açık - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

açık



Bedeutungen von dem Begriff "açık" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 208 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
açık express adj.
açık explicit adj.
açık clear adj.
açık open adj.
açık bare adj.
General
açık shortfall n.
açık lorry n.
açık debit n.
açık aperture n.
açık bawdy n.
açık deficient amount n.
açık open air n.
açık apparentness n.
açık open sea n.
açık deficit n.
açık vacancy n.
açık open-air n.
açık shortfall n.
açık square adj.
açık obvious adj.
açık unlocked adj.
açık vacant adj.
açık selfevident adj.
açık hospitable adj.
açık expansive adj.
açık upfront adj.
açık unconcealed adj.
açık outspoken adj.
açık smutty adj.
açık wide adj.
açık short and to the point adj.
açık bare adj.
açık candid adj.
açık pale adj.
açık lucent adj.
açık definite adj.
açık wishywashy adj.
açık palpable adj.
açık patulous adj.
açık decided adj.
açık downright adj.
açık clarion adj.
açık unobstructed adj.
açık translucent adj.
açık deficient adj.
açık aboveground adj.
açık ostensive adj.
açık opened adj.
açık evident adj.
açık raw adj.
açık distinct adj.
açık decollete adj.
açık fair adj.
açık uncovered adj.
açık avowed adj.
açık unmistakable adj.
açık frank adj.
açık visible adj.
açık undisguised adj.
açık serene adj.
açık in blank adj.
açık blank adj.
açık unsealed adj.
açık uncrossed adj.
açık precise adj.
açık crystal adj.
açık direct adj.
açık apparent adj.
açık unashamed adj.
açık public adj.
açık forthright adj.
açık lucid adj.
açık categorical adj.
açık confessed adj.
açık free adj.
açık plain adj.
açık spread adj.
açık declared adj.
açık bald adj.
açık definitive adj.
açık spacious adj.
açık luminous adj.
açık perspicuous adj.
açık patent adj.
açık unprotected adj.
açık unclouded adj.
açık straightforward adj.
açık exposed adj.
açık broad adj.
açık point blank adj.
açık unequivocal adj.
açık uncomplicated adj.
açık gaping adj.
açık blatant adj.
açık round adj.
açık shadowless adj.
açık bluff adj.
açık revealing adj.
açık fine adj.
açık manifest adj.
açık signal adj.
açık loose adj.
açık transparent adj.
açık outdoor adj.
açık clean adj.
açık positive adj.
açık unambiguous adj.
açık shiny adj.
açık articulate adj.
açık bleak adj.
açık noticeable adj.
açık outright adj.
açık legible adj.
açık pellucid adj.
açık naked adj.
açık slipt adj.
açık light adj.
açık straight adj.
açık on adj.
açık open adj.
açık demonstrable adj.
açık intelligible adj.
açık heart-to-heart adj.
açık clean-cut adj.
açık clear-cut adj.
açık up-front adj.
açık point-blank adj.
açık self-evident adj.
açık open-ended adj.
açık plain-dealing adj.
açık well-marked adj.
açık wide-open adj.
açık off adj.
açık overt adj.
açık picturesque adj.
açık unreserved adj.
açık unlatched adj.
açık sightful adj.
açık unmistakeable adj.
açık not-so-subtle adj.
açık categoric adj.
açık champaign adj.
açık champion [obsolete] adj.
açık nonambiguous adj.
açık nonclandestine adj.
açık noncomplicated adj.
açık neat adj.
açık eloquent adj.
açık eminent adj.
açık unabashed adj.
açık unbarricadoed adj.
açık in bulk adv.
açık openly adv.
açık expressly adv.
Colloquial
açık above board adj.
açık in focus expr.
açık into the open expr.
açık in the open expr.
Trade/Economic
açık deficient amount n.
açık deficiency n.
açık shortage n.
açık gap n.
açık declared adj.
açık evident adj.
açık plain adj.
açık explicit adj.
açık vacant adj.
açık uncrossed adj.
açık deficit adj.
açık undischarged adj.
açık specific adj.
açık overt adj.
açık apparent adj.
açık open adj.
açık manifest adj.
açık outright adj.
açık blank adj.
açık obvious adj.
açık bare adj.
açık distinct adj.
açık decided adj.
