koymak - Turco Inglés Diccionario
Historia

koymak



Significados de "koymak" en diccionario inglés turco : 44 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
koymak put v.
koymak place v.
General
koymak stand v.
koymak enter v.
koymak lay down v.
koymak post v.
koymak set down v.
koymak put down v.
koymak inlet v.
koymak sadden v.
koymak affect v.
koymak affix v.
koymak nestle v.
koymak stick v.
koymak lay on v.
koymak sting v.
koymak rest v.
koymak adhibit v.
koymak park v.
koymak insert into v.
koymak closure v.
koymak position v.
koymak move v.
koymak deposit v.
koymak plant v.
koymak appoint v.
koymak set v.
koymak impose v.
koymak place v.
koymak lay v.
koymak dot somebody one v.
koymak put v.
koymak apply v.
koymak buffoon v.
koymak provide v.
koymak pull v.
Trade/Economic
koymak deposit
Technical
koymak elapse
koymak locate
koymak lay
koymak place
koymak offer up
koymak station
Computer
koymak insert

Significados de "koymak" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
(yasa vb) uygulamaya koymak impose v.
yanlış yere koymak misplace v.
sahneye koymak stage v.
sıraya koymak put in order v.
el koymak appropriate v.
takoz koymak chock v.
el koymak seize v.
çuvala koymak sack v.
(vergi) koymak impose v.
sandığa koymak encase v.
tanı koymak diagnose v.
karşı koymak oppose v.
yerine koymak replace v.
karşı koymak withstand v.
karşı koymak resist v.
el koymak seise v.
General
kutu içine koymak case v.
kutuya koymak casket v.
baş koymak set one's heart v.
daha sonra bakmak üzere bir kenara koymak keep something on the back burner v.
rehine koymak pawn v.
dip koymak bottom v.
yoluna koymak improve v.
para koymak ante v.
karşı koymak oppugn v.
üstüne koymak superpose v.
yerine koymak relay v.
yoluna koymak slot v.
fotoğraf makinesine film koymak load v.
kabına koymak sheathe v.
karşı koymak offer resistance v.
para koymak invest money v.
içeri koymak put in v.
çuvala koymak bag v.
el koymak distrain up v.
para olarak tedavüle koymak monetize v.
eşit kuvvetle karşı koymak countervail v.
sandığa koymak pack up v.
antrepoya koymak put in a bonded warehouse v.
başlık koymak entitle v.
kafese koymak gull v.
garaja koymak garage v.
arasına koymak interpose v.
ayakkabıya taban koymak sole v.
dipnot koymak footnote v.
kafasına koymak set one's mind on v.
kontrol işareti koymak check v.
tabağa koymak dish up v.
engel koymak handicap v.
karantina koymak quarantine v.
limit koymak limit v.
adam koymak plant v.
hale yola koymak put in order v.
yeniden yürürlüğe koymak restore v.
şeker koymak sweeten v.
ayağının altına karpuz kabuğu koymak undermine somebody's position v.
rehine koymak put in pledge v.
bir şeyi eski yerine koymak put something back v.
sıraya koymak queue v.
ağızotu koymak (topa/tüfeğe) prime v.
bir şeyi belli etmeden (bir yere) koymak slide into v.
tekrar yürürlüğe koymak reactivate v.
önek koymak prefix v.
enayi yerine koymak fool v.
tekere taş koymak trig v.
aynı kefeye koymak equate v.
adaylığını koymak be a candidate in an election v.
destek koymak truss v.
limit koymak delimit v.
el koymak seise v.
bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak verify v.
yerine koymak clap v.
göz koymak have eye on v.
üremesi için (bir yere) koymak stock v.
suya koymak steep v.
kafese koymak swindle v.
nokta koymak bring to an end v.
karşı koymak stick up to v.
yerine başkasını koymak supersede v.
kumarda birşey üzerine para koymak stake on v.
adını koymak name v.
hayatını tehlikeye koymak risk one's neck v.
bekçi koymak set a watch v.
bir kenara koymak put something by v.
yeniden sıraya koymak realign v.
el koymak sequestrate v.
cebine koymak pocket v.
lapa koymak poultice v.
malına el koymak dispossess v.
çukura koymak pit v.
ambara koymak warehouse v.
şerit koymak welt v.
altına koymak underlay v.
yerine koymak put back v.
adını koymak give a name v.
aptal yerine koymak fool v.
kafasına koymak be dead set on something v.
mim koymak mark so as not to forget v.
emri altına koymak subordinate to v.
el koymak hold v.
