close - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

close

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"close" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 85 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
close f. kapamak
close f. kapatmak
close s. yakın
General
close f. yummak (göz)
close f. perde çekmek
close f. sürgülemek
close f. uzlaşmak
close f. anlaşmak
close f. bitirmek
close f. son vermek
close f. örtmek
close f. kesmek
close f. yaklaşmak
close f. kilitlemek
close f. kapatmak
close f. kapamak
close f. kapanmak
close f. birleştirmek
close f. birleşmek
close f. çevirmek
close i. son
close i. sonsöz
close i. avlu
close i. göğüs göğüse kavga
close i. geçit
close i. avlu (okul, kilise)
close i. nihayet
close i. sonuç
close i. kapanış
close i. can yoldaşı
close i. katedral alanı
close i. kilise avlusu
close i. mezarlık geçidi
close i. çıkmaz sokak
close s. sıkıntılı (havalı)
close s. bitişik
close s. cimri
close s. fazla ağzı sıkı
close s. detaylı
close s. sınırlı
close s. mahdut
close s. sık
close s. sıkı fıkı
close s. kapalı
close s. birbirine yakın
close s. havasız
close s. bunaltıcı
close s. ketum
close s. sinekkaydı
close s. saklı
close s. sıkışık
close s. kasvetli
close s. yakın (arkadaş)
close s. amansız
close s. samimi
close s. kıt
close s. sıkıntılı (hava)
close s. dar
close s. içli dışlı
close s. mahrem
close s. sıkı
close s. sıkı ağızlı
close s. ağır
close s. hasis
close s. dikkatli
close s. bağlantılı
close s. yanaşık
close s. kapatılmış
close s. sıkıntılı
close s. yakın
close s. doğru
close s. boğucu
close s. (hava) sıkıntılı
close s. aslına uygun
close s. gizli
close s. mühürlü
close zf. yakından
Idioms
close i. yaklaştın ama yapamadın
Trade/Economic
close i. kapanış değeri
Technical
close f. kapatmak
close s. hemen hemen eşit
Computer
close expr. kapat
Textile
close f. kapatmak
Linguistics
close s. dar
close s. kapalı

"close" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
close down f. kapatmak
General
close up a shop f. kepenk kapatmak
close one's eyes f. göz yummak
become close relatives f. et tırnak olmak
come close f. sokulmak
the close of the day f. sona ermek
sit close together f. diz dize oturmak
be very close with f. samimi olmak
draw close f. yanaşmak
bring close together f. biraraya getirmek
close out f. boşaltmak
close one's eyes to f. göz yummak
close in f. ortalık kararmak
the close of the day f. son vermek
close up f. kapamak
keep oneself close f. sallanmak
come to close quarters f. göğüs göğüse dövüşmek
press somebody close f. baskı altında tutmak
close one's eyes f. gözünü kapamak
close the deal f. anlaşmaya varmak
draw to a close f. bitmek
bring to a close f. sona erdirmek
be close together f. sıklaşmak
close one's eyes to f. önemsememek
close down f. kapatmak (işyerini)
give close attention to f. itina etmek
close the session f. celseyi kapamak
the close of the day f. kapatmak
come to a close f. bitmek
the close of the day f. kapanmak
close out f. elden çıkarmak
close one's mouth f. ağzını kapamak
close out f. tasfiye etmek
come to a close f. sona ermek
be close to f. yakını olmak
stand close examination f. yakından incelemeye gelmek
close up shop f. işyerini kapatmak (iş gününün bitiminde)
take a close interest in f. yakından ilgilenmek
the close of the day f. bitmek
half close f. aralık bırakmak
close a subject f. defteri kapamak
press somebody close f. sıkıştırmak
close up f. kapamak (işyerini)
close down f. kesilmek
the close of the day f. doldurmak
close out f. hepsini satmak
be a close friendship between f. arasından su sızmamak
close up f. kapatmak (işyerini)
close in on f. kuşatmak
become close to f. yakınlık duymak
come close to f. yakınlaşmak
close out f. indirimli satmak
close up f. kapanmak
come close to f. yaklaşmak
become close to f. yakınlık beslemek
draw close f. yaklaşmak
the close of the day f. bitirmek
hold close f. yakında tutmak
the close of the day f. tıkamak
close up f. birbirine yaklaşmak
run somebody close f. yetişmek
close in on f. etrafını çevirmek
