hard - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

hard

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"hard" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 72 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
hard s. sert
hard s. katı
hard s. zahmetli
hard s. çetin
hard zf. zor
General
hard s. sert (içki)
hard s. kireçli
hard s. şefkatsiz
hard s. nasırlı
hard s. kalpsiz
hard s. acı (su)
hard s. anlaşılmaz
hard s. faal
hard s. acımasız
hard s. zahmetli
hard s. kötü
hard s. ekşi
hard s. sert (söz)
hard s. çalışkan
hard s. güç
hard s. merhametsiz
hard s. çirkin
hard s. cimri
hard s. zor
hard s. ekşimiş
hard s. acı
hard s. eziyetli
hard s. sağlam
hard s. inatçı
hard s. yakın
hard s. tehlikeli ve bağımlılık yapan (madde)
hard s. sıkı
hard s. hasis
hard s. dayanıklı
hard s. kazık
hard s. katı
hard s. çok soğuk (mevsim/hava)
hard s. şiddetli
hard s. tıkız
hard s. berk
hard s. sert
hard s. ters
hard s. ağır
hard s. kuvvetli
hard s. çok
hard s. müşkül
hard s. pinti
hard s. zalim
hard zf. güçlükle
hard zf. büyük gayretle
hard zf. aşırı ölçüde
hard zf. fena halde
hard zf. pek
hard zf. şiddetle
hard zf. sıkıca
hard zf. zorla
hard zf. büyük bir gayretle
hard zf. zorlu
hard zf. aşırı
hard zf. hızla
hard zf. kuvvetle
hard zf. ancak
Slang
hard krek kokain
hard penisin sertleşmesi
Technical
hard sert
hard zor
hard kolayca kırılmayan
hard güç
hard katı
Marine
hard alabanda
hard son hadde kadar
Linguistics
hard sert

"hard" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
become hard f. sertleşmek
work hard f. didinmek
hard disk i. sabit disk
General
(for a teacher) give a student hard time in school f. bir öğrenciye takmak
ask a hard question f. zor bir sual sormak
ask a hard question f. zor bir soru sormak
be (very) hard to do f. yapması (çok) zor olmak
be a hard worker f. çok çalışkan olmak
be between a rock and a hard place f. iki arada bir derede kalmak
be between a rock and a hard place f. iki arada kalmak
be frozen hard f. donup kaskatı olmak
be hard at hand f. kapıda olmak
be hard at hand f. kapıya dayanmış olmak
be hard by f. çok yakın olmak
be hard by f. çok yakınında olmak
be hard done by f. haksızlığa uğramak
be hard hit by f. bir şeyin çok zararını görmek
be hard of hearing f. kulağı ağır işitmek
be hard of hearing f. ağır işitmek
be hard on somebody's trail f. ensesinde olmak
be hard on someone's heels f. birinin peşini bırakmamak
be hard on the heels of f. -in hemen ardından gelmek
be hard on yourself f. kendine haksızlık etmek
be hard put to do something f. akla karayı seçmek
be hard to believe f. inanması güç olmak
be hard to believe f. inanması zor olmak
be hard up f. eli darda olmak
be hard up f. sıkıntıya düşmek
be hard up for money f. para sıkıntısı çekmek
bear down too hard f. bir şeyin üzerine sertçe bastırmak
bear hard on f. yük olmak
become hard f. pekişmek
become hard up for money f. sıkıntıya düşmek
become hard-boiled f. kaşarlanmak
blow hard f. övünmek
breathe hard f. sık ve kesik soluklar alıp vermek
breathe hard f. solumak
breathe hard f. zor nefes almak
breathe hard on f. uhlamak
do a hard day's work f. (işte) çok yorulmak
do a hard day's work f. yoğun bir çalışma günü yaşamak
do a hard day's work f. (işte) çok çalışmak
do a hard day's work f. zor bir çalışma günü geçirmek
do a hard day's work f. yorucu bir çalışma günü geçirmek
do something the hard way f. daha kolay bir çözüm varken bir şeyi zor bir şekilde yapmak
drive a hard bargain f. sıkı pazarlık yapmak