üstüne koymak lap v.
bir sınır koymak draw the line v.
ağırlığını koymak throw one's weight about v.
kürekleri fora edip teknenin içine koymak ship v.
sahneye koymak put something on v.
kural koymak lay down v.
rehine koymak pledge v.
nokta koymak end v.
buza koymak ice v.
karşı koymak fend v.
ambara koymak barn v.
haciz koymak garnishee v.
karşı koymak stand out against v.
araya mesafe koymak keep one's distance v.
masaya koymak table v.
bir şeyi düzenli bir şekilde (bir yere) koymak stow away v.
taş koymak stymie v.
fazla yük koymak (bagaj, küfe vb'ne) overload v.
kutsal bir yere koymak enshrine v.
el koymak distrain on v.
tulumbaya su koymak prime v.
yerine başkasını koymak replace v.
yoluna koymak get back on the rails v.
nokta koymak put a stop to v.
eyer koymak put a saddle on v.
askeri hizmette kullanmak üzere el koymak commandeer v.
sahneye koymak represent v.
cetvel haline koymak tabulate v.
ağırlık koymak exert one's authority v.
el koymak capture v.
ortaya koymak execute v.
birbirine yakın koymak juxtapose v.
aklına koymak resolve v.
mim koymak underline v.
ortaya koymak produce v.
kafese koymak deceive v.
rafa koymak postpone v.
espas koymak space v.
bant koymak welt v.
tavır koymak attitudinize v.
reye koymak put something to a vote v.
oylamaya koymak put to the vote v.
baş koymak set one's heart on something v.
nokta koymak finish v.
budala yerine koymak take somebody for a fool v.
el koymak impound v.
tekneye koymak vat v.
posta koymak intimidate v.
şart koymak stipulate v.
içine koymak insert v.
haciz koymak confiscate v.
yerine koymak slot into v.
el koymak (mala) confiscate v.
kendini başkasının yerine koymak put oneself in another's place v.
şart koymak postulate v.
engel koymak hedge off v.
torbaya koymak bag v.
kanun koymak veya kabul etmek enact v.
karşı koymak bear against v.
yafta koymak tag v.
tik koymak tick up v.
karşı koymak stand v.
azledip yerine başkasını koymak supersede v.
nokta koymak dot v.
kovana koymak hive v.
yerine koymak spot v.
bir şeyi (aşağı bir yere) koymak put something down v.
isim koymak baptize v.
el koymak embargo v.
karantinaya koymak quarantine v.
sıraya koymak (sayfaları) collate v.
bir tarafa koymak set aside v.
bir yana koymak lay away v.
ağırlık koymak bring one's power into play v.
geri koymak replace v.
birini başkalarıyla aynı kefeye koymak lump someone together with v.
takoz koymak scotch v.
üstüne koymak superimpose v.
çocuğu koymak knock somebody up v.
ortaya koymak reveal v.
aptal yerine koymak make a fool of somebody v.
para koymak ante up v.
adını koymak put a price on v.
posta koymak cow v.
paralel olarak koymak parallel v.
alçıya koymak put in a plaster cast v.
nokta koymak (bir konuya vb) put end to v.
el koymak emprise v.
soru işareti koymak query v.
minder koymak cushion v.
kumaşı su geçirmez hale koymak rubberize v.
şerh koymak annotate v.
isim koymak name v.
siloya koymak ensile v.
takoz koymak skid v.
gizlice koymak steal v.
çelenk koymak place a wreath on v.
mal ve mülküne el koymak dispossess v.
arasına koymak insert v.
koymak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde) take v.
adaylığını koymak run for office v.
karakol koymak picket v.
sandığa koymak box v.
tefe koymak ridicule v.
limit koymak demark v.
kafese koymak encage v.
hayatını daha iyi bir yola koymak turn over a new leaf v.
altına destek koymak underpin v.
yerine koymak take somebody for v.
gizlice koymak steal into v.
adaylığını koymak campaign v.
ambara koymak store v.
ağırlığını koymak use one's influence v.
çantaya koymak bag v.
sandığa koymak encase v.
araya koymak put in somebody as intermediary v.
fiyat koymak fix the price v.
düzene koymak regularize v.
düzene koymak clear up v.
pul biber koymak pepper v.
karşı koymak defy v.
tarih koymak date v.
sınır koymak set bounds to v.
noktalama işaretlerini koymak punctuate v.
yanına işaret koymak (listede bulunan bir maddenin) tick off v.
kepçeyle koymak ladle v.
haciz koymak seize v.
ek vergi koymak surtax v.
karşı koymak stand up to v.
ölçülerini koymak dimension v.
kınına koymak sheathe v.
baş koymak set one's mind on v.
kutuya koymak case v.
dosyaya koymak file v.
mim koymak make a point v.
fiyat koymak price v.
altına yastık koymak cushion v.
eski durumuna koymak reinstate v.
peş koymak gore v.
