| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | pull f. | çekmek | ||
|
They worked hard to pull new investors. Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | pull i. | çekme | ||
|
Why don't you give a pull on the rope? Şu halatı bir çeksen olmaz mı? More Sentences |
||||
| Genel | pull i. | çekicilik | ||
|
His political achievements gave him a lot of pull. Siyasi başarıları ona büyük bir çekicilik kazandırmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | pull i. | çekim | ||
|
She couldn't resist the pull of maternal love. Anne sevgisinin çekimine karşı koyamıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | kenara çekmek (araba) | ||
|
Tom was going 50 over the speed limit when the police pulled him over. Polis onu kenara çektiğinde Tom hız sınırının 50 kat üzerinde gidiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | gelmek | ||
|
I think you'll pull through. Bence üstesinden geleceksin. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | kürek çekmek | ||
|
There were four men pulling the boat. Teknede kürek çeken dört adam vardı. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | hareket etmek | ||
|
This is a really important point, and one where Parliament and the Commission can now pull in the same direction. Bu gerçekten önemli bir noktadır ve Parlamento ile Komisyon'un artık aynı yönde hareket edebileceği bir noktadır. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | girmek | ||
|
Tom saw a car pull into the driveway. Tom garaj yoluna bir arabanın girdiğini gördü. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | yolmak | ||
|
Tom suggested that we help you pull weeds. Tom yabani otları yolmana yardım etmemizi önerdi. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | kalkmak (araba) | ||
|
Our bus pulled up right on time. Otobüsümüz tam zamanında kalktı. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | koparmak | ||
|
How did you pull that off? Onu nasıl kopardın? More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | çevirmek (iş) | ||
|
He wouldn't pull a stunt like that, would he? Böyle bir numara çevirmez, değil mi? More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | çekmek | ||
|
They worked hard to pull new investors. Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | toplamak | ||
|
He is expected to pull a lot of votes. Çok sayıda oy toplaması bekleniyor. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | doldurmak | ||
|
Do you mind pulling me a lager? Bana bir bira doldurur musun? More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | almak | ||
|
This person may also pull credit reports on prospects and compile listings of available rental property. Bu kişi ayrıca potansiyel müşteriler hakkında kredi raporları alabilir ve mevcut kiralık mülklerin listelerini derleyebilir. More Sentences |
||||
| Genel | pull f. | çekilmek | ||
|
He pulled away as I was about to hug him. Ben ona sarılmak üzereyken geri çekildi. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | pull f. | başarmak | ||
|
We can't pull this off without Tom. Tom olmadan bunu başaramayız. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | pull f. | çekmek | ||
|
They worked hard to pull new investors. Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | pull f. | çekmek | ||
|
They worked hard to pull new investors. Yeni yatırımcıları çekmek için çok çalıştılar. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | pull i. | çekme | ||
|
Why don't you give a pull on the rope? Şu halatı bir çeksen olmaz mı? More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | pull i. | arka | ||
| Genel | pull i. | teşvik | ||
| Genel | pull i. | fırt | ||
| Genel | pull i. | gayret | ||
| Genel | pull i. | arka çıkma | ||
| Genel | pull i. | piston | ||
| Genel | pull i. | gerilim | ||
| Genel | pull i. | çekiş | ||
| Genel | pull i. | uğraşma | ||
| Genel | pull i. | asılma | ||
| Genel | pull i. | dayanıklılık | ||
| Genel | pull i. | nüfuz | ||
| Genel | pull i. | kürek çekme | ||
| Genel | pull i. | harekete geçirme | ||
| Genel | pull i. | torpil | ||
| Genel | pull i. | tutamaç | ||
| Genel | pull i. | zahmetli iş | ||
| Genel | pull i. | yudum | ||
| Genel | pull i. | etki | ||
| Genel | pull i. | iltimas | ||
| Genel | pull i. | kayırma | ||
| Genel | pull i. | elcik | ||
| Genel | pull i. | fermuarın tutup çekilmesini sağlayan minik sapı | ||
| Genel | pull i. | tutamak | ||
| Genel | pull i. | otorite | ||
| Genel | pull i. | güç | ||
| Genel | pull f. | desteklemek | ||
| Genel | pull f. | asılmak | ||
| Genel | pull f. | sürüklemek | ||
| Genel | pull f. | kenara parketmek | ||
| Genel | pull f. | nefes çekmek | ||
| Genel | pull f. | içmek | ||
| Genel | pull f. | yük çekmek | ||
| Genel | pull f. | koymak | ||
| Genel | pull f. | kazımak | ||
| Genel | pull f. | kökünden sökmek | ||
| Genel | pull f. | anormal bir şekilde esnemek | ||
