lay - Turco Inglés Diccionario

lay

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lay — Definition

Significado:
koymak, yatırmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /leɪ/ – BrE /leɪ/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: lay (lays – laid – laid - laying)
Sinónimo:
place, put
Antónimos:
remove, lift

Significados de "lay" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lay v. sermek
She laid the cloth flat on the table.
Bezi masanın üzerine düz bir şekilde serdi.

More Sentences
General
lay v. sunmak (teklif)
I hope that the Commission lays down proposals on these matters in the near future.
Komisyonun yakın gelecekte bu konulara ilişkin teklifler sunmasını umuyorum.

More Sentences
lay v. yumurtlamak (yumurta)
Laying hens must be kept exclusively in spacious, free-range birdhouses.
Yumurtlayan tavuklar sadece geniş, serbest dolaşan kuş kümeslerinde tutulmalıdır.

More Sentences
lay v. açılmak
You should lay your cards out on the table.
Kartlarınızı masaya açmalısınız.

More Sentences
lay v. yüklemek (suç)
I can’t lay all of this on his shoulders.
Bütün bunları onun omuzlarına yükleyemem.

More Sentences
lay v. sermek
She laid the cloth flat on the table.
Bezi masanın üzerine düz bir şekilde serdi.

More Sentences
lay v. döşemek (halı)
You can use moisture-resistant chipboard for laying laminate, linoleum or other outdoor material.
Laminat, linolyum veya diğer dış mekan malzemelerini döşemek için neme dayanıklı sunta kullanabilirsiniz.

More Sentences
lay v. koymak (dikkatle)
He laid his hat on the table.
Şapkasını masanın üzerine koydu.

More Sentences
lay v. hazırlamak
She laid the table for six.
O altı kişilik masa hazırladı.

More Sentences
lay v. koymak
I thoroughly support your plan, as you have laid it before us.
Önümüze koyduğunuz planınızı sonuna kadar destekliyorum.

More Sentences
lay v. döşemek
This will greatly reduce the gaps between it and the laying and will require less mortar to fill them.
Bu, döşeme ile döşeme arasındaki boşlukları büyük ölçüde azaltacak ve bunları doldurmak için daha az harç gerektirecektir.

More Sentences
lay v. (üzerine) yıkmak
She laid the work on him.
İşi onun üzerine yıktı.

More Sentences
lay v. bırakmak
The females lay 50 eggs on average.
Dişiler ortalama 50 yumurta bırakır.

More Sentences
lay v. getirmek
The London Agreement of 1953 laid down such provisions in favour of Germany.
1953 Londra Anlaşması Almanya lehine bu tür hükümler getirmiştir.

More Sentences
lay v. sermek
She laid the cloth flat on the table.
Bezi masanın üzerine düz bir şekilde serdi.

More Sentences
lay v. (kimyasal/krem) sürmek
Tom didn't lay a hand on me.
Tom bana elini bile sürmedi.

More Sentences
lay adj. sıradan
It wasn't an expert but a lay witness that changed the course of the trial.
Davanın seyrini değiştiren bir uzman değil, sıradan bir tanık olmuştu.

More Sentences
Politics
lay v. işten çıkarmak
We shouldn't have to lay anyone off.
Kimseyi işten çıkarmak zorunda kalmamalıyız.

More Sentences
Technical
lay v. koymak
I thoroughly support your plan, as you have laid it before us.
Önümüze koyduğunuz planınızı sonuna kadar destekliyorum.

More Sentences
lay v. yatırmak
He laid the seat back just a little.
Koltuğu biraz geriye yatırdı.