şart koymak lay down as a condition v.
yan yana koymak adjoin v.
deli yerine koymak regard someone as mad v.
koymak (dikkatle) lay v.
ambargo koymak put an embargo on v.
kafese koymak mew up v.
kural koymak establish regulations v.
malına el koymak expropriate v.
el koymak condemn v.
malına el koymak disseise v.
ad koymak call v.
adını koymak make clear v.
nöbetçi koymak picket v.
tekrar yerine koymak taxis v.
koymak (vergi) impose v.
baharat koymak spice v.
kendini başkalarının yerine koymak walk in other people's shoes v.
oyunu sahneye koymak mount a production of v.
vergi koymak excise v.
adaylığını koymak run v.
açıkça ortaya koymak lay bare v.
bir şeyi dikine koymak set something on end v.
uyarı işareti koymak label v.
yürürlüğe koymak constitute v.
fazla yüksek fiyat koymak overprice v.
ortaya koymak propound v.
iki şeyin arasına koymak interpose v.
koymak (çay vb) pour v.
tavır koymak pose v.
oya koymak put something to the vote v.
adaylığını koymak put oneself forward v.
boruya dirsek koymak offset v.
yerine koymak put something away v.
adaylığını koymak apply for v.
sahneye koymak (oyunu) put on v.
kural koymak establish rules v.
baş koymak set one's mind v.
oya koymak put to the vote v.
sahneye koymak direct v.
yanına yıldız işareti koymak star v.
fıçıya koymak barrel v.
nokta koymak make a dot v.
keseye koymak purse v.
enayi yerine koymak play somebody for a sucker v.
yoluna koymak clean up v.
tekrar yürürlüğe koymak reenact v.
işleri yoluna koymak turn the tide v.
bir şeyi bir yere koymak set something down v.
içine koymak enclose v.
bir şeyi bir yere koymak lay down v.
vergi koymak tax v.
kutuya koymak box v.
deli yerine koymak look on someone as mad v.
aptal yerine koymak befool v.
arasına koymak inset v.
bavuluna koymak pack v.
yeni sandalyeler koymak reseat v.
safra koymak ballast v.
üst üste koymak superpose v.
fiyat koymak fix the price of v.
bir şeyi birinin erişemeyeceği bir yere koymak place something out of someone 's reach v.
bir şeyi yoluna koymak set something to rights v.
yem koymak bait v.
içine veya üstüne fazla su koymak flood v.
başına ödül koymak put a price on somebody's head v.
el koymak impress v.
kart koymak card v.
karşı koymak contest v.
piyangoya koymak put in the lottery v.
kafasına koymak resolve on v.
karşı koymak refuse v.
sınır koymak hedge off v.
toz biber koymak pepper v.
yerine koymak (kasa/kılıf vb) case v.
yerine koymak put something back v.
bir tarafa koymak set apart v.
kulübeye koymak kennel v.
kabına koymak encase v.
göz koymak covet v.
bir yana koymak earmark v.
ortaya koymak set forth v.
yastık koymak cushion v.
yemeği sofraya koymak serve up v.
eski yerine koymak put back v.
rehine koymak pop v.
yürürlüğe koymak bring into force v.
sınır koymak draw the boundary v.
destek koymak prop v.
düzene koymak put in order v.
ambargo koymak put an embargo v.
tırnak işareti koymak unquote v.
siloya koymak silo v.
tüp içine koymak tube v.
aklına koymak have made up one's mind to v.
evrak vb çekmeceye koymak pigeonhole v.
cennet katına koymak ensky v.
altına koymak tuck under v.
bir tarafına destek koymak (bir şeyin çökmesini önlemek için) shore up v.
sıraya koymak rank v.
el koymak commandeer v.
oyuğa koymak niche v.
el koymak distress v.
işaret koymak tick v.
etiket koymak ticket v.
ismini koymak name v.
taban koymak sole v.
baş koymak set one's heart on v.
yanına işaret koymak (listedeki bir maddenin) check off v.
şeker koymak sugar v.
destek koymak chock v.
karşı koymak fight back v.
kınına veya kılıfına koymak ensheathe v.
nişan koymak make a mark v.
uzağa koymak distance v.
her şeyi bir araya koymak lump everything together v.
