pull - Türkçe İngilizce Sözlük

pull

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pull — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çekmek, sürüklemek, cazibe
Okunuş (IPA):
(AmE /pʊl/ – BrE /pʊl/)
Terim Türü:
Fiil: pull (pulls – pulled – pulling); İsim: pull (pulls)
Bir nesneyi kendine doğru hareket ettirmeyi; mecazi olarak da etki gücünü tanımlayan kelimedir. Eski İngilizce pullian kökünden evrilmiştir. Fizik, spor ve sosyal ilişkiler bağlamında kuvvet uygulama ya da nüfuz oluşturma anlamında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
tug, draw
Zıt Anlamlılar:
push

"pull" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pull f. çekmek
They worked hard to pull new investors.
Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar.

More Sentences
Genel
pull i. çekme
Why don't you give a pull on the rope?
Şu halatı bir çeksen olmaz mı?

More Sentences
pull i. çekicilik
His political achievements gave him a lot of pull.
Siyasi başarıları ona büyük bir çekicilik kazandırmıştır.

More Sentences
pull i. çekim
She couldn't resist the pull of maternal love.
Anne sevgisinin çekimine karşı koyamıyordu.

More Sentences
pull f. kenara çekmek (araba)
Tom was going 50 over the speed limit when the police pulled him over.
Polis onu kenara çektiğinde Tom hız sınırının 50 kat üzerinde gidiyordu.

More Sentences
pull f. gelmek
I think you'll pull through.
Bence üstesinden geleceksin.

More Sentences
pull f. kürek çekmek
There were four men pulling the boat.
Teknede kürek çeken dört adam vardı.

More Sentences
pull f. hareket etmek
This is a really important point, and one where Parliament and the Commission can now pull in the same direction.
Bu gerçekten önemli bir noktadır ve Parlamento ile Komisyon'un artık aynı yönde hareket edebileceği bir noktadır.

More Sentences
pull f. girmek
Tom saw a car pull into the driveway.
Tom garaj yoluna bir arabanın girdiğini gördü.

More Sentences
pull f. yolmak
Tom suggested that we help you pull weeds.
Tom yabani otları yolmana yardım etmemizi önerdi.

More Sentences
pull f. kalkmak (araba)
Our bus pulled up right on time.
Otobüsümüz tam zamanında kalktı.

More Sentences
pull f. koparmak
How did you pull that off?
Onu nasıl kopardın?

More Sentences
pull f. çevirmek (iş)
He wouldn't pull a stunt like that, would he?
Böyle bir numara çevirmez, değil mi?

More Sentences
pull f. çekmek
They worked hard to pull new investors.
Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar.

More Sentences
pull f. toplamak
He is expected to pull a lot of votes.
Çok sayıda oy toplaması bekleniyor.

More Sentences
pull f. doldurmak
Do you mind pulling me a lager?
Bana bir bira doldurur musun?

More Sentences
pull f. almak
This person may also pull credit reports on prospects and compile listings of available rental property.
Bu kişi ayrıca potansiyel müşteriler hakkında kredi raporları alabilir ve mevcut kiralık mülklerin listelerini derleyebilir.

More Sentences
pull f. çekilmek
He pulled away as I was about to hug him.
Ben ona sarılmak üzereyken geri çekildi.

More Sentences
Konuşma Dili
pull f. başarmak
We can't pull this off without Tom.
Tom olmadan bunu başaramayız.

More Sentences
Teknik
pull f. çekmek
They worked hard to pull new investors.
Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar.

More Sentences
Otomotiv
pull f. çekmek
They worked hard to pull new investors.
Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar.

More Sentences
Spor
pull i. çekme
Why don't you give a pull on the rope?
Şu halatı bir çeksen olmaz mı?