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlık yaparak fiyatı çok indirmek
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlık sonucu birçok şey elde etmek
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlığa girişmek
get hard f. zorlaşmak
get hard (to do) f. güce sarmak
give somebody a hard time f. kök söktürmek
hard at something f. bir şey üzerinde çalışmak
hard put f. maddi sıkıntı içinde olmak
hard put f. maddi sıkıntılarla yüzyüze olmak
hard up f. zor durumda kalmak
hard-solder f. lehimlemek
have a hard time making ends meet f. geçim sıkıntısı çekmek
have hard days f. zor günler geçirmek
have hard days f. kötü günler geçirmek
have hard times f. gün görmemek
have hard times f. kötü günler geçirmek
have hard times f. zor günler geçirmek
have hard times ahead f. zor günler beklemek
hit hard f. sertçe vurmak
live in hard conditions f. zor şartlar altında yaşamak
make a living the hard way f. ekmeğini taştan çıkarmak
make hard f. sertleştirmek
make hard to see f. görülmesi zor hale getirmek
make things hard for someone f. işini zorlaştırmak
pay in hard cash f. peşin ödemek
play hard f. naz yapmak
play hard to get f. ağırdan satmak
play hard to get f. kendini ağırdan satmak
put the helm hard over f. alabanda etmek
rain come down hard f. yağmur şiddetli yağmak
run hard f. hızlı koşmak
say some hard things f. ağır konuşmak
seem hard f. zor görünmek
strive hard f. fazla uğraşmak
strive hard f. çok çabalamak
study hard f. çok yoğun çalışmak
study hard f. dirsek çürütmek
study hard f. çok ders çalışmak
take a hard line with f. sert davranmak
take something hard f. bir şeye pek çok üzülmek
think hard f. fikir yormak
think hard f. zihnini kurcalamak
think hard f. kafa yormak
try hard f. çok çalışmak
try hard f. özenmek
try hard f. gayret etmek
try hard f. çalışıp çabalamak
try hard f. asılmak
try hard f. gayret sarf etmek
try hard f. didinmek
try hard f. uğraşmak
try hard remembering something f. zihnini kurcalamak
try hard to forget f. unutmak için mücadele vermek
try hard to forget f. unutmak için çaba harcamak
try so hard f. çok uğraşmak
turn the wheel hard f. direksiyonu kırmak
use hard words f. ağır söylemek
work hard f. çalışıp çabalamak
work hard f. çok yoğun çalışmak
work hard f. sıkı çalışmak
work hard f. yoğun çalışmak
work hard f. emek çekmek
work hard f. uğraşmak
work hard f. harıl harıl çalışmak
work hard at something f. bir şey üzerinde çok çalışmak
work under hard conditions f. zor şartlar altında çalışmak
work under hard conditions f. zor şartlar altında görev yapmak
work very hard f. çok çalışmak
a hard slap i. okkalı bir tokat
a hard language i. zor bir dil
a hard mission i. zor görev
a hard nut to crack i. demir leblebi
a hard nut to crack i. çetin ceviz
a hard object i. sert bir obje
a hard object i. sert bir cisim
a hard period i. zorlu bir dönem
a hard period i. zorlu bir süreç
a hard task i. zor görev
a hard woman i. zor kadın
ask a really hard question i. ahiret sorusu sormak
ask a really hard question i. ahiret suali sormak
cleaning of hard surfaces i. sert yüzeylerin temizlenmesi
die hard i. kandırılmaz
die-hard i. eski kafalı kimse
die-hard i. gerici
die-hard i. tutucu kimse
hard bargain i. sıkı pazarlık
hard biscuit i. galeta
hard boiled egg i. çok kaynamış yumurta
hard bread i. kraker
hard candy i. akide şekeri
hard case i. çetin ceviz
hard cash i. nakit
hard cash i. trinko para
hard cash i. madeni para
hard cash i. peşin para
hard cash i. nakit para
hard cider i. elma şarabı