Law
açık perspicuous adj.
açık deficit adj.
açık explicit adj.
açık overt adj.
açık express adj.
Politics
açık vacancy n.
açık public adj.
Technical
açık net adj.
açık power on expr.
Computer
açık clear adj.
açık off-hook adj.
açık open expr.
açık powered on expr.
açık on expr.
açık opens expr.
Aeronautic
açık extended adj.
açık specific adj.
Food Engineering
açık blank adj.
Math
açık open adj.
Chemistry
açık translucid adj.
Literature
açık unbedimmed adj.
Linguistics
açık overt adj.
Meteorology
açık clear adj.
Painting
açık high-key adj.
açık high-keyed adj.
Archaic
açık ope adj.
açık apert adj.

Bedeutungen, die der Begriff "açık" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
açık artırmacı auctioneer n.
açık artırma auction n.
eli açık bounteous adj.
açık tenli fair adj.
eli açık generous adj.
eli açık openhanded adj.
kısmeti açık fortunate adj.
açık uçlu open-ended adj.
açık (renk) light adj.
açık (kapı) open adj.
açık (hesaplarda) deficit adj.
ucu açık open-ended adj.
tartışmaya açık disputable adj.
açık saçık racy adj.
açık bir biçimde clearly adv.
General
açık seçik konuşmak speak clearly v.
açık artırmaya çıkarmak put up something for auction v.
açık etmek publish v.
açık durmak stand aside v.
açık olmak be accessible v.
araları açık olmak (birilerinin) be at odds v.
açık artırmada fiyat artırmak bid v.
açık tutmak held open v.
ağzını açık tutmak gaping v.
açık durmak not to interfere v.
boyamak (bir rengin açık bir tonuna) tint v.
herkese açık yarışma free for all v.
aç açık kalmak lose everything v.
açık seçik belirtmek articulate v.
açık çek vermek give someone a blank check v.
gözü açık gitmek die in disappointment v.
açık artırma ile satmak auction v.
açık konuşmak be frank v.
açık havada gecelemek bivouac v.
halka açık hale getirmek make public v.
açık tutmak keep open v.
dürüst ve açık olmak lay the cards on the table v.
açık oturum yapmak make a panel v.
açık artırma ile satmak auctioneer v.
açık bono vermek give somebody a carte blanche v.
açık bir şekilde anlatmak clarify v.
açık artırma ile satmak auction off v.
açık olmak be receptive v.
açık söylemek speak openly v.
ağzı açık bakmak gape v.
ağzı açık kalmak gape v.
açık vermemek not to have a deficit or shortage v.
ağzı açık bir şekilde bakmak gape v.
açık artırma ile satmak sell by auction v.
açık vermemek not to lay oneself open to criticism v.
açık olmak be sincere with others v.
açık olmak be on v.
açık artırma ile satmak sell at auction v.
açık kalmak be left open v.
açık kart vermek give complete authority to someone v.
açık seçik konuşmak talk clearly v.
ağzı açık kalmak gape with astonishment v.
açık bulunmak (economy, budget) to have a deficit v.
açık kapı bırakmak leave the door open v.
açık çek vermek vest someone with authority v.
açık farkla yenmek outpoint v.
açık konuşmak talk frankly v.
açık konuşmamak mince matters v.
açık gidermek meet the deficit v.
açık olmak (elektrik/ışık) be on v.
aç açık kalmak be left homeless v.
ağzı açık ayran delisi gibi bakmak stare like a stuck pig v.
etkisine açık bırakmak expose v.
açık bırakmak leave open v.
açık bir şekilde telaffuz etmek articulate v.
açık vermek be unable to hide something v.
açık kapı bırakmak leave someone some leeway v.
açık artırmada daha fazla fiyat vermek outbid v.
açık kart vermek give carte blanche v.
aç açık kalmak be hungry and homeless v.
açık artırma ile satmak public auction v.
açık bir şekilde ifade etmek articulate v.
ağzı açık bir şekilde seyretmek gawp at v.
açık ve kesin ifade etmek formulate v.
açık hale getirmek clear v.
dürüst ve açık olmak put the cards on the table v.
açık olmak (elektrik/su/gaz) be on v.
bir eserin açık saçık görülen yerlerini çıkarmak bowdlerize v.
ağzı bir karış açık kalmak bowl over v.
açık çek vermek give someone carte blanche v.
açık etmek express v.