More Sentences
Genel
pull i. arka
pull i. teşvik
pull i. fırt
pull i. gayret
pull i. arka çıkma
pull i. piston
pull i. gerilim
pull i. çekiş
pull i. uğraşma
pull i. asılma
pull i. dayanıklılık
pull i. nüfuz
pull i. kürek çekme
pull i. harekete geçirme
pull i. torpil
pull i. tutamaç
pull i. zahmetli iş
pull i. yudum
pull i. etki
pull i. iltimas
pull i. kayırma
pull i. elcik
pull i. fermuarın tutup çekilmesini sağlayan minik sapı
pull i. tutamak
pull i. otorite
pull i. güç
pull f. desteklemek
pull f. asılmak
pull f. sürüklemek
pull f. kenara parketmek
pull f. nefes çekmek
pull f. içmek
pull f. yük çekmek
pull f. koymak
pull f. kazımak
pull f. kökünden sökmek
pull f. anormal bir şekilde esnemek
pull f. dört nala giden yarış atını durdurarak kazanmasını engellemek
pull f. harekete geçirmek
pull f. faaliyete sokmak
pull f. parçalamak
pull f. parçalara ayırmak
pull f. yazılı bir iz bırakmak
pull f. yerinden çıkarmak
pull f. bir durumdan kurtarmak
pull f. varilden çıkarmak
pull f. kutudan çıkarmak
pull f. mermiyi kovandan çıkarmak
pull f. kitabı yeniden ciltlemeden önce eskimiş yapısını çıkarmak
pull f. grev başlatmak
pull f. ayrılmak
pull f. cesaret ve hayal gücüyle yapmak
pull f. suç işlemek
pull f. ile suçlu olmak
pull f. kandırmak amacıyla söylemek veya yapmak
pull f. görev olarak yapmak
pull f. takınmak
pull f. elde etmek
pull f. güvence altına almak
pull f. üstünlük elde etmek
pull f. bir kimseye karşı üstün olduğunu hissettirmeye çalışmak
pull f. (at) gemine asılmak
pull f. (şahin) parçalayarak veya yakalayarak beslenmek
pull f. silah çekmek
pull f. (top) geriye doğru çekmek
pull f. bir şeyin içinden çıkmak
pull f. dikkat çekmek
pull f. müşteri çekmek
pull f. güçlü bir sempati duymak
pull f. şiddetle desteklemek
pull f. şiddetle teşvik etmek
pull f. bir hedef için birlikte çalışmak
pull f. deriden çekip çıkarmak
pull f. (yün, kıl) yolmak
pull f. ağaçtan toplamak
pull f. dalından toplamak
pull f. özütünü çıkarmak
pull f. özünü çıkarmak
pull f. (soğumakta olan şekeri) uzatıp kıvamlandırarak çekmek
pull f. çalıştırmak
pull f. aktive etmek
pull f. başlatmak
pull f. (kanıt veya nüsha) yazıcıda basmak
pull f. dokümante etmek
pull f. varsaymak
pull f. üstlenmek
pull f. sanmak
pull f. (harf) belirli bir formda basılmak
pull f. (kas) yaralayacak şekilde germek
pull f. yola koyulmak
pull f. hedefe yönelmek
pull f. rotasından şaşmamak
pull f. hedefine yaklaşmak
pull f. yüzünü buruşturmak
pull f. yüzünü ekşitmek
pull f. (at) biniciye direnmek
pull f. (belirli bir göreve) atanmak
pull f. (bot) … kürekli olmak
pull f. (dosya, form) seçmek
pull f. (dosya, form) erişmek
pull f. (dosya, form) açmak
pull f. tedavülden kaldırmak
pull f. piyasadan kaldırmak
pull f. meydana getirmek
Konuşma Dili
pull f. başarı ile gerçekleştirmek
pull f. gerçekleştirmek
pull f. yapmak
pull f. uygulamak
Ticaret/Ekonomi
pull i. iltimas
Teknik
pull i. çekiş (cam)
pull i. deneme baskısı
pull i. flanş
pull i. prova baskı
Bilgisayar
pull f. (oyun dışı düşman karakteri) savaşa veya belirlenen hedefe çekmek
pull expr. iste
Denizcilik
pull f. lava etmek
pull f. kürek çekerek ilerletmek
pull f. (bot) … sayıda kürekle ilerlemek
Mutfak
pull f. (pişmiş eti) diderek servis etmek
Spor
pull f. (kriket) topa vuruş duruşunun ters yönünde vurmak
pull f. (golf) topa vuruş duruşunun ters yönünden vurmak
Futbol
pull f. (amerikan futbolunda hücum kenar oyuncusu) top taşıyıcıya engel olmak için hücum hattından kenara geri dönmek
Beysbol
pull f. topa vuruş duruşunun ters yönünde vurmak
Boks
pull f. yumruğu engellemek
pull f. yumruğu yumuşatmak
Argo
pull f. … gibi davranmak
pull f. tavrını takınmak
pull f. havasına girmek

