IN - Türkçe İngilizce Sözlük

IN

"IN" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
in zf. içeri
in ed. içinde
in zf. içeride
Genel
in i.
in i. makam sahibi kimse
in i. iktidardaki kimse
in i. yetkili makama ve iktidara yakın kimse
in i. nüfuz sahibi kimse
in i. etki
in i. nüfuz
in i. kenar
in i. köşe
in i. inç
in i. giriş fırsatı
in f. toplamak
in f. bir araya getirmek
in s. gözde
in s. içeri doğru yönelen
in s. mevsimi gelmiş
in s. iktidardaki
in s. örtülü
in s. çok moda olan
in s. görev başında
in s. yerinde
in s. iktidarda olan
in s. moda
in s. tutulan
in s. gelmiş olan
in s. giymiş
in s. dahili
in s. içeride olan
in s. tam yerinde olan
in s. uygun konumda olan
in s. bağlantıda olan
in s. çalışır durumda olan
in s. iktidar sahibi
in s. vuruş sırası gelen
in s. içeri doğru duran
in s. giren
in s. gelen
in s. güvenilir kaynaktan gelen
in s. belirli bir grupla ilgili
in s. yalnızca belirli bir grubun bildiği
in s. yeniliklere meraklı ve zeki
in s. tamamlanmış
in s. toplanmış
in s. bir araya getirilmiş
in s. sayılmış
in s. bol
in s. mevcut
in s. dahil
in zf. ile
in zf. içerde
in zf. kullanarak
in zf. bakımından
in zf. iken
in zf. açısından
in zf. elinde
in zf. halinde
in zf. içeriye
in zf. durumunda
in zf. içine
in zf. vasıtasıyla
in zf. evde
in zf. içeri
in zf. bünyesinde
in zf. cinsinden
in zf. tamamlanmış bir şekilde
in zf. bitmiş bir şekilde
in zf. aşikar
in zf. apaçık ortada
in zf. halihazırda
in zf. belirli bir görevde
in zf. belirli bir işte
in zf. belirsizlikten netliğe
in zf. süresiz bir şekilde
in zf. belirsiz bir şekilde
in zf. belirli bir yönde
in zf. bir noktaya doğru
in zf. yakınına doğru
in zf. yanına
in zf. göğüs göğse
in zf. çok yakından
in zf. (soyut bir şeyle) yavaş yavaş etrafını saracak şekilde
in zf. yerine
in zf. uygun bir şekilde
in zf. belirli bir yere
in zf. belirli bir yere doğru
in zf. belirli bir yerde
in zf. iş yerinde
in zf. varış noktasında
in zf. seyahat bitiş noktasında
in zf. doğru yerde
in zf. tam yerinde
in zf. etrafını saracak şekilde
in zf. hapsedecek şekilde
in zf. hapiste
in zf. görevde
in zf. elinde
in zf. ile iyi geçinir şekilde
in zf. ile belirli bir ilişkide
in zf. mutlak galibiyet kazanmış bir şekilde
in zf. modaya uygun bir şekilde
in zf. trend
in zf. yanan bir şekilde
in zf. ışıklı bir şekilde
in zf. mevsiminde
in zf. (bir şeyin) başlangıcından sonra
in zf. dibe
in zf. -de
in zf. -da
in zf. içinde
in zf. içerisinde
in zf. (oyunda) atış yaparak
in zf. (vurucunun durduğu köşeyi geçerek) sayı alacak şekilde
in zf. seçimi kazanmış durumda
in zf. -den
in zf. -dan
in zf. gelmiş olan
in zf. -de/-da
in ed. göre
in ed. da
in ed. üzere
in ed. olarak
in ed. içindeki
in ed. içinde
in ed. sonunda
in ed. sonra
in ed. -a
in ed. -ken
in ed. -e
in ed. -de
in ed. -den yapılmış
in ed. -da
in ed. sırasında
in ed. esnasında
in ed. (bir malın) ticaretini yapmakta
in ed. (bir durumun) içine batmış
in ed. (bir şey) içinde yüzen
in ed. (giysiler) içerisinde
in ed. (bir şey) ile kaplanmış
in ed. (fizyolojik süreç) geçirmekte olan
in ed. kendi içinde
in ed. özünde
in ed. ile ruhsal birlik içinde
in ed. gücü altında
in ed. kontrolü altında
in ed. düzeniyle
in ed. sırasıyla
in ed. stilinde

"IN" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 23 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
in cave i.
Genel
in burrow i.
in hole i.
in lair i.
in couch i.
in cavern i.
in den i.
in earth i.
in lodge i.
in nest i.
in lie i.
in latibulum i.
in pad i.
in pipe i.
in squat i.
in spelunk [obsolete] i.
in spelunc i.
Zooloji
in tunnel i.
in hold i.
in holt i.
in hover [dialect] i.
Çevre
in house i.
Eski Kullanım
in shed i.