| Genel | pull f. | dört nala giden yarış atını durdurarak kazanmasını engellemek | ||
| Genel | pull f. | harekete geçirmek | ||
| Genel | pull f. | faaliyete sokmak | ||
| Genel | pull f. | parçalamak | ||
| Genel | pull f. | parçalara ayırmak | ||
| Genel | pull f. | yazılı bir iz bırakmak | ||
| Genel | pull f. | yerinden çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | bir durumdan kurtarmak | ||
| Genel | pull f. | varilden çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | kutudan çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | mermiyi kovandan çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | kitabı yeniden ciltlemeden önce eskimiş yapısını çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | grev başlatmak | ||
| Genel | pull f. | ayrılmak | ||
| Genel | pull f. | cesaret ve hayal gücüyle yapmak | ||
| Genel | pull f. | suç işlemek | ||
| Genel | pull f. | ile suçlu olmak | ||
| Genel | pull f. | kandırmak amacıyla söylemek veya yapmak | ||
| Genel | pull f. | görev olarak yapmak | ||
| Genel | pull f. | takınmak | ||
| Genel | pull f. | elde etmek | ||
| Genel | pull f. | güvence altına almak | ||
| Genel | pull f. | üstünlük elde etmek | ||
| Genel | pull f. | bir kimseye karşı üstün olduğunu hissettirmeye çalışmak | ||
| Genel | pull f. | (at) gemine asılmak | ||
| Genel | pull f. | (şahin) parçalayarak veya yakalayarak beslenmek | ||
| Genel | pull f. | silah çekmek | ||
| Genel | pull f. | (top) geriye doğru çekmek | ||
| Genel | pull f. | bir şeyin içinden çıkmak | ||
| Genel | pull f. | dikkat çekmek | ||
| Genel | pull f. | müşteri çekmek | ||
| Genel | pull f. | güçlü bir sempati duymak | ||
| Genel | pull f. | şiddetle desteklemek | ||
| Genel | pull f. | şiddetle teşvik etmek | ||
| Genel | pull f. | bir hedef için birlikte çalışmak | ||
| Genel | pull f. | deriden çekip çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | (yün, kıl) yolmak | ||
| Genel | pull f. | ağaçtan toplamak | ||
| Genel | pull f. | dalından toplamak | ||
| Genel | pull f. | özütünü çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | özünü çıkarmak | ||
| Genel | pull f. | (soğumakta olan şekeri) uzatıp kıvamlandırarak çekmek | ||
| Genel | pull f. | çalıştırmak | ||
| Genel | pull f. | aktive etmek | ||
| Genel | pull f. | başlatmak | ||
| Genel | pull f. | (kanıt veya nüsha) yazıcıda basmak | ||
| Genel | pull f. | dokümante etmek | ||
| Genel | pull f. | varsaymak | ||
| Genel | pull f. | üstlenmek | ||
| Genel | pull f. | sanmak | ||
| Genel | pull f. | (harf) belirli bir formda basılmak | ||
| Genel | pull f. | (kas) yaralayacak şekilde germek | ||
| Genel | pull f. | yola koyulmak | ||
| Genel | pull f. | hedefe yönelmek | ||
| Genel | pull f. | rotasından şaşmamak | ||
| Genel | pull f. | hedefine yaklaşmak | ||
| Genel | pull f. | yüzünü buruşturmak | ||
| Genel | pull f. | yüzünü ekşitmek | ||
| Genel | pull f. | (at) biniciye direnmek | ||
| Genel | pull f. | (belirli bir göreve) atanmak | ||
| Genel | pull f. | (bot) … kürekli olmak | ||
| Genel | pull f. | (dosya, form) seçmek | ||
| Genel | pull f. | (dosya, form) erişmek | ||
| Genel | pull f. | (dosya, form) açmak | ||
| Genel | pull f. | tedavülden kaldırmak | ||
| Genel | pull f. | piyasadan kaldırmak | ||
| Genel | pull f. | meydana getirmek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | pull f. | başarı ile gerçekleştirmek | ||
| Konuşma Dili | pull f. | gerçekleştirmek | ||
| Konuşma Dili | pull f. | yapmak | ||
| Konuşma Dili | pull f. | uygulamak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | pull i. | iltimas | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | pull i. | çekiş (cam) | ||
| Teknik | pull i. | deneme baskısı | ||
| Teknik | pull i. | flanş | ||
| Teknik | pull i. | prova baskı | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | pull f. | (oyun dışı düşman karakteri) savaşa veya belirlenen hedefe çekmek | ||
| Bilgisayar | pull expr. | iste | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | pull f. | lava etmek | ||
| Denizcilik | pull f. | kürek çekerek ilerletmek | ||
| Denizcilik | pull f. | (bot) … sayıda kürekle ilerlemek | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | pull f. | (pişmiş eti) diderek servis etmek | ||
| Spor | ||||
| Spor | pull f. | (kriket) topa vuruş duruşunun ters yönünde vurmak | ||
| Spor | pull f. | (golf) topa vuruş duruşunun ters yönünden vurmak | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | pull f. | (amerikan futbolunda hücum kenar oyuncusu) top taşıyıcıya engel olmak için hücum hattından kenara geri dönmek | ||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | pull f. | topa vuruş duruşunun ters yönünde vurmak | ||
| Boks | ||||
| Boks | pull f. | yumruğu engellemek | ||
| Boks | pull f. | yumruğu yumuşatmak | ||
| Argo | ||||
| Argo | pull f. | … gibi davranmak | ||
| Argo | pull f. | tavrını takınmak | ||
| Argo | pull f. | havasına girmek | ||