stiffs - Türkçe İngilizce Sözlük

stiffs

stiffs — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sert, katı, resmî
Okunuş (IPA):
(AmE /stɪf/ – BrE /stɪf/)
Terim Türü:
Sıfat: stiff
Esnek olmayan maddeleri ya da mecazen katı ve mesafeli tutumları betimler. Eski İngilizce stīf köküne dayanır. Fiziksel özelliklerden sosyal davranışlara uzanan bir kullanım alanı vardır.
Eş Anlamlılar:
rigid
Zıt Anlamlılar:
flexible

"stiffs" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
stiff s. katı
It's pretty stiff.
Oldukça katı.

More Sentences
stiff s. sert
This stiff collar hurts my neck.
Bu sert yaka boynumu acıtıyor.

More Sentences
stiff s. çetin
Genel
stiff i. ceset
They killed the guy and dumped the stiff in the river.
Adamı öldürüp cesedi nehre atmışlar.

More Sentences
stiff s. fahiş
The gallery owner asked for a stiff price for the RV.
Galeri sahibi karavan için fahiş bir fiyat istedi.

More Sentences
stiff s. soğuk
Most of the critics think he gave a stiff performance.
Eleştirmenlerin çoğu onun soğuk bir performans sergilediğini düşünüyor.

More Sentences
stiff s. ağır
This door is too stiff; can you help me open it?
Bu kapı çok ağır; açmama yardım eder misiniz?

More Sentences
stiff s. sıkı
He is facing stiff competition from other candidates.
Diğer adaylarla sıkı bir rekabet içerisinde.

More Sentences
stiff s. tutulmuş
I felt a little stiff.
Biraz tutulmuşum gibi hissettim.

More Sentences
stiff s. kaskatı
His toes were stiff with cold.
Ayak parmakları soğuktan kaskatı kesilmişti.

More Sentences
stiff s. sağlam
This is an expensive process and requires a stiff construction.
Bu pahalı bir işlemdir ve sağlam bir yapı gerektirir.

More Sentences
stiff s. sert
This stiff collar hurts my neck.
Bu sert yaka boynumu acıtıyor.

More Sentences
Teknik
stiff s. katı
It's pretty stiff.
Oldukça katı.

More Sentences
Otomotiv
stiff s. sert
This stiff collar hurts my neck.
Bu sert yaka boynumu acıtıyor.

More Sentences
Denizcilik
stiff s. sağlam
This is an expensive process and requires a stiff construction.
Bu pahalı bir işlemdir ve sağlam bir yapı gerektirir.