açık oturum yapmak arrange a panel v.
açık vermek have a deficit v.
açık artırmada satmak bring to the hammer v.
açık tutmak hold open v.
kesin ve açık olarak belirtmek formulate v.
yolunu açık etmek speed v.
ağzı açık dinlemek hang on somebody's words v.
açık eksiltme ile satın almak purchase by dutch auction v.
tartışmaya açık olmak be open to dispute v.
açık olmak (eleştirilere/yeni fikirlere vb) be open to v.
bir şeyi açık artırma ile satışa çıkarmak put something up for auction v.
açık bono vermek give someone a blank check v.
açık kapı bırakmak leave with some room for choice v.
hattı açık tutmak get the caller off the line v.
hattı açık tutmak clear the line v.
açık havaya çıkmak go outdoors v.
açık havaya çıkmak get outdoors v.
açık iletişim kurmak establish an open communication v.
açık hale gelmek be clarified v.
açık hale gelmek become clarified v.
açık kalmak stay open v.
hastalığa açık olmak open to disease v.
açık bırakmak leave something open v.
açık unutmak leave something open v.
eleştirilere açık olmak be open to criticism v.
yoruma açık olmak be open to interpretation v.
açık unutmak forget something open v.
işbirliğine açık olmak be open to cooperation v.
değişime açık olmak open to change v.
açık olmak remain open v.
açık olmak (dürüst) be aboveboard with v.
açık olmak (cihaz vb) be on v.
kapısı herkese açık davet vermek keep open house v.
açık artırma veya eksiltme usulüyle satın almak purchase by tender v.
açık hava ızgarada pişirmek barbecue v.
(ev) önü açık olmak (house) have an open view v.
(kötü bir şeye) açık veya maruz olmak be vulnerable to v.
şansını açık bırakmak keep one's option open v.
ihanete açık olmak be vulnerable to betrayal v.
açık oynamak assure of v.
ihanete açık olmak be open to treachery v.
ihanete açık olmak be vulnerable to treachery v.
açık artırmayla satmak cry v.
yeni fikirlere açık olmak be open to new ideas v.
yeniliklere açık olmak be open to new ideas v.
birini kolayca ve açık ara yenmek beat hollow v.
farklı yorumlara açık olmak be contestable v.
farklı yorumlara açık olmak be open to dispute v.
ışığı açık bırakmak leave the lights on v.
farklı yorumlara açık olmak be questionable v.
farklı yorumlara açık olmak be debatable v.
öneriye açık olmak be open to suggestion v.
önerilere açık olmak be open to any suggestions v.
pazarlığa açık olmak be bargainable v.
pazarlığa açık olmak be negotiable v.
şifreli metni açık hale getirmek decrypto v.
kapıyı açık bırakmak leave the door open v.
açık biçimde ifade etmek state explicitly v.
açık biçimde ifade etmek express clearly v.
açık biçimde ifade etmek state clearly v.
açık biçimde ifade etmek express explicitly v.
önerilere açık olmak be open for suggestions v.
görüşlere açık olmak be open to the opinions v.
açık artırmada satılmak be sold at an auction v.
bir şeyi birine açık açık söylemek enunciate something to someone v.
açık artırmaya çıkarılmak be auctioned v.
açık artırmada satılmak be auctioned v.
kulübü açık tutmak keep the club open v.
itiraza açık olmak be open to objection v.
bir şeyi açık artırmada satmak sell something at auction v.
kapıyı açık tutmak/bırakmak hold the door open v.
gazı açık bırakmak leave the gas on v.
taksimetreyi açık tutmak keep the meter running v.
taksimetreyi açık bırakmak keep the meter running v.
açık görüşlü olmak be open-minded v.
ışığı açık tutmak keep the light on v.
gayet açık bir mesaj vermek give a very clear message v.
bütçesinde ...'lık açık olmak have a hole in one's budget of v.
bir gözü açık uyumak sleep with one eye open v.
tek gözü açık uyumak sleep with one eye open v.
kamuya açık hale gelmek enter the public domain v.
açık kalmak remain open v.