hard cider i. elma suyu
hard coal i. antrasit
hard coal i. madenkömürü
hard condition i. zor koşul
hard condition i. zor şart
hard conditions i. ağır şartlar
hard copy i. saklanabilir kopya
hard copy i. basılı kopya
hard core i. çekirdek kadro
hard core i. çakıl dolgusu
hard core i. blokaj
hard core i. dolgu
hard core i. çekirdek
hard crash i. örseleyen çöküm
hard currency i. sağlam para
hard currency i. tedavüldeki para
hard cyder i. elma suyu
hard data i. somut veri/bilgi
hard data i. rakamlara/somut delillere dayalı bilgi
hard disk management i. hard disk yönetimi
hard drink i. sert içki
hard drive i. hard sürücü
hard drug i. sert uyuşturucu
hard drug i. ağır uyuşturucu
hard effort i. yoğun çaba
hard evidence i. sağlam delil
hard evidence i. kesin delil
hard fact i. aksi kanıtlanamaz gerçek
hard fact i. inkar edilemez gerçek
hard glass i. sert cam
hard hat i. geri kafalı kimse
hard hat i. kask
hard hat i. miğfer
hard hat i. inşaat kaskı
hard hat i. baret
hard hyphen i. istenen kısa çizgi
hard job i. zor iş
hard knocks i. zor zamanlar
hard labor i. ağır ceza
hard labour i. ağır ceza
hard labour i. kürek cezası
hard life i. zor hayat
hard line i. çok az
hard line i. şanssızlık
hard line i. talihsizlik
hard liner i. ödün vermeyen
hard liquor i. sert içki
hard look i. sert bir bakış
hard luck i. şanssızlık
hard materials i. sert malzemeler
hard money i. nakit
hard money i. peşin para
hard money i. demir para
hard nut to crack i. çetin ceviz
hard question i. zor soru
hard reality i. acı gerçek
hard roe i. balık yumurtası
hard row to hoe i. çetin ceviz
hard science i. müspet ilim
hard science i. pozitif bilim
hard shoulder i. otoyol kenarlarındaki acil durak yerleri
hard sledding i. zorlanma
hard soap i. sert sabun
hard surfaces i. sert yüzeyler
hard tack i. galeta
hard tail chopper i. arka süspansiyonu olmayan
hard times i. müşkül zamanlar
hard times i. zor günler
hard times i. kötü günler
hard times i. zor zamanlar
hard truths i. acı gerçekler
hard water i. acı su
hard water i. sert su
hard water i. kireçli su
hard water i. acısu
hard wheat i. durum buğdayı
hard wheat i. sert buğday
hard work i. ağır iş
hard work i. zor iş
hard work i. sıkı çalışma
hard worker i. köle gibi çalışan kimse
hard worker i. çok çalışan kimse
hard worker i. köle gibi çalışan
hard-boiled egg i. lop yumurta
hard-boiled egg i. katı yumurta
hard-earned trust i. zor kazanılmış güven
hard-fought battle i. sıkı kavga
hard-hat suit i. sert dalış giysisi
hard-hit i. ağır hasar görmüş
hard-line i. şanssızlık
hard-line i. talihsizlik
hard-line i. ödünsüz davranış
hard-line i. katı tutum
hard-liner i. ödün vermeyen
hard-liner i. taviz vermeyen
hard-on i. ereksiyon
hard-packed snow i. sertleşmiş kar kitlesi
hard-up family i. düşük gelirli aile
hard-won trust i. zor kazanılmış güven
hard-working accountant i. çalışkan muhasebeci
as hard as s. kadar sert
as hard as a bone s. kemik gibi
as hard as a nail s. çok sert
as hard as nails s. sıhhatli acımasız
as hard as nails s. acımasız
as hard as nails s. sağlam
as hard as nails s. sıhhatli
die-hard s. inatçı
extra hard s. çok sert
extremely hard s. aşırı sert
fallen on hard times s. düşkün
hard and fast s. çok sıkı
hard arduous s. müşkül
hard as stone s. taş gibi
hard bitted s. inatçı
hard earned s. güç kazanılmış
hard enough s. yeterince sıkı
hard going s. zor
hard hearted s. acımasız
hard hearted s. taş kalpli
hard of hearing s. ağır işiten
hard of hearing s. duyma engelli
hard shell s. bağnaz
