go - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

go

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"go" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 100 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
go f. gitmek
go f. hareket etmek
Irregular Verb
go f. went - gone
General
go f. azalmak
go f. haline gelmek
go f. gezinmek
go f. sığmak
go f. olmak
go f. girmek
go f. ölmek
go f. satılmak
go f. kalkmak
go f. geçmek
go f. fırlamak
go f. gelişmek
go f. kesilmek
go f. sarmak
go f. durmak
go f. uçup gitmek (zaman)
go f. olmak (şiir/tekerleme vb'nin sözleri/müziğin nağmesi belirli bir biçimde)
go f. tükenmek
go f. olmak (hayat/işler herhangi bir durumda)
go f. uzanmak
go f. işlemek (makine)
go f. yıkılmak
go f. sönmek
go f. çıkarmak (belirli bir ses)
go f. zaman uçup gitmek
go f. göstermek (saat belirli bir zamanı)
go f. dayanmak
go f. kaybolmak
go f. yaraşmak
go f. belirli bir durumda kalmak
go f. çalışmak
go f. yapılmak
go f. gidilmek
go f. bahse girmek
go f. yayılmak
go f. yürürlükten kaldırılmak
go f. devam etmek
go f. aramak
go f. sonuçlanmak
go f. uymak
go f. incelemek
go f. denmek
go f. ulaşmak
go f. kopmak
go f. kaçmak
go f. ilerlemek
go f. yükselmek
go f. kırılmak
go f. ortadan kaldırılmak
go f. düşmek
go f. yenilmek
go f. tekrarlamak
go f. gitmek
go f. yeri belirli bir yer olmak
go f. geçmek (zaman/toplantı)
go f. kapak atmak
go f. söylenmek
go f. başlamak
go f. götürmek
go f. koyulmak
go f. ayrılmak
go f. iddiaya girmek
go f. sayılmak
go f. yutulmak
go f. uyumak
go f. erişmek
go f. yok olmak
go f. devrolunmak
go f. kaldırılmak
go f. işlemek
go i. gitme
go i. moda
go i. sefer
go i. müsaade
go i. kuvvet
go i. bardak
go i. enerji
go i. girişim
go i. hamle
go i. deneme
go i. tutulma
go i. güdü
go i. sıra
go i. sınama
go i. başarı
go i. gidiş
go i. gayret
go i. teşebbüs
go s. serbest
go s. faal
go s. hazır
Speaking
go git
Slang
go cartayı çekmek
go cavlağı çekmek
go bağırsaklarını boşaltmak
Technical
go boyunca hareket etmek
Computer
go git