(bir şey hakkında) açık/net olmak be clear on something v.
açık çek imzalamak sign a blank check v.
ile açık/bilinen/görünen bir ilişkisi/akrabalığı olmamak bear no apparent relationship to v.
bir eserin açık saçık görülen yerlerini çıkarmak bowdlerise v.
taksimetreyi açık bırakmak leave the meter running v.
taksimetreyi açık tutmak leave the meter running v.
açık hale getirmek disambiguate v.
yeni fikirlere açık olmak stand open to new ideas v.
yeni görüşlere açık olmak stand open to new ideas v.
ocağı açık unutmak forget the stove on v.
açık biçimde farklı olmak contrast sharply with v.
açık havada çalışmak work outdoors v.
yeniden açık etmek re-express v.
herkese açık bir oturum ya da yayında tanıtım maksatlı olarak (bir ünlünün veya ürünün) isminden bahsetmek name-check v.
maksadını açık etmek telegraph v.
(bir konuyu) açık yüreklilikle ortaya koymak face (a thing) out v.
açık sözlülükle konuşmak speak fair v.
açık yüreklilikle konuşmak speak fair v.
halka açık hale gelmek take vent v.
açık deniz demiri drogue n.
açık teşekkür public acknowledgement n.
açık kömür ocağı strip mine n.
açık ellilik generosity n.
üstü kapalı, üç yanı açık ve evin bir cephesinde boydan boya uzanan balkon veranda n.
açık deniz mavisi aqua n.
açık dil plain language n.
şaşkınlıktan ağzı açık kalmış gaper n.
açık gri light grey n.
açık ve içten olma candidness n.
açık saçık olma bawdiness n.
açık mevzi exposed position n.
açık veren bütçe unbalanced budget n.
açık yara raw n.
açık yüreklilik candidness n.
açık önerme open condition n.
açık depo yard n.
açık pozisyon vacant position n.
açık sözlülük straightness n.
açık önerme open sentence n.
açık havada fuar yeri fairground n.
açık deniz high seas n.
açık mor lavender tints n.
açık işletme surface mining n.
açık kapı politikası open door policy n.
açık seçiklik clarity n.
açık üniversite open university n.
açık duruşma open trial n.
açık teşekkür public thanks n.
açık alan agora n.
açık havada yakılan ateş bonfire n.
saçta daha açık renkteki kısımlar highlights n.
açık bölge free zone n.
açık yer vacancy n.
açık hava outdoors n.
açık deniz gemisi deep sea steamer n.
açık saçık konuşma smut n.
açık büfe yemek servisi yapan restoran smorgasbord n.
açık sözlülük expansiveness n.
açık havada yenilen yemek picnic n.
açık bir şekilde dile getirme articulation n.
açık senet blank bill n.
açık zemin üstünde koyu renk kare desenlerden oluşmuş bir çeşit kumaş tattersall n.
ağıl (çevresi çit veya tel örgüyle çevrili, üstü açık) pen n.
açık artırma ile satış sale n.
açık ocak madenciliği opencast mining n.
halka açık accessible to the public n.
halka açık görüşme public audience n.
açık (mali) deficit n.
açık anlaşma express agreement n.
açık kredi blank credit n.
rüzgara açık olan taraf weather n.
açık kadro vacancy n.
önü açık ufak göz (yazıhanede/dolapta) cubbyhole n.
açık bir şekilde anlatma elucidating n.
açık oynama showdown n.
üstü açık büyük boru sluice n.
açık havada çalan müzik topluluklarına özgü ve çoğu zaman üstü kapalı platform bandstand n.
açık ve manzaralı anayol parkway n.
açık şehir open city n.
açık kadro vacant position n.
açık ateş direct fire n.
açık tenlilik fairness n.
italya'da halka açık meydan piazza n.
kamuya açık toplantı public meeting n.
yalnız bir ucu açık oyuk yer caecum n.
açık saçıklık obscenity n.
sundurma (kapı önündeki yanları açık) porch n.
açık arazi unprotected terrain n.
açık kabuk non closed shell n.
açık deniz seagoing n.
açık yük vagonu flatcar n.
açık davranma plain dealing n.
açık elbise revealing dress n.