"pull" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pull off f. koparmak
pull up f. yukarı çekmek
Genel
ring pull i. kutu kola'nın çekilerek açılan kapağı
ring pull i. çek aç kapak
demand pull inflation i. talep enflasyonu
pull along snail i. tekerlekli salyangoz (oyuncak)
pull factors i. çeken faktörler
pull back i. geri çekilme
leg-pull i. işletme
leg-pull i. alay
pull-out i. çekme
pull-out i. çekilme
pull-off i. çekme
pull-up i. mola yeri
pull-off i. arabaların kısa süreli duraklama yapabilecekleri cep
pull-off i. konaklama tesisi
string-pull i. piston
pull-out i. çıkma
pull-along toy i. tekerlekli ve çekmeli oyuncak
pull-down shutter i. kepenk
pull-apart i. çek-ayır
pull and lift hoist i. cırcırlı çekme aygıtı
pull rod i. imdat freni kumanda çubuğu
pull rod i. el freni cer çubuğu
pull down menu i. çekme menu
pull of gravity i. yerçekimi
pull factor i. çekim etkisi yaratan etkenler
bollard pull i. çekme gücü
pull sofa i. çek yat
pull sofa i. çekyat
pull-up i. barfiks
beer pull i. bira musluğu
beer pull i. fıçı bira aleti
pull ring i. çekme halkası
pull-push toy i. çekmeli itmeli oyuncak
pull tab i. açma halkası
pull station i. yangın alarm butonu
pull station i. yangın muhbiri
bell pull i. kapı zili ipi
crow to pull i. kapatılmak istenen konu
crow to pull i. bulunacak hata
pull [dated] i. savaşma
pull in [uk] i. (kamyoncuların uğradığı) yol kenarında yer alan kafe
pull [dated] i. yarışma
pull chain i. (sifon çekmek için kullanılan) zincir
pull [dated] i. çabalama
pull [dated] i. mücadele
pull-through i. bir şeyin içinden geçirilen şey
pull-through i. namlu temizleme ipi
pull tab i. çekme kayışı
pull tab i. kaldırma kayışı
pull-through i. namlu temizleyici
pull-on i. giy-çık giyim ürünü
pull-on i. pratik giyim ürünü
push-pull microphone i. bas-çek mikrofon
zipper pull i. fermuar ucu
zipper pull i. fermuar başlığı
pull off f. soymak
pull someone's leg f. biriyle dalga geçmek
pull something to f. bir şeyi çekmek
pull wires for somebody f. torpil yaptırmak
pull away f. sıyrılmak
pull a long face f. surat asmak
pull up f. durmak
pull out f. kaçmak
pull someone's leg f. birine takılmak
pull to shreds f. didiklemek
pull in f. (araba) gelmek
pull something off f. fora etmek
pull at f. çekmek
pull up f. arabanın yolda durması
pull out a tooth f. diş çekmek
pull out of f. çıkmak (bir işten)
pull out all the stops f. var gücüyle çalışmak
pull someone over f. birini kendine doğru çekerek yere düşürmek
pull at somebody's heartstrings f. suistimal etmek
pull away f. ayrılmak
pull out f. çıkarmak
pull out f. çıkmak
pull away f. kaçan arabanın arayı açması
pull out f. yola çıkmak
pull through f. iyileştirmek
pull something over f. bir şeyi kendine doğru çekerek devirmek
pull strings for somebody f. torpil yaptırmak
pull one's leg f. kafa bulmak
pull at f. nefes çekmek (pipodan)
pull one's leg f. birisinin arkasından iş çevirmek
pull down f. yıkmak
have pull with f. (bir kurumda vb) bağlantısı olmak
pull someone's leg f. birini işletmek
pull a face f. surat asmak
pull off f. çekip çıkarmak
pull down f. yıkmak (binayı)
pull up stakes f. başka yere taşınmak üzere pılıyı pırtıyı toplayıp gitmek
pull up f. azarlamak
pull up to f. yetişmek
pull off f. zafer kazanmak
pull something over f. bir şeyi yaklaştırmak
pull on f. çekmek
pull in f. girmek (motorlu taşıt bir yere)
pull up at f. sürücü arabasını bir yerde durdurmak
pull out f. çıkmak (motorlu taşıt bir yere)
pull up to f. yakalamak
pull away f. hareket etmek
pull out f. diş çekmek
pull to pieces f. parçalamak
pull in one's belt f. masrafları azaltmak
pull something to f. bir şeyi çekerek kapamak
pull someone over f. birini yolun kenarına çekmek (polis arabayı sürmekte olan)
pull on f. çekelemek
pull off f. çıkarmak (giysiyi)
pull the rug from f. desteğini çekmek
pull down f. düşürmek
pull in f. çekmek
pull a fast one f. oyuna getirmek
pull someone in f. birini çekmek (bir yerin içine)
pull round f. kendine gelmek
pull through f. yardım etmek
pull oneself together f. kendine gelmek
pull someone's leg f. kandırmak
pull to the curb f. kenara çekmek
pull away f. çekmek
pull in f. hapse atmak
pull down f. aşağı çekmek
pull one's leg f. birini işletmek
pull away f. kalkmak
pull up with f. yetişmek
pull votes f. oy toplamak
pull something over f. bir şeyi çekerek yaklaştırmak
pull something apart f. bir şeyi çekerek aralamak
pull in opposite directions f. çekişmek
pull at one's heartstrings f. yüreğini cız ettirmek
pull out f. uzatmak
pull one's leg f. biriyle dalga geçmek
pull along f. çekmek
pull through f. kurtulmak
pull on f. sıkmak
pull somebody down f. zayıf düşürmek
pull a bloomer f. gaf yapmak
pull something down f. yıkmak
pull up f. sökmek
pull out f. silah çekmek
pull up f. kaldırmak
pull a boner f. büyük bir gaf yapmak
pull round f. iyileşmek
pull one's rank f. üstünlüğünü kabul ettirmek
pull through f. iyileşmek
pull someone over f. birini kendine doğru çekerek yere yıkmak
pull a fast one on somebody f. kazık atmak
pull over f. arabayı yolun kenarına çekmek