"go" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
go bankrupt f. iflas etmek
go better f. iyiye gitmek
go beyond f. aşmak
go crazy f. çıldırmak
go crazy f. delirmek
go down f. inmek
go gray f. ağarmak
go into f. girmek
go mad f. kudurmak
go mad f. çıldırmak
go mad f. delirmek
go on f. devam etmek
go on a walk f. yürüyüşe çıkmak
go out f. çıkmak
go out for a walk f. yürüyüşe çıkmak
go to bed f. yatmak
go to bed f. yatmaya gitmek
go to bed f. uyumaya gitmek
go to bed f. uyumak üzere uzanmak
go to bed f. yatağa yatmak
go to sleep f. yatmak
go to sleep f. yatağa yatmak
go to sleep f. yatmaya gitmek
go to sleep f. uyumaya gitmek
go to sleep f. uyumak üzere uzanmak
go to the toilet f. tuvalete gitmek
go worse f. kötüleşmek
let oneself go f. coşmak
General
(a gun) go off f. ateş almak (silah)
(a murder) go/remain unsolved f. (cinayet) faili meçhul kalmak
(alarm) go off f. alarm çalmak
(ball) go into the net f. top ağlara gitmek
(battery) go dead f. pil bitmek
(blood pressure) go down f. tansiyonu düşmek
(blood pressure) go up f. tansiyonu yükselmek
(coffee) go cold f. kahve soğumak
(everything) go better f. herşey yoluna girmek
(for a firm) to go into liquidation f. tasfiyeye gitmek
(for a law) go in effect f. yürürlüğe girmek
(for food or liquid) go down the nasal passage f. genzine kaçmak
(for food or liquid) go down the nasal passage f. genze kaçmak
(for food or liquid) go down the wrong way f. genze kaçmak
(for food or liquid) go down the wrong way f. genzine kaçmak
(for lights) to go dead f. (elektrikler) kesilmek
(for lights) to go dead f. ışıklar kesilmek
(for lights) to go dead f. ışıklar gitmek
(for lights) to go out f. (elektrikler) kesilmek
(for lights) to go out f. ışıklar gitmek
(for lights) to go out f. ışıklar kesilmek
(for someone) to go too far f. fazla olmak
(one's coffee) go cold f. kahvesi soğumak
(one's exam/test) go well f. sınavı iyi geçmek
(one's face) go red f. yüzü kızarmak
(one's mouth) go dry f. ağzı kurumak
(one's pain) to go f. ağrısı dinmek
(one's price) go down f. fiyatı düşmek
(one's) internet to go out f. interneti gitmek
(power) go out f. (elektrik) kesilmek
(something) to begin to go well f. yoluna girmek
(telephone) to go dead f. telefonunun şarjı bitmek
(the problem) go away f. problem ortadan kalkmak
(the problem) go away f. sorun ortadan kalkmak
(the ship) to go f. gemi gitmek
(the sun) go down f. güneş batmak
a gun to go off f. silah birden ateş almak
act as a go-between f. köprü olmak
be on the go f. bir takım işlerle meşgul olmak
be too far gone to go back now f. geri dönemeyecek kadar yol almış olmak
be too tired to go on f. şişmek
be unable to go beyond f. ötesine geçememek
be unable to go beyond a certain point f. belli bir noktadan öteye gidememek
be/go out on the town f. şehre eğlenmeye gitmek
become a popular place to go f. uğrak mekan halini almak
become a popular place to go f. uğrak mekan olmak
begin to go well f. adama dönmek
begin to go well f. bir adama benzemek
can not go beyond a certain point f. belli bir noktadan öteye gidememek
can't go on f. devam edememek
cause to go away f. savuşturmak
cause to go back f. geriletmek
come and go f. gelip gitmek
cut class and go to the mall f. dersi ekip alışveriş merkezine gitmek
deserve to go to jail f. hapse girmeyi hak etmek
efforts to go down the drain f. emekleri boşa gitmek
feet go numb f. ayakları uyuşmak
give somebody the go-by f. görmemezlikten gelmek
go a little heavy on the eye makeup f. göz makyajını biraz abartmak
go a long way f. etkisi uzun sürmek
go a long way in doing something f. çok yararlı olmak
go a long way in doing something f. bir şey çok katkıda bulunmak
go a long way toward doing something f. çok yararlı olmak
go a long way toward doing something f. bir şeye çok katkıda bulunmak
go a long way towards f. çok yararlı olmak
go a long way towards f. bir şeye çok katkıda bulunmak
go a step further f. bir adım daha ileri gitmek
go aboard f. binmek
go aboard f. güvertede gitmek
go aboard the ship f. gemiye binmek
go aboard the ship f. gemiye çıkmak
go about f. dolaşmak
go about f. yaygın olmak
go about f. ele almak
go about f. başlamak
go about f. gezmek
go about f. yön değiştirmek
go about a task f. bir işe başlamak
go about a task f. bir işi ele almak
go about in disguise f. tebdil gezmek
go abroad f. yurtdışına çıkmak
go abroad f. yurtdışına gitmek
go abroad f. yurt dışına çıkış yapmak
go abroad f. yurt dışına çıkmak
go abroad f. dışarı gitmek
go across f. karşıya geçmek
go across the bridge f. köprüden geçmek
go across the street f. sokağın karşısına geçmek
go adrift f. akıntıya kapılmak
go after f. peşinden gitmek
go after f. peşinde koşmak
go after f. peşinden koşmak
go after f. kazanmaya çalışmak
go after f. takip etmek
go after f. çabalamak
go after f. peşinde olmak
go after f. izlemek
go after f. kovalamak
go after a dream f. hayal peşinden koşmak
go against f. aleyhinde olmak (sonuç)
go against f. karşı çıkmak
go against f. aykırı olmak
go against f. -e karşı olmak
go against f. ters düşmek
go against f. karşı koymak
go against f. karşı olmak
go against f. karşı gelmek
go against f. -e karşı gelmek
go against (for events/a situation) f. aleyhine dönmek
go against one's principles f. prensiplerinin dışına çıkmak
go against someone f. aleyhinde olmak
go against the grain f. birinin tabiatına aykırı olmak
go against the law f. kanuna karşı gelmek
go against the law f. yasaya karşı gelmek
go aground f. karaya oturmak
go ahead f. devam etmek
go ahead f. önde gitmek
go ahead f. başlamak
go ahead f. gelişmek
go ahead f. sürmek
go ahead f. ilerlemek
go ahead fast f. hızlı ilerlemek
go ahead of f. -den önce gitmek
go ahead with f. -e devam etmek
go ahead with f. işbirliği yapmak
go ahead with something f. devam etmek
go ahead with something f. sürdürmek
go all out f. canını dişine takmak
go all shades of purple f. renkten renge girmek
go all shades of red f. renkten renge girmek
go all the way f. her naneyi yemek
go all the way f. son haddine varmak
go all the way with f. birinin tüm isteklerini yerine getirmek
go all the way with f. sevişmek
go all the way with f. tamamıyla hemfikir olmak
go along f. anlaşmak
go along f. eşlik etmek
go along f. aynı düşüncede olmak
go along f. geçinmek
go along f. devam etmek
go along f. aynı fikirde olmak
go along f. ilerlemek
go along f. desteklemek
go along with f. -e razı olmak
go along with f. aynı görüşte olmak
go along with f. aynı düşüncede olmak
go along with f. desteklemek
go along with f. kabul etmek
go along with f. razı olmak
go along with f. beraber gitmek
go along with f. ile beraber gitmek
go along with somebody f. aynı düşüncede olmak
go along with the crowd f. cemaate uymak
go alongside f. aborda etmek
go an a pilgrimage to mecca f. hacca gitmek
go and return f. gidip gelmek
go and see a marriageable girl f. görücüye gitmek
go and see every part of f. adım adım gezmek
go around f. ele almak
go around f. yaygın olmak
go around f. herkese yetmek
go around f. gezinmek
go around f. dolaşmak
go around f. çok kişiye bulaşmak (hastalık)
go around begging f. dilencilik etmek
go around in circles f. harman çevirmek
go around in circles f. boşa uğraşmak
go around naked f. çıplak dolaşmak
go around naked f. çıplak gezmek
go around with f. ile birlikte olmak
go around with f. ile arkadaş olmak
go around with somebody f. peşinde dolaşmak