çakraların açık olması clairsentience n.
açık kadro opening n.
büyük gösteri (genellikle açık havada yapılan) spectacle n.
açık dolaşım sistemi open circulatory system n.
açık boşaltım sistemi outfall n.
açık yara an open sore n.
açık yer gap n.
umuma açık olan yer public place n.
yanları açık garaj carport n.
açık kalpli olma openheartedness n.
açık saçıklık filth n.
açık büfe yemek buffet n.
açık saçık oluş bawdiness n.
açık oturum konuşmacısı panelist n.
bir tür açık tribün bleachers n.
açık havuz outdoor swimming pool n.
açık hesap credit account n.
açık alan open area n.
açık otopark parking lot n.
açık imza blank signature n.
açık toplum open society n.
açık kalıp open die n.
açık saçık konuşma ribaldry n.
açık yerlerde bulunan umumi posta kutusu pillar box n.
açık bir ton (renkte) tint n.
(ark/kanal gibi üstü açık) suyolu watercourse n.
ağzı açık kalma gape n.
etkisine açık bırakma exposure n.
açık gagalı leylek shell ibis n.
açık düzge open system n.
açık deniz mavisi light teal n.
açık sözlülük candor n.
umuma açık olma publicity n.
açık mekan outer space n.
açık pencere opened window n.
halka açık yol queen's highway n.
üstü açık oyuncak araba wagon n.
açık yer opening n.
açık bütçe open budget n.
açık (bütçe/hesap vb'nde) deficit n.
açık saçık laf obscenity n.
açık sözlülük ingenuousness n.
açık davetiye open invitation n.
sahne (geçici açık hava sahnesi) stand n.
açık deniz the open n.
açık adım wide step n.
burnu açık ayakkabı peep toe n.
üstü açık araba drophead n.
açık etme airing n.
eli açık olma freehandedness n.
muayenehanenin açık olduğu saatler surgery hours n.
açık saçıklık bawdiness n.
yanları açık ve dört tekerlekli yük arabası lorry n.
açık bej cream n.
açık deniz offshore n.
açık kontenjan vacancy n.
açık sözlülük roundness n.
açık kalplilik candor n.
açık sözlülük outspokennes n.
açık sözlülük outspokenness n.
açık saçık bawdy n.
açık olma egregiousness n.
açık kahverengi fawn n.
açık saçık konuşma lechering n.
açık yeşil chartreuse n.
açık ağıl hovel n.
açık yeşil pea green n.
açık yeşil jade n.
açık saçıklık lewdness n.
açık kalplilik candour n.
internet açık artırmaları internet auction n.
üstü açık dört tekerlekli rus at arabası droshky n.
açık mekan open space n.
açık sözlülük candour n.
açık deniz offing n.
açık semalar open skies n.
açık adres mailing address n.
açık adım big step n.
banyo (halka açık) bathhouse n.
açık sözlülük openness n.
açık yer the open n.
halka açık seminer open public seminar n.
saldırı veya tenkide açık olma vulnerability n.
açık seçiklik lucidity n.
açık oturum panel n.
açık saçıklık immodesty n.
açık alan range n.
açık celse public hearing n.
burnu açık peep toe n.
açık delil smoking gun n.
yerleşim yerleri dışında açık ve işlenmemiş arazi moor n.
açık liman free port n.
kapların veya içi boş şeylerin açık yanı mouth n.
açık fikirlilik catholicity n.
açık olma exposal n.
açık sandık open caisson n.
veranda (bir yanı veya yanları açık) porch n.
açık saçık yayın pornography n.
papaz ve piskoposların ayin için giydiği geniş kolları olan yanlardan açık bir tür cüppe dalmatic n.
açık alan concourse n.
üstü açık araba roadster n.
açık vagon flatcar n.
açık havadaki depo yard n.
havuz kapasitesi (özellikle kamuya açık olanlar) bather load n.
açık hava toplantısı public protest meeting n.
açık havada oynanan bir oyun bowls n.
açık alan opening n.
cevabı açık olan soru rhetorical question n.
açık ve kesin ifade formulation n.
açık deniz the open sea n.
açık otlak ve arazi anlamında güney afrika terimi veldt/veld n.
açık hava fresh air n.
açık oylama open vote n.
açık fikir open mind n.
açık mor lilac n.
orman içindeki açık alan glade n.
bir yarın açık yüzüne yapılmış yol corniche n.
açık hava ocağı opencast mine n.
açık sözlülük artlessness n.
donuk açık kahverengi kumaş drab n.
açık pencere open window n.
açık hava clear weather n.
açık rekabet open competition n.
açık maaşı half pay n.
açık oyalamada lehte oy verme acclaim n.
açık tribün bleachers n.
açık arazi exposed terrain n.
halka açık public access n.
açık bilet open ticket n.
açık tarife open rates n.
açık kapı open door n.
açık yara open wound n.
açık işlev manifest function n.
açık sözlü artlessness n.
açık oturum open session n.
