work - Türkçe İngilizce Sözlük

work

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

work — Definition

Anlamı ve Tanımı:
, çalışmak
Okunuş (IPA):
(AmE /wɜːrk/ – BrE /wɜːk/)
Terim Türü:
İsim: work (uncountable); Fiil: work (works – worked – working)
Emek gerektiren faaliyet ya da bu faaliyeti gerçekleştirme durumu. Eski İngilizce weorc kökünden gelir. Ekonomi, sosyoloji ve gündelik yaşamın merkezî kavramlarından biridir.
Eş Anlamlılar:
labor, employment
Zıt Anlamlılar:
leisure, idleness

"work" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 141 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
work i. yapıt
Darwin's work changes everything.
Darwin'in yapıtı her şeyi değiştirir.

More Sentences
work i. eser
He gave me the complete works of Plato as a birthday present.
Bana doğum günümde Platon'un tüm eserlerini hediye etti.

More Sentences
work i.
I had to take some work with me on vacation.
Tatilde yanıma biraz almak zorunda kaldım.

More Sentences
work i. görev
The Ombudsman needs to be able to carry out his work in full.
Ombudsman'ın görevini tam olarak yerine getirebilmesi gerekmektedir.

More Sentences
work i. çalışma
He is the one who supervises the work of the department.
Departmanın çalışmalarını denetleyen kişi odur.

More Sentences
work f. çalışmak
The teacher asked me a question, but my brain stopped working.
Öğretmen bana bir soru sormuştu ama benim kafam çalışmaz oldu.

More Sentences
work f. iş yapmak
It is almost impossible to work a 9-5 job from home while raising children.
Çocuk yetiştirirken evden 9-5 iş yapmak neredeyse imkansız.

More Sentences
work f. işe yaramak
Here we have an example of outsourcing that is not working.
Burada işe yaramayan bir dış kaynak kullanımı örneğiyle karşı karşıyayız.

More Sentences
Genel
work i. kitap
Süleyman S. Terzioğlu is another author who discusses the mother tongue issue in his work.
Süleyman S. Terzioğlu da anadil meselesini kitabına konu eden bir başka yazar.

More Sentences
work i. mesai
I believe she has crystallised a lot of the hard work that has gone into this subject.
Bu konuda sarf edilen yoğun mesainin büyük bir kısmını kristalize ettiğine inanıyorum.

More Sentences
work i. işyeri
Noise at work can cause effects such as fatigue, communication difficulties and total hearing loss.
İşyerinde gürültü, yorgunluk, iletişim güçlükleri ve tamamen işitme kaybı gibi etkilere neden olabilir.

More Sentences
work i.
I had to take some work with me on vacation.
Tatilde yanıma biraz almak zorunda kaldım.

More Sentences
work i. uğraş
Moving to another city for college can be a lot of work.
Üniversite için başka bir şehre taşınmak çok fazla uğraş gerektirebilir.

More Sentences
work i. emek
I can only imagine the amount of work that went into it.
Bunun için ne kadar emek harcandığını ancak hayal edebilirim.

More Sentences
work i. gayret
I congratulate the rapporteur on her work in making this possible.
Raportörü de bunu mümkün kılmak için gayretinden ötürü kutluyorum.

More Sentences
work i. ameliyat
I'm pretty sure that actress has had work done.
O aktrisin ameliyat yaptırdığından eminim.

More Sentences
work i. araştırma
She plans to do graduate work in chemistry.
Kimya alanında yüksek lisans araştırması yapmayı planlıyor.

More Sentences
work i. çalışma
He is the one who supervises the work of the department.
Departmanın çalışmalarını denetleyen kişi odur.

More Sentences
work f. işlemek
He waited patiently as the stain worked its way into the wood.
Leke ahşabın içine işlerken sabırla bekledi.

More Sentences
work f. çabalamak
We have to work extra hard to retain positive memories.
Olumlu anıları akılda tutmak için daha fazla çabalamamız gerekir.

More Sentences
work f. uğraşmak
I worked really hard to finish this sculpture.
Bu heykeli bitirmek için cidden çok uğraştım.

More Sentences
work f. çözmek
A classmate showed me how to work the equation.
Bir sınıf arkadaşım bana denklemin nasıl çözüleceğini gösterdi.

More Sentences
work f. etkilemek
The industrial minimalist style doesn't work for me.
Endüstriyel minimalist tarz beni etkilemiyor.

More Sentences
work f. yapmak
It was very good of her to work it in so effectively.
Bunu bu kadar etkili bir şekilde yapması çok iyiydi.