close out f. tahliye etmek
draw to a close f. sona ermek
close down f. kapanmak (işyeri)
the close of the day f. kapamak
stand close examination f. kurcalamaya gelmek
close down f. kapamak (işyerini)
close one's eyes to f. aldırmamak
be locked in a close embrace f. sarmaş dolaş olmak
close the deficit f. açığı kapamak
close up f. kapanmak (işyeri)
close down f. kesmek
keep a close watch on f. sıkı bir gözetim altında tutmak
close off f. hesabı kapatmak
come to close quarters f. cenkleşmek
have a close call f. kıl payı kurtulmak
close in f. kuşatmak
close temporarily f. tatil etmek
close down f. kapanmak
close down f. kapamak
feel close to f. yakın hissetmek
see something up close f. yakından görmek
establish close contact f. sıcak temas sağlamak
establish close contact with someone f. biri ile sıcak temas sağlamak
close a party f. parti kapamak
close up f. geçici olarak kapatmak
close the exit f. çıkışı kapatmak
close a file f. dosyayı kapatmak
close the file f. dosyayı kapatmak
(shoot a weapon) at close range f. yakın mesafeden ateş etmek
shoot a weapon at close range f. yakın mesafeden ateş etmek
pay close attention f. dikkatle dinlemek
pay close attention f. dikkatini vermek
close one's eyes f. gözlerini kapamak
close the window f. pencereyi kapamak
close the window f. pencere kapatmak
close the window f. pencereyi kapatmak
close the meeting f. toplantıyı kapamak
close one's eyes to the world f. dünyaya gözlerini yummak
close one's eyes to the world f. dünyaya gözlerini kapamak
(wound) to close f. yara kapanmak
close the meeting f. toplantıya son vermek
close tightly f. sıkıca kapatmak
close tightly f. sıkı kapatmak
close firmly f. sıkı kapatmak
close firmly f. sıkıca kapatmak
keep (something) close to one's chest f. bir şeyi sır olarak tutmak
keep (something) close to one's chest f. bir şeyi gizli tutmak
close the order f. siparişi kapatmak
close the shop f. dükkanı kapatmak
close down (a business) f. kapısına kilit vurmak
close down (a business) f. kepenk indirmek
close in f. sarmak
close with f. uzlaşmak
close with f. anlaşmaya varmak
be a close follower f. yakın takipçisi olmak
be close to f. -e yakın olmak
close the business f. işlere son vermek
close one's doors f. kapılarını kapatmak
close a deal f. işi bitirmek
close a deal f. anlaşmaya varmak
draw to the close f. sona ermek
draw to the close f. bitmek
draw to the close f. hitam bulmak
close the market f. piyasayı kapatmak
bring to a close f. sonuna getirmek
close the market f. pazarı kapatmak
close the business f. işi kapamak
get close f. yakınlaşmak
get close f. yaklaşmak
give close attention to f. yakın ilgi göstermek
devote close attention to f. yakın ilgi göstermek
close the door f. kapıyı kapamak
close the ranks f. safları sıklaştırmak
close the community centres f. halkevlerini kapatmak
close-fit f. vücuda tam oturmak
be close-bodied f. vücuda tam oturmak
close-fit f. vücuduna tam oturmak
close the door f. kapıyı kapatmak
lose someone so close f. çok yakın birisini/birini kaybetmek
close all the way f. tam kapanmak
become close f. yakınlaşmak
come close f. (bir şeyi) neredeyse yapacak olmak
come close f. neredeyse/yaklaşık (bir şeyle) aynı/benzer olmak
come close f. yapmak
close the gap f. puan farkını azaltmak
close the gap f. açığı kapatmak
pass close to f. bir şeyin yakınından geçmek
remain close to someone f. birinin yanında durmak
remain close to someone f. birine yakın durmak
pull someone in close f. birisini kendine doğru/yakınına çekmek
follow too close f. çok yakın mesafeden takip etmek
remain close f. yakın olmaya devam etmek
close a party f. parti kapatmak
be close to tears f. neredeyse ağlamak
retain close ties f. sıkı ilişkileri sürdürmek
close the gap f. farkı kapatmak
be brought close together f. biraraya getirmek
close one's eyes to f. görmezlikten gelmek
stand close to one another f. birbirlerine yakın durmak
close range target i. kısa menzil hedefi
close contact i. dirsek teması
the close of the day i. günün sonu
close corporation i. aile şirketi
close relative i. yakın akraba