More Sentences
Genel
stiff i. kurban
stiff i. sahte para
stiff i. sahte banknot
stiff i. suç ortağı
stiff i. morto
stiff i. insan ölüsü/leşi
stiff i. baş belası
stiff i. kolalı kıyafet aksesuarı
stiff i. sertleştirilmiş kıyafet aksesuarı
stiff i. sıkıcı kimse
stiff i. kendini beğenmiş kimse
stiff i. kibirli kimse
stiff i. burnu havada kimse
stiff i. insanı bayan kimse
stiff i. sarhoş kimse
stiff i. ayyaş
stiff i. serseri kimse
stiff i. aylak kimse
stiff i. niteliksiz kimse
stiff i. saygınlığı olmayan kimse
stiff i. kötü şöhretli kimse
stiff i. mavi yakalı işçi
stiff i. işçi
stiff i. emekçi
stiff i. işsiz kimse
stiff i. boşta gezen kimse
stiff i. sürekli iş değiştiren kimse
stiff i. bir işte dikiş tutturamayan kimse
stiff i. göçmen işçi
stiff i. belirli bir siyasi görüşü olmayan kimse
stiff i. dinle alakası olmayan kimse
stiff i. joker eleman
stiff i. her işi yapan işçi
stiff i. yarış kazanma beklentisi olmayan at
stiff i. yarış kazanamayacak at
stiff i. kötü at
stiff i. (kötü at anlamında) eşek
stiff i. amele
stiff i. avare
stiff i. derbeder kimse
stiff i. aldatılan kimse
stiff i. kerizlenen kimse
stiff i. kandırılan kimse
stiff i. dolandırılan kimse
stiff i. (dolandırma anlamında) çarpılmış kimse
stiff f. kazık atmak
stiff f. üstüne yatmak
stiff f. koyulaştırmak
stiff f. yoğunlaştırmak
stiff f. (fransız cilasında) yağını almak
stiff f. sertleştirmek
stiff f. dolandırmak
stiff f. parasına el koymak
stiff f. bahşiş vermemek
stiff f. kandırmak
stiff f. (oyunda yenerek, dalavere ile) para almak
stiff s. sarhoş
stiff s. alkollü
stiff s. koyu bir kıvamda olan
stiff s. aşırı yüksek
stiff s. içkili
stiff s. resmi
stiff s. soğuk (davranış)
stiff s. aşırı
stiff s. kuvvetli
stiff s. gergin (kas)
stiff s. koyu
stiff s. kati
stiff s. sarp
stiff s. inanılmaz
stiff s. yüksek
stiff s. donyağı gibi
stiff s. kabul edilemez
stiff s. yoğun
stiff s. zor
stiff s. sert (bir şey)
stiff s. pahalı
stiff s. güç
stiff s. dik
stiff s. zoraki
stiff s. müşkül
stiff s. eğilmez
stiff s. inatçı
stiff s. gergin
stiff s. özlü
stiff s. zorlu
stiff s. pek
stiff s. bükülmez
stiff s. şiddetli
stiff s. kubat
stiff s. absürt
stiff s. gururlu
stiff s. onurlu
stiff s. özgüvenli
stiff s. başı dik
stiff s. kendini beğenmiş
stiff s. kibirli
stiff s. (alkol, ilaç) fazla miktarda etken madde içeren
stiff s. (alkol, ilaç) etkili
stiff s. (alkol, ilaç) güçlü
stiff s. (alkol, ilaç) tesirli
stiff s. killi
stiff s. balçık kıvamlı
stiff s. kalabalık
stiff s. dolu
stiff s. istila edilmiş
stiff s. boş yeri kalmayan
stiff s. ağzına kadar dolu
stiff s. tam kapasite dolan
stiff s. her yeri kaplayan
stiff s. (politika, kural) esneklik tanınmayan
stiff s. (politika, kural) değişmez
stiff s. (penis) kalkmış
stiff s. (penis) sertleşmiş
stiff s. (penis) erekte
stiff s. ölü
stiff s. ölmüş
stiff s. merhum
stiff s. maktul
stiff zf. dimdik
stiff zf. sertçe
stiff zf. şiddetle
stiff zf. aşırı
stiff zf. uç noktada
stiff zf. ekstrem seviyelerde
stiff zf. ciddi bir şekilde
stiff zf. yoğun bir şekilde
stiff zf. aşırı derecede
Teknik
stiff i. bükülmez
stiff s. sıkışık
Denizcilik
stiff s. rüzgara dayanır
İskambil
stiff s. ( eldeki tek kıymetli kart) savunmasız
Argo
stiff s. çakırkeyif
stiff s. kafası dumanlı
stiff s. sarhoş