More Sentences
work f. yaramak
The rudder works to control the yaw of the plane.
Dümen, uçağın yalpalamasını kontrol etmeye yarar.

More Sentences
work f. heyecanlandırmak
The 18-year-old rapper knew how to work a crowd.
18 yaşındaki rapçi kalabalığı nasıl heyecanlandıracağını biliyordu.

More Sentences
work f. iş yapmak
It is almost impossible to work a 9-5 job from home while raising children.
Çocuk yetiştirirken evden 9-5 iş yapmak neredeyse imkansız.

More Sentences
work f. meşgul olmak
Working with the elderly is an admirable job.
Yaşlılarla meşgul olmak takdire şayan bir iş.

More Sentences
work f. işe yaramak
Here we have an example of outsourcing that is not working.
Burada işe yaramayan bir dış kaynak kullanımı örneğiyle karşı karşıyayız.

More Sentences
work f. yürümek
The only problem is that it will not work like that.
Tek sorun bunun böyle yürümeyecek olması.

More Sentences
work f. etkili olmak
The conditioner works immediately to soften treated hair.
İşlem görmüş saçları yumuşatmada saç kremi hemen etkili oluyor.

More Sentences
work f. iyi sonuç vermek
This whole thing worked out kind of nice for you.
Bütün bu olaylar senin adına iyi sonuç verdi.

More Sentences
work f. görev yapmak
Jeremy works the west coast, while I cover the east.
Jeremy batı kıyısında görev yapıyor, ben ise doğuda.

More Sentences
work f. çalıştırmak
I just taught my father how to work the smart TV.
Az önce babama akıllı televizyonu nasıl çalıştıracağını öğrettim.

More Sentences
work f. çalışmak
The teacher asked me a question, but my brain stopped working.
Öğretmen bana bir soru sormuştu ama benim kafam çalışmaz oldu.

More Sentences
work f. gezinmek
His fingers worked down the engravings as he studied the vintage door.
Eski kapıyı incelerken parmakları kabartmalarda geziniyordu.

More Sentences
work f. yerden çıkarmak
Three drillships were sent to the area to work oil.
Yerden petrolü çıkarmak amacıyla bölgeye üç sondaj gemisi gönderildi.

More Sentences
work f. mesai yapmak
He got time and a half when he worked beyond his usual quitting time.
Ek mesai yapınca normalin bir buçuk katı ücret aldı.

More Sentences
Konuşma Dili
work f. ayarlamak
I think we can work something out.
Sanırım bir şeyler ayarlayabiliriz.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
work i. emek
I can only imagine the amount of work that went into it.
Bunun için ne kadar emek harcandığını ancak hayal edebilirim.

More Sentences
work i. görev
The Ombudsman needs to be able to carry out his work in full.
Ombudsman'ın görevini tam olarak yerine getirebilmesi gerekmektedir.

More Sentences
work i.
I had to take some work with me on vacation.
Tatilde yanıma biraz almak zorunda kaldım.

More Sentences
Hukuk
work i. eser
He gave me the complete works of Plato as a birthday present.
Bana doğum günümde Platon'un tüm eserlerini hediye etti.

More Sentences
work i. eser
He gave me the complete works of Plato as a birthday present.
Bana doğum günümde Platon'un tüm eserlerini hediye etti.

More Sentences
Teknik
work i. çalışma
He is the one who supervises the work of the department.
Departmanın çalışmalarını denetleyen kişi odur.

More Sentences
work i. eser
He gave me the complete works of Plato as a birthday present.
Bana doğum günümde Platon'un tüm eserlerini hediye etti.

More Sentences
work i.
I had to take some work with me on vacation.
Tatilde yanıma biraz almak zorunda kaldım.

More Sentences
work f. çalıştırmak
I just taught my father how to work the smart TV.
Az önce babama akıllı televizyonu nasıl çalıştıracağını öğrettim.

More Sentences
İnşaat
work i.
I had to take some work with me on vacation.
Tatilde yanıma biraz almak zorunda kaldım.

More Sentences
Otomotiv
work i.
I had to take some work with me on vacation.
Tatilde yanıma biraz almak zorunda kaldım.

More Sentences
Medikal
work i. çalışma
He is the one who supervises the work of the department.
Departmanın çalışmalarını denetleyen kişi odur.

More Sentences
Tarım
work f. (toprağı) ekip biçmek
He left the city to work the lands he had inherited.
Kendisine miras kalan toprakları ekip biçmek üzere şehri terk etti.