close haircut i. kısa saç tıraşı
close reading i. yakın okuma
close combat i. göğüs göğüse çarpışma
close protection officer i. yakın koruma (memuru)
close resemblance i. yakın benzerlik
close packed structure i. kompakt yapı
close packed hexagonal structure i. sıkıdolmuş altıgensel yapı
close shot i. yakın plan çekim
close friend i. canciğer dost
close friend i. yakın arkadaş
close shave i. sinekkaydı tıraş
a close shave i. kıl payı kurtuluş
close coupling i. sabit bağlantı
close down routine i. kapanış yordamı
close call i. dar kurtulma
a close shave i. kıl payı kurtulma
close up i. samimi anlatım
close up i. yakın görüş
close of the year i. yıl sonu
close contact i. sıcak temas
close attention i. pür dikkat
close attention i. tam dikkat
close surveillance i. sıkı inceleme
close inspection i. sıkı inceleme
close relation i. sıkı ilişki
close expression i. kapalı ifade
close relationship i. sıkı ilişki
close proximity i. en yakınlık
close proximity i. çok yakınlık
close attention i. büyük itina
close relation i. yakın münasebet
close contact i. yakın temas
close combat i. sıcak çatışma
close follower i. yakın takipçi
big close-up i. baş plan
big close-up i. yakın çekim
close-tongued i. kapalı kutu
close-lipped i. kapalı kutu
close-out inspection i. en sonda yapılan denetim
close-up i. çok yakından alınan fotoğraf
close set eyes i. birbirine yakın olan gözler
extreme close-up i. ayrıntı çekimi
contract close-out i. sözleşmenin kapatılması
close-up i. yakından çekilen fotoğraf
close-out i. tasfiye
social close-knit i. sosyal kapanma
close similarity i. yakın benzerlik
close touch i. yakından temas
close touch i. yakın temas
close tie i. yakın bağ
close follow-up i. yakın takip
manor close i. köşk çıkmazı
manor close i. malikane çıkmazı
close interest i. yakın alaka
close interest i. yakın ilgi
a close friend i. yakın bir arkadaş
a close friend i. yakın arkadaş
close friend i. sıkı dost
close friends i. sıkı arkadaşlar
close friends i. yakın arkadaşlar
close friend i. sıkı arkadaş
close contest i. dişe diş kapışma
close friendship i. yakın dostluk
close analogy i. yakın benzeşim
close analogy i. yakın benzeştirme
close encounter i. yakın temas
getting emotionally close i. duygusal olarak yakınlaşma
someone's close circle of friends i. (birinin) yakın arkadaş çevresi
close-knit family i. yakın/birbirine kenetlenmiş aile
scheduled close i. programlanan kapanış
close-up i. yakın plan
close link i. yakın bağlantı
close look i. yakından bakış
close cooperation i. sıkı işbirliği
close bond i. yakın bağ
close link i. yakın ilişki
close monitoring i. yakın izleme
open/close switch i. açma kapama tuşu
open/close switch i. açma kapama düğmesi
open/close switch i. açma kapama butonu
open/close button i. açma kapama tuşu
open/close button i. açma kapama düğmesi
open/close button i. açma kapama butonu
close meaning i. yakın anlam
close watch i. yakın takip
close watch i. yakin izleme
bringing close together i. yakınlaştırma
close grained s. çizgileri sık
close grained s. sık taneli
close at hand s. yakınında
too close s. çok yakın
held close s. yakında tutulmuş
close to the wind s. hemen hemen rüzgara karşı
brought to a close s. sona erdirilmiş
close at hand s. kapıda
very close s. canciğer
close lipped s. ağzı kenetli
close-tongued s. sessiz
close-fitting s. dar
close-timbered s. aralıksız
close-fitting s. üste oturan (giysi)
close-lipped s. ağzı sıkı
close-bodied s. dar
close-bodied s. sıkı
close-fitting s. sıkı
close-grained s. ince taneli
close-grained s. sık damarlı
close-mouthed s. ağzı sıkı
close-fisted s. eli sıkı
close-mouthed s. sıkı ağızlı
close-fisted s. pinti
close-knit s. birbirine bağlı
close-fisted s. cimri
close-fitting s. sıkıca kapatılmış
close-timbered s. sık
close-grained s. sık taneli
close at hand s. ha oldu ha olacak
close-range s. yakın
close-range s. yakın mesafe
close-bodied s. vücuda tam oturmuş
close at hand s. an meselesi
close-cropped s. kısacık kesilmiş
close-minded s. eski kafalı
close-minded s. yeni fikirlere açık olmayan