More Sentences
General
lay n. ezgi
lay n. mürit
lay n. arazi yapısı
lay n. meslek
lay n. şarkı sözü
lay n. duruş
lay n. vaziyet
lay n. şarkı
lay n. şiir
lay n. konum
lay n. sevişme
lay n. yatış
lay n. mevki
lay n. durum
lay n. hal
lay n. nağme
lay n. hisse
lay n. kar
lay n. hasılat
lay n. tabaka
lay n. katman
lay n. bahis
lay n. şans
lay n. risk
lay n. yerel yönetim vergisi
lay n. saklanılan yer
lay n. plan
lay n. ücret
lay n. kumaş katı
lay n. topografik özellik
lay n. yumurtlama
lay n. dokuma tahtası
lay n. dokuma takozu
lay n. bükme derecesine göre lif halat kalitesi
lay n. kumaş katları
lay n. düzen
lay n. yerleşim
lay n. alaka
lay n. ayarlama
lay n. göl
lay v. bulunmak (iddiada)
lay v. dinmek
lay v. yumurtlamak
lay v. devirmek
lay v. emretmek
lay v. becermek
lay v. saldırmak
lay v. harcamak
lay v. düdüklemek
lay v. yüklenmek
lay v. dizmek
lay v. sunmak
lay v. kaymak
lay v. toplamak
lay v. ileri sürmek
lay v. kurmak (plan, tuzak vb'ni)
lay v. yatıştırmak
lay v. kurmak
lay v. kurmak (sofra)
lay v. tasarlamak
lay v. bahse girmek
lay v. sevişmek
lay v. yerleştirmek
lay v. hamletmek
lay v. yüklemek
lay v. ayırmak
lay v. yakalamak
lay v. örmek (tuğla)
lay v. sergilemek
lay v. yaymak
lay v. (tuğla) örmek
lay v. (ceza) vermek
lay v. açmak
lay v. atfetmek
lay v. bükmek
lay v. defnetmek
lay v. düzgünleştirmek
lay v. gidermek
lay v. nişan almak
lay v. önüne getirmek
lay v. sakinleştirmek
lay v. takdim etmek
lay v. tesis etmek
lay v. teskin etmek
lay v. toprağa vermek
lay v. yöneltmek
lay v. (probleme/sıkıntıya) sürüklemek
lay v. bahse girmek
lay v. çöktürmek
lay v. düzeltmek
lay v. gömmek
lay v. yönelmek
lay v. cezalandırmak için (sopa, kamçı ile) vurmak
lay v. iplikleri bükerek halat haline getirmek
lay v. (deniz taşıtını) belirli bir yöne çevirmek
lay v. (köpeklere) iz sürdürmek
lay v. azalmak
lay v. hafiflemek
lay adj. laik
lay adj. alaylı
lay adj. ruhani sınıftan olmayan
lay adj. halka ait
lay adj. mesleği olmayan
lay adj. papaz sınıfına ait olmayan
lay adj. profesyonel olmayan
lay adj. uzman olmayan
lay adj. alelade
Irregular Verb
lay v. laid - laid
Trade/Economic
lay n. yükleme ve boşaltma süresi
Politics
lay v. açığa almak
lay v. açığa çıkarmak
Technical
lay n. büküm
lay n. duruş yönü
lay v. yaymak
Marine
lay n. halatın bükümü sırasında uygulanan kuvvet
lay n. halatın bükümü yönü
lay n. halatın bükümü
lay v. bir yöne gitmek
lay v. gitmek (bir yöne)
lay v. rota tutturmak
Botanic
lay n. çayır
lay n. mera
lay n. otlak
Fishery
lay n. balık avında tayfaya düşen pay
Printery
lay v. (yeni basım harfini) düzgünce hazneye yerleştirmek
Archaic
lay v. yatıştırmak
lay v. hafifletmek
lay v. dindirmek
Slang
lay v. düzüşmek
lay v. sevişmek