More Sentences
Genel
work i. ürün
work i. vazife
work i. meşguliyet
work i. tesis
work i. işleme
work i. yumuş
work i. meşgale
work i. çaba
work i. bir tür dokuma sanatı ürünü
work i. bir tür kumaş sanatı ürünü
work i. belirli bir iş için harcanan çaba
work i. iğne işi, örme, dantel işleme gibi bir dokuma sanatı
work i. operasyon
work f. başarılı olmak
work f. yoğurmak (hamur vb'ni)
work f. tahammür etmek
work f. kurmak
work f. işletmek (bir yeri)
work f. işletmek
work f. mayalanmak
work f. sökmek
work f. oynatmak
work f. işleme yapmak (bir şeyin üzerine)
work f. düzenlemek
work f. çözmek (matematik problemini)
work f. para etmek
work f. sokmak
work f. para vb koparmak
work f. tutmak
work f. oynamak
work f. hizmet görmek
work f. yararı olmak
work f. seğirmek
work f. kamçılamak
work f. başarılı olmak (plan/fikir)
work f. emek sarfetmek
work f. mayalanmak (sıvı)
work f. imal etmek
work f. yavaş veya belli belirsiz hareketlerle belirli bir duruma gelmek
work f. yavaşça ve zorlukla ilerleme kaydetmek
work f. (postaları) varış yerine göre sıralamak
work f. (masonluk gibi ritüelistik düzenlerde) rütbe almak
work s. işe ait
work s. işle ilgili
work s. iş için tasarlanmış
work s. iş yapan
work s. çalışırken giymek için uygun
work s. çalışırken giymek için tasarlanmış
work s. çalışırken kullanılan
work s. iş için kullanılan
Konuşma Dili
work f. kendi yararına göre kullanmak
work f. kendi yararına göre manipüle etmek
work f. kendi çıkarı için kullanmak
work f. faydalanmak
work f. sömürmek
work f. hazırlamak
work f. becermek
work f. tasarlamak
work f. (etkileme amacıyla) memnun etmek
work f. (etkileme amacıyla) kurnazca mest etmek
Ticaret/Ekonomi
work i. atölye
work i. fabrika
work f. mesai harcamak
Hukuk
work i. hizmet
Mekanik
work i. dahili mekanizma
work i. iç mekanizma
İnşaat
work i. tahkimat tesisinin parçası olarak inşa edilen veya kullanılan yapı
Denizcilik
work f. rüzgara karşı yelken açmak
work f. rüzgara karşı yol almak
work f. fırtınalı denizlerde bağlantı parçaları hafifçe gevşeyecek şekilde zorla yol almak
Maden
work i. işlenmemiş cevher
Medikal
work i. ergo
Gıda
work i. fermantasyon sonucu oluşan köpük
work f. (içkiyi) mayalamak
work f. (içkiyi) mayalandırmak
Fizik
work i. bir nesneyi hareket ettirmek için harcanan enerji
work i. hareketin birinci yasası
work i. enerjinin bir fiziksel sistemden diğerine aktarımı
work i. bir cismi belirli yönde hareket ettirmek için kuvvet uygulama
Tarım
work f. (toprağı) sürmek
Jeoloji
work f. (kaya) yavaşça hareket etmek
work f. (kaya) yavaşça yükselmek
work f. (kaya) yavaşça batmak
work f. (kaya) yavaşça kaymak
Spor
work i. olayların gerçekmiş gibi görünmesi için sahnelenmesi
Argo
work i. kokain
work i. hileli zar
work f. boynuzlamak
work f. kafeslemek