close-tongued s. konuşmayan
close lipped s. ketum
close lipped s. ağzı sıkı
close-fought s. başa baş (mücadele/maç)
pretty close s. oldukça yakın
at close quarters zf. göğüs göğüse
close at hand zf. eli kulağında
at close interval zf. dirsek teması
at close range zf. yakın mesafeden
close at hand zf. civarında
close by zf. yakında
at close range zf. yakından
in close connection with zf. ile işbirliği halinde
close by zf. yanı başında
very close zf. burun buruna
at close quarters zf. çok yakın
close by zf. yakınında
in a close embrace zf. sarmaş dolaş
at close quarters zf. hemen hemen yan yana
as close as possible zf. mümkün olduğunca yakın
at close quarters zf. çok yakından
close by zf. civarında
very close zf. ha oldu ha olacak
in a close future zf. yakın bir gelecekte
at close quarters zf. hemen hemen
at close quarters zf. yan yana
up-close zf. çok yakından
up-close zf. oldukça detaylı olarak
close to ed. yakın
close to ed. hemen hemen
close to ed. yakından
in close connection to ed. ile işbirliği halinde
close to ed. başucunda
close to ed. -e yakın
close by ed. -e yakın
not even close ünl. uzaktan yakından
not even remotely close ünl. uzaktan yakından
not even remotely close ünl. uzaktan yakından (alakası yok)
not even close ünl. uzaktan yakından (alakası yok)
the door won't close expr. kapı kapanmıyor
Phrasals
close off f. kapamak
close off f. izole etmek
close off f. geçişi kapamak
close on f. karşılıklı anlaşmaya varmak
close with f. razı olmak
close with f. izin vermek
close on f. üzerinde anlaşmak
close with f. kabul etmek
close with f. mutabık olmak
close with f. yaklaşmak
close with f. yakınlaşmak
close with f. yakın mesafeden çatışmak
close in f. etrafını sarmak
close in f. çember içine almak
close in f. çevresini sarmak
close in f. bir yerde kapalı kalmak
close in f. mahsur kalmak
close in f. mahsur bırakmak
close in f. kapalı bırakmak
close in f. çok yakında olmak
close in f. eli kulağında olmak
close in f. an meselesi olmak
close in f. (duygular, düşünceler) üstüne çökmek
close in f. (duygular, düşünceler) çepeçevre sarmak
close in f. içeri girmek
close in f. içeri dalmak
close in f. sıkıştırmak
close in f. kıstırmak
close in f. her yandan hücum etmek
close in f. yaklaşmak
close in f. eli kulağında olmak
close in on (one) f. etrafını sarmak
close in on (one) f. çember içine almak
close in on (one) f. çevresini sarmak
close in on (one) f. (duygular, düşünceler) üstüne çökmek
close in on (one) f. (duygular, düşünceler) çepeçevre sarmak
close in on (one) f. yaklaşmak
close in on (one) f. eli kulağında olmak
close off f. kendini (fikir, görüş) kapamak
close off f. gözünü kapamak
close off f. sırtını dönmek
close on f. (genelde ev için) satış ya da alış işlemini bitirmek
close on f. (genelde ev için) anahtarı teslim almak
close on something f. (genelde ev için) satış ya da alış işlemini bitirmek
close on something f. (genelde ev için) anahtarı teslim almak
close out f. dışarıda tutmak
close out f. içeri girmesini engellemek
close out f. uzak tutmaya çalışmak
close out f. stokta kalanları satmak
close out f. stoğu eritmek
close out f. malları elden çıkarmak
close out f. katılım süresi dolmak
close out f. başvuru süresini sona ermek
close out f. dışlamak, dışarıda bırakmak
close out f. dahil etmemek
close out f. kapatmak
close out f. sona erdirmek
close out f. tamamlamak
close out f. (hesap, şirket) kapatmak
close out f. (bir malın satışını) durdurmak
close something out f. stokta kalanları satmak
close something out f. stoğu eritmek
close something out f. malları elden çıkarmak
close something out f. katılım süresi dolmak
close something out f. başvuru süresini sona ermek
close to (someone or something) f. (birine veya bir şeye) kapalı olmak
close up f. (makine, cihaz) kapatmak
close up f. (ameliyatta) işlemi tamamlamak
close up f. (ameliyatın ardından) dikiş atmak
close up f. (yara, lezyon) kapanmak
close up f. (yara, çizik) kabuk bağlamak
close up f. sımsıkı kapanmak
close up f. mühürlenmek
close up f. mühür çekilmiş gibi olmak