Significados de "lay" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
pipe lay vessel n. boru döşeme gemisi
lay figure n. önemsiz kimse
lay figure n. model
lay reader n. şiir okuyucu
lay-by n. cep
lay brother n. gönüllü çalışan rahip
lay brother n. keşiş olmayıp, manastırda çalışan kimse
lay-down n. uyuklama
lay-flat hose n. yassı hortum
lay-down n. şekerleme
lay-down n. kestirme
lay-by n. anayolun kenarında araçların geçici olarak konaklamaları için yapılmış yol
lay-by n. konaklama tesisi
lay-by n. park yeri
lay-by n. arabaların kısa süreli duraklama yapabilecekleri cep
lay-by n. araba durağı
lay-by n. durak
lay-by n. son işlem olarak tarlayı sürüp ekme
lay terminology n. halk ağzında söyleniş
lay terminology n. gündelik dil
lay terminology n. herkesin anlayacağı şekle uyarlanmış terminoloji
lay figure n. mağaza mankeni
lay figure n. giysi mankeni
lay audience n. vasıfsız kitle
lay down area n. stok/depolama alanı
lay member n. bir kurulda halkı temsil eden görevli
lay interpreter n. iki dilde de yeterli olup gönüllü tercumanlık yapan alaylı kimse
lay scholar n. alaylı bilgin
lay scholar n. eğitim almadan bir bilim alanında uzmanlaşmış kimse
lay teacher n. katolik okullarında görev yapan, inançlı fakat rahibeler gibi dini kurumlara ve evlenmeme kuralı gibi kurallara bağlı olmayan kiliseye mensup öğretmen
lay-by n. araba park yeri
lay person n. meslekten olmayan kimse
lay-by n. nehir veya kanallarda teknelerin durduğu veya geçtiği genişletilmiş kısım
lay-off n. mola
lay person n. ruhban sınıfından olmayan kimse
lay-by n. (madencilik) boş vagonların park yeri
ordinary lay n. ipliklerin telin tersi yönünde döndüğü bir çelik halat tipi
lay the foundations of v. temelini atmak
lay on v. üzerine atılmak
lay one's hands on v. sahip olmak
lay on v. sürmek
lay store by v. önem vermek
lay flat v. sermek
lay mines v. mayın dökmek
lay on v. yüklemek
lay up v. toplamak
lay about v. saldırmak
lay in v. stoklamak
lay about one v. sağına soluna vurmak
lay down v. kural koymak
lay flagstones v. taş döşemek
lay it on with a trowel v. pohpohlamak
lay out v. sergilemek
lay down the law v. direktif vermek
lay hands on v. ele geçirmek
lay over v. ara vermek
lay off v. bırakmak
lay down one's arms v. savaşmaktan vazgeçmek
lay hands on v. zor kullanmak
lay aside v. bir yana koymak
lay hands on v. yakalamak
lay for v. pusuda beklemek
lay on v. üstüne sürmek
lay in v. depolamak
not to lay oneself open to criticism v. açık vermemek
lay out v. düzenlemek
lay a cable v. kablo döşemek
lay off v. kesmek
lay on v. saldırmak
lay off from a job v. açığa almak
lay one's hands on v. bulmak
lay down one's arms v. teslim olmak
lay off v. bitmek
lay to rest v. örtbas etmek
lay aside v. terketmek
lay bare v. açığa çıkarmak
lay mines v. mayın döşemek
lay it on with a trowel v. methetmek
lay hold of v. ele geçirmek
lay open v. kesip içini açmak
lay at one's door v. üstüne atmak
lay something up v. depo etmek
lay the cards on the table v. kartlarını açmak
lay away v. ayırmak
lay out v. tasarlamak
lay out v. vurmak
lay open v. açmak
lay somebody up v. yatağa düşürmek
lay by v. biriktirmek
lay hands on v. yakalamak (cezalandırmak/dövmek için)
lay siege to v. bir yeri kuşatma altına almak
lay hands on v. bulmak
lay in ruins v. mahvetmek
lay in v. dayak atmak
lay aside v. rafa kaldırmak
lay down arms v. teslim olmak
lay on v. yüklenmek
lay at someone's door v. bir suçu birine yüklemek
lay one's hands on v. elde etmek
lay up v. biriktirmek
lay stress on v. vurgulamak
lay down as a condition v. şart koymak
lay claim to v. sahip çıkmak
lay a bridge v. köprü kurmak
lay up v. saklamak
lay hands on v. el atmak
lay off v. işten çıkarmak
lay down arms v. silahları bırakmak
lay over v. kaplamak
lay a plot v. komplo kurmak
lay siege to v. ikna etmeye çalışmak
lay in v. sağlamak
lay down v. bir şeyi bir yere koymak
lay waste v. tahrip etmek
lay something at one's door v. yüklemek
lay low v. yere sermek
lay the blame on v. üstüne atmak
lay on v. ayarlamak
lay hold of v. yakasına yapışmak
lay up v. stok etmek
lay up v. depolamak
lay low v. yatağa düşürmek
lay down v. yatırmak
lay to rest v. gömmek
lay by v. yığmak
lay a trap v. tuzak kurmak
lay flat v. yere sermek
lay bare v. açığa vurmak
lay something to rest v. nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak
lay out v. hazırlamak
lay something down v. yatırmak
lay store by v. önemsemek
lay a trap for v. tuzak kurmak
lay for v. pusu kurmak
lay one's hand on v. bulmak
lay a foundation v. temel atmak
lay up brick v. tuğla örmek
lay down v. uzanmak
lay eggs v. yumurtlamak
lay out v. sermek
lay out v. harcamak
lay it on thickly v. yağ çekmek
lay stress on v. üzerinde durmak
lay low v. indirmek
lay the groundwork for v. bir iş için ön hazırlık yapmak
lay bare v. açmak
lay open v. açıklamak
lay in v. biriktirmek
lay something at one's door v. üstüne yıkmak
lay down one's life v. canını feda etmek