"IN" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pain in the ass i. baş belası (argo)
pain in the neck i. baş belası
the beginning of the day's fast in ramadan i. imsak
be stuck in f. mahsur kalmak
get in f. (arabaya) binmek
call in f. (birini ) (bir yere) çağırmak
give in f. pes etmek
call in f. yardım çağırmak
rein in f. dizginlemek
put in order f. sıraya koymak
tuck in f. sokmak
put in order f. düzenlemek
participate in f. iştirak etmek
get in somebody's hair f. rahat bırakmamak
get in somebody's hair f. rahat vermemek
get in somebody's hair f. başının dibinden ayrılmamak
show interest in f. rağbet göstermek
in love s. aşık
built-in s. gömme
in charge s. görevli
in charge s. sorumlu
built-in s. ankastre
in low spirits s. keyfi yerinde değil
in low spirits s. keyifsiz
in a dress s. elbiseli
in order zf. sırayla
in quiet zf. sessizce
in the future zf. ileride
in any case zf. her halükarda
in general zf. genel olarak
in fact zf. doğrusu
in time zf. zamanla
in general zf. genellikle
in any case zf. her durumda
in short zf. kısacası
in vain zf. beyhude
in a little while zf. birazdan
in vain zf. boşu boşuna
in vain zf. boşuna
in general zf. genelde
in sum zf. özetle
in silence zf. sessizce
in person zf. bizzat
in turn zf. sırayla
in advance zf. önceden
in full zf. eksiksiz
in advance zf. peşin
in dribs and drabs zf. azar azar
in cash zf. peşin
in short zf. özetle
in this zf. bunda
in a messy way zf. dağınıkça
in direct proportion to ed. ile doğru orantılı olarak
in front of ed. önünde
in fact zf. aslında
be in conflict f. çatışma halinde olmak
in what follows zf. devamında
Genel
puritan movements in literature i. edebiyatta puritan hareketleri
jews in the motion picture industry i. sinema endüstrisinde yahudiler
liquid in metal thermometer i. metal hazneli sıvılı termometre
nurses in the family i. bakıcı aile fertleri
professor in ordinary i. ordinaryüs
the party in power i. iktidar partisi
exoticism in art i. sanatta egzotizm
any of three radiations of heat falling in succession from the sun to the air i. cemre
romanticism in literature i. edebiyatta romantizm
project method in teaching i. öğretimde proje metodu
cash-in advance i. peşin ödeme
space in economics i. ekonomide mekan
adjustment in marriage i. evlilikte uyum
sexual deviation in literature i. edebiyatta cinsel değişim
guarantee in kind i. ayni teminat
sex discrimination in employment i. istihdamda cinsiyet ayrımcılığı
slap in the face i. şamar
sailors in literature i. edebiyatta denizciler
symbolism in music i. müzikte sembolizm
landed proprietor in ottoman empire i. ayan
the man in the street i. sokaktaki adam
costume in art i. sanatta giysi
the red crescent in turkey i. kızılay
aggressiveness in children i. çocuklarda saldırganlık
principle factors in need of strengthening i. güçlendirilmesi gereken temel noktalar
nonverbal communication in the workplace i. iş yerinde sözsüz iletişim
sex in marriage i. evlilikte cinsellik
mass media in health education i. sağlık eğitiminde televizyon
deep in thought i. derin düşünce
official address in ottoman empire i. efendi
decentialization in government i. hükümette yerinden yönetim
monsters in literature i. edebiyatta canavarlar
abounding in i. ile dolu (çok)
senses and sensation in children i. çocuklarda duyular ve duygu
in high feather i. neşeli
gift or money for poor guests in ottoman empire i. diş kirası
service pay in ottoman empire i. ulûfe
increase in value i. kıymet artışı
burned in image i. izi kalan görüntü
television in education i. eğitimde televizyon
in the gathering darkness i. gittikçe basan karanlıkta
assistant to a professor in an islamic university i. muid
consciousness in literature i. edebiyatta bilinç
marginality in social literature i. sosyal edebiyatta marjinallik
courtesy in literature i. edebiyatta nezaket
intercultural communication in motion pictures i. sinemada kültürlerarası iletişim
marriage in necessity i. zorunlu evlilik
handicapped in motion pictures i. sinemada engelliler
women in motion pictures i. sinemada kadınlar
the necessity to act in conformity of the instructions of the chief responsible for the protection of the building i. bina korunma amirinin talimatlarına uyma zorunluluğu
contract of employment in ottoman empire i. icare akdi
children’s home in ottoman empire i. sanayi mektebi
in harness i. iş başında
wage in kind i. ayni ücret
idea in mind i. imge
tenancy in common i. ortak kiracılık
social status in literature i. edebiyatta sosyal statü
sticking in i. sokma
commerce in literature i. edebiyatta ticaret
clerk in holy orders i. rahip
public health law in turkey i. umumi hıfzıssıhha kanunu
person in need of nursing i. bakıma muhtaç kimse
confinement in an asylum i. akıl hastanesine kapatılma
black english in literature i. edebiyatta siyah ingilizcesi
bridges in art i. sanatta köprüler
opium habit in literature i. edebiyatta afyon alışkanlığı
extraordinary tax in ottoman empire i. avarız
istanbul in art i. sanatta istanbul
oven made in a hole in the earth i. tandır
motion pictures in propaganda i. propaganda sineması
truth in literature i. edebiyatta gerçek
landscape in literature i. edebiyatta peyzaj
communication in organizations i. örgütlerde iletişim
letters in literature i. edebiyatta mektuplar
creative ability in technology i. teknolojide yaratıcılık yeteneği
old age in literature i. edebiyatta yaşlılık
human body in literature i. edebiyatta insan bedeni
skill courses for unemployed young persons in turkey i. beceri kazandırma programları
stick in the mud i. uyuşuk
city and town life in literature i. edebiyatta şehir ve kasaba hayatı
light in architecture i. mimaride ışık
change in shape i. biçim değişmesi
minced liver wrapped in lamb's fat i. ciğer sarması
realism in literature i. edebiyatta realizm
a man in my position i. benim durumumda olan bir adam
slavery and slaves in literature i. edebiyatta kölelik ve köleler
subject discussed in the article i. makalede işlenen konu
specialist in judicial affairs i. adliyeci
length in metres i. metraj
east and west in literature i. edebiyatta doğu ve batı
contributions in theory of knowledge i. bilgi teorisinde makaleler
clerk in holy orders i. papaz
mummies in literature i. edebiyatta mumyalar