close up f. (işyeri, dükkan) kepenkleri indirmek
close up f. (işyeri, dükkan) kapıya kilit vurmak
close up f. (işyeri, dükkan) kapısına kilit vurmak
close up f. (işyeri, dükkan) kapatmak
close someone up f. (ameliyatın sonunda) yarayı kapatmak
close someone up f. dikiş atmak
close someone up f. dikiş atıp ameliyatı bitirmek
close someone out of something f. birisine bir yerin kapılarını kapamak
close someone out f. birinin bir yere girmesini engellemek
close someone out f. birisine bir yerin kapılarını kapamak
close someone out of something f. birinin bir yere girmesini engellemek
close something off f. yolunu tıkamak
Phrases
close bargaining i. beş aşağı beş yukarı
close to zf. neredeyse
close to zf. ramak kala
close to zf. parmak kala
close to zf. hemen hemen
close to zf. yaklaşık
close to zf. aşağı yukarı
close to zf. neredeyse
close to zf. ramak kala
close to zf. parmak kala
close to zf. hemen hemen
close to zf. yaklaşık
close to zf. aşağı yukarı
close on zf. neredeyse
close on zf. ramak kala
close on zf. parmak kala
close on zf. hemen hemen
close on zf. yaklaşık
close on zf. aşağı yukarı
too close for comfort expr. az kalsın ayvayı yiyorduk
as close as a phone expr. bir telefon kadar yakın
if we pay (close) attention expr. dikkat edilirse
keep your friends close and enemies closer expr. dostlarını yakın düşmanlarını daha yakın tut
as close as heaven expr. cennet kadar yakın
keep friends close and enemies closer expr. dostlarını yakın düşmanlarını daha yakın tut
we were so close not any more than anyone else expr. hiç kimsenin olmadığı kadar yakındık birbirimize
closer than close expr. yakından daha yakın
close bargaining expr. üç aşağı beş yukarı
close to hand expr. yakınında
close to hand expr. elinin altında
close to hand expr. el altında
close to hand expr. uzanma mesafesinde
close to hand expr. ulaşılabilir mesafede
close to hand expr. hemen/anında kullanılabilir
close to hand expr. çok yakın
close to hand expr. eli kulağında
close to hand expr. an meselesi
close to hand expr. ha oldu ha olacak
close to hand expr. kapıda
Proverb
keep your friends close and your enemies closer su uyur düşman uyumaz
Colloquial
close to home f. hassas noktasına dokunmak
a close-run thing i. kıl payıyla kazanılan şey
a close-run thing i. ucuz kurtulunan durum
a close-run thing i. az farkla kazanılan şey
a close-run thing i. ucuz yırtılan durum
a close-run thing i. zar zor kazanılan şey
a close-run thing i. ucuz atlatılan durum
a close-run thing i. ucu ucuna kazanılan şey
a close-run thing i. kıl payıyla kurtulunan durum
a close thing i. ucu ucuna kurtulunan olay
a close thing i. kıl payıyla kurtulunan olay
a close thing i. ucuz yırtılan durum
a close thing i. ucuz atlatılan durum
a close thing i. kıl payıyla atlatılan durum
a close thing i. kıl payı
a close thing i. darı darına
a close thing i. ucu ucuna
a close thing i. az farkla
a close (or near) thing i. ucu ucuna kurtulunan olay
a close (or near) thing i. kıl payıyla kurtulunan olay
a close (or near) thing i. ucuz yırtılan durum
a close (or near) thing i. ucuz atlatılan durum
a close (or near) thing i. kıl payıyla atlatılan durum
close your eyes for one second i. bir saniyeliğine gözlerini kapat
a close finish i. kafa kafaya bitme (bir yarışın sonunda)
close season i. kapalı sezon
a close call i. kıl payı
a close call i. kıl payı kurtulma
close-run thing i. sonuçları birbirine çok yakın yarış, yarışma ya da seçim
a close friend of mine i. yakın bir arkadaşım
a close friend of mine i. yakın bir dostum
a close call i. zor kurtulma
close out s. stokta kalanları satan
close out s. stoğu eriten
close out s. malları elden çıkaran
close out s. büyük indirimle satan
pretty close s. oldukça yakın
close to the mark s. kabul sınırını aşmış
close the door on your way out expr. çıkarken kapıyı kapat
close on one's heels expr. hemen peşi sıra
close enough to use the same toothpick expr. etle tırnak gibi
close to the mark expr. hemen hemen doğru
close but no cigar expr. neredeyse olacaktı
close the door please expr. kapıyı kapat lütfen