önü açık giysi wraparound n.
açık sözlülük freedom n.
açık sözlülük plainspokenness n.
açık sözlülük bluntness n.
açık oy open vote n.
açık sözlülük frankness n.
açık yüreklilik candor n.
açık tavır clear stance n.
mali açık fiscal deficit n.
donuk açık kahverengi drab n.
açık saçık konuşma scurrilousness n.
genellikle açık denizlerde ve deniz kıyılarında yaşayan kuşlar seafowl n.
açık artırma ile satma auctioning n.
açık saçıklık indecency n.
yeni başlamış açık incipient deficit n.
yeni çıkmış açık incipient deficit n.
açık deniz open sea n.
açık artırma open bidding n.
açık kimlik clear identity n.
açık oturum yöneticisi panel discussion moderator n.
açık evlilik open marriage n.
açık öğretim distance education n.
açık eflatun lavender n.
açık yeşil lime n.
açık mavi aqua n.
açık yeşil bright green n.
bankanın açık olduğu gün bank working day n.
ağzı açık gezen gobemouche n.
açık iletişim open communication n.
açık hava konseri open air concert n.
açık hava etkinlikleri outdoor recreation n.
açık ve kapalı raflar open and closed shelves n.
açık piyasa işlemleri open market operations n.
açık mekanlar open spaces n.
açık hava eğitimi outdoor education n.
ağzı açık kalma hiation n.
açık öğretim open plan schools n.
gelişime açık open for improvement n.
açık hava yüzme havuzu outdoor pool n.
açık yüzme havuzu outdoor pool n.
açık güverte open deck n.
açık tenis open tennis n.
açık sarı straw yellow n.
gelişmeye açık open to improvement n.
açık arazi open field n.
açık oturum panel discussion n.
açık hava trafosu open air transformer n.
açık iskele open wharf n.
halka açık alan open public space n.
açık tip open type n.
açık dolaşım sistemi open blood system n.
açık hücre open cell n.
üstü açık vagon lorry n.
kapak açık tutma tertibatı pallet cover restraining strap n.
açık yol open path n.
açık dere open valley n.
açık kanal open conduit n.
açık kanal open channel n.
açık rıhtım open wharf n.
açık göze open cell n.
açık uçlu soru open ended question n.
açık ifade open expression n.
açık ihale usulü open tender procedure n.
açık hava tiyatrosu open air theatre n.
açık alan open field n.
açık ilişki open relationship n.
açık olmama durumu unclarity n.
kapısı herkese açık davet open house n.
satılık ya da kiralık bir mekanın insanların görüşüne açık olduğu zaman aralığı open house n.
açık artırma ile satış auction n.
açık davranış overt behaviour n.
açık yüreklilik candour n.
(orman) açık alan clearing n.
ormanda açık alan clearing n.
halka açık alan common n.
krikete benzer bir açık hava oyunu croquet n.
üstü açık döşeme deck n.
halka açık yüzme havuzu communal swimming pool n.
halka açık yüzme havuzu public swimming pool n.
halka açık yüzme havuzu community pool n.
halka açık yüzme havuzu public pool n.
halka açık yüzme havuzu community swimming pool n.
açık olma exposure n.
açık arazi field n.
açık dirsek gored elbow n.
açık bir örnek an obvious example n.
seyircilerin arabaları içinde oturarak film seyrettikleri açık hava sineması drive-in n.
açık renk saç fair-hair n.
açık hava türbülansı clear-air turbulence n.
açık deniz high-sea n.
herkese açık yarışma free-for-all n.
açık deniz deep-sea n.
açık hava sineması open-air cinema n.
açık tarih open-date n.
açık ellilik open-handedness n.
gece açık bırakılan loş ışık night-light n.
açık hava yüzme havuzu open-air pool n.
açık alan open-air space n.
açık hava tiyatrosu open-air theatre n.
açık hava tiyatrosu open-air theater n.
açık yüzme havuzu open-air pool n.
halka açık yerledeki hoparlör sistemi public-address system n.
açık hava müzesi open-air museum n.
açık devre open-circuit n.