hard surfaced s. sert yüzeyli
hard to come by s. bulunması zor
hard to come by s. elde edilmesi zor
hard to control s. kontrolü zor
hard to digest s. hazmı zor
hard to digest s. hazmedilmesi zor
hard to find s. ele geçmez
hard to get s. bulunması zor
hard to get s. elde edilmesi zor
hard to please s. güç beğenen
hard to recover s. telafisi zor
hard to resist s. karşı konulmaz
hard to swallow s. inanması güç
hard to swallow s. inanılmaz
hard to swallow s. kabullenmesi güç
hard to swallow s. kabul etmesi zor
hard working s. çok çalışkan
hard-and-fast s. katı
hard-and-fast s. sert
hard-and-fast s. değişmez
hard-baked s. sert/iyi pişmiş
hard-baked s. sertleşinceye kadar pişmiş
hard-baked s. sertleşinceye kadar pişirilmiş
hard-bitten s. belalı
hard-bitten s. pişkin
hard-bitten s. kül yutmaz
hard-bitten s. sert
hard-bitten s. arsız
hard-bitten s. görmüş geçirmiş
hard-bitten s. yüzsüz
hard-bitten s. inatçı
hard-boiled s. kurnaz
hard-boiled s. hilekar
hard-boiled s. (yumurta) çok pişmiş
hard-boiled s. lop
hard-boiled s. pişkin
hard-boiled s. yüzsüz
hard-boiled s. kaşarlanmış
hard-boiled s. katı
hard-burned s. pişkin
hard-burned s. çok pişmiş
hard-core s. kararlı
hard-core s. boyun eğmez
hard-core s. çetin ceviz
hard-core s. etkin
hard-core s. müstehcen
hard-core s. sabit fikirli
hard-core s. açık saçık
hard-core s. yolundan şaşmaz
hard-driving s. aşırı hırslı
hard-driving s. istekli
hard-driving s. hevesli
hard-driving s. ihtiraslı
hard-driving s. tutkulu
hard-earned s. zor kazanılmış
hard-earned s. zor kazanılan
hard-edge s. keskin hatlı
hard-edged s. keskin hatlı
hard-fisted s. cimri
hard-fisted s. hasis
hard-fisted s. eli sıkı
hard-fought s. büyük çabalarla elde edilmiş
hard-fought s. büyük çaba gerektiren
hard-fought s. sıkı dövüşmüş
hard-headed s. inatçı
hard-headed s. dik başlı
hard-headed s. gerçekçi
hard-headed s. aklı başında
hard-hearted s. acımasız
hard-hearted s. katı yürekli
hard-hearted s. duyarsız
hard-hearted s. taş yürekli
hard-hearted s. duygusuz
hard-hearted s. taş kalpli
hard-hitting s. can alıcı
hard-hitting s. sert
hard-hitting s. etkili
hard-hitting s. kaba
hard-hitting s. güçlü
hard-hitting s. saldırgan
hard-indicating s. sert-vurgulu
hard-line s. ödünsüz
hard-line s. sert
hard-line s. katı tutumlu
hard-line s. uzlaşmaz
hard-line s. sertlik yanlısı
hard-line s. inatçı
hard-line s. katı
hard-mouthed s. dizginlenemez
hard-mouthed s. inatçı
hard-nosed s. çıkarcı
hard-nosed s. pişkin
hard-nosed s. kendi çıkarını düşünen
hard-nosed s. inatçı
hard-nosed s. ödün vermez
hard-nosed s. kendi çıkarlarını düşünen
hard-set s. acıkmış
hard-set s. bozuk
hard-set s. kokuşmuş
hard-set s. sert
hard-shell s. kabuklu
hard-shell s. bağnaz
hard-spun s. sıkı örülmüş
hard-stamped s. baskı mühürlü
hard-to-cook s. pişirmesi zor
hard-to-cook s. pişmesi zor
hard-to-cook s. pişirimi zor
hard-to-discern s. ayırt etmesi zor
hard-to-reach s. ulaşılması zor
hard-to-understand s. anlaşılması zor
hard-up s. darda
hard-up s. sıkıntıda
hard-up s. eli dar
hard-up s. muhtaç
hard-up s. zararına
hard-wearing s. sağlam
hard-wearing s. dayanıklı
hard-wired s. sert telli
hard-wired s. istemsiz düşünen/davranan
hard-wired s. doğuştan olan
hard-won s. zor kazanılmış
hard-working s. hamarat
hard-working s. çalışkan
hard-working s. gayretkeş
having hard time s. sıkışma
rock-hard s. kaya gibi
very hard s. kerpiç gibi
very hard s. katır kutur
very hard s. kaskatı
very hard s. abanoz gibi
for hard wear zf. dayanıklı
hard by zf. yakın
hard by zf. yakında
