the right button f. doğru adımları atmak
push past someone or something f. diğer/öteki insanları iterek/itekleyerek yürümek/ilerlemek
push somebody over the edge f. çileden çıkarmak
push somebody over the edge f. çıldırtmak
push somebody over the edge f. çıldırma noktasına getirmek
push the right buttons f. doğru olanı yapmak
push somebody over the edge f. delirtmek
know what buttons to push f. can damarına basmak
push the right button f. doğru olanı yapmak
push somebody's buttons f. can damarına basmak
push somebody over the edge f. çılgınlığa sürüklenmek
push the panic button f. etekleri tutuşmak
push the panic button f. eteği tutuşmak
push the right button f. gerekli şeyleri yapmak
push the right button f. gerekli adımı atmak
push the boat out f. har vurup harman savurmak
get the push f. işten kovulmak