"stiffs" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
stiff neck i. boyun tutulması
stiff breeze i. sert esen rüzgar
stiff neck i. inatçılık
stiff dose of i. kuvvetli dozda bir ilaç
stiff neck i. tutulmuş boyun
stiff price i. yüksek fiyat
stiff drink i. büyük miktarda ve hiç sulandırılmamış içki
stiff price i. ateş pahası
typical stiff teacher i. tipik katı öğretmen
bindle stiff i. boş gezenin boş kalfası
bindle stiff i. ipsiz sapsız tip
bindle stiff i. avare
bindle stiff i. serseri
bindle stiff i. aylak
stiff brush i. temizlik fırçası
stiff neck i. mağrur kimse
stiff neck i. tepeden bakan kimse
stiff neck i. kibirli kimse
stiff upper lip i. kararlılık
stiff-neckedness i. inatçılık
stiff upper lip i. inatçılık
stiff-neckedness i. dikbaşlılık
stiff neck i. dikbaşlı kimse
stiff neck i. burnu havada kimse
stiff upper lip i. dikbaşlılık
stiff upper lip i. kuyruğu dik tutma
stiff neck i. kurumlu kimse
stiff-neckedness i. kurumluluk
stiff-neckedness i. kibirlilik
stiff neck i. kendini beğenmiş kimse
stiff-neckedness i. dikkafalılık
stiff upper lip i. metanetlilik
stiff-neckedness i. dediğim dedik olma
stiff neck i. gururlu kimse
stiff upper lip i. sağlam duruş
stiff breeze i. sert rüzgar
stiff wind i. sert rüzgar
got stiff f. inatçı olmak
become stiff f. tutulmak
make stiff f. katılaştırmak
become stiff f. sertleşmek
be stiff f. tutulmak
have a stiff neck f. boynu tutulmak
get stiff f. inat etmek
bore somebody stiff f. içini baymak
be stiff f. et kesmek (hamlamak vb)
be bored stiff f. can sıkıntısından patlamak
have a stiff back f. beli tutulmak
as stiff as a ramrod s. aşırı ciddi
as stiff as s. kadar dik
stiff necked s. inatçı
stiff-necked s. boynu tutulmuş
stiff-necked s. dik başlı
stiff-necked s. kibirli
stiff-necked s. çok inatçı
stiff-necked s. inatçı
stiff-necked s. dik kafalı
stiff-legged s. gergin bacaklı
stiff-tailed s. kuyruğu sert
stiff-branched s. sert dallı
stiff-branched s. dalları sert olan
stiff-backed s. tepeden bakan
stiff-haired s. sert saçlı
stiff-backed s. mağrur
stiff-backed s. dimdik
stiff-haired s. sert kıllı
stiff-necked s. tumturaklı
stiff-hearted s. inatçı
stiff-hearted s. dediğim dedik olan
stiff-backed s. ayakta duran
stiff-haired s. dolaşık kıllı
stiff-backed s. eğilip bükülmeyen
stiff-hearted s. dikkafalı
stiff-necked s. tantanalı
stiff-backed s. dik
stiff-haired s. dolaşık saçlı
stiff-tailed s. dik kuyruklu
stiff-hearted s. dikbaşlı
stiff-hearted s. itaatsiz
stiff-necked s. gösterişli
stiff-backed s. azametli
stiff-backed s. kendini beğenmiş
stiff-tailed s. sert kuyruklu
stiff-backed s. kibirli
stiff-necked s. yapmacık
stiff-hearted s. asi
stiff (stiffener) kısalt. katılaştırıcı
stiff (stiffener) kısalt. sertleştirici
stiff (stiffener) kısalt. takviye elemanı
Atasözü
keep a stiff upper lip metin ol anlamına gelen atasözü
Konuşma Dili
have a stiff upper lip f. sakinlikle karşılamak
have a stiff upper lip f. zor bir dur karşısında gıkını bile çıkartmamak
be scared stiff f. aklı çıkmak
be scared stiff f. dehşete kapılmak
be scared stiff f. paniğe kapılmak
be scared stiff f. ödü kopmak
be scared stiff f. ödü patlamak
be scared stiff f. dehşete düşmek
be scared stiff f. korkudan ölmek
be scared stiff f. korkudan donmak
be bored stiff f. çok sıkılmak
be bored stiff f. sıkıntıdan patlamak
bore someone stiff f. birisini çok sıkmak
scared stiff s. ödü bokuna karışmış
scared stiff s. ödü kopmuş/patlamış
scared stiff expr. çok korkmuş
stiff cheese expr. iyi olmuş
stiff cheese expr. müstahaktır
stiff cheese expr. oh olsun
Deyim
stiff-arm i. kolları dümdüz uzatarak birini kendinden uzaklaştırma
a stiff upper lip i. soğukkanlı davranabilen kimse
a stiff upper lip i. sakinlik
a stiff upper lip i. metin olabilen kimse
a stiff upper lip i. sabırlılık
a stiff upper lip i. soğukkanlılık
a stiff upper lip i. metanet
a stiff drink i. sert sek içki
a stiff upper lip i. metanetini/sakinliğini koruyabilen kimse
a stiff upper lip i. metin olabilme
a stiff drink i. seyreltilmemiş sert içki
a stiff drink i. herhangi bir şeyle karıştırılmamış/seyreltilmemiş sert içki
a stiff drink i. sert içki
keep a stiff upper lip f. cesaretini kaybetmemek
keep a stiff upper lip f. metin olmak
keep a stiff upper lip f. soğukkanlı olmak
scare someone stiff f. birinin ödünü patlatmak
keep a stiff upper lip f. sükunetle karşılamak
keep a stiff upper lip f. zor bir durum karşısında çıt çıkartmamak
keep a stiff upper lip f. heyecanını belli etmemek
bore someone stiff f. birisini çok sıkmak
bore someone stiff f. içini baymak
scare someone stiff f. birisini çok korkutmak
scare someone stiff f. ödünü koparmak
scare someone stiff f. ödünü patlatmak
scare someone stiff f. ödünü bokuna karıştırmak
scare someone stiff f. çok korkutmak
be bored stiff f. çok sıkılmak
stiff-arm f. kolları dümdüz uzatarak birini kendinden uzaklaştırmak
be scared stiff to death f. korkudan altına etmek/yapmak/kaçırmak
be scared stiff to death f. deli gibi korkmak
be scared stiff to death f. korkudan çıldırmak
be scared stiff to death f. korkudan deliye dönmek
be scared stiff to death f. korkudan kaskatı kesilmek
be scared stiff to death f. korkudan ölmek
be scared stiff to death f. dehşete düşmek/kapılmak
be scared stiff to death f. ölümüne korkmak
be (as) stiff as a board f. esnemez/eğilip bükülmez olmak
be (as) stiff as a board f. tahta gibi olmak
be (as) stiff as a board f. kalıp gibi olmak
be (as) stiff as a board f. çok sert olmak