"work" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
work of art i. sanat eseri
lack of work i. çok az iş/çalışma/emek
work out f. işe yaramak
work hard f. didinmek
work up f. geliştirmek
work up f. körüklemek
Genel
work ethic i. çalışma ahlakı
hard work i. sıkı çalışma
social work with the homeless i. evsizlerle sosyal hizmet
secondary work i. ikincil çalışma
research work i. araştırma çalışması
scientific work i. bilimsel çalışma
work sheet i. müsvedde
illicit work i. kaçak işçilik
work of art i. eser
work force i. çalışanlar
person out of work i. işsiz
work rest cycles i. çalışma dinlenme dönemleri
work habits i. iş alışkanlıkları
collective work i. imece
proper and easy monitoring of work i. işin sağlıklı ve kolay takibi
piece of work i. görev
work during holiday i. bayram mesaisi
social work with women i. kadınlarla sosyal hizmet
overtime work i. fazla çalışma
medical social work i. tıbbi sosyal çalışma
turn of work i. vardiya
piece work i. götürü hizmet
undercover work i. gizli iş
work of art i. sanat çalışması
quality of work life i. çalışma yaşamı kalitesi
piece work i. götürü çalışma
unfitness for work i. malullük
self directed group work i. kendine dönük grup çalışması
sex role in the work environment i. iş çevresinde cinsel rol
work of art i. yapıt
collected work i. derleme
mechanical work i. mekanik iş
cold work i. soğuk iş
care work i. bakıcılık
social case work i. sosyal vaka çalışması
copyrighted work i. telifli eser
external work i. harici iş
social work with children with disabilities i. engelli çocuklarla sosyal hizmet
hard work i. ağır iş
the work of a researcher i. araştırıcılık
suspension of work i. tatil
hand work i. el emeği
social work with youth i. gençlerle sosyal hizmet
commencement of work i. işin başlangıcı
contracts for work and labor i. eser sözleşmeleri
work study i. iş analizi
social work with the handicapped i. engellilerle sosyal çalışma
domestic work i. ev işi
social work with people with disabilities i. engellilerle sosyal hizmet
the work of a machinist i. makinistlik
fine work i. ince iş
lost work i. kayıp iş
incapacity to work i. iş göremezlik
early unfitness for work i. erken malullük
graduate work i. lisansüstü çalışmalar
pension against incapacity to work i. iş göremezlik ödeneği
civil work i. inşaat işi
domestic work i. evden yapılan iş
annual work i. yıllık çalışma
undeclared work i. kayıtdışı çalışma
tula work i. savat
knitting work i. örgü işi
reference work i. referans çalışma
will to work i. çalışma isteği
work ethic i. meslek ahlakı
incapacity to work i. çalışma gücü kaybı
illicit work i. kaçak çalışma
over work i. fazla çalışma
donkey work i. işin zor kısmı
work camp i. çalışma kampı
social work education i. sosyal çalışma eğitimi
work of magician i. gözbağcılık
relief work i. kakmacılık
illicit work i. kayıt dışı istihdam
work study i. iş etüdü
work of a tradesman i. esnaflık
social work with alcoholics i. alkoliklerle sosyal hizmet
niello work i. savat
work load i. iş miktarı
research work i. bir konu hakkında yapılan bilimsel çalışma
health and safety at work i. işçi sağlığı ve iş güvenliği
grinding work i. eziyet
unfitness for work i. maluliyet
work of art i. sanat yapıtı
group work in architecture i. mimaride grup çalışması
social case work with youth i. gençlerle sosyal vaka çalışması
turn of work i. nöbet
social group work i. sosyal grup çalışması
job of work i. çalışma
social work administration i. sosyal çalışma yönetimi
the work of a mukhtar i. muhtarlık
work of interpreter i. tercümanlık
voluntary work i. imece
social work with children i. çocuklarla sosyal hizmet
emergency work i. acil görev
work table i. çalışma masası
data work sheet i. bilgi iş yaprağı
work song i. işyeri marşı
social work with the aged i. yaşlılarla sosyal hizmet
piece of work i.
the work of a detective i. hafiyelik
work of an educator i. eğitmenlik
machine spoilt work time i. makine hatalı çalışma zamanı
statement of work i. çalışma bildirisi
work discipline i. iş disiplini
equal pay for equal work i. eşit işe eşit ücret
contracts for work and labor i. çalışma ve iş için sözleşmeler
social work i. sosyal çalışma
team work i. ekip çalışması
team work i. işbirliği
laboratory work flow system i. laboratuvar iş akış sistemi
maid of all work i. her işi yapan hizmetçi
salvage work i. kurtarma çalışması
work in progress i. yapılmakta olan
social work i. sosyal hizmet
dry work i. sıkıcı iş
welfare work i. sosyal yardım
looking for work i. iş arama
seeking work i. iş arama
work order i. iş emri
work force i. işgücü
work load i. iş hacmi
work clothing i. iş elbisesi
intense work pressure i. yoğun iş baskısı
intense work pressure i. yoğun iş temposu
work experience certificate i. iş deneyim belgesi
municipal work i. belediyecilik
work environment i. çalışma ortamı
work city i. çalışılan şehir
work phone i. iş telefonu
work code i. iş kodu
work experience i. iş deneyimi
work address i. iş adresi
work of a notary public i. noterlik
ability to work i. çalışabilme
compulsory work i. angarya
night work i. gece çalışması
protestant work ethic i. protestan iş ahlakı
stencil work i. şablon çalışması
paper work i. kağıt işi
television work i. televizyon yapıtı
activity work i. aktivite çalışması
manner of work i. çalışma şekli
work environment i. iş çevresi