in these hard times zf. bu devirde
one's hard times zf. zor günlerinde
Phrasals
bump hard into something bir şeye çarpmak
bump hard into something bir şeye bindirmek
Phrases
as hard as one can go elinden geldiğince
as hard as one can go elinden gelenin en iyisini yaparak
go hard or go home ya hep ya hiç
it's so hard to leave you senden ayrılmak o kadar zor ki
keep calm and study hard sakin ol ve sıkı çalış
love is hard work sevgi emektir
neither too easy nor too hard ne çok kolay ne çok zor
no matter how hard he tries çok uğraşmasına rağmen
work hard play hard sıkı çalış sıkı eğlen
Proverb
hard words break no bones sert sözle insan incinmez
little (hard) work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little hard work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little hard work never killed anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
old habits die hard can çıkmadıkça huy çıkmaz
old habits die hard huylu huyundan vazgeçmez
old habits die hard can çıkar huy çıkmaz
sticks and stones may break my bones but hard words cannot hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
Colloquial
die hard değişmez
die hard kolay kolay bitmez
die hard kolay kolay bırakılamaz
die hard vazgeçilmez
feel hard done-by haksızlığa uğradığını düşünmek
hard and fast değişmez
hard and fast kesin
hard and fast sabit
hard and fast sıkı
hard cash hazır para
hard cash nakit para
hard drinker içkici
hard drinker ayyaş
hard drinker alkolik
hard drinker rakı şişesinde balık
hard drinker bekri
hard grader notu kıt (hoca)
hard grader sıfırcı hoca
hard grader notu kıt hoca
hard grader sıfırcı hoca
hard grader notu kıt öğretmen
hard lines! ne talihsizlik!
hard lines! ne şanssızlık!
hard of hearing az duyma
hard of hearing duyma zorluğu
hard of hearing yarı sağırlık
hard of hearing duyma güçlüğü
hard to believe inanması güç
hard to believe inanması zor
hard to find bulunması zor
hard to find bulması zor
hard to find zor bulunur
hard to find zor bulunan
hard to predict öngörmesi zor
hard to say söylemesi güç
hard to say söylemesi zor
hard to swallow inanması zor
hard to swallow inanması güç
hard up cep delik cepken delik
hard up beş parasız
hard up meteliğe kurşun atan
hard up meteliksiz
hard up cebi delik
hard up eli darda
hard up züğürt
hard-featured zalim
hard-featured katı
hard-featured sert
hard-featured acımasız
hard-featured gaddar görünüşlü
hard-headed duygusal olmayan
hard-headed mantıklı
hard-headed mantığıyla hareket eden
hard-headed gerçekçi
hard-headed soğukkanlı
hard-headed duygularına yenilmeyen
hard-won dollars zor kazanılmış para
hit it with something hard sert bir şeyle vurmak
life was hard for them hayat onlar için zordu
life's hard hayat zor
not hard on the eyes hoş
not hard on the eyes yakışıklı
not hard on the eyes iyi görünümlü
not hard on the eyes çekici
pull as hard as you possibly can çekebildiğin kadar kuvvetli bir şekilde çek
today was a hard day bugün zor bir gündü
try very hard to have a baby bebek sahibi olmak için çok çabalamak
Idioms
a good man is hard to find bu devirde iyi koca kaldı mı?
a good man is hard to find kocanın iyisi zor bulunur
a hard case çetin ceviz
a hard case klinik vaka
a hard case zor kimse
a hard nut to crack çetin ceviz
a hard nut to crack zorlu rakip
a hard row to hoe üstesinden gelinmesi zor durum
a hard/tough nut çetin ceviz
a hard/tough nut to crack çetin ceviz
a hard/tough row to hoe üstesinden gelinmesi zor durum
a hard/tough row to hoe zor/güç durum