şiir haline koymak versify v.
ağıla koymak pen v.
adaylığını koymak run for something v.
karşı koymak dissent v.
dolaba koymak dupe v.
göz koymak have one's eyes on v.
teneke kutuya koymak tin v.
el koymak sequester v.
sıraya koymak order v.
siloya koymak ensilage v.
sermaye koymak invest capital v.
göz koymak lust after v.
fazla fiyat koymak overprice v.
mabede koymak enshrine v.
kanunen el koymak confiscate v.
gökyüzü katına koymak ensky v.
rafa koymak rack v.
rehine koymak impawn v.
teşhis koymak diagnose v.
bir yere koymak place v.
adaylık koymak run for office v.
el koymak attach v.
ortaya koymak exhibit v.
üstüne koymak put upon v.
kafasına koymak set one's mind on something v.
numara koymak number v.
sınır koymak limit v.
el koymak confiscate v.
el koymak distrain v.
kanunen el koymak impound v.
birini daha aşağı bir yere koymak put someone down v.
ad koymak name v.
adam yerine koymak hold in esteem v.
ortaya koymak present v.
içine koymak incase v.
kafasına koymak get it into one's head that ... v.
sıraya koymak arrange v.
işaret koymak beacon v.
para koymak put money v.
sahneye koymak present v.
araya koymak interpose v.
adaylığını koymak put up for v.
yanlış tarih koymak misdate v.
yere koymak (birini) put someone down v.
yerine koymak posit v.
kafese koymak mew v.
adaylık koymak be a candidate in an election v.
el koymak arrest v.
depoya koymak warehouse v.
önek koymak (sözcük başına) prefix v.
şerh koymak expound to v.
karşı koymak dispute v.
tuz koymak salt v.
ambargo koymak embargo v.
yanyana koymak juxtapose v.
karşı koymak confront v.
el koymak vest v.
koşul koymak provide v.
yürürlüğe koymak (yasa, karar vb'ni) implement v.
bir sınır koymak draw the line at v.
sınır koymak terminate v.
tali bir hale koymak subordinate v.
düzene koymak clear something up v.
bir şeyi yere koymak put something down v.
karşı koymak go against v.
bir yana koymak lay aside v.
yoluna koymak straighten v.
bavula koymak pack up v.
gaz haline koymak gasify v.
karşı koymak counterwork v.
yoluna koymak straighten out v.
şerh koymak attach annotation v.
yoluna koymak set right v.
taş koymak scupper v.
mezara koymak entomb v.
sınır koymak border v.
enayi yerine koymak play smb for a sucker v.
ortaya koymak prove v.
şamandıra ile işaret koymak buoy v.
nokta koymak make dots v.
ile arasına mesafe koymak keep one's distance from v.
düzene koymak streamline v.
yerine koymak put up v.
piyangoya koymak raffle v.
cesaretle karşı koymak brave v.
karşı koymak demur v.
tabuta koymak coffin v.
tehlikeye koymak jeopardize v.
geri koymak put back v.
haciz koymak sequestrate v.
adaylığını koymak stand for v.
yürürlüğe koymak put into action v.
el koymak levy v.
isim koymak denominate v.
destek koymak underpin v.
adaylığını koymak stand as a candidate in something v.
kanun koymak make a law v.
apostrof koymak apostrophize v.
depoya koymak tank v.
dipnot koymak annotate v.
deli yerine koymak treat somebody like a fool v.
ambargo koymak apply an embargo v.
kendini ortaya koymak make one’s case v.
bir kenara para koymak put something by v.
bir şeyi depoya koymak put something in storage v.
sahneye koymak play to the grandstand v.
para koymak put v.
adaylığını koymak contest an election v.
karşı koymak set against v.
şerh koymak add annotation v.
malına el koymak disseize v.
fıçıya koymak vat v.
salak yerine koymak treat somebody like a fool v.
rafa koymak shelve v.
üzerine koymak impose v.
ağırlığını koymak exert one's authority v.
yerine koymak bestow v.
isim koymak call v.
çelenk koymak wreathe v.
değersizliğini ortaya koymak puncture v.
çarparak koymak slam v.
karşı koymak stand out v.
hesaba koymak place into check v.
yanlış yere koymak mislay v.
ortaya koymak manifest v.
ad koymak give a name v.
kurnazlıkla koymak foist into v.
ortaya koymak put forward v.
bir şeyi yoluna koymak put something to rights v.
kafasına koymak be bent on v.
narh koymak set a fixed price v.
sıraya koymak align v.
bir şeyi düzenli bir şekilde (bir yere) koymak stow in v.
yürürlüğe koymak promulgate v.
bir araya koymak assemble v.
sonda koymak probe v.
yanyana koymak collocate v.
para koymak pool v.
tire koymak hyphen v.
tırabzan koymak rail v.
isim koymak christen v.
eğri koymak slope v.
karşı koymak face up to v.
koşul olarak koymak stipulate v.
tire koymak hyphenate v.